Emir ŞIH

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi

 

“-Herkes bir yerlere kaçıyor...

-Çünkü gidecek bir yerleri var, bizim hikayemiz ise tam bu sokakta çekiliyor.”

Ziad Doueiri’nin “West Beirut” filminde Tarek adlı karakterin sömürgeci eğitim sistemine karşı yaptığı küçük bir şaka, filmin devamında olacaklara dair bir işaret niteliğinde. Marsilya Milli Marşı’nın Beyrut’taki özel bir Fransız okulunda Beyrutlu çocuklara okutulması, filmin devamında da göreceğimiz “Fransa burayı sizin için kurtardı, inşa etti, sınırlarını çizdi ve size barışı öğretti” şiarının bir parçası olduğu asimile düzenini gözler önüne seriyor. Bunun karşısında duran Tarek, marş okunduğu sırada elinde bir megafonla avazı çıktığı kadar bağırarak Lübnan Milli Marşı’nı okumaya başlar. Ona katılan öğrenciler gururla marşı söylerken Tarek ceza alır. Sınıftan atılan Tarek, koridora çıktığında tarihi bir olaya tanık olur. Lübnan İç Savaşı’nın başlangıç noktası olarak kabul edilen Filistinli-Müslüman bir grup insana karşı 13 Nisan 1975’ te yapılan otobüs saldırısını pencereden izler.

Hristiyanları ve Müslümanları ayıran yeşil bir hat var

Filmin ilerleyen kısmında çerçeve daralırken, aile yapısı da dahil olmak üzere dönemin sosyo-kültürel yapısı da göz önüne çıkmaya başlıyor. Bu esnada karşımıza çıkan Omar karakteriyle Tarek’in arkadaşlığı konu alınıyor. Bu arkadaşlığın yaşanan coğrafyadan ötürü sınıfsal farkları bir kenara bırakarak aynı amaçlar içinde geliştiğini görüyoruz. Ve bu hikâyeye savaş nedeniyle Müslüman-Hristiyan olarak ikiye bölünen Beyrut’un Müslüman tarafında sıkışıp kalan ve Hristiyan olan May dahil oluyor. Beyrut, Hristiyan Doğu ve Müslüman Batı olarak şekillenirken, bu üçlü bir sürü belaya bulaşıp kurtuluyor. Trajikomik süreçlerden geçen karakterlerimiz, başlarına gelen her olayda kendilerini şehri ortadan ikiye bölen “Yeşil Hat”ta buluyorlar ve mezhepleri ideolojisi olmuş insanlar tarafından sürekli sorgulanıyorlar. Bu esnada üç arkadaş farklılıklarının bir önemi olmadığını gördüklerinde arkadaş bağları giderek gelişiyor.

İnsanları yan yana getiren mezhepler değil dayanışmadır

Doueiri hiçbir zaman mezhepçilik kelimesini kullanmamasına rağmen mezhepçiliğin işleyişini bize açıkça gösteriyor. Üç çocuğun bu yıpratıcı ideolojinin etrafından dolanacak yollar bulması, May’i gizlemeleri, bölgeden geçmek için bahaneler üretmeleri ve savaşın devlet ölçeğinde dayattığı kuralları arkadaşlık bağlarıyla reddetmeleri; filmin ana argümanını en güçlü hissettirdiği anlardandır. Onları veyahut insanları bir arada tutan şey her neyse bir mezhep değil. Tam tersine, mezhepsel bir düzenin zor kullanarak sürekli kesintiye uğratmak zorunda olduğu türden sıradan bir dayanışmadır. Çünkü kendi hâline bırakıldığında insanların bu dayanışması zaten ayakta kalır. Ancak bu dayanışmanın sınıfsal bir boyutu da var. Kendi yaşadıkları kesime göre ekonomik olarak daha avantajlı olan Tarek’in ailesi gördüğümüz kadarıyla savaşın en ağır bedelini ödeyenlerden değildi. Babası Riad hala bir şeylerin düzelebileceğine olan inancıyla hareket edip siyasi olarak sol çizgiye daha yakın davranıyor. Bunun tarihi vurumu da kesinlikle göz ardı edilemez. Babasının fikirleri iç savaş sırasında mezhepsiz, laik ve bağımsız bir Lübnan fikrini yayan bölgenin komünist-sosyalist partilerini doğrulayacak yönde. Bu sırada ailesinde yaşanan tartışmalar Riad’ı düşünceleriyle eşine karşı farklı bir yere koysa dahi bir siyasal hafızayı barındırarak tartışmalardan bağımsız bu yapıyı her şeye rağmen korumaya devam ediyor. Film; bu ailenin ayrıcalıklarını ellerindeki kimlik kartlarıyla, arabalarıyla ve maddi imkanlarıyla orta sınıf düzeyinde ve istekleri doğrultusunda ülkeyi dahi terk edebilecek konumda olmalarıyla gösterirken, aynı yıl yoksul mahallerde yaşayan ve toplumda göz ardı edilen işçi sınıfının nasıl katledildiği gerçeğini maalesef bize yansıtmıyor. Yaşananların bizim izlediğimiz rahat bir apartman dairesinin çevresinde olanlardan ibaret olmadığını ve yoksullara karşı yürütülen savaşın ne kadar keskin olduğunu biliyoruz.

Tek tarafsız bölge genelev

Filmin devamında ise en önemli unsurlardan biri, devletin çöküşünden sonra geriye ne kaldığını gösteren Oum Walid’in genelevidir. Burası, din fark etmeksizin savaşın her iki tarafındaki savaşçılara hizmet veriyor. Buna bir kapitalizm örneği üzerinden bakınca, diğer bütün kurumlar çöktüğünde piyasanın yaptığı şeyi görüyoruz. Kendine bir yol bulur, kendi payını alır ve iki tarafın arasına tarafsız bir alan kurar. Ancak bu örnekte bu alan, orada çalışan savunmasız kadınlar için hiçbir zaman gerçekten tarafsız değildir. Doueiri bu durumu çoğunlukla komedi olarak anlatıyor ve bu açıdan da işe yarıyor. Ama burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Ticaret, savaşın tamamen ortadan kaldıramadığı tek birlikte yaşama biçimi gibi görünüyor. Bu da bize kapitalizmin gerçek isteğini ne üzerinden kurduğunu bize gösteriyor.

Savaştan önce de sınıflar vardı

Filmin neredeyse açıkça söylemeden yasını tuttuğu bir başka şey de kültürel kayıp. Bir zamanlar farklı insanların bir arada yaşadığı, tartışmaların ve çeşitliliğin olduğu, gerçekten kozmopolit olarak görülen bir Beyrut vardı. Toplum içindeki bütün insanlar fark gözetmeksizin aşağı yukarı aynı sokakları paylaşabiliyorlardı. Fakat sadece birkaç hafta içinde bir şehir, birbirine düşman ve birbirinden ayrılmış bölgelere dönüştü. Bence filmin bu durumu hızlı bir şekilde ele alması en iyi yaptığı şeylerden biri. Fakat filmde eleştirmemiz gereken bir nokta da var. Savaş perspektifi vermeden önce bize gösterdiği Beyrut, özgür ve liberal bir cennet olarak anılan ve toplumun sadece zengin ve eğitimli insanlarının yaşadığı bir kesim. Beyrut’ta süregelen sistemde yaşanan sınıf ayrımı ise savaştan öncesine dayanmakta. Bu sınıfsal ayrım göz ardı edilmemesi gereken önemli bir nokta. Burada savaş, eşitlikçi ve kozmopolit bir şehri bir anda yok etmedi. Aslında savaş, altın çağında olarak görülen Beyrut’un içinde zaten bulunmakta olan ayrımları şiddetli bir şekilde tamamladı.

Din savaşın paravanı haline geldi

Bunun yanında savaşla bu kadar içli dışlı olan bu film, örgütlü siyasetten neredeyse tamamen uzak duruyor. Filmde parti toplantıları, tarafların insanları kendi tarafına çekmeye çalıştığı sahneler yok. En önemlisi de buraya akın eden emperyalist yapıların toplumu nasıl ele aldığını ve hangi vaatlerle yozlaştığını anlatan bir sahne yok. Keza bu da çok beklenir bir durum çünkü filmin çekildiği yıllarda iç savaş sonrası Lübnan solu yaşadığı suikastlerle, çatışmalarla ve sürgünlerle büyük ölçüde yenilmişti. Böyle bir ortamda çekilen film, o günün siyasi yapısından daha çok bize olayları bir aile ve arkadaşlık teması üzerinden anlatmaya çalışıyor. Yine de filmin asıl gücü burada ve bunu küçümsememek gerekir. West Beirut, savaş hakkında yapılabilecek en kolay açıklamayı reddediyor. Savaş sırasında yabancı basın sık sık şunu dile getiriyordu: “Müslümanlar ve Hristiyanlar birbirlerinden nefret ediyordu ve çok eski bir düşmanlık sonunda yeniden ortaya çıkmıştı.” Bugün hala haberlerde benzer açıklamalar yapılabiliyor. Oysa filmdeki neredeyse her sahne bunun tersini gösteriyor. Tarek May'i seviyor, Omar’ın dindar ailesiyle Tarek'in laik ailesinin komşu olmasını örnek verebiliriz. Filmde nefreti gördüğümüz nokta halktan ziyade ellerinde silahlarla iki tarafı da yıpratan güçler. Çünkü aslında savaş tam olarak böyle basit bir şekilde açıklanamaz. Bu belirli grupların yönettiği ve dışarıdan destek alan bir savaştı. Asıl mücadele toprak, güç ve siyasi çıkarlar içindi. Din ise her zaman olduğu gibi bu savaşın da paravanı haline geldi. Film, insanları birbirinden ayırmaya çalışan bir düzenin içinde bile sıradan insanların dayanışmayı nasıl sürdürdüğünü çok iyi gösteriyor ve belki de bu yüzden dönemi anlatan en iyi eserlerden biri.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.