EMEP’ten orman talanına karşı kanun teklifi: 'Ormanlar şirketlerin tasarruf alanı olmaktan çıksın'
Ormanlar çoğu zaman devlet eliyle yok olurken, Emek Partisi milletvekilleri Orman Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi verdi. Teklifle, Türkiye ormanlarına zarar veren maddelerin değiştirilmesi talep ediliyor
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Özlem Songül Abayoğlu
[email protected]
Orman yangınları, ormanlık alana kurulan madenler, enerji santralleri, yapılaşma, 2B ile orman sınırı dışına çıkarma gibi pek çok olay, Türkiye’nin orman varlığını günden güne yitirmesine ve kamusal olan ormanların, sermayenin mülkiyetine geçmesine neden oluyor.
Yaklaşık 23.36 milyon hektar orman varlığı olduğu bilinen Türkiye’de 2012-2020 yılları arasında çıkan 24 bin 357 yangında 87 bin 432 hektar alan zarar görürken aynı dönemde verilen 51 bin 663 adet izinle 342 bin 846 hektar alan ormancılık dışı amaçlara tahsis edildi. 2013 yılından bu yana geçen 13 yılda ise 373 bin hektarlık 2/B arazisi satıldı. Ek-16 uygulamaları ile 1’i Bakanlar Kurulu ve 35’i Cumhurbaşkanı kararı olmak üzere toplam 36 kararla, 5 bin 306 hektarlık alan sınır dışına çıkarıldı. Bu alan Belgrad Ormanı’nın büyüklüğüyle eş değer. Üstelik TEMA Vakfının verilerine göre örneğin Muğla ve çevresi orman alanlarının yüzde 65’i, Artvin ormanların yüzde 65’i, Ordu ormanlarının yüzde 65’i, Kaz Dağlarının yüzde 79’u, Kütahya’da orman alanlarının yüzde 94’ü maden ruhsat alanı olarak belirlenmiş durumda.

Kanun teklifi Meclise sunuldu
Ormanların bu denli ranta ve talana açılmasına karşı Emek Partisi (EMEP) Milletvekilleri İskender Bayhan ve Sevda Karaca, Orman Kanunu’nda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi verdi. Ormanların korunması amacıyla 6831 sayılı Orman Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören kanun teklifinde, orman alanlarının orman rejimi dışına çıkarılmasının, özel mülkiyet ilişkilerinin genişletilmesinin, 2/B uygulamalarının yeniden işletilmesinin ve ormanların karbon piyasalarına konu edilmesinin engellenmesi gerektiği vurgulandı.
EMEP’in teklifinin genel gerekçesinde ormanların yalnızca ağaçlardan oluşan alanlar olmadığı; toprağı, suyu, havayı, iklimi, biyolojik çeşitliliği ve yaban hayatını birlikte var eden ekosistemler olduğu belirtildi. Orman tahribatının su döngüsünün bozulması, erozyon ve sel riskinin artması, tarımsal üretimin zarar görmesi ve biyolojik çeşitliliğin azalması gibi sonuçlara yol açtığına dikkat çekildi.
Gerekçede, ekolojik yıkımın sonuçlarının toplumun bütün kesimlerini eşit biçimde etkilemediğine dikkat çekilerek; işçiler, emekçiler, yoksullar, küçük üreticiler ve orman köylülerinin bu sonuçları daha ağır biçimde yaşadığı belirtildi.
"Ormanların sınır dışına çıkarılmasına son verilsin"
7 maddelik kanun teklifinin 1. maddesiyle, 2018 yılında Orman Kanunu’na eklenen 6831 sayılı Orman Kanunu’nun Ek 16’ncı maddesinin yürürlükten kaldırılması isteniyor. Yani Cumhurbaşkanı kararıyla “taşlık, verimsiz, kayalık” olduğu belirtilen yerlerin orman dışına çıkarılması yetkisinin kaldırılması talep ediliyor. “Verimsiz” ifadesinin yoruma açık olduğuna dikkat çeken EMEP, maddenin orman ekosisteminin yalnızca ağaç örtüsü üzerinden değerlendirilmesine yol açtığını belirtiyor. Teklifte, bu mekanizmanın orman alanlarının yerleşim, imar, yatırım ve sermaye kullanımı amacıyla orman rejimi dışına çıkarılmasının önünü açtığına dikkat çekiliyor.
"Ormanların, satılan varlıklara dönüşmesi engellensin"
EMEP’in teklifinin 2. maddesiyle, Orman Kanunu’nun Ek 21. maddesinin kaldırılması hedefleniyor. Ek 21 ile “karbon yutak ormanları” oluşturulması ve kurulmuş ormanların belirli bedeller karşılığında tahsis edilmesi, yönetilmesi ve işletilmesine yönelik düzenlemenin geri çekilmesi gerektiğini vurgulayan EMEP, bu düzenlemeyle ormanların karbon tutma kapasitesini piyasa değeri üzerinden fiyatlandırılabilen ve gerçek veya tüzel kişilere tahsis edilebilen bir ekonomik varlığa dönüştürüldüğünü belirtiyor.
Teklifte, ormanların karbon kredisi, karbon sertifikası ya da karbon piyasası üzerinden değerlendirilmesine tepki gösterilirken, iklim kriziyle mücadelenin karbon emisyonuna neden olan kaynakları azaltmakla mümkün olacağı vurgulanıyor.
"Özel mülkiyetin önünü açan düzenleme kaldırılsın"
Teklifin 3. maddesiyle Ek 22. maddenin yürürlükten kaldırılması isteniyor. Ek 22, orman kadastro sınırları içerisinde kalan bazı taşınmazlardaki özel tapu kayıtlarının geçerli kabul edilmesine ve buna bağlı olarak bazı orman şerhlerinin kaldırılmasına imkan tanıyor. EMEP, orman kadastrosu sonucunda devlet ormanı olduğu belirlenen alanların özel mülkiyet ilişkileri üzerinden yeniden değerlendirilmesinin ormanların korunması ilkesini zayıflattığına dikkat çekiyor. Teklifte, orman alanlarının tapu ve parsel temelinde değil, ekosistem bütünlüğü içinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
"2/B uygulamalarının yeniden yapılmasına karşı çıkıldı"
Teklifin 4. maddesi ise Ek 23. maddenin kaldırılması amaçlanıyor. Ek 23, daha önce mahkeme kararıyla iptal edilmiş bazı uygulamaların bulunduğu veya 2/B uygulamalarının tamamlandığının belirtildiği alanlarda yeniden 2/B uygulaması yapılabilmesinin önünü açıyor.
EMEP, 2/B uygulamalarının orman alanlarının daraltılması ve fiili kullanımların özel mülkiyet ilişkilerine açılması açısından önemli bir mekanizma olduğunun altını çizerek, daha önce iptal edilmiş uygulamaların yeniden işletilmesinin önüne geçilmesi gerektiğini vurguladı.
Geçmiş işlemler bağımsız komisyon tarafından incelenecek
Teklifin 5. maddesi ise, Ek 16, Ek 21, Ek 22 ve Ek 23’ün kaldırılmasıyla birlikte geçmişte bu maddelere dayanılarak yapılmış işlemler için geçici 15. madde eklenmesini öngörüyor. Bu maddeye göre, söz konusu maddelere dayanılarak başlatılmış ancak henüz tamamlanmamış işlemler durdurulacak. Tamamlanmış işlemler ise yeniden incelemeye alınacak. İnceleme sonuçlanana kadar bu alanlarla ilgili yeni karar, izin, ruhsat, tescil veya tahsis işlemi yapılamayacak; yeni hukuki veya fiili tasarrufta bulunulamayacak. Teklifin dikkat çeken yönlerinden biri ise incelemenin yalnızca merkezi kamu kurumlarının denetimine bırakılmaması. Önerilen Bilimsel ve Hukuki İnceleme Komisyonunda, kamu kurumlarının yanı sıra üniversiteler, meslek odaları, barolar, ormancılık iş kolunda örgütlü sendikalar, orman köylülerinin örgüt ve kooperatifleri, ekoloji örgütleri, yerel yönetimler ile doğrudan etkilenen köy ve mahallelerin seçilmiş temsilcilerinin yer aldığı katılımcı bir denetim mekanizması hedefleniyor. Kamu idarelerinin temsilcilerinin toplam üye sayısının üçte birini geçmemesi ve komisyon başkanının kamu idaresi temsilcileri dışındaki üyeler arasından seçilmesi teklif ediliyor.
Oluşturulan bu komisyon, incelemelerinde yalnızca parsel bazında değerlendirme değil; havza ve ekosistem bütünlüğü esas alınacak. İşlemlerin biyolojik çeşitlilik, su varlıkları, toprak yapısı, yaban hayatı koridorları, iklim krizi, kamu yararı ve gelecek kuşakların yaşam hakkı üzerindeki etkileri değerlendirilecek.
İmar, madencilik ve enerji yatırımlarına yasak
İncelemeler sürerken alanlarda geri dönülmesi mümkün olmayan yeni durumların yaratılmasını önlemek amacıyla taşınmazların üçüncü kişilere devredilmesi, yeni imar planı ve ruhsat düzenlenmesi, ağaç kesimi, hafriyat ve yapılaşmanın yanı sıra madencilik, enerji, turizm, sanayi ve konut yatırımları ile karbon piyasasına ilişkin yeni işlemlerin yasaklanması öngörülüyor.
Komisyon tarafından hukuka aykırı veya orman ekosisteminin bütünlüğü ve kamu yararıyla bağdaşmadığı belirlenen işlemlerin geri alınması ya da kaldırılması için ilgili idarelerin işlem başlatması ve gerekli durumlarda dava açması da teklif kapsamında.
"Ormanlar halkın ortak varlığı"
EMEP, teklifin genel gerekçesinde ormanların “halkın ortak varlığı” olduğunu vurgulayarak, ormanların şirketlerin, rant politikalarının ve sermaye birikiminin kullanım alanı olmaktan çıkarılması gerektiğini vurguluyor. Teklifte ormanların korunmasının yalnızca kamu mülkiyetiyle değil, orman köylülerinin, orman emekçilerinin, sendikaların, meslek odalarının, bilim insanlarının, ekoloji örgütlerinin ve yerel yönetimlerin karar süreçlerine katıldığı demokratik bir kamusal planlamayla güvence altına alınması gerektiği belirtildi.
"Ormanı bütün bir ekosistem olarak görüyor"
Kanun teklifini değerlendiren İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi Ormancılık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cihan Erdönmez, “Kanun teklifi, Orman Kanunu’nda 2018 ve 2026 yılında yapılan değişikliklerin geri döndürülmesini kapsıyor. 2018 yılında Ek 16’ncı madde, yani orman alanlarının cumhurbaşkanı kararıyla orman sınırı dışına çıkarılmasına yol açan değişikliğin geri çekilmesini öngörüyor. Ayrıca bu yıl haziran ayında yapılan değişiklikle Orman Kanunu’na Ek 21, Ek 22 ve Ek 23. maddeler eklendi. Bunlar, karbon yutak alanlarının oluşturulması, orman sınırı içinde yer alan özel mülkiyet arazileri ile ilgili uyuşmazlıkların çözülmesi için mülkiyet belgesi olan tüm arazilerin orman sınırı dışına çıkarılması ve davaların düşürülmesine neden olan düzenleme ve son olarak 2/B uygulamalarına olanak veren düzenleme. Bu kanun teklifi, ‘Ben bunları kaldırıyorum ve bu maddeler doğrultusunda yapılan işlemleri iptal ediyorum’ diyor. Bu değişikliklerin hepsi, Türkiye ormanlarına ve ormancılığa çok zarar verecek maddelerdi. Eğer bu teklif yasalaşırsa iyi bir adım atılacak. Ancak hak kayıplarının yaşanmamasına dikkat etmek gerekir. İyi bir denetim planlanması şart” diye konuştu.
Orman Kanunu’nda yapılması gereken değişikliklerin elbette bunlarla sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Erdönmez, “Ancak bu teklif gerekçesiyle birlikte değerlendirildiğinde, ormanın bir ağaç topluluğundan; otuyla, böceğiyle, yaban hayatıyla, koridorlarıyla, taşıyla bir ekosistem olduğunun belirlenmesi açısından önemli bir adım atıyor. Orman Kanunu’muz 1956 tarihli. Tabii ki bugüne kadar çok değişti ancak iskeleti o zaman oluştu. Ormanı bir arazi olarak, odun üretimini ormancılığın ana işlevi olarak tanımlayan, merkezi bir sisteme göre ormanların üretimini öngören bir düzeni var. Ancak her şeye rağmen kanunun ormanları koruyucu bir yanı da var. Bir sürü değişiklik yapıldı. Orman Kanunu’nun, ormanları ve orman ekosistemini olabildiğince koruduğu bir anlayışın ve katılımcı yönetimin getirildiği bir düzene getirilmesi şart” vurgusu yaptı.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et