29.08.2026 00:20

ABD'nin İran'a karşı başlattığı savaş 6 ayı devirdi

Trump, İran’a karşı başlattığı savaşı kazanamadı ama sahada yarattığı belirsizlik sürüyor. Bu durum İran devletinin “iç cepheyi onarma” refleksini güçlendirmiş durumda. Bir yandan da içeride farklı cenahlar arasındaki güç ve sermaye kavgası kızıştı.

ABD'nin İran'a karşı başlattığı savaş 6 ayı devirdi

Ela Ava
[email protected]


ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat 2026 şafağında füzeler Tahran’ın merkezine ve Ali Hamaney’in ofisine doğru yola çıkarken, muhtemelen Beyaz Saray’daki “Durum Odası”nda zafer konuşmasında söyleyeceği cümleleri düşünüyordu. Füzelerin Pastour’u, Minab’ı, Asaluye’yi, İsfahan çelik fabrikalarını ve diğer binlerce noktayı vurmasından 38 gün sonra savaş durdu. Zafer ve galibiyet ilan edilerek değil, Pakistan’da barış ve uzlaşı planı üzerine müzakereler yürütülmek üzere geçici ateşkes ilan edilerek.

Amerika, İran’a vurulabilecek en büyük darbenin “Hamaney’i öldürmek” olduğunu varsaydı ve bu büyük şoku yaratmanın işi bitireceğini düşündü. Ali Hamaney, ikinci İslam Cumhuriyeti’nin mimarı olsa da “sistemin tamamı” değildi. Hamaney, “ikinci İslam Cumhuriyeti”nde ana hissedar, yönetim kurulu başkanı, nihai hakem ve elbette altın mührün ve imzanın sahibiydi ama şirketin hisselerinin tamamına sahip değildi. Devrim Muhafızları, Liderlik Ofisi, yargı sistemi, ekonomik ağlar, vakıflar, güvenlik kurumları, geniş iktidar yanlısı din adamları ağı, meddahlar, yaptırımlardan çıkar sağlayanlar, medya yöneticileri ve hatta yapı içindeki muhalefetin bir kısmı yani reformistler… Her birinin bu rejimde bir payı var. Hamaney’i öldürmek İslam Cumhuriyeti’ne indirilen büyük bir darbeydi, ancak “nihai darbe” olmadı.

Şimdi altı ay sonra ABD, “ekonomik savaş” başlattığını söylüyor. Başarılı olacak mı? 38 günlük savaşın derslerine bakarsak cevap hayır. İran rejimi yaralı, yıpranmış ve yas içinde, baskı altında, ancak henüz sahadan çekilmedi ve tam da bu “sahada kalma” durumu bir zafer hikayesine dönüştü.

İç cephede uç veren zıtlaşma

Sahada süren bu belirsizlik, İran’ı dışarıda değil içeride değişmeye zorladı. Savaşın açtığı yara, bir yandan devletin “iç cepheyi onarma” refleksini güçlendirdi, bir yandan da içeride farklı cenahlar arasındaki güç ve sermaye kavgasını kızıştırdı.

Bu ikili sürecin en somut yansıması, güvenlik bürokrasisinin gündeme getirdiği yeni bir yasa tasarısında görüldü: İran Meclisi Milli Güvenlik Komisyonu'nun adeta “herkes potansiyel suçlu” diyen düzenlemesi. Hükümetin bizzat kendi içinden gelen itiraz, sistemin savaş sonrası güvenlikçi refleksle nasıl gerilime girdiğini gösteren ilk örnek oldu.

Bakanlar Kurulu, Meclis Milli Güvenlik Komisyonu'nun “yabancı istihbarat servisleri, devletleri veya kurumlarının nüfuzuyla mücadele tasarısı” hakkındaki raporuna karşı çıktı ve bu tasarıdaki ciddi kusurların, bilimsel faaliyetlerin kısıtlanmasına, nitelikli beyin göçünün şiddetlenmesine ve ülke içinde ve dışında olumsuz sonuçların doğmasına yol açabileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanlığı Hukuk İşleri Başkan Yardımcısı Mecid Ensari de hükümetin “nüfuz tasarısı” olarak bilinen tasarıya karşı olduğunu, çünkü bazı maddelerinin anayasanın ilkelerine ve vatandaşların hak ve özgürlüklerine aykırı olduğunu açıkladı. En önemli kusurlar olarak; ifade özgürlüğünün, kültürel ve sanatsal faaliyetlerin, yurt dışı ile bilimsel ve akademik ilişkilerin ve bazı ekonomik faaliyetlerin kısıtlanması gösterildi.

Hükümet ayrıca, muğlak tanımlara sahip davranışların suç sayılmasına, ağır cezalara ve yasama ile yasa uygulama yetkilerinin bir kısmının Milli Güvenlik Yüksek Konseyi gibi kurumlara devredilmesine de itiraz ediyor. Eleştirmenlerin bakış açısına göre; “nüfuz”, “rejimin maslahatına zarar vermek” ve “toplumun gerçeğe aykırı bir tasvirini sunmak” gibi kavramlar yeterince net tanımlanmamış ve keyfi yorumlara zemin hazırlayarak vatandaşların haklarının kısıtlanmasına yol açabilir.

Hükümet, “nüfuz ve güvenlik tehditleriyle mücadele” ilkesini reddetmiyor, ancak bu adımın “net tanımlar, orantılı cezalar ve anayasa ile vatandaşlık hakları çerçevesinde” atılması gerektiğinde ısrar ediyor. Meclis'in bu tasarısı, yabancı nüfuzun yeni biçimleriyle mücadele etmek amacıyla hazırlandı ve genel hükümleri 25 Ağustos’ta 183 olumlu oyla kabul edildi.

Kabul edilen genel hükümlere göre, tasarının kapsamı yalnızca casusluk veya istihbarat servisleriyle doğrudan iş birliğiyle sınırlı kalmıyor; yabancı kurum ve şahıslarla gerçekleştirilen çok geniş bir bilimsel, medyatik, sivil, ekonomik ve mesleki iletişim ve faaliyet yelpazesini kapsıyor. Seçimler için yabancı yardım almak, bazı bilgileri izinsiz aktarmak, bazı bilimsel iş birlikleri ile büyükelçilikler ve yabancı medyayla iletişim kurmak, tasarıda haklarında kısıtlama veya ceza öngörülen hususlar arasında yer alıyor.

Tasarının bir diğer bölümünde, medya faaliyetleri de birtakım kısıtlamalarla karşı karşıya kalıyor. Bunlar arasında, İranlı vatandaşların İstihbarat Bakanlığı tarafından “muhalif/düşman” olarak değerlendirilen medya kuruluşlarıyla mülakat yapması belirli koşullar altında suç sayılıyor. Bu tür unvanların belirlenmesinin icrai bir kuruma bırakılmasının, suç ve cezanın kanuniliği ilkesi ile ceza kanunlarının öngörülebilir olması zorunluluğuyla çelişebileceği kanısında.

Komuta zincirinde yeni değişiklik

Bu tasarı, 12 günlük savaşın ardından ve ülkedeki yabancı nüfuzuna ilişkin güvenlik kaygılarının arttığı bir ortamda gündeme geldi. Savaşın iç politikada yol açtığı dönüşüm yalnızca sivil alanla, yasalarla sınırlı kalmadı; devletin en hassas alanı olan komuta zincirine de sıçradı.

Nitekim 12 günlük savaşta ortaya çıkan “yönetimsel boşluklar”, ordu ile Devrim Muhafızları arasındaki koordinasyon sorununu bizzat rejimin gündemine taşıdı ve bu da köklü bir yeniden yapılanmayı beraberinde getirdi. İran’ın askeri ve kolluk kuvvetlerinin komuta yapısı, Irak ile savaşın sona ermesinden bu yana iki temel kurum üzerine kuruluydu: Ordu, Devrim Muhafızları ve emniyet güçleri arasındaki koordinasyonu üstlenen Genelkurmay Başkanlığı ve savaş döneminden kalma ortak operasyonel komuta sorumluluğunu koruyan Hatemülenbiya Merkez Karargahı.

Bu iş bölümü, iki kurumun yönetim ve iletişim biçiminde bazı değişiklikler olmasına rağmen 30 yıldır sürüyordu, ta ki İran Lideri ve Silahlı Kuvvetler Başkomutanı Mücteba Hamaney’e atfedilen ağustos 2026 tarihli bir kararnamede köklü bir dönüşümle karşılaşana kadar.

Bu kararnamede, Hatemülenbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahı Aliabadi, mevcut görevini de sürdürerek Silahlı Kuvvetler Genelkurmay Başkanlığının yeni başkanı olarak atandı ve kendisine bu iki kurumun “birleşme sürecini tamamlama” görevi verildi. Geçtiğimiz yıl savaş koşullarında Hatemülenbiya Karargahı'nın daha aktif hale gelmesiyle birlikte, bu iki kurumun görev dağılımı meselesi İran liderlerinin dikkatini yeniden çekti; bu durum, operasyonel komuta ile kuvvetlerin genel yönetiminin örtüşmesinin savaş yönetimindeki temel zorluklardan biri haline geldiği İran-Irak savaşı yıllarını bir ölçüde hatırlatıyor.

İran liderinin yeni kararnamesi, bu iki kurumun birleştirilmesini, eski lider Ali Hamaney’in “talimatı” doğrultusunda daha önceden başlatılmış bir süreç olarak nitelendiriyor; her ne kadar resmi belge ve kararnamelerde veya Ali Hamaney’in açıklamalarında böyle bir sürecin başlatıldığına dair açık bir atıf görülmese de.

Bununla birlikte, Genelkurmay ile Hatemülenbiya Karargahı'nın birleşmesinden elde edilen yeni yapı hakkında kesin bir bilgi yok. İran medyasında bu değişiklikler hakkında yayımlanan açıklamalar, çoğunlukla karargah bölümü ile operasyonel bölümün iletişim biçimine odaklanıyor.

Görünmeyen cephe: İran halkı ve emekçileri

Ancak rejimin bu altı ay içinde yeniden yapılanmaya çalıştığı tek cephe güvenlik bürokrasisi ve ordu değildi, aynı dönemde toplumun tabanından da ciddi bir meydan okumayla karşılaştı. İç cephede idamlar seli devam ediyor.

Uluslararası Af Örgütü de temmuz 2026’da yayımladığı bir raporda, geçtiğimiz şubat ayı protestolarıyla bağlantılı olarak en az 26 kişinin idam edildiğini duyurdu. Örgüt, işkence iddiaları, zorla elde edilen itiraflar ve son derece adil olmayan yargılamalar nedeniyle bu dosyaların birçoğunun ele alınış sürecini eleştirdi. İnsan hakları kuruluşlarının raporlarına göre en az 70 kişi daha idam cezasına çarptırıldı.

Dış ve iç faktörlerin İran rejimini sıkıştırdığının katbekatı İran halkına pahalılık, yoksulluk, işsizlik ve baskı olarak geri dönüyor ve giderek derinleşiyor. Belki merceklerin bu sıra en az odaklandığı gerçek de bu tabloda önümüze çıkıyor.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
28.08.2026 14:34 / Güncelleme: 14:39

Avrupa Ligi'nde kura çekildi: Beşiktaş'ın 8 rakibi belli oldu

UEFA Avrupa Ligi'nde lig aşaması kura çekimi gerçekleştirildi. Beşiktaş; Bayer Leverkusen, Marsilya, Union SG, Celtic, Crystal Palace, Omonia, Hapoel Beer-Sheva ve Hoffenheim ile eşleşti.

Avrupa Ligi'nde kura çekildi: Beşiktaş'ın 8 rakibi belli oldu

Fotoğraf: AA

28.08.2026 16:31

DEM Parti: Kemal Öztürk'ün sözlerine derhal soruşturma açılmalı

Kemal Öztürk'ün televizyon yayınında Suriye'deki Arap Alevileri (Nusayriler) hedef alan ifadelerine tepki gösteren DEM Parti, nefret suçlarının cezasızlığına dikkat çekerek savcılıkları derhal soruşturma açmaya çağırdı.

DEM Parti: Kemal Öztürk'ün sözlerine derhal soruşturma açılmalı
28.08.2026 14:46

Peskov: Kiev çözüm istemiyor

Kremlin Sözcüsü Peskov, Kiev yönetiminin Moskova'nın taleplerini bilmesine rağmen barışçıl çözüme yanaşmadığını belirterek, Rusya'nın sahadaki olumlu ivmeyle askeri operasyonunu sürdürdüğünü ifade etti.

Peskov: Kiev çözüm istemiyor

Fotoğraf: ANKA

28.08.2026 09:05 / Güncelleme: 10:05

AKP'li Patnos Belediyesinin mera işgali yargıya taşındı: Köylüler suç duyurusunda bulundu

Ağrı'nın Patnos ilçesinde köylüler, mera alanının çitlerle çevrilerek yapılaşmaya açıldığı ve belediye olanaklarının şahsi işler için kullanıldığı iddiasıyla Belediye Başkanı Abdulhalik Taşkın hakkında suç duyurusunda bulundu.

AKP'li Patnos Belediyesinin mera işgali yargıya taşındı: Köylüler suç duyurusunda bulundu

Fotoğraf: MA

28.08.2026 15:24

İBB sitesini kopyaladılar: Sahte İstanbulkart sayfasıyla 87 kişi dolandırıldı

İstanbulkart başvuru ve bakiye yükleme işlemlerini kopyalayan sahte siteler üzerinden 87 kişi mağdur edildi. Savcılık soruşturma başlattı.

İBB sitesini kopyaladılar: Sahte İstanbulkart sayfasıyla 87 kişi dolandırıldı

Fotoğraf: Evrensel 

28.08.2026 13:31 / Güncelleme: 14:39

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan’dan çağrı: 'Mazlum Abdi ve İlham Ahmed Türkiye'ye davet edilmeli'

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Mazlum Abdi ve İlham Ahmed'in Türkiye ziyareti tartışmalarına ilişkin, "Tabii ki gelmeliler, buraya davet edilmeliler. Neden dostluk ilişkileri geliştirilmesin?" dedi.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan’dan çağrı: "Mazlum Abdi ve İlham Ahmed Türkiye'ye davet edilmeli"

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!