01.09.2026 00:15 / Güncelleme: 06:22

Digel’de çifte tutum: TİS masasında görüşme, içeride sendikal baskı

Digel Tekstil'de 1,5 yıldan fazla süredir sendikal örgütlenme ve toplu iş sözleşmesi mücadelesi veren işçiler, patronun TİS masasında görüşmelere devam edip fabrika içinde ise "Kapanırız" söylemiyle sendikadan istifa baskısı kurduğunu belirtiyor.

Digel’de çifte tutum: TİS masasında görüşme, içeride sendikal baskı

Emirhan Durmaz


İzmir – Digel Tekstil işçilerinin 17 Ocak 2025’te başlattığı sendikal örgütlenme ve TİS mücadelesi 592. gününde devam ediyor. İşçiler bir yandan toplu iş sözleşmesi sürecini sürdürürken diğer yandan işverenin sendikal faaliyetler nedeniyle baskı uyguladığını ve işçileri “Fabrika kapanacak” söylemiyle sendikadan istifaya zorladığını belirtiyor. TEKSİF Ege Bölge Temsilcisi İbrahim İpek, TEKSİF Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz ile işçiler adına konuşan Digel İşçisi Rümeysa Kişi ve Nurdan Kılıç, direnişin geldiği aşamayı ve toplu iş sözleşmesi sürecini değerlendirdi. TEKSİF yöneticileri ve işçiler, işverenin “Fabrika kapanır” söylemiyle işçileri sendikadan uzaklaştırmaya çalıştığını belirterek, TİS taleplerinin karşılanmaması halinde grev kararının gündeme geleceğini ifade etti.

TİS görüşmelerinde 10 madde geçildi

TEKSİF Ege Bölge Temsilcisi İbrahim İpek, toplu iş sözleşmesi (TİS) görüşmelerinin devam ettiğini belirterek fabrika müdürünün izinde olması nedeniyle yeni görüşme için beklendiğini söyledi. İpek, “Toplu sözleşme masasından kalkmadıklarını söylediler. Bize görüşmelerin devam edeceği, ara buluculuk sürecinden sonra da görüşmelerin sürdürüleceği söylendi” dedi.

Görüşmelerde şu ana kadar 10 idari maddenin kabul edildiğini belirten İpek, bunlar arasında sendika temsilci odasının da bulunduğunu söyledi. Uyuşmazlık tutanağının tutulduğunu ve ara buluculuk sürecine geçildiğini aktaran İpek, “Şu anda ara bulucu sürecindeyiz” dedi.

Sendikanın ücret ve sosyal hak taleplerini de sıralayan İpek, 2.5 ikramiye, yani 72 yevmiye; bayramlarda 17 bin 500 lira ikramiye, enerji yardımı ve kreş yardımı talep ettiklerini söyledi.

Fabrikada ücretlerin performansa göre değiştiğini belirten İpek, ancak işçilerin ağırlıklı olarak 32-42 bin lira bandında ücret aldığını ifade etti. Performansa bağlı ücretlendirmedeki adaletsizliklerin giderilmesi için performans kurulu kurulmasını istediklerini belirten İpek, kadın komisyonu ve taciz önleme kurulu taleplerinin de bulunduğunu söyledi.

‘İşçileri korkutarak sendikadan istifaya zorluyorlar’

İpek, TİS sürecinin yanı sıra fabrika içerisinde işçiler üzerinde baskı kurulduğunu ifade etti. Yöneticilerin işçilerle birebir görüşmeler yaptığını belirten İpek, “Fabrika kapanacak, biz bu sendikanın istediği talepleri kaldıramayız” denilerek işçilerin sendikadan uzaklaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Baskılar nedeniyle 3-4 işçinin sendikadan istifa ettiğini ancak daha sonra yeniden üye olduklarını belirten İpek, bunun dışında tüm baskılara rağmen yeni üyeliklerin de sürdüğünü kaydetti.

İpek, “Biz TEKSİF ve diğer direnişçi emekçiler olarak toplu sözleşmenin son noktasına kadar direnişimizi, mücadelemizi sürdüreceğiz. Toplu sözleşme bizim anayasal hakkımız. Biz sendika olarak toplu sözleşme imzalanana kadar sürecin arkasındayız, emekçilerin yanındayız” dedi.

‘Hukuki kazanımlar mücadeleyi güçlendirdi’

TEKSİF Sendikası Genel Başkan Danışmanı Makum Alagöz ise mücadelenin 17 Ocak 2025’te sefalet ücretine, baskı, mobbing ve tacize varan uygulamalara karşı başladığını hatırlatarak sözlerine başladı.

Patronun, işçilerin özellikle kadınlardan oluşmasını ve direnişin sürdürülemeyeceğini düşünerek çeşitli hukuki süreçlerle mücadeleyi engellemeye çalıştığını savunan Alagöz, “Yaklaşık 600 güne varan bir direnç var burada. Ancak buradaki mücadeleci arkadaşlarımız ve içeride dirençli duran arkadaşlarımız hiçbir geri adım atmadı. Mahkemelerin çoğunu kazandık” dedi.

Yetki davalarının kazanıldığını ve 11 işçinin yerel mahkeme sürecinin tamamlandığını belirten Alagöz, beş işçinin ise ödemelerinin geçen hafta yapıldığını söyledi.

Bu kazanımların patronun yıllardır yarattığını öne sürdüğü “İşçiler haklarını alamaz” algısını kırdığını ifade eden Alagöz, “Bir yıl sekiz aylık bir arkadaşımız bir milyon liradan sadece 40 bin lira eksik olacak şekilde bütün haklarını aldı. İki seneye yakın bir arkadaşımız da bir milyonun üzerinde sendikal tazminat, kıdem ve ihbar tazminatı aldı. Digel işçileri artık keyfi bir şekilde tazminatsız atamayacaklarını buradaki mücadelenin kazanımlarıyla göstermiş oldu” diye konuştu.

‘İşçiler şeffaf bir promosyon görüşmesi istiyorlar’

TİS görüşmelerinde 10 maddenin karşılıklı olarak imzalandığını belirten Alagöz, ara buluculuk sürecinin başladığını ve işverenin bu süreçte işçilerle birebir görüşmeler yaptığını söyledi. Patronun “Şirket bu talepleri kaldıramaz” söylemiyle işçileri etkilemeye çalıştığını belirten Alagöz, yöneticilerin ücret ve sosyal haklarına ilişkin farklı uygulamaların ise çifte standart olduğuna dikkat çekti.

Alagöz, “Eğer ki, Digel Tekstil’de yöneticiler 200 bin liraya yakın ücret alıp sefalet ücretiyle yaşamıyorsa, bu konuşmaları yapan bir kişinin şirket tarafından faizsiz ve 10 yıl geri ödemesiz ev sahibi yapılması mümkün oluyorsa, yılbaşında iki tam maaş ikramiyeyi yöneticiler alabiliyorsa, işçilerin bu sefalet ücretine karşı ayaklanmasıyla istedikleri talepler karşılanamaz diye bir durum yok” diye konuştu.

Alagöz ayrıca banka promosyonlarına ilişkin de işçilerin talepleri bulunduğunu belirterek, “Promosyonla ilgili çalışanlardan sır gibi sakladıkları şeyler var. Örneğin arabalarının yakıtlarını dahi işçilerin promosyon haklarından ödüyorlar. Bunu da kabul etmiyoruz. İşçilerin promosyon haklarına çöküyorlar. TİS’te de değindik. İşçiler şeffaf bir promosyon görüşmesi istiyorlar” dedi.

‘Grevse grev’

Patron tarafından “Bu talepler karşılanamaz”, “Greve gidilirse fabrika kapanabilir” yönünde bir algı yaratılmaya çalışıldığını kaydeden Alagöz, bu söylemlerin bazı kişiler aracılığıyla da işçiler arasında yayıldığını belirtti. Buna rağmen Digel işçilerinin geri adım atmadığını söyleyen Alagöz, tazminatlarını alan işçilerin dahi direnişe devam ettiğine dikkat çekti: “Dışarıda beş tane tazminatını almış, bütün haklarını fazlasıyla almış arkadaşımız bugün direnişlerine devam ediyor. Bu mücadelenin sadece ekonomik, parasal bir mesele olmadığını; bir onur meselesi olduğunu, örgütsüz olan tüm işçilerin mücadelesi olduğunu biliyoruz”.

Hedeflerinin yalnızca Digel’de kazanım elde etmek olmadığını ifade eden Alagöz, Hugo Boss, Roy Robson ve diğer sektörlerde de örgütsüz iş yerlerine karşı mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

İşverenin grevden korktuğunu vurgulayan Alagöz, “Grev işçinin anayasal hakkı ve en güçlü silahıdır. Eğer Digel Tekstil, çalışan arkadaşlarımızın taleplerini görmezden gelirse, grevse grev diyoruz. Hatta mücadelenin Almanya’daki Digel mağazaları önüne dahi taşınacağını belirtiyoruz” diye konuştu.

Alagöz son olarak, “İnsanca çalışmak, insan onuruna yakışır bir çalışma düzeni ve insanca yaşayabilir bir ücret istiyoruz. Mücadelemiz kararlılıkla devam edecek” ifadelerini kullandı.

Digel İşçisi Rümeysa Kişi de işverenin sendika ile yapılan görüşmelerde farkı bir tutum sergilerken fabrikada farklı bir söylem kullandığını belirtti.

Kişi, “İşveren sendikayla görüştüğünde toplantının iyi gittiğini, maddeler üzerinde tartışacağını söylüyor. Ama fabrikaya döndüğünde aba altından sopa gösteriyor. ‘Fabrika kapanacak, işinizden olacaksınız, bir daha nerede bu kadar iyi bir fabrika bulacaksınız, biz size yılbaşında yüzde 40 zam verdik’ diyerek işçileri sendikadan soğutmaya çalışıyor” dedi.

Yılbaşında yapılan yüzde 40’lık zammın da sendikal mücadele nedeniyle verildiğini belirten Kişi, baskılar nedeniyle dört-beş işçinin sendikadan istifa ettiğini ancak bu işçilerin yeniden sendikaya kazandırıldığını söyledi.

İşverenin açıkça “Sendikadan istifa edin” demediğini ancak “Fabrika kapanır, işsiz kalırsınız, hepinizin çoluğu çocuğu var” söylemleriyle işçileri korkuttuğunu ifade eden Kişi, “Şu anda yapabileceği tek şey işçileri korkutarak sendikadan istifaya zorlamak” diye konuştu.

‘Sendikal baskının faturası daha ağır’

Sendikal nedenle işten çıkarmaların işveren açısından daha ağır bir maliyet yarattığını belirten Kişi, kendi davasını örnek gösterdi: “Sendikal baskı işten çıkarma yapıyor ama fatura onlara ağır yansıyor. Ben 23 aylık işçiyim. Beni direkt çıkarsa 200 bin lira civarında ihbar ve kıdem tazminatı alacaktım. Ancak sendikal tazminatla birlikte şu an 956 bin lira aldım. Onlara bunun faturası daha ağır oluyor.”

Kişi, toplamda beş arkadaşlarının mahkeme süreçleri sonucunda ödemelerini aldığını, sendikal tazminatın yanı sıra kıdem ve diğer haklarını da kazandıklarını söyledi.

“Bizim kaybedecek bir şeyimiz yok” diyen Kişi, 17 Ocak 2025’te başlayan mücadelede işlerini kaybettiklerini ancak haklarını kazanmaya devam ettiklerini belirtti. Kişi, “17 Ocak 2025 tarihinde nasıl güçlü ve umutluysak şu anda da aynı gücümüzü ve umudumuzu taşımaya devam ediyoruz. Biz çalışmaya, ekmeğe muhtaç olabiliriz ama onlara biat edeceğimiz anlamına gelmiyor. Bugüne kadar nasıl biat etmediysek bundan sonra da aynı kararlılık ve güçle direnişimize devam ediyoruz” dedi.

‘Sendika olmadan önce hangi talebimize kulak verdiniz?’

İşçilerden Nurdan Kılıç ise işverenin sendikadan istifa konusunda doğrudan çağrı yapmak yerine ima yoluyla işçilerin kafasını karıştırdığını söyledi. İstifa eden işçilerle yeniden iletişime geçtiklerini belirten Kılıç, “Ne oldu, ne bitti diye tekrar konuşup ikna ediyoruz ve üyeliklerini yeniden gerçekleştiriyoruz. Onlar da istifa ettiklerine pişman oluyorlar. Çünkü ortada bir tutarsızlık var” dedi.

İşverenin “Fabrika kapanacak, ekmeğinize sahip çıkın, dışarıdakilere kulak asmayın, biz sendikayı kabul etmeyeceğiz” şeklinde söylemler kullandığını aktaran Kılıç, bazı işçilerin sendikal süreç hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları için bu söylemlere inandığını belirtti.

Kılıç, işverenin son dönemde “Ne istiyorsanız bize söyleyin, sendikadan değil, bizden isteyin” şeklinde yaklaşım sergilediğini de ifade etti. Buna karşılık işçilerin 17 Ocak’tan bu yana taleplerini açıkça dile getirdiğini söyleyen Kılıç, “İşçilerin geri alınmasını, sendikal haklara saygı duyulmasını istedik. Bunun yanında kadınlara yönelik tacizden, tuvalete izin verilmemesinden, yemeklerin kötülüğünden bahsettik. Bunlar dile getirildiğinde işveren bunları ciddiye almadı” dedi.

İşverenin şimdi talepleri kendilerinin karşılayabileceğini söylemesinin işçilerde soru işareti yarattığını belirten Kılıç, “Yapsalardı, 10 senelik fabrika; bugüne kadar yapardı. Neden sendikal mücadele başlayınca, sendikanın içeri gireceği kesinleşince bunlar söylenmeye başlandı? Sendika olmadan önce siz bizim hangi talebimize kulağınızı açtınız ki?” diye konuştu.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
01.09.2026 05:58 / Güncelleme: 06:16

Gök gürültülü sağanak geliyor: Meteoroloji'den Karadeniz ve Doğu Anadolu için yağış uyarısı

Yurdun kuzey ve doğu kesimlerinde hava tırmanışa geçiyor. Karadeniz kıyıları ile Doğu Anadolu'nun kuzeyinde kuvvetli yağışlar beklenirken, batı ve güney bölgelerde güneşli hava hakim olacak.

Gök gürültülü sağanak geliyor: Meteoroloji'den Karadeniz ve Doğu Anadolu için yağış uyarısı

Fotoğraf: Trent Haaland/Unsplash

31.08.2026 19:59 / Güncelleme: 20:13

'Mekke Savunma İttifakı'nın ilk toplantısı sona erdi: Suudi Arabistan’da bir sekretarya kurma kararı

'Mekke Savunma İttifakı' kapsamında Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'dan oluşan üçlü savunma komitesinin ilk toplantısında Suudi Arabistan’da sekretarya kurulması, ilk genel sekreterin Pakistan’dan olması ve üç yıl görev yapması kararlaştırıldı.

'Mekke Savunma İttifakı'nın ilk toplantısı sona erdi: Suudi Arabistan’da bir sekretarya kurma kararı

Fotoğraf: ANKA

31.08.2026 23:51

AKP Eskişehir Milletvekili Hatipoğlu: Barlar Sokağı kapatılsın

2023 yılında İYİ Parti'den istifa ederek AKP'ye geçen İdris Nebi Hatipoğlu, Eskişehir'deki Barlar Sokağı'nın kapatılması gerektiğini savunarak “Devlet akşama kadar sarhoşların peşinde mi gezecek?” dedi.

AKP Eskişehir Milletvekili Hatipoğlu: Barlar Sokağı kapatılsın

Ali Furkan Çetiner/AA

01.09.2026 01:40

Almanya Başbakanı Merz, partisinin seçim kampanyası etkinliğinde protesto edildi

Almanya Başbakanı ve Hristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) Genel Başkanı Friedrich Merz, partisinin seçim etkinliğinde Merz'i "savaş kışkırtıcısı" ve "Pinokyo" olarak niteledi; "istifa" etmesi için slogan attı.

Almanya Başbakanı Merz, partisinin seçim kampanyası etkinliğinde protesto edildi

Fotoğraf: Christian Plambeck/DGB

01.09.2026 02:02 / Güncelleme: 02:03

Nepal'deki sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 939'a yükseldi; 3 bin 925 kişi kayıp

Nepal'in Çin sınırına yakın Rasuwa bölgesi ve çevresinde meydana gelen selde hayatını kaybedenlerin sayısı 939'a, kayıp kişi sayısının ise 592'si yabancı uyruklu olmak üzere toplam 3.925'e yükseldi.

Nepal'deki sel felaketinde hayatını kaybedenlerin sayısı 939'a yükseldi; 3 bin 925 kişi kayıp

Fotoğraf: AA

31.08.2026 19:25

DİSK-AR: Geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 305 bin'e yükseldi

DİSK-AR, geniş tanımlı işsiz sayısının Temmuz 2026’da 12 milyon 305 bine, geniş tanımlı işsizlik oranının ise yüzde 30,6’ya yükseldiğini bildirdi. Çalışmak istemesine rağmen iş bulamayanların sayısı 5 milyon oldu

DİSK-AR: Geniş tanımlı işsiz sayısı 12 milyon 305 bin'e yükseldi

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!