01.09.2026 00:15

Digel’de çifte tutum: TİS masasında görüşme, içeride sendikal baskı

Digel Tekstil'de 1,5 yıldan fazla süredir sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi mücadelesi veren işçiler, patronun TİS masasında görüşmelere devam edip fabrika içinde ise "Kapanırız" söylemiyle sendikadan istifa baskısı kurduğunu belirtiyor.

Digel’de çifte tutum: TİS masasında görüşme, içeride sendikal baskı

Emirhan Durmaz


İzmir – Digel Tekstil işçilerinin 17 Ocak 2025’te başlattığı sendikal örgütlenme ve TİS mücadelesi 592. gününde devam ediyor. İşçiler bir yandan toplu iş sözleşmesi sürecini sürdürürken diğer yandan işverenin sendikal faaliyetler nedeniyle baskı uyguladığını ve işçileri “Fabrika kapanacak” söylemiyle sendikadan istifaya zorladığını belirtiyor. TEKSİF Ege Bölge Temsilcisi İbrahim İpek, TEKSİF Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz ile işçiler adına konuşan Digel İşçisi Rümeysa Kişi ve Nurdan Kılıç, direnişin geldiği aşamayı ve toplu iş sözleşmesi sürecini değerlendirdi. TEKSİF yöneticileri ve işçiler, işverenin “Fabrika kapanır” söylemiyle işçileri sendikadan uzaklaştırmaya çalıştığını belirterek, TİS taleplerinin karşılanmaması halinde grev kararının gündeme geleceğini ifade etti.

TİS görüşmelerinde 10 madde geçildi

TEKSİF Ege Bölge Temsilcisi İbrahim İpek, toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin devam ettiğini belirterek fabrika müdürünün izinde olması nedeniyle yeni görüşme için beklendiğini söyledi. İpek, “Toplu sözleşme masasından kalkmadıklarını söylediler. Bize görüşmelerin devam edeceği, ara buluculuk sürecinden sonra da görüşmelerin sürdürüleceği söylendi” dedi.

Görüşmelerde şu ana kadar 10 idari maddenin kabul edildiğini belirten İpek, bunlar arasında sendika temsilci odasının da bulunduğunu söyledi. Uyuşmazlık tutanağının tutulduğunu ve ara buluculuk sürecine geçildiğini aktaran İpek, “Şu anda ara bulucu sürecindeyiz” dedi.

Sendikanın ücret ve sosyal hak taleplerini de sıralayan İpek, 2.5 ikramiye, yani 72 yevmiye; bayramlarda 17 bin 500 lira ikramiye, enerji yardımı ve kreş yardımı talep ettiklerini söyledi.

Fabrikada ücretlerin performansa göre değiştiğini belirten İpek, ancak işçilerin ağırlıklı olarak 32-42 bin lira bandında ücret aldığını ifade etti. Performansa bağlı ücretlendirmedeki adaletsizliklerin giderilmesi için performans kurulu kurulmasını istediklerini belirten İpek, kadın komisyonu ve taciz önleme kurulu taleplerinin de bulunduğunu söyledi.

‘İşçileri korkutarak sendikadan istifaya zorluyorlar’

İpek, TİS sürecinin yanı sıra fabrika içerisinde işçiler üzerinde baskı kurulduğunu ifade etti. Yöneticilerin işçilerle birebir görüşmeler yaptığını belirten İpek, “Fabrika kapanacak, biz bu sendikanın istediği talepleri kaldıramayız” denilerek işçilerin sendikadan uzaklaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Baskılar nedeniyle 3-4 işçinin sendikadan istifa ettiğini ancak daha sonra yeniden üye olduklarını belirten İpek, bunun dışında tüm baskılara rağmen yeni üyeliklerin de sürdüğünü kaydetti.

İpek, “Biz TEKSİF ve diğer direnişçi emekçiler olarak toplu sözleşmenin son noktasına kadar direnişimizi, mücadelemizi sürdüreceğiz. Toplu sözleşme bizim anayasal hakkımız. Biz sendika olarak toplu sözleşme imzalanana kadar sürecin arkasındayız, emekçilerin yanındayız” dedi.

‘Hukuki kazanımlar mücadeleyi güçlendirdi’

TEKSİF Sendikası Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz ise mücadelenin 17 Ocak 2025’te sefalet ücretine, baskı, mobbing ve tacize varan uygulamalara karşı başladığını hatırlatarak sözlerine başladı.

Patronun, işçilerin özellikle kadınlardan oluşmasını ve direnişin sürdürülemeyeceğini düşünerek çeşitli hukuki süreçlerle mücadeleyi engellemeye çalıştığını savunan Alagöz, “Yaklaşık 600 güne varan bir direnç var burada. Ancak buradaki mücadeleci arkadaşlarımız ve içeride dirençli duran arkadaşlarımız hiçbir geri adım atmadı. Mahkemelerin çoğunu kazandık” dedi.

Yetki davalarının kazanıldığını ve 11 işçinin yerel mahkeme sürecinin tamamlandığını belirten Alagöz, beş işçinin ise ödemelerinin geçen hafta yapıldığını söyledi.

Bu kazanımların patronun yıllardır yarattığını öne sürdüğü “İşçiler haklarını alamaz” algısını kırdığını ifade eden Alagöz, “Bir yıl sekiz aylık bir arkadaşımız bir milyon liradan sadece 40 bin lira eksik olacak şekilde bütün haklarını aldı. İki seneye yakın bir arkadaşımız da bir milyonun üzerinde sendikal tazminat, kıdem ve ihbar tazminatı aldı. Digel işçileri artık keyfi bir şekilde tazminatsız atamayacaklarını buradaki mücadelenin kazanımlarıyla göstermiş oldu” diye konuştu.

‘İşçiler şeffaf bir promosyon görüşmesi istiyorlar’

TİS görüşmelerinde 10 maddenin karşılıklı olarak imzalandığını belirten Alagöz, ara buluculuk sürecinin başladığını ve işverenin bu süreçte işçilerle birebir görüşmeler yaptığını söyledi. Patronun “Şirket bu talepleri kaldıramaz” söylemiyle işçileri etkilemeye çalıştığını belirten Alagöz, yöneticilerin ücret ve sosyal haklarına ilişkin farklı uygulamaların ise çifte standart olduğuna dikkat çekti.

Alagöz, “Eğer ki, Digel Tekstil’de yöneticiler 200 bin liraya yakın ücret alıp sefalet ücretiyle yaşamıyorsa, bu konuşmaları yapan bir kişinin şirket tarafından faizsiz ve 10 yıl geri ödemesiz ev sahibi yapılması mümkün oluyorsa, yılbaşında iki tam maaş ikramiyeyi yöneticiler alabiliyorsa, işçilerin bu sefalet ücretine karşı ayaklanmasıyla istedikleri talepler karşılanamaz diye bir durum yok” diye konuştu.

Alagöz ayrıca banka promosyonlarına ilişkin de işçilerin talepleri bulunduğunu belirterek, “Promosyonla ilgili çalışanlardan sır gibi sakladıkları şeyler var. Örneğin arabalarının yakıtlarını dahi işçilerin promosyon haklarından ödüyorlar. Bunu da kabul etmiyoruz. İşçilerin promosyon haklarına çöküyorlar. TİS’te de değindik. İşçiler şeffaf bir promosyon görüşmesi istiyorlar” dedi.

‘Grevse grev’

Patron tarafından “Bu talepler karşılanamaz”, “Greve gidilirse fabrika kapanabilir” yönünde bir algı yaratılmaya çalışıldığını kaydeden Alagöz, bu söylemlerin bazı kişiler aracılığıyla da işçiler arasında yayıldığını belirtti. Buna rağmen Digel işçilerinin geri adım atmadığını söyleyen Alagöz, tazminatlarını alan işçilerin dahi direnişe devam ettiğine dikkat çekti: “Dışarıda beş tane tazminatını almış, bütün haklarını fazlasıyla almış arkadaşımız bugün direnişlerine devam ediyor. Bu mücadelenin sadece ekonomik, parasal bir mesele olmadığını; bir onur meselesi olduğunu, örgütsüz olan tüm işçilerin mücadelesi olduğunu biliyoruz”.

Hedeflerinin yalnızca Digel’de kazanım elde etmek olmadığını ifade eden Alagöz, Hugo Boss, Roy Robson ve diğer sektörlerde de örgütsüz iş yerlerine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

İşverenin grevden korktuğunu vurgulayan Alagöz, “Grev işçinin anayasal hakkı ve en güçlü silahıdır. Eğer Digel Tekstil, çalışan arkadaşlarımızın taleplerini görmezden gelirse, grevse grev diyoruz. Hatta mücadelenin Almanya’daki Digel mağazaları önüne dahi taşınacağını belirtiyoruz” diye konuştu.

Alagöz son olarak, “İnsanca çalışmak, insan onuruna yakışır bir çalışma düzeni ve insanca yaşayabilir bir ücret istiyoruz. Mücadelemiz kararlılıkla devam edecek” ifadelerini kullandı.

Digel İşçisi Rümeysa Kişi de işverenin sendika ile yapılan görüşmelerde farkı bir tutum sergilerken fabrikada farklı bir söylem kullandığını belirtti.

Kişi, “İşveren sendikayla görüştüğünde toplantının iyi gittiğini, maddeler üzerinde tartışacağını söylüyor. Ama fabrikaya döndüğünde aba altından sopa gösteriyor. ‘Fabrika kapanacak, işinizden olacaksınız, bir daha nerede bu kadar iyi bir fabrika bulacaksınız, biz size yılbaşında yüzde 40 zam verdik’ diyerek işçileri sendikadan soğutmaya çalışıyor” dedi.

Yılbaşında yapılan yüzde 40’lık zammın da sendikal mücadele nedeniyle verildiğini belirten Kişi, baskılar nedeniyle dört-beş işçinin sendikadan istifa ettiğini ancak bu işçilerin yeniden sendikaya kazandırıldığını söyledi.

İşverenin açıkça “Sendikadan istifa edin” demediğini ancak “Fabrika kapanır, işsiz kalırsınız, hepinizin çoluğu çocuğu var” söylemleriyle işçileri korkuttuğunu ifade eden Kişi, “Şu anda yapabileceği tek şey işçileri korkutarak sendikadan istifaya zorlamak” diye konuştu.

‘Sendikal baskının faturası daha ağır’

Sendikal nedenle işten çıkarmaların işveren açısından daha ağır bir maliyet yarattığını belirten Kişi, kendi davasını örnek gösterdi: “Sendikal baskı işten çıkarma yapıyor ama fatura onlara ağır yansıyor. Ben 23 aylık işçiyim. Beni direkt çıkarsa 200 bin lira civarında ihbar ve kıdem tazminatı alacaktım. Ancak sendikal tazminatla birlikte şu an 956 bin lira aldım. Onlara bunun faturası daha ağır oluyor.”

Kişi, toplamda beş arkadaşlarının mahkeme süreçleri sonucunda ödemelerini aldığını, sendikal tazminatın yanı sıra kıdem ve diğer haklarını da kazandıklarını söyledi.

“Bizim kaybedecek bir şeyimiz yok” diyen Kişi, 17 Ocak 2025’te başlayan mücadelede işlerini kaybettiklerini ancak haklarını kazanmaya devam ettiklerini belirtti. Kişi, “17 Ocak 2025 tarihinde nasıl güçlü ve umutluysak şu anda da aynı gücümüzü ve umudumuzu taşımaya devam ediyoruz. Biz çalışmaya, ekmeğe muhtaç olabiliriz ama onlara biat edeceğimiz anlamına gelmiyor. Bugüne kadar nasıl biat etmediysek bundan sonra da aynı kararlılık ve güçle direnişimize devam ediyoruz” dedi.

‘Sendika olmadan önce hangi talebimize kulak verdiniz?’

İşçilerden Nurdan Kılıç ise işverenin sendikadan istifa konusunda doğrudan çağrı yapmak yerine ima yoluyla işçilerin kafasını karıştırdığını söyledi. İstifa eden işçilerle yeniden iletişime geçtiklerini belirten Kılıç, “Ne oldu, ne bitti diye tekrar konuşup ikna ediyoruz ve üyeliklerini yeniden gerçekleştiriyoruz. Onlar da istifa ettiklerine pişman oluyorlar. Çünkü ortada bir tutarsızlık var” dedi.

İşverenin “Fabrika kapanacak, ekmeğinize sahip çıkın, dışarıdakilere kulak asmayın, biz sendikayı kabul etmeyeceğiz” şeklinde söylemler kullandığını aktaran Kılıç, bazı işçilerin sendikal süreç hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları için bu söylemlere inandığını belirtti.

Kılıç, işverenin son dönemde “Ne istiyorsanız bize söyleyin, sendikadan değil, bizden isteyin” şeklinde yaklaşım sergilediğini de ifade etti. Buna karşılık işçilerin 17 Ocak’tan bu yana taleplerini açıkça dile getirdiğini söyleyen Kılıç, “İşçilerin geri alınmasını, sendikal haklara saygı duyulmasını istedik. Bunun yanında kadınlara yönelik tacizden, tuvalete izin verilmemesinden, yemeklerin kötülüğünden bahsettik. Bunlar dile getirildiğinde işveren bunları ciddiye almadı” dedi.

İşverenin şimdi talepleri kendilerinin karşılayabileceğini söylemesinin işçilerde soru işareti yarattığını belirten Kılıç, “Yapsalardı, 10 senelik fabrika; bugüne kadar yapardı. Neden sendikal mücadele başlayınca, sendikanın içeri gireceği kesinleşince bunlar söylenmeye başlandı? Sendika olmadan önce siz bizim hangi talebimize kulağınızı açtınız ki?” diye konuştu.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
31.08.2026 12:35

Trafikte yarın yeni dönem başlıyor: Kazalarda artık tek numara kullanılacak

Trafik kazası sonrası ihbar ve tazminat süreçlerinde yeni dönem yarın başlıyor. SEDDK tarafından hayata geçirilen Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi ile kazalara ilişkin ihbarlar tek merkez üzerinden alınacak.

Trafikte yarın yeni dönem başlıyor: Kazalarda artık tek numara kullanılacak

Fotoğraf: DHA

31.08.2026 14:35

DEM Partili Ceylan Akça Cupolo: 'Şikayetler ve sığınma evi talepleri hangi gerekçelerle işleme alınmadı?'

Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, katledilen Sultan Kara cinayetindeki ihmalleri Meclis'e taşıyarak, "Şikâyetler ve sığınma talepleri neden işleme alınmadı, cezasızlık zırhı nereden besleniyor?" diye sordu.

DEM Partili Ceylan Akça Cupolo: 'Şikayetler ve sığınma evi talepleri hangi gerekçelerle işleme alınmadı?'
31.08.2026 14:52

Adalet Peşinde Aileler: 'Kamu görevlilerine yönelik soruşturma zırhı kaldırılsın'

Adalet Peşinde Aileleri Platformu, 6 Şubat depremlerini ardından başlatılan soruşturmalar kapsamında iddianamesi hazırlanmayan dosyaların bir an önce hazırlanmasını, kamu görevlilerine yönelik zırhının kaldırılmasını istedi.

Adalet Peşinde Aileler: "Kamu görevlilerine yönelik soruşturma zırhı kaldırılsın"

Ekran görüntüsü: ANKA

31.08.2026 13:49

İBB davasında 72’nci gün: Tahliye talepleri alınıyor

İBB davasının 72'nci celsesinde tahliye talepleri alınırken, perşembe günü Ekrem İmamoğlu'nun yapacağı savunmanın ardından mahkemenin hafta sonuna doğru yeni tahliye kararları açıklaması öngörülüyor.

İBB davasında 72’nci gün: Tahliye talepleri alınıyor

Fotoğraf: Evrensel

31.08.2026 09:30 / Güncelleme: 10:12

İstanbul’daki gizli kamera soruşturması genişliyor: Mağaza kabinleri ve otel odaları da inceleniyor

İstanbul Bakırköy’deki gizli kamera soruşturmasında yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Yaklaşık 15 bin görüntünün bulunduğu dijital arşivde güzellik merkezi dışında mağaza deneme kabinleri ve otel odalarına ait kayıtların da bulunduğu ifade edildi.

İstanbul’daki gizli kamera soruşturması genişliyor: Mağaza kabinleri ve otel odaları da inceleniyor

Fotoğraf: Anna Shvets/Pexels

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!