Korkuyu yemek | 'Tak Tak Oda Temizliği'
"Tak Tak Oda Temizliği serisinden bir kelime bulutu yapsak “açlık” ve “korku” en çok geçen sözlerden olabilir. Dinlerken Knut Hamsun’un Açlık romanındaki gibi aç kalmayı mide duvarınızda hissediyorsunuz."
Ebru Işıklı
[email protected]
Anne-kız bir eve temizliğe gidiyor. Akşama kadar çalışan anne-kız acıkıyor ama ev sahiplerinden bir haber geldi gelecek derken akşam üstü oluyor. “Artık yemek yememiz lazım” demek için mutfağa girdiklerinde evdekilerin ailecek dışarıdan söyledikleri pideleri yediklerini görüyorlar. Sadece kendilerine söylemişler. Evde sabahtan beri çalışan insanların acıktığı akıllarına bile gelmemiş. Ev sahibi kadın anne-kıza yoğurt, ekmek getiriyor. Bu hikayenin detayları Tak-Tak Oda Temizliği isimli podcast’in “Acıktık biz” isimli 23. bölümünden. Bir temizlik işçisinin deneyimlerini güldürerek anlatan bu serinin her bölümünde güçlü bir sınıf öfkesiyle dişlerinizi gıcırdatıyorsunuz.
Büyük yazarların biyografilerinde geçmişte işçilik yapmış olduklarını okuduğumda yazmanın sınıfsal konumla ilişkisi üzerine düşündüm. Yakın zamanda Wang Jibing Çinli bir kurye işçisi şiir kategorisinde önemli bir edebiyat ödülü kazandı. Çok sevindik. Genelde sınıf duyarlılığı olan yazarlardan işçi deneyimlerini okuruz.[1] Ama çevremizle hiç durmadan konuştuğumuz iş yerindeki o detayların hepsi bir romanda, şiirde, öyküde ya da bir blog yazısında temsil edilmeye değer. Yazmak için vakit lazım. Yaşadığının üzerine düşünmek, yazmak, düzeltmek için gerekli zaman yaratmaksa özellikle düşük ücretli bir işçi için çok zor.
Eski bir sendikacı olan şair Mark Nowak Amerika’nın New York şehrinde sınıfın en altındakiler için ücretsiz bir yazarlık atölyesi yürütüyor. Yazmanın sınıfın değiştirici gücüne güç katacağını düşünüyor. Rancier’den alıntılıyor “işçilerin ezildiklerini öğrenmeye ihtiyaçları yok, ötesini düşünebilmeleri için sadece alana ihtiyaçları” var.
Tak Tak Oda Temizliği serisinden bir kelime bulutu yapsak “açlık” ve “korku” en çok geçen sözlerden olabilir. Dinlerken Knut Hamsun’un Açlık romanındaki gibi aç kalmayı mide duvarınızda hissediyorsunuz. Yemek varılamayan bir kara parçası oluyor. Otel işçilerinin işi yetiştirmek için öğle yemeğini kaçırmaları, otelde verilen yemekler kötü olduğu için aç çalışmaya devam etmeleri, otel müşterisinin yemek tabağıma bakıyor diye işçiyi şikayet etmesi, hakaretini manilerle yapan patronun masasının önünde aç karnına dikilirken masasında hiç boşalmayan tabak, yemekhanede ikinci tabağa izin verilmemesi, müdürün müşteriden kalan yarısı yenmiş tabakları işçilere vermesi… İşçinin açlığı, açken çalışması, patronun, ev sahibinin, müdürün saygısızlık yapmak için yemeği esirgemesi, bazen işçinin yemek yemesi gerektiğini düşünmemesi… Düşük ücretli bir işçi olmak her dakikası savaş olan, mikro kırıntılarla yönetilmeye çalışıldığınız bir hayat. Kelimeler serildikçe işçi korkusunu yiyerek doyuyor. Podcast bölümleri ilerledikçe Tak Tak Hanımın sesi daha güvenle çınlıyor. İşten gelmiş, o parasıyla kendine her şeyi hak görenler var ya, şimdi onları paramparça edecek ve içimizin yağı eriyecek.
Dipnotlar:
- ^ Örneğin Irmak Zileli’nin Son Bakış isimli kitabı Gürcü bir bakıcı genç kadının Türkiye’deki acı deneyimini anlatır. Bu kitaptan Tak Tak sayesinde haberdar oldum.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et