Abdulmuttalip SAĞLAR

ODTÜ

 

Sıfır bir dizisi son günlerde sosyal medyada sıkça karşılaştığımız için tekrardan sohbetlerimizin bir konusu haline geldi. İzlenmeye başladığı ilk günlerden itibaren süren suça özendirme tartışmaları da öne çıktı. Bu yazıda Sıfır bir dizisini ve suça sürüklenen çocuk kavramını beraber inceleyelim.

“Abiler ve kardeşler”

Adana’nın Hürriyet Mahallesinde hırsızlık yaparak geçimini sağlayan bir arkadaş grubunun kazandığı paradan haraç vermemek için başladığı silahlı çete hesaplaşmaları silsilesi dizi boyunca sürüyor. Abilerin ve kardeşlerin ayrımı göze çokça çarpıyor ve kardeşler neredeyse her sezon değişiyor. Çünkü kardeşler ya suçları üstlenip yıllara bağlanıyor ya da çatışmalarda ölüyorlar. Ama yaşadıkları bu düzen değişmediği için mahalleden yeni gençler yerlerini alıyor ve abileri ya onların ‘intikamı’ için yeni çatışmalara giriyor ya da bunlar için silah ve para arayışına. Nasıl ki hayatın her alanında parası olanın avantajı oluyorsa çete savaşlarında da aynı durum yaşanıyor. Bu bahsettiğimiz abilerin suça karışıp ceza yatan veya hayatını kaybeden gençlerin ailelerine ve kendilerine karşı da ekonomik sorumlulukları oluyor elbette. Kendileri için hapis yatan gence güzel kıyafetler alıp harçlık yatırmayı da ihmal etmiyorlar ki yarın başka gençler onlar için savaşmaktan korkmasın...

Oyun arkadaşlığından suç ortaklığına

Dizimizin başrollerinden Savaş’ın ailesi, o ilkokul çağındayken yeni bir hayat kurmak için bir Kürt ilinden Çukurova’ya göç etmiş, ancak orada da geçim sıkıntısıyla karşılaşmıştır.

O günlerde Savaş yeni tanıştığı arkadaşları Özgür ve Cio ile birlikte kardeşini sevindirmek için civciv çalmak, babasının borçlarını ödemesi için para çalmak gibi yoksulluğun şekillendirdiği görece masum niyetlerle suç işlemeye başlıyorlar. Mahallede kurulan masumane arkadaşlık 7-8 yaşındaki çocukların suç ortaklığına dönüşüyor. Hayatlarının geri kalanı da suç etrafında şekilleniyor. Bu gibi hikayeler gerçek hayatta da sıkça karşımıza çıkıyor. Çocukken beraber misket, top ve taso oynayanlar, büyüdüklerinde çeteleşerek hâkimiyet, para ve kan davaları uğruna rakip gruplarla kanlı bir rekabete giriyor. Bu rekabetlerin hâkim olduğu yoksul mahallelerinde doğup büyüyen çocuklara mahalle abilerinin harçlık vermesi bile kolaylıkla bu çocukları “abilerinin kardeşleri” yapıp içerisinde bulunulan şiddet sarmalında kullanışlı birer genç haline getirebiliyor. Başlarına bir iş gelirse ailesine bakılacağı söyleniyor, çalışarak kazanamayacakları parayı abilerine kardeşlik yaparak kazanıyorlar. Kıskanarak baktıkları marka kıyafetlerden giyebiliyor, lüks arabalara ve motorlara binebiliyorlar. Yoksulluğu, eşitsizliği ortadan kaldırmaya yönelik bir tartışmadan haberleri dahi olamadan bu parayı en kısa yoldan kazanmaya başlıyorlar.

Bu yola sürüklenenlerin birçoğu ise ya ölüyor ya cezaevine giriyor ya da yurt dışında firari yaşıyor.

Devlet bu sorunu çözemez mi?

Toplumda yaşanan bu sorunlara devletin kayıtsız kaldığını söylemek yanlış olur; nitekim çete operasyonları haberleriyle sıkça karşılaşıyoruz. Ancak bu operasyonlarla hedeflenen, suçu üreten toplumsal koşulları ortadan kaldırmak değil; suçluların bir kısmını cezalandırmak, diğer kısmını ise çıkar ilişkileriyle kontrol altında ve her an kullanılabilir bir hâlde tutmak oluyor. Çocukları suça sürükleyen yoksulluk, geleceksizlik, eğitimsizlik sorunlarını çözüme kavuşturmaktansa “Çocukları Koruma Kanunu” çıkarıp suça sürüklenen çocukların daha fazla ceza alacağı koşulları yaratıyor. Patronların kârından başka derdi olmayan saray rejiminin çocuklara ve gençlere vaadettiği şeyler ya ülkedeki 2 milyon çocuk işçi gibi sermayenin çıkarlarına hizmet etmek ya şiddetin hâkim olduğu sokaklarda yitip gitmek ya da eğitim hayatına devam edip yoksulluk ve gelecek kaygısıyla yıllar geçirmek, okurken çalışmak zorunda kalmaktır.

Çözüm uyuşturucuya savaş açmak mı?

Sıfır bir dizisinde de gerçek hayattaki çetecilik örneklerinde de bazı kötülüklerle mücadele ediliyormuş gibi bir yanılgıya düşmemek gerekir. Ne uyuşturucuya ne de hayattaki diğer sorunlara karşı biz gençleri birilerinin küçük ya da büyük egemenliğine kurban edecek yollarla mücadele etmeyelim. Ama öyle ah vah etmekle de olmaz. Kalkıp bir şeyler de yapalım. Çocuk yaşta iş cinayetlerinde katledilmediğimiz, suça sürüklenmediğimiz, para ve güç için birbirimizle rekabet etmediğimiz bir düzeni kurmak için mücadele edelim. Çalıştığımız iş yerinde, okuduğumuz okulda, yaşadığımız mahallede bir araya gelip her birimizin kurtuluşu olan örgütlü mücadelemizi büyütelim.     

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.