Hayal bile kuramıyoruz
Koca bir yaz geçti peki işçiler, emekçiler bu yaz boyunca ne yaptı, bir tatil yapabildi mi, yaptıysa nerelere gitti diye yine Esenyurt'taki Kadir Topbaş Parkı’ndayız.
Fotoğraf: Javid Hashimov/Pexels
İzzettin Akın
Esenyurt
Yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte hava her geçen gün daha da erken kararıyor. Bu durumun sonuçlarını parklarda da gözlemleyebiliyoruz. Her geçen gün aynı saatte parka girmemize rağmen daha az insanla karşılaşıyoruz. Banklar daha seyrek, çocuk sesleri daha cılız. Başta da dediğimiz gibi yaz mevsimini geride bırakıyoruz. Koca bir yaz geçti peki işçiler, emekçiler bu yaz boyunca ne yaptı, bir tatil yapabildi mi, yaptıysa nerelere gitti diye yine Esenyurt'taki Kadir Topbaş Parkı’na gidiyoruz.
Bankta yalnız başına oturan ve telefonda oyun oynayan Aziz ile konuşmaya başlıyoruz. Bizle konuşurken bile oyun oynamaya devam ediyor. Aziz 44 yaşında, 3 çocuğu var, biri bu sene üniversiteye gidecek. 19 yaşındayken gelmiş İstanbul’a. Ordu'da doğmuş büyümüş, 13 yıldır da Kıraç’ta yaşıyor. Mekanik tesisatçı olarak çalışıyor fabrikada haftanın 6 günü. Ücretlerin çok düşük olduğunu, kendisinin de çırak ücreti ile çalıştığını söylüyor. Kirada oturuyor Aziz, 'eşim de çalışmasına rağmen karnımızı doyurmaya ancak yetiyor aldığımız maaşlar' diyor. Hiç tatil yapmamış hayatı boyunca. "Tatil için memlekete gitsem bile memlekette kaldığım 10 günün etkisini atlatmamız 5-6 ayı bulur, yani anlayacağınız bu ekonomik bütçe ile tatil yapmamız imkansız." diyor. Tek ekstra giderinin sigara içmek olduğunu ama buna rağmen bir türlü ekonomik dengeyi tutturamadığını ve bu durumun onun eşi ve çocuklarıyla da huzursuzluk yaşamasına neden olduğunu anlatıyor. Elinde imkanın olsa ne yapmak isterdin diye soruyoruz ona. "Köye ev yaptırırdım ya da yörüklerin yaşadığı bir yerde, doğanın içinde sakin bir hayat sürmek isterdim."
Aziz'in yanından ayrıldıktan sonra yerde, çimlerin üzerinde çocukları ile birlikte oturan iki kadının yanına gidiyoruz. Biri eşi ile birlikte büfe işleten bir esnaf, daha çok o konuşuyor, diğeri ise onun bütün sözlerini onaylayan komşusu. Uzun süredir Kıraç’ta yaşıyorlar. Onlara da tatil yaptınız mı diye soruyoruz. Esnaf olan, 3 günlüğüne eşiyle birlikte taziyeye gittiklerini ve bu nedenle büfenin kapalı kaldığını söylüyor. Böyle cenaze vb şeyler dışında büfeyi her zaman açık tutmaya çalıştıklarını bu nedenle de ailece birlikte hiçbir şey yapamadıklarını söylüyor. "Gerçi en büyük sebep bu değil tabi ki. Tatil için bütçe ayıramıyoruz ki, ay sonu zor geliyor zaten bize. Hem ev hem de dükkan kira, ikisi birden 60 bin lira. 3 tane de çocuk var, tatil yapmayı hayal bile edemiyorum." diyor. En büyük kaygısı çocuklarına güzel bir gelecek bırakabilmek, başka da bir şey istemiyor. Hiç tatil yapmamış şimdiye kadar. "Hesap yapıyorsun en az 100 bin lira ediyor tatilin maaliyeti, nasıl yapalım" diye soruyor. Peki onca çalışmamıza rağmen niye bir tatil yapamıyoruz sizce diye soruyoruz. Uygulanan ekonomik politikaların işçileri sadece tok karnına çalıştırma üzerine yönelik olduğunu, bu nedenle de ne tatil yapabildiklerini ne de birikim yapabildiklerini ifade ediyor.
Cenazeden cenazeye
Onların yanından ayrıldıktan sonra yine çimlerin üstünde çaylarını içen bir aileye denk geliyoruz. Azad ile konuşmaya başlıyoruz. Azad 32 yaşında bir inşaat işçisi, 1 yıl önce Aydın'dan Kıraç’a gelmişler, kirada oturuyorlar, 3 çocukları var. Üçü de okula gidiyor, en büyükleri orta bire gidecek. Yazı çalışarak geçirmiş Azad, inşaat işçileri yazın daha yoğun çalışıyorlar. Paralarını geç almaktan şikayetçi. Vakitsiz gelen paradan bir hayır gelmiyor diyor. Onlar da daha önce hiç tatile gitmemişler. Acil durumlar olmadığı taktirde memleketlerine bile gidememelerinden yakınıyorlar. Arabaları olmadığı için sahile bile gidemiyoruz diyorlar. Yani İstanbul'da yaşamalarına rağmen denize yabancılar. Onlara da ellerinde imkanları olsa ne yapardınız diye soruyoruz. "Başımızı sokacak bir ev alırdık, daha ötesini düşünemiyoruz. Memleketimizde olurdu." diyorlar. Daha fazla imkanınız olsa ne yapardınız diye soruyoruz. "Daha büyük ev yapardık." diyorlar. Tatil fikrine dair başka bir söz alamıyoruz onlardan. Peki onca çalışmaya rağmen neden tatil yapamıyoruz diye sorduğumuzda ise uygulanan politikaların kendilerini buna mecbur ettiğini söylüyorlar.
Ne yazık ki tatil yapabilen birine denk gelemedik. Tatilin üzerimizdeki olumlu etkilerini de tatil yapabilen birinden dinlemek isterdik. Ancak her geçen gün kendini daha fazla hissettiren derin yoksulluk tatil yapabilen insanlarla karşılaşma ihtimalimizi daha da düşürecek gibi görünüyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et