06.09.2026 00:20

Yargıda ‘bana göre hukuk’ sopası: Müstehcenlik soruşturmaları 10 yılda katlandı

TCK'nin 226. maddesindeki “müstehcenlik” günden güne daha fazla genişleyen biçimde sansürün ve cezai yaptırımın gerekçesi haline geliyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre son 10 yılda dosya sayıları katlanarak artıyor.

Yargıda ‘bana göre hukuk’ sopası: Müstehcenlik soruşturmaları 10 yılda katlandı

Kolaj: Evrensel

Ahmed Ziya Aydın


 

İstanbul – Türkiye’de son dönemde sanatçılardan hak savunucularına, dijital yayıncılardan sosyal medya kullanıcılarına kadar uzanan geniş bir kesim hakkında ardı ardına açılan ‘müstehcenlik’ soruşturmaları, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 226. maddesini yeniden tartışmaya açtı. Şarkıcı Mabel Matiz’in ardından Manifest grubuyla gündeme gelen Hypers ajansı kurucusu Tolga Akış’ın da aynı suçlamayla tutuklanması; kavramın hukuki belirsizliğini de gözler önüne seriyor.

Sanatçılardan sosyal medyaya, dijital platformlara kadar

Son dönemde kamuoyuna yansıyan adli süreçler ve denetim kararları, "müstehcenlik" gerekçeli yaptırımların farklı alanlarda yoğunlaştığını gösteriyor. Fotoğraf sanatçısı Bennu Gerede, Kaos GL Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve trans kadın aktivist Janset Kalan, Sanatçı Mabel Matiz, Manifest grubu üyeleri, Netflix, BluTV, MUBI ve TOD... Tüm bu isim ve platformlar; “müstehcenlik”, “genel ahlak ve ailenin korunması”, “LGBTİ propagandası” gibi ‘suçlamalarla’ karşı karşıya kaldı.

10 yılda dosya sayısı katlandı

Adalet Bakanlığı'nın adli istatistikleri de TCK 226 kapsamında yürütülen işlemlerin son on yılda dramatik bir şekilde arttığını belgeliyor. Cumhuriyet başsavcılıklarında 2015 yılında müstehcenlik suçundan verilen soruşturma kararı sayısı 7 bin 209 iken (2 bin 751 kovuşturmaya yer yok (KYO), 1726 kamu davası), bu rakam 2020 yılında yaklaşık 5.6 kat artarak 40 bin 479’a (23 bin 495 KYO, 6 bin 115 kamu davası) çıktı. 2025 yılı verilerine gelindiğinde ise savcılıklara gelen toplam müstehcenlik dosya sayısı 20 bin 559'u devreden, 45 bin 136'sı yeni açılan olmak üzere 65 bin 695’e ulaştı. Bu dosyalarda 70 bin 163 şüpheli ve 90 bin 116 suç kaydı yer aldı. Genel Ahlaka Karşı Suçlar (TCK 225-229) toplamında ise 2015'te 32 bin 259 olan karar sayısı, 2020'de 58 bin 713'e, 2025'te ise gelen 87 bin 732 dosyaya (100 bin 591 şüpheli, 127 bin 798 suç kaydı) yükseldi.

Dava aşamasında da benzer bir yoğunluk göze çarpıyor. 2025 yılında ceza mahkemelerine müstehcenlik suçundan 45 bin 59 dosya, 48 bin 226 sanık ve 57 bin 180 suç intikal etti. Genel ahlak suçları kapsamında karara bağlanan 18 bin 465 dosyada; 7 bin 159 mahkûmiyet (7 bin 637 sanık), 4 bin 573 beraat (5 bin 490 sanık) ve 5 bin 26 HAGB kararı (5 bin 346 sanık) verildi.

"Müstehcenliğin tanımı yok"

TCK'nin 226. maddesinde müstehcen içeriklerin çocuklara ulaştırılması, basılması, yayımlanması ve dağıtılmasına ilişkin cezalar düzenlenirken kavramın kendisi açıkça tanımlanmıyor. Konuyu gazetemize değerlendiren Av. Birsen Baş Topaloğlu, sözlük anlamı ile yasal boşluk arasındaki farkı şu sözlerle ifade ediyor:

“TDK’ye baktığımızda müstehcen kelimesinin 'açık saçık, edebe aykırı, yakışıksız' anlamına geldiğini görüyoruz. Genellikle toplumun genel ahlak kurallarına uymayan, cinsel içerikli veya kaba bulunan söz, yazı, görüntü ve davranışları tanımlamak için kullanılan bir kelimedir müstehcenlik. Peki ne yapınca müstehcenlik suçu oluşur diye kanuna baktığınızda müstehcenliğin bir tanımının olmadığını görüyoruz.”

"Keyfilik ve sansür riski büyüyor"

İstatistiklerdeki bu artış ve yargı kararlarındaki farklılıklar, suç tanımının sınırlarının çizilmemesinin doğurduğu keyfilik riskini derinleştiriyor. Birsen Baş Topaloğlu, değerlendirme kriterlerinin kişiselleşmesinin getirdiği tehlikeleri şöyle açıklıyor:

“Müstehcenlik tanımlanabilir bir suç değil, değerlendirilebilir bir suç tipi olduğundan asıl sıkıntı da burada başlıyor. Yani hukuki bir kesinliğinin olmamasında başlıyor. Çünkü bu değerlendirmeyi yapacak kişinin, yani soruşturmayı başlatan savcının, hükmü verecek olan hâkimin bakış açısı dahi suçun oluşup oluşmadığının tayininde etkili oluyor. Oysaki ahlaka aykırılık kavramı zamana, kültüre ve kişiye göre değişebilen bir kavramdır. Bu durumda müstehcenlik kavramı da kişiye, zamana ve kültüre göre değişebiliyor. Bir kişiye göre müstehcen sayılan bir eylem başka bir kişiye göre ‘normal’ sayılabilir. Bir suç tanımında hukuki kesinliğin olmaması keyfiliğe yol açar, sanatta ve bilimde sansüre yol açabileceği gibi kişilerin hak ve özgürlüklerini kısıtlayabilir.”

"Ahlak bekçiliğinin hukuki zemini" 

Yasanın asıl amacının çocukları korumak ve kamu düzenini sağlamak olduğunu hatırlatan Topaloğlu, hukuki sınırların netleşmemesi durumunda maddenin bir baskı aracına dönüşebileceği uyarısıyla sözlerini noktalıyor:

“Şu an sıklıkla karşılaştığımız 'bana göre hukuk' anlayışının bir sonucu olan 'bana göre müstehcen' anlayışıyla, değerlendirmesiyle toplum üzerinde son derece tehlikeli bir şey olan ahlak bekçiliğinin getirilmesine bu madde hukuki zemin hazırlayacak gibi görünüyor.”

"Sınır gittikçe muğlaklaşıyor"

Pek çok ‘müstehcenlik’ doyasında çalışan Avukat Nergiz Görnaz da söz konusu suç başlığının özellikle trans kadınlar açısından da bir baskı unsuru haline geldiğine dikkat çekti. Hükmün beden, cinsellik ve ifade üzerinde bir denetim aracı olarak kullanıldığının altını çizen Görnaz, “Bunun en görünmez ve uzun süredir devam eden örneklerinden biri trans kadınlara yönelik uygulamalardır. Uzun zamandır sanal devriye işlemleri ile kolluğun sosyal medya hesaplarını sistematik biçimde taradığına; herhangi bir suç unsuru barındırıp barındırmaması gözetilmeden; LGBTİ+ -özellikle trans kadın- sosyal medya kullanıcılarının söz, ifade, fotoğraf ve videoların “müstehcen” kabul edilerek soruşturmalara konu edildiğine tanık oluyoruz” dedi.

Trans kadınların kamusal görünürlüklerinin başlı başına kriminalize edildiğinin altını çizen Görnaz, “Böylece müstehcenlik hükmü yalnızca belirli bir içeriğe değil, o içeriği üreten kişinin kim olduğuna; hangi bedenlerin ve ifade biçimlerinin ‘ahlaka aykırı’ görüleceğine bağlı olarak uygulanabilir hale geliyor. Bu da elbette ayrımcı ve öngörülemez bir ceza hukuku pratiği yaratıyor” ifadelerini kullandı.

Mabel Matiz gibi sanatçılara, sahne performanslarına yönelen soruşturmaların bu pratiğin kapsamının genişlemiş hali olduğunu vurgulayan Avukat Görnaz, “müstehcenlik” kavramının kendisinin de bir denetim aracı olduğunu ifade etti. Gelinen noktada geleneksel toplumsal cinsiyet kalıplarının dışındaki ifadelerin ceza hukukunun daha fazla konusu haline geldiğinin altını çizen Görnaz, “Bugün mesele yalnızca soruşturmalar değil; ceza hukuku aracılığıyla hangi bedenlerin, cinselliklerin ve ifade biçimlerinin kamusal alanda “makbul” olduğunun belirlenmeye çalışılmasıdır” dedi.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
05.09.2026 12:58 / Güncelleme: 14:32

Trabzonspor'da kadro büyük ölçüde değişti: 15 transfer, 23 ayrılık

Trabzonspor, 2026-27 sezonu yaz transfer döneminde kadrosunda kapsamlı bir değişikliğe gitti. Bordo-mavililer Mohamed Salah, Fabinho ve Franculino Dju’nun da aralarında bulunduğu 15 futbolcuyu kadrosuna katarken, 23 oyuncuyla yollarını ayırdı.

Trabzonspor'da kadro büyük ölçüde değişti: 15 transfer, 23 ayrılık

Fotoğraf: AA

05.09.2026 10:40 / Güncelleme: 10:42

Trabzonspor, Süper Lig'de yarın Gençlerbirliği'ni konuk edecek. Maça Hüseyin Çimşir yönetiminde çıkacak

Trabzonspor Süper Lig’in 4’üncü haftasında yarın Gençlerbirliği’ni konuk edecek. Trabzonspor maça Hüseyin Çimşir yönetiminde çıkacak.

Trabzonspor, Süper Lig'de yarın Gençlerbirliği'ni konuk edecek. Maça Hüseyin Çimşir yönetiminde çıkacak

Fotoğraf: AA

05.09.2026 08:20

Otoyol ve köprüler için 30 yıllık sözleşme: 3 otoyol daha özelleştirme kapsamında

Erdoğan’ın imzasıyla üç otoyol daha özelleştirme kapsamına alındı. Mevcut otoyol ve köprülerle birlikte tek tek ya da gruplar halinde özelleştirilebilecek varlıklar için sözleşme süresi 30 yıl olarak belirlendi.

Otoyol ve köprüler için 30 yıllık sözleşme: 3 otoyol daha özelleştirme kapsamında

Fotoğraf: DHA (Temsili görsel)

05.09.2026 15:17

Filipinler'de Başkan Yardımcısı Sara Duterte kefaletle serbest bırakıldı

Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr. ve yakınlarına yönelik ölüm ve suikast tehdidinde bulunmakla suçlanan Başkan Yardımcısı Sara Duterte, hakkında çıkarılan tutuklama emrinin ardından kefaletle serbest bırakıldı.

Filipinler'de Başkan Yardımcısı Sara Duterte kefaletle serbest bırakıldı

Fotoğraf: Released by PHLPost/Wikimedia Commons Public domain

05.09.2026 10:35 / Güncelleme: 10:41

Maraş'taki okul saldırısı davası: Failin annesinin tahliyesine itiraz edildi

Maraş’taki okul saldırısına ilişkin davada, ölen saldırganın annesi sanık Peyman Pınar Mersinli'nin tahliyesine Cumhuriyet Başsavcılığı'nca itiraz edildi.

Maraş'taki okul saldırısı davası: Failin annesinin tahliyesine itiraz edildi

Fotoğraf: DHA

05.09.2026 11:57 / Güncelleme: 12:10

Trump'tan İran'a yeni tehdit: 'Kazma Dağı'nı çok yakında vurabiliriz'

ABD Başkanı Donald Trump, İran’daki yer altı nükleer tesisi olarak tanımladığı Kazma Dağı’nın “çok yakında” hedef alınabileceğini söyledi. İran'la yaşanan askeri gerilimi “önemsiz bir mesele” olarak nitelendirdi.

Trump'tan İran'a yeni tehdit: “Kazma Dağı'nı çok yakında vurabiliriz”

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!