05.09.2026 00:20 / Güncelleme: 00:25

Suriye’deki tartışmalar, Rojava’dan yeni bilgiler… | Gazeteci Doğan Cihan anlattı

Suriye ve Rojava’da SDG’nin yeni orduya entegrasyonu tartışılırken, Kürtlerin kazanımlarının geleceği ve YPJ’nin akıbetine ilişkin belirsizlik sürüyor. Bölgede yükselen tepkileri ve süreci Gazeteci Doğan Cihan değerlendirdi.

Suriye’de 29 Ocak Mutabakatı ile başlayan askeri ve idari entegrasyon süreci, Suriye Demokratik Güçlerinin (SDG) feshedilerek Suriye ordusuna katılması ve YPJ’nin İçişleri Bakanlığı bünyesine alınmasıyla sürdü. Özerk yönetim kurumlarının da devlet yapısına devredilmesiyle birlikte bölgede adeta yeni bir dönemin kapısı aralanıyor. Ancak bir yandan entegrasyon adımları atılırken, diğer yandan ana dilinde eğitim hakkına getirilen kısıtlamaların etkileri, Alevi ve Dürzîlerin geleceğe dair kaygıları ve Türkiye’nin süreç üzerindeki doğrudan etkisi masada durmaya devam ediyor. Sahadaki gelişmeleri, bölgeyi yakından takip eden Gazeteci Doğan Cihan’la konuştuk.

SDG bağımsız bir güç olarak feshedildi

SDG’nin kendini feshettiği ve entegrasyon sürecinin tamamlandığına dair açıklamalar peş peşe geldi. 29 Ocak Mutabakatı’ndaki ana dili, siyasi statü gibi temel hususlar henüz anayasal bir güvenceye kavuşmamışken bugün sahada tam olarak neler oluyor? Elde ne var?

Biliyorsunuz, 5 ve 6 Ocak tarihlerinde Suriye Geçiş Dönemi Hükümeti ile Demokratik Suriye Güçleri (DSG/SDG) arasında başlayan bir çatışma durumu vardı. Yapılan ateşkesler ve müzakereler sonrasında nihayet 29 Ocak’ta bir anlaşmaya varıldı. Bugün itibarıyla bu anlaşmanın 8. ayını doldurmak üzereyiz. Şam ile DSG arasında 29 Ocak Anlaşması’nın uygulanma süreci yaşanıyor. Bunun birinci başlığı askeri entegrasyondu. Bu temelde DSG; Dêrik, Qamişlo, Hesekê ve Kobanê tugayları olmak üzere dört tugay şeklinde Suriye Savunma Bakanlığına bağlandı. Her tugay kendi bölgesinde, örneğin Dêrik’teki tugay Dêrik’te, Kobanê’deki tugay Kobanê’de belirlendiği şekilde bölgelerini koruyor ve görevlerinin başında. Kısa süren 20 günlük eğitimlerini tamamladılar. Her tugay bin üç yüz kişiden oluşuyor. DSG’nin mevcut sayısı bundan daha fazlaydı, geriye kalan üyelerin ne olacağı konusunda Savunma Bakanlığı ile tartışmalar vardı. Onların da mevcut Suriye ordusuna dahil edilmesi için çalışmalar olumlu yönde devam ediyor.

Cihan Doğan

Cihan Doğan

Askeri entegrasyon konusunda bir başlık da YPJ’nin durumuydu. Suriye Geçiş Dönemi Hükümeti, kadınların Suriye Anayasasına ve ordusuna göre yer alamayacağını ifade ederek YPJ’yi ilk başta askeri entegrasyon başlığında kabul etmedi. Bu 8 aylık süreçte YPJ esas bir krizdi. Çünkü YPJ, son 15 yıl boyunca Baas rejimine ve IŞİD saldırılarına karşı bölgeyi koruduklarını, büyük bedeller ödediklerini ifade ederek orduya dahil olmak istedi. Yapılan son görüşmelerde başka bir formül bulundu. 26-27 Ağustos’ta YPJ Genel Komutanlık üyeleri Şam’da İçişleri Bakanı ile görüşmeler yaptı. Bunun sonucunda YPJ’nin özel anti-terör birimleri olarak İçişleri Bakanlığına bağlanması noktasında uzlaşıya varıldı. YPJ şu an teknik konuları görüşüyor; kendi bölgesinde, kendi yapısını koruyarak İçişleri Bakanlığına nasıl bağlanacağı belirlenecek. Bu krizin aşıldığını, askeri entegrasyonun büyük oranda tamamlandığını belirtebiliriz. DSG Genel Komuta Konseyi Üyesi Sipan Hemo, Suriye Savunma Bakan Yardımcılığına atandı ve Doğu İşleri Komutanlığı görevini üstleniyor. Çiyager Kobanê de Suriye Ordusu 2. Kolordu Komutan Yardımcılığına getirildi. Askeri entegrasyon tamamlandı ve DSG bağımsız bir güç olarak feshedildi, bu zaten Mazlum Abdi tarafından Başkanlık Sarayında ifade edildi.

İdari entegrasyon konusunda ise Özerk Yönetim daireleri, ilgili bakanlıklara bağlanarak Hesekê Valiliği bünyesinde müdürlüklere dönüştürüldü. Şu ana kadar 9 müdürlüğün entegrasyon işlemleri tamamlandı. Pasaport müdürlüğü nerede açılacak, su işleri nasıl yapılandırılacak, Özerk Yönetim çalışanları sisteme nasıl dahil edilecek gibi teknik işlemler resmi olarak devam ediyor. Anlaşmadaki bir diğer önemli konu göçmenlerin dönüşüydü. Efrîn’e dönüşler tamamlandı ve Efrîn dosyası tamamen kapatıldı. Cizre bölgesinden 11 bin ailenin Efrîn’e gittiği ifade ediliyor. Efrîn yönetimi ise 17 bin ailenin geldiğini belirtiyor. Efrînlilerin kendi bölgelerini savunabileceği Savunma Bakanlığı’na bağlı bir Efrîn Tugayı için de tartışmalar olumlu seyirde sürüyor. Serêkaniyê meselesi ise şu an gündemde. Dışarıdan getirilen ve bölge halkının malına mülküne çökmüş olan silahlı unsurlar entegrasyona karşı çıkıyor. Serêkaniyê’nin güvenliği sağlandıktan sonra ikinci grubun dönüşleri başlayacak. Qamişlo Havalimanı yüzde 80 tamamlandı. Sêmalka sınır kapısına yeni yönetim atandı, Irak ile Suriye arasındaki Til Koçer kapısı aktifleştirildi. Nusaybin sınır kapısının 2026 bitmeden açılması takvime bağlandı ancak henüz pratik adım atılmadı. Yine Halep ve Efrîn’e 500 güvenlik gücünün gitmesi kararlaştırıldı. Kısacası basındaki spekülasyonlara rağmen anlaşmanın uygulanma süreci genel anlamda olumlu bir seyirde devam ediyor.

Kürtçe kararnamesi ilk adım olarak görülüyor

Bölgede ilkokuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim verilirken, 26 Ağustos kararnamesiyle ana dilinde eğitiminin sınırlandırıldığını görüyoruz. Halk sokağa çıktı. Eğitim dili konusunda HTŞ yönetimiyle yaşanan tıkanıklığın sebebi ne? Sokaktan yükselen “Kürtçe kırmızı çizgimizdir” itirazını nasıl değerlendiriyorsunuz?

26 Ağustos’ta Kürtçe eğitim dilinin mevcut Suriye eğitim sistemine dahil edilmesine yönelik bir kararname yayımlandı. Bu kararname Suriye devlet tarihinde bir ilktir. 1946’da kurulan Suriye devleti tarihinde ilk defa Kürtçe, Arapçanın yanında eğitim müfredat mekanizmasına dahil edildi. Kararnameye göre Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgelerde Arapça ve İngilizcenin yanında haftada 3 saat Kürtçe dil eğitimi ve 1 saat etkinlik saati (toplam 4 saat) verilecek. Ortaokul ve liselerde ise sosyal bilimler, coğrafya, tarih, felsefe, edebiyat gibi sözel dersler seçmeli olarak Kürtçe alınabilecek.

Ancak halk eylemlerini sürdürüyor ve bunu haklı olarak yetersiz buluyor. Neden yetersiz buluyor? 2012’de Halep’te evlerde başlayan Kürtçe eğitim, 2013-2014 sürecinde Efrîn’de okullara taşındı. Özerk Yönetim’in bölgede kurumsallaşmasıyla birlikte ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim dili Kürtçe oldu. Yani son 15 yılı, üniversiteye kadar anadilde eğitim veren bir sistemi göz önüne aldığımızda, haftada 4 saate indirilen bu kararname elbette ki çok yetersizdir. 16 Nisan, 4 Ağustos ve en son 24-25 Ağustos’taki Şam görüşmelerinde Özerk Yönetimin ajandasındaki birinci başlık ana dili konusuydu. Hesekê Eğitim Müdürü şu an Şam’da Eğitim Bakanı ile görüşmelerini sürdürüyor.

Şunu da görmek gerekiyor; Suriye bir geçiş dönemi sürecinde. Henüz Suriye’nin yeni anayasası yazılmamış durumda. Özerk Yönetim, Kürtçenin anayasal güvence altına alınması ve resmi/eğitim dili olması için tüm çabasını anayasa yapım sürecine saklıyor. Birçok kişi mevcut hükümetin seçimle dahi gelmediğini, parlamentonun atama yoluyla belirlendiğini biliyor. Bu yüzden çıkan kararname bir ilk adım olarak görülüyor. Asıl mücadele, yeni anayasa yazımında Kürtçenin garantilenmesi için verilecek.

YPJ kendi özgünlüğünü koruyacak

Rojava’daki kazanımların en temel ayağı YPJ idi. Kadın hakları konusundaki sicili ortada olan HTŞ gibi radikal İslamcı bir yapının domine ettiği entegrasyon sürecinde, YPJ’nin ve kadın kazanımlarının yok edilme tehlikesi var mı? Bu kazanımlar nasıl korunacak?

Ben meseleye sahanın mevcut gerçekliği üzerinden, biraz daha farklı bir açıdan bakıyorum. Suriye’ye ve Rojava’ya çok fazla dışarıdan, üstten, sahayı anlamayan bir bakış açısı var. Askeri entegrasyonu tamamladık, DSG komuta kademesiyle birlikte daha önce sadece bölgeyi korurken şu an tüm Suriye’nin savunmasından sorumlu bir hale geldi. Aynı şey YPJ için de geçerli. YPJ mevcut yapısını koruyor. 25 Ağustos’ta yapılan açıklamalar öncesinde Başbakan Ahmed el-Şara ile yapılan görüşmede YPJ de temsilini buldu. YPJ Genel Komuta Konseyi Üyesi Newroz Ahmed, o görüşmede kendi askeri kıyafetiyle Ahmed el-Şara’nın karşısında oturdu.

O görüntü bize esasen şunu anlatıyor: YPJ kendi yapısını, kendi komuta kademesini ve 15 yıldır verdiği bedelleri bir şekilde koruyacak ve bunun yöntemleri aranıyor. YPJ, Savunma Bakanlığına bağlanmak istiyordu fakat Suriye’deki mevcut koşullarda bunun imkânı olmadığı anlaşıldı. İçişleri Bakanlığı ile yapılan görüşmeler neticesinde, YPJ’nin yaklaşık 1500 olan savaşçı sayısı, komuta kademesi ve kendi özgün varlığıyla, İçişleri Bakanlığına bağlı anti-terör birimleri olarak konumlanması benimsendi. YPJ 15 yıldır bölgede nasıl bir savunma misyonu üstlendiyse, şimdi Suriye İçişleri’ne bağlı olarak yine Suriye’nin savunmasında yer alacak, kendi özgünlüğünü koruyarak bu sürecin inşasında bulunacaktır.

Suriye’deki tüm halk ve inançların daha özgür yaşayabileceği ihtimali doğuyor

Elde 15 yıllık bir kazanım var. Karşı tarafta ise radikal İslamcı bir hegemonya ve HTŞ öncülüğündeki geçici hükümet duruyor. Sadece Kürtler değil, bölgedeki diğer halklar açısından da ciddi kaygılar var. Bundan sonrası için Suriye’de nasıl bir siyasi mücadele hattı örülmesi gerekiyor?

Suriye yeni bir rejimin inşasını tartışıyor. 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin yıkılmasıyla birlikte, uluslararası dengeler sonucu yeni bir sistem kurulmaya çalışıldı. HTŞ ve selefi silahlı grupların koalisyonu olan Suriye Geçiş Dönemi Hükümeti, ilk olarak Lazkiye, Banyas, Tartus, Hama, Humus ve Şam’da Alevilere saldırdı, sahil bölgesinde ve Süveyda’da Dürzîlere yönelik dünyanın gözü önünde katliamlar gerçekleştirdi. Halep’te Kürtleri katlettiler. Benzer baskıcı bir rejim kurulmaya çalışılıyordu. Fakat 29 Ocak Anlaşması bu saldırıların önüne bir set çekti, bunu frenledi.

Mazlum Abdi’nin 25 Ağustos’ta “DSG misyonunu tamamladı, bundan sonra Suriye’nin inşasına geçiyoruz” şeklindeki açıklaması, geçici hükümet içinde de domino etkisi yarattı. Kürtler, son 15 yılda Araplar, Süryaniler, Ermeniler ve farklı inançlarla beraber ortak bir yönetim, ortak bir siyaset inşa etmişti. Şimdi bu hattı Şam’a taşımaya çalışıyorlar. “Suriye devleti içerisinden siyasi bir mücadele hattı inşa edeceğiz” diyorlar. Kürtlerin siyasi arenaya inmesi ve anayasa yapım sürecine odaklanması, bana göre Suriye’deki tüm halk ve inançların daha özgür yaşayabileceği ihtimalini doğuruyor. Siyasi döneme giriyoruz. Aleviler, Dürzîler, Hıristiyanlar ve hatta HTŞ’ye biat etmeyen, Dêrazor’da rahatsızlık duyan Sünni Araplar da bu yeni inşa sürecine katılacaktır. Yeni siyasi partilerin kurulması, demokratik siyasetin önünün açılmasıyla, tamamen farklı bir Suriye görme ihtimalimiz doğuyor.

Süveyda’daki Dürzîler ve sahil kesimindeki Aleviler açısından bu tehlikeler ve tartışmalar şu an hangi boyutta?

Süveyda bağımsızlık istiyor, henüz Geçici Hükümet ile uzlaşabilmiş değiller. Hatta birkaç gece önce bölgede yine çatışmalar yaşandı. Diyalog kapısının tam aralandığını söyleyemeyiz, gerginlik hakim. Aleviler için de saldırılar çok azalmış olsa bile tehlike devam ediyor; Alevilerin özgürce yaşayabileceği bir Suriye henüz yok. Aslında şu an Suriye’de hiçbir halkın veya inancın “Özgürce yaşayabiliyorum” diyebileceği bir ortam yok, bu ortam inşa edilmeye çalışılıyor. Suriyeli Kürtler tam da bunun için, “Suriye devleti içerisinden bir siyasi mücadele hattı inşa edip, tüm Suriye’de demokratikleşmeyi sağlamak için mücadele edeceğiz” diyorlar. Önümüzdeki süreçte anayasa yazım komitesi kurulduğunda Alevilerin, Dürzîlerin, Hristiyanların ne kadar temsil edileceği ve haklarının nasıl güvence altına alınacağı en büyük gündem maddesi olacak.

“Türkiye 29 Ocak Anlaşması’nın bizzat tarafıydı”

Türkiye’nin pozisyonunu sormak istiyorum. Yıllardır “Sınırımda terör koridoru istemiyorum” diyerek operasyonlar yapan, sürekli bir ‘beka’ argümanı üreten Türkiye hükümeti var. ‘Çerçeve yasa’ tartışmaları sürerken, Türkiye’nin bu entegrasyon sürecindeki rolü nedir?

Türkiye, 2011’den bu yana Suriye’de askeri, siyasi ve ekonomik olarak ciddi bir strateji yürütüyor. Özgür Suriye Ordusu ve Suriye Milli Ordusu üzerinden Cerablus, Azez, Bab, Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê’de varlık gösterdi. Rejimin yıkılmasıyla birlikte Şam’daki geçici yönetim üzerinde de en fazla nüfuza sahip olan ülke konumunda. Çatışmaların azalmasıyla birlikte ekonomik yatırımlar hızlandı; Girê Spî üzerinden ticarete başlandı, Halep, Şam ve Hama’da yatırımlar yapılıyor. Şu an bölgede 264 Türk şirketinin faaliyet gösterdiğini biliyoruz.

Türkiye kendi içindeki Kürt sorununa sadece kendi sınırları içinden değil, bölgesel olarak, Irak, İran ve Suriye eksenli bakıyor. Başından beri DSG konusunda bir hassasiyeti vardı. Bana göre Türkiye 29 Ocak Anlaşması’nın bizzat tarafıydı. Zira DSG ve Özerk Yönetim yetkilileri Şam’da ne zaman üst düzey görüşmeler gerçekleştirse, hemen ertesi gün Dışişleri Bakanının ya da yetkililerin Şam-Ankara trafiğinin hızlandığına tanıklık ettik. Türkiye 29 Ocak Anlaşması’nı yakinen takip ediyor ve yönlendiriyor. Türkiye’deki iç siyasi gelişmeler hızlandığında, bunun Suriye’ye de hemen yansıdığını görüyoruz. Önümüzdeki süreçte, yeni siyaset dönemiyle birlikte Suriyeli Kürtlerin Şam’da devletin resmi kurumları içerisinde yer alması ve Türkiye’deki sürecin ilerlemesiyle beraber, çatışma tehlikelerinin tamamen ortadan kalkacağı bir döneme doğru gidildiğini düşünüyorum.

(Evrensel)

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
04.09.2026 14:02 / Güncelleme: 14:48

Nepal'deki selde feci bilanço: 1287 can kaybı, binlerce kayıp

Nepal'in Rasuwa bölgesinde buzul çökmesinin tetiklediği sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı bin 287'ye yükseldi. Kayıp 5 binden fazla kişiyi arama kurtarma çalışmaları sürüyor.

Nepal'deki selde feci bilanço: 1287 can kaybı, binlerce kayıp Fotoğraf: Sunil Pradhan/AA
04.09.2026 20:44 / Güncelleme: 21:00

Victor Osimhen sakatlandı: Durumu ciddi mi?

Galatasaray'ın golcüsü Victor Osimhen, Başakşehir karşısında sakatlık yaşayarak oyundan alındı. Osimhen'in sakatlığının ciddiyetine dair henüz açıklama yapılmadı.

Victor Osimhen sakatlandı: Durumu ciddi mi?

Adem Kutucu/AA

04.09.2026 19:16 / Güncelleme: 19:24

Melih Gökçek’in oğlu ve gelini de şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı

Eski Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Melih Gökçek, hakkında "kayıt dışı para aktarma" iddiasının yer aldığı soruşturma kapsamında oğlu ve gelini de şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı.

Melih Gökçek’in oğlu ve gelini de şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı

Fotoğraf: AA

05.09.2026 00:16

Süleymancılara yönelik soruşturma: Firari İrfan Yılmaz hakkında yakalama kararı

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Süleymancı yapılanmaya yönelik soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen firari İrfan Yılmaz hakkında yakalama kararı çıkardı.

Süleymancılara yönelik soruşturma: Firari İrfan Yılmaz hakkında yakalama kararı

Fotoğraf: ANKA

04.09.2026 16:58

Hakkari Yüksekova’da servis minibüsü kaza yaptı: 6 yaralı

Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde servis minibüsünün yoldan çıkması sonucu 6 kişi yaralandı. Yaralılar, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Yüksekova Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Hakkari Yüksekova’da servis minibüsü kaza yaptı: 6 yaralı

Fotoğraf: AA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!