‘Gencecuk yaşuni verdun Lazlara’
Şair İbrahim Karaca, 12 Eylül darbesinden birkaç gün önce Rize Pazar’da yapılan bir gösteride vurulan ve yaralı haliyle yapılan işkenceler sonucu 5 Eylül 1980’de hayatını kaybeden Mustafa Şevik için, bir köylü kadın tarafından yakılan ağıdı yazdı.
İbrahim Karaca
12 Eylül’ün yeni bir yıl dönümüne sayılı günler kaldı var. Aradan kırk altı 12 Eylül geçmiş. Yani bir ömür gerçekten ama bana sorarsanız daha sanki dün. 12 Eylül ile darbelendiğimizde, 20 yaş arefesinde, hayatı kendince anlamlandırmaya çalışan bir delikanlıydım. 12 Eylül deyince, askeri darbeden on gün önce Pazar’da yaşanan bir olayı anmadan geçmek olmaz.
Bir grup çay üreticisi köylü ve genç, Pazar ilçe meydanına toplanmıştı. Toplanma nedeni, çay paralarının ödenmesi talebiyle fabrikaya doğru yürümekti. Gösteri ‘korsan’ olacaktı. Yani izinsiz… Ama silahsız, taşsız ve sopasız. Öyleydiler zaten. Ellerinde yalnızca müstahsil cüzdanları vardı. En fazla altmış kişiydiler. Sabahın dokuzuydu daha. Rize’den gelen “milliyetçi” polis ekibi tarafından “dağılın” der demez ateş açıldı. Ateş açılınca, dışarıdan da polislere doğru ateş edenler oldu. O gün oradaydık. Her şeyi görmüştük. Kimsenin beklemediği bu saldırı olmasa, toplanan altmış kişilik grup fabrika önünde belki yüz olacaktı.
Adana’dan geldun Rize Pazar’a
Okuldaki Pazarlı arkadaşlarıyla Pazar’a gelmiş olan Mustafa Şevik’in, silah sesleri arasında yere düşüp, o zamanki Yeni Sabah Oteli’nin yanında duran polis otosunun altına doğru sürünerek girdiğini gördüm. Otuz saniye sonra otonun içine dışarıdan bir el bombası atıldı, tanımıyordum. Yaralı polislerin Pazar Devlet Hastanesi’ne, sivil yaralıların ise Rize’ye kaldırıldığını söyleyen ve o gün fotoğraflar çekip sağa sola koşturan Demokrat Gazetesi muhabiri Pazarlı arkadaşım Metin Posta da, Mustafa’nın polis ateşiyle yaralandıktan sonra aracın altına doğru girdiğini belirtiyor. O zamanlar dijital fotoğraf makinesi olsaydı, fotoğrafların birkaçı elimizde kalırdı belki. Olaydan hemen sonraki hareketli günlerde çoğu arkadaşımız aranır duruma düştü, ardından gelen askeri darbe ise, çuvallar dolusu kitap ve yüzlerce fotoğrafı kayıplara karıştırdı.
Mustafa Şevik ağır yaralandı, o halde gözaltına alındı. Polis otosunda dövüldü, yaraları yeniden kanatıldı ve götürüldüğü hastanede iyileşmesi engellendi. O günden sonra köyde geceleri devriye nöbeti tutmaya başladık. Jandarma aracını gördüğümüzde köyü uyarmak, arkadaşlarımızın ortadan kaybolmasını sağlamak için. O günlerden kulağımıza yerleşen duyuma göre, Rize’den Trabzon’da bir hastaneye götürülmüş, hastanede karanlık bir el tarafından kolundaki serum çekilmiş, Mustafa beşinci gün öldürülmüştü. KTÜ öğrencisi, Adana Ceyhanlı devrimci bir yoldaştı.
Bir gece öncesi…
Onunla gece saat bire (yani olaydan sekiz saat öncesine) kadar bizim köyde (Haçapit) arkadaşım Bilal Haberal'ın evinde oturmuştuk. Mustafa ile aynı harekettendi. Sohbetimiz ağırlıklı olarak, sabahki yürüyüş yerine, hafta sonu geniş katılımlı bir mitingin yapılması üzerineydi. Masada bir Parti Bayrağı dergisi vardı, bazı konuları konuşurken Mustafa o dergiyi eline alıp "bak burada ne diyor" deyip pasajlar okuyordu. Evde beş altı arkadaş vardık, sohbet edip çay içiyor, arada fıkra gibi anılar anlatıyorduk. İsimleri bilmediği için Mustafa, benim beş dakika önce söylediğim bir söz üzerine bir şey söylemiş, "bak devrimci yol, senin az önce söylediğin şeyin cevabı budur" demişti, gülüşmüştük. Benim adım bir anda devrimci yol olmuştu. Sakin sesi hala kulağımda, traşlı yüzü gözümün önündedir.
‘Çayun hakki içun çıktun meydana’
Pazar Kültür ve Sanat Evi olarak yedi seneden beri köy kitapları çıkarıyoruz ve Pazar’a bağlı her köyün kitabını o köyden birine yazdırıyoruz. Geçen ay Tordovat Köyü (yeni adı Sivrikale) kitabını hazırlayan yazar arkadaşım, 1 Eylül 1980 günü Pazar’da yaşanan olaydan ve Mustafa Şevik’ten söz etti. Muhtemelen o gün Pazar’da olan ve bu olayın etkisiyle yaşayan Tordovatlı Mamudi Hatice Hala, Mustafa için bir ağıt yakmış meğer. Duyunca, o dizelerin peşine düştük. Daha uzunmuş ama üç dörtlüğünü bulabildik. Pazar halkı, kendi çay sorunu için Pazar meydanında vurulan Adanalı bu devrimci genci, Mustafa Şevik’i hiç unutmadı, hep hatırlayacak.
Adana’dan geldun Rize Pazar’a
Gencecuk yaşuni verdun Lazlara
Çayun hakki içun çıktun meydana
Polisler yüklendi fukara cana
Dokuz kurşun değdi fidan boyuna
Kara toprak düşti senun payuna
Bekar isen anan baban ağlasun
Yüreğini yakup kara bağlasun
Evli isen eğer eşun yoldaşun
Ne edecek çoluk çocuk kardaşun
Adana’dan Atina’ya gelmez olaydun
Çay çiçeği gibi solmaz olaydun
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et