CMS basamak basamak yükselirken işçiler kan ter içinde
İşçilerin alın teri ve emeği bilerek görmezden gelinir; üretenin ve kazandıranın işçiler olduğu saklanır. Bir işçi sakat kalmışsa, dikkat etmediği için sakatlandığı en baştan ilan edilir.
Kemal Keskin
[email protected]
İzmir - CMS, iki şirketi ile İSO 500 büyük sanayi kuruluşu 2025 listesinde yer alırken önceki yıla göre birinde 7, diğerinde 65 basamak birden yükselmiş durumda.
Patronlar, her ağızlarını açtıklarında “Biz olmasak sizin haliniz ne olur?” demezler mi? Hak arayışlarında ise daha da ileri giderek “Ekmeğinizi biz veriyoruz” diyerek işçilerin onurunu kırmazlar mı? İşçilerin alın teri ve emeği bilerek görmezden gelinir; üretenin ve kazandıranın işçiler olduğu saklanır. CMS’de yapılan her toplantıda; daha çok üretim ve daha çok kâr üzerine kurulu baskı, işçilerin üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanıp durur. Her şey, şirketin büyümesi ve kazanması üzerinedir.
Örneğin bir işçi sakat kalmışsa, dikkat etmediği için sakatlandığı en baştan ilan edilir. Çiğli 1’de dökümhane bacası yerinden kopup forkliftin üzerine devrildiğinde, bir işçinin kontroller için dışarıda olması sayesinde şans eseri yaralı kurtulduğuna şahit olmadık mı? Olay anındaki görüntüler izlendiğinde de görüleceği üzere bacanın devrilmesi işçinin sorumluluğunda değildir. “Neden zamanında bakımı yapılmadı?” diye sorulmalıdır. Bu bakım işi bir maliyet yarattığı için ertelenmiş olabilir mi? Maliyet patronların en korkulu rüyası olduğundan, üretime ara vermek yerine devam etme yönünde tutum alınmış olamaz mı? Kapitalistin pusulası kâr olunca güvenlik tedbirleri öteleniyor. İster yıl sonu toplantıları ister eğitim çalışmaları olsun; hiçbirinde işçiler şirketin çıkarlarından önce gelmiyor.
Posası çıkarılıp kenara atılan bir eşya misali
Örneğin yapılan işte fire varsa ilk akla gelen, işçiyi sorumlu tutmaktır. Yine kaliteden dolayı sipariş geri gelmişse dökümhane, kalite, talaşlı imalat ya da boyahanedeki işçi sorumluymuş gibi bir baskı oluşturuluyor. Yeri geliyor, makinenin arızasından dahi işçi sorumlu tutulabiliyor. “Kaç bakımcı var?” sorusu sorulup işçilere el kaldırtılarak “Bu kadar bakımcı her yere yetişemez” deniyor. Böylece bu durum işçilere onaylatılıyor ve işçinin kendi işi dışındaki her şeye yetişmesi isteniyor. Bir yandan işçiden her şeyi kontrol edebilecek olağanüstü bir güç beklenirken, diğer yandan posası çıkarılıp kenara atılan bir eşya misali ona değer verilmediğini görüyoruz.
Daha çok üretim, daha çok kâr
Dahası, gelen enerji faturasından bile işçilerin sorumlu tutulmasına kadar iş çığırından çıkıyor. Neredeyse hiç fatura gelmesin, hep kazanılsın ama hiçbir maliyet çıkmasın isteniyor. Kapitalizm tam olarak budur: İnsana değer vermek yok; varsa yoksa sıfır maliyet, daha çok üretim, daha çok kâr... Alınan siparişlerde bir aksama olduğunda bunun şirkete maliyeti büyük oluyor. Buradan hareketle yine işçilerin payına yoğun bir çalışma temposu ve azar düşüyor. Tek sorumlu işçiymiş gibi bütün fatura işçiye çıkarılıyor.
Daha yoğun çalışma temposunda her an sakat kalma, hastalanma ve çoluk çocuğun yüzüne hasret kalma günleri işçileri bekliyor demektir. Sosyal yaşamdan uzak bırakılan işçi, böylece daha da kötü bir duruma itilir. Kitap, sinema, müzik, spor, tatil ve dinlenme işçinin ulaşamayacağı bir alan haline gelmişken iyice erişilmez olur. İşçiler bütün bunlardan yoksun bırakıldıktan sonra soruyoruz: Onlardan nasıl verimlilik beklenebilir?
Bilindiği üzere MESS grup sözleşmesi nedeniyle eylül ayı 6 aylık zam dönemi. Türk-İş de her ay açlık ve yoksulluk sınırı verilerini paylaşıyor. Temmuz 2026 açlık sınırı 36 bin 940 TL, yoksulluk sınırı ise 120 bin 325 TL olarak açıklandı. Dolayısıyla CMS işçisi yoksulluk sınırının altında bir ücret almamalıdır. Çarşı pazar ateş pahasıyken yaşanabilir bir ücret talebi gündeme getirilmeli ve mücadelesinden geri durulmamalıdır.
İşçilere “Benim makinem, benim fabrikam deyin” diyen “kraldan çok kralcı” anlayışın halleri çok gülünç. Ey “Her şeyi planladık” diyerek işçilere caka satanlar! Sizler için makinenin çalışması ne kadar elzemse; işçilerin de bir hayatı, değeri ve onuru olduğu o büyük planlarınızın içinde yer almalıdır. Bu gerçek görmezden gelinirse gün gelir, işçiler bunu size hatırlatır. 2015 Metal Fırtına bunun ilk ayak sesleriydi. CMS 46 yıllık tarihi ile övünüyor. Oysa işçilerin iki yüzyılı aşkın bir mücadele tarihi var. İşçiler sınıf olma bilinciyle zincirlerinden birer birer kurtulacaktır. CMS işçisi de girilen bu yoldan geri durmamalıdır.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et