Girne'deki gemi faciası sonrası Kıbrıslı sendikalardan Birleşik Metal-İş'e ziyaret
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası ve Kıbrıs İşçi ve Emekçi Sendikaları Federasyonu yöneticileri Birleşik Metal-İş'i ziyaret etti. Görüşmede ekonomik kriz, hayat pahalılığı, sendikal mücadele ve Girne açıklarındaki deniz faciası ele alındı.
Fotoğraf: Evrensel
Barış Salık
[email protected]
Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) ve Kıbrıs İşçi ve Emekçi Sendikaları Federasyonu (KİEF) yöneticileri, Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal İşçileri Sendikası’nı ziyaret etti. Bostancı’daki Birleşik Metal-İş Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen görüşmede ekonomik kriz, hayat pahalılığı, sendikal mücadele, Türkiye-Kuzey Kıbrıs ilişkileri ve Girne açıklarında yaşanan gemi faciası ele alındı.
Ziyarette KTAMS ve KİEF Genel Başkanı Güvenç Bengihan ile KTAMS Genel Sekreteri Selman Yiğit yer aldı. Bengihan ve Yiğit, Birleşik Metal-İş Genel Başkanı ve DİSK Genel Başkan Yardımcısı Özkan Atar ile bir araya geldi. Görüşmede, iki ülkedeki emekçilerin ortak sorunları ve sendikal dayanışmanın geliştirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Atar, Kıbrıslı işçiler ve emekçilerle geçmişten bugüne dayanışma içerisinde olduklarını belirterek, bu ilişkinin ortak mücadele temelinde sürdürüleceğini söyledi. Kıbrıs’taki sendikalarla Türkiye’de eğitim ve konferanslar gerçekleştirdiklerini aktaran Atar, işçi sınıfının uluslararası dayanışmasına dikkat çekti. “Kıbrıslı işçilerle, emekçilerle ve onların sendikal örgütleriyle de bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da dayanışmamızı ve ortak mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.
Bengihan da Birleşik Metal-İş ile uzun yıllara dayanan dayanışma ilişkisine dikkat çekerek, sendikacılık açısından sendikayı bir okul olarak gördüklerini söyledi. Geçmiş yıllarda Kemal Türkler Tesisleri’nde gerçekleştirilen eğitim çalışmalarına değinen Bengihan, bu çalışmaların kendilerinin sendikal mücadele anlayışının gelişmesinde önemli rol oynadığını belirtti. Birleşik Metal-İş’in emek eksenli örgütlenme konusunda kendilerine yol gösterdiğini ifade eden Bengihan, sendikanın çözüm için önce masayı işaret ettiğini, ancak masada sonuç alınamadığında işçilerle birlikte sokakta mücadele ettiğini söyledi.
Hayat pahalılığı iki ülkedeki emekçileri ortaklaştırıyor
Türkiye’de ekonomik krizin emekçilerin alım gücünü her geçen gün düşürdüğünü belirten Atar, AKP iktidarının Orta Vadeli Program kapsamında uyguladığı ekonomi politikalarının işçiler başta olmak üzere emeklileri, kamu çalışanlarını, küçük esnafı ve köylüleri etkilediğini söyledi.
Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını belirten Atar, “Bugün asgari ücret açlık sınırının sekiz bin liradan fazla altına düşmüş vaziyette. Türkiye’de yakın tarihimize bakacak olursak, hiç olmadığı kadar şiddetli bir yoksullaşma süreci yaşıyoruz” dedi.
Ekonomik krizin bedelinin emekçilere yüklenmesine karşı mücadele edilmesi gerektiğini vurgulayan Atar, asgari ücret başta olmak üzere tüm ücretlerin güncellenmesi gerektiğini söyledi. Atar, “Bütün ücretlerin hiç zaman kaybetmeksizin tekrar güncellenmesi, yükseltilmesi ve insanca yaşamaya yetecek hale gelmesi için öncelikle mücadele verilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Bengihan ise Türkiye’deki hayat pahalılığının Kuzey Kıbrıs’a doğrudan yansıdığını belirterek, Türk lirasının değer kaybının adadaki emekçilerin alım gücünü gerilettiğini söyledi. “Türkiye’deki yaşanan hayat pahalılığı doğal olarak Kuzey Kıbrıs’a da yansıyor. Bize de ithal olarak enflasyon geliyor” diyen Bengihan, Türkiye’deki işçilerin yaşadığı sorunların benzerinin Kıbrıs’ta da yaşandığını ifade etti.
Kuzey Kıbrıs’ta asgari ücretin Temmuz ayında brüt 70 bin 886 liraya, net olarak yaklaşık 63 bin liraya yükseldiğini belirten Bengihan, ücretlerin rakamsal olarak artmasının yaşam koşullarının iyileştiği anlamına gelmediğini söyledi. “Rakamsal olarak büyüyor ama bizlerin alım gücü geriliyor. Alabileceğimiz hizmetlerin ve ürünlerin miktarı geriliyor” dedi.
KTAMS ve KİEF’in hesaplamalarına göre dört kişilik aile için açlık sınırının 45 bin 389 lira, yoksulluk sınırının ise 244 bin 818 lira olduğunu belirten Bengihan, asıl ölçütün ücretin rakamsal büyüklüğü değil, emekçilerin bu ücretle ne kadar temel ihtiyaç karşılayabildiği olduğunu söyledi. Kıbrıs İstatistik Kurumu’nun 13 aydır enflasyon hesaplama sepetinde değişiklik yapmadığını da aktaran Bengihan, mevcut verilerin hayat pahalılığını ne ölçüde yansıttığına sorguladı.
Kuzey Kıbrıs’taki hayat pahalılığında yalnızca Türkiye’deki enflasyonun değil, piyasadaki denetimsizliğin de etkili olduğunu belirten Bengihan, yüksek kâr oranlarına tepki gösterdi. “Bitmek bilmeyen açgözlü kâr hırsı var, denetim de yok, azami kâr marjı da yok. Denetim olmadığı için çok pahalı bir ülke durumuna geldik” dedi.
Bengihan, eğitim, sağlık ve barınma giderlerinin de emekçilerin bütçesi üzerindeki yükü artırdığını belirterek, temel kamu hizmetlerinin yetersizliğinin aileleri özel hizmetlere yönelttiğini söyledi.
“Faciaların mağdurları ağırlıklı olarak emekçiler”
Görüşmede Girne açıklarında yaşanan gemi faciası da gündeme geldi. Facia sonrası 12 kişi yaşamını yitirirken, 16 kişinin kayıp olduğu ve arama çalışmalarının sürdüğü belirtildii.
Atar, gerekli güvenlik önlemlerinin alınması halinde facianın önlenebileceğini savunarak, “Bir kazadan ziyade bir cinayet diyebileceğimiz, göz göre göre ortaya çıkmış bir facia” ifadelerini kullandı.
Bengihan ise facianın sınıfsal boyutuna dikkat çekti. Girne-Taşucu hattının uçak biletlerinin yüksek maliyeti nedeniyle özellikle emekçiler tarafından kullanıldığını belirten Bengihan, “Kesinlikle sınıfsal temellidir. Zenginlerin ihmallerden kaynaklı hayatını kaybettiğini nerede gördük?” diye konuştu.
Ulaşımın yanı sıra sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunların da emekçileri daha fazla etkilediğini belirten Bengihan, “Dünyanın genelinde hem üzülen, hem canı yanan, hem hayatını kaybedenlerin büyük bir çoğunluğu emekçiler ve emekçilerin aileleri” dedi.
Ülkedeki denetimsizlik ve liyakatsizliğin kamusal alanda ağır sonuçlar doğurduğunu ifade eden Bengihan, Girne’deki gemi faciasını “katliam niteliğinde” olarak değerlendirdi. Facia sonrası yakınlarını kaybeden ailelerle görüştüklerini belirten Bengihan, sorumluların hesap vermesi için sürecin takipçisi olacaklarını söyledi:
“Bizler hem federasyonumuz hem sendikamız olarak bu facianın sorumlularının yakasını bu süreçte, sorumlular hesap verinceye kadar bırakmayacağız, sonuna kadar takipçisi olacağız” dedi
Sendikal haklar ve Kıbrıs’ın geleceği
Bengihan, Türkiye’de sendikal örgütlenme üzerindeki baskıların da iki ülke emekçilerini ortaklaştıran başlıklardan biri olduğunu belirtti. DİSK ve DİSK’e bağlı sendikaların dışlandığını vurgulayan Bengihan, “Gerçek anlamda işçinin, emekçinin yanında duran DİSK ve DİSK’e bağlı sendikaların dışlandığını, üyelerinin iktidar tarafından kendi yandaş sendikalarına üye yapıldığını görüyoruz” dedi.
Atar da demokratik hak ve özgürlüklerin işçiler açısından önemine dikkat çekerek, “Demokrasi işçinin, emekçinin ekmeğidir” ifadelerini kullandı. Sendikal örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakkının geliştirilmesi için dayanışmanın sürdürülmesi gerektiğini belirten Atar, “Bu zor günleri birlikte aşmak için de el ele mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
Bengihan, Kıbrıs sorununda ise iki toplumlu, iki bölgeli ve siyasi eşitliğe dayalı federasyon temelinde çözümü savunduklarını söyledi. Mevcut statükonun sürdürülebilir olmadığını belirten Bengihan, Kıbrıslı Türklerin kimlik ve kültürlerini koruma konusunda yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
Türkiye’deki ekonomik ve siyasi gelişmelerin Kuzey Kıbrıs’a da yansıdığını vurgulayan Bengihan, ülkenin kimliğini, kültürünü ve geleceğini korumak için sendikalar ve emekten yana örgütlerle birlikte mücadele ettiklerini söyledi. Atar ve Bengihan, iki ülkedeki emekçilerin ortak sorunlarına karşı sendikal dayanışmanın ve mücadelenin sürdürüleceğini vurguladı.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et