Türkiye'nin 20 yıllık suç tarihi: Suç artık Arka Sokaklar'da değil, hayatın tam da ortasında
Türkiye'nin en uzun soluklu televizyon dizisi Arka Sokaklar, 20 yıl boyunca sadece polisiye hikâyeler anlatmadı; aynı zamanda ülkenin suçla imtihanının da çarpıcı bir kronolojisini sundu.
Olkan Özyurt
Tarihi 18 Ekim 2024, günlerden cuma. Türkiye, televizyondaki bir dizide, herkesin birbiriyle akraba olduğu küçük bir köyde, dokuz yaşındaki Yasin adlı bir çocuğun kaybolmasını izliyor. Jandarma ve polis ekipleri günlerce küçük Yasin'i arıyor. En sonunda çocuğun cansız bedeni bir dere yatağında bulunuyor. Türkiye bu vakayı aslında biliyor. Anlatılan, birkaç hafta önce Diyarbakır'da kaybolup 19 gün sonra cansız bedeni bulunan küçük Narin Güran'ın hikâyesi. Dizinin adı da Arka Sokaklar.
Arka Sokaklar herhangi bir dizi değildi. Sadece Narin Güran'ın değil, Münevver Karabulut, Özgecan Aslan gibi kadına ve çocuklara yönelik vahşi şiddet ve cinayet olaylarını; Güllü'nün şüpheli ölümü gibi vakaları; 15 Temmuz darbe girişimi ve Beşiktaş'taki bombalı saldırı gibi terör olaylarını; Yenidoğan çetesi skandalı gibi kamuoyunu sarsan vakaları; sanal kumar ve yasa dışı bahis çeteleri, Daltonlar ve Casperlar gibi yeni nesil suç örgütlerinin işlediği suçları; uyuşturucu tacirlerinin gençleri hedef alan ağlarını, kısacası Türkiye'nin gündemine giren, kolektif hafızamıza yerleşen suç ve suçluları anlatan, onlarla da kararlılıkla mücadele eden bir diziydi.
Türkiye'nin en uzun ömürlü dizisi
TV ekranlarında birkaç defa kesintiye uğrasa da dizi 20 yıl sürdü. Televizyon tarihimizin en uzun ömürlü dizisi oldu. Aslında haziran ayı sonunda dizi 751. bölümüyle 20. sezon finalini yapmış, 21. sezonda yeni bölümleriyle seyircisiyle buluşmak için tatile girmişti. Ama temmuz ayında dizinin senaristi Ozan Yurdakul'un, yeni sezonda ekranlarda olmayacaklarına dair açıklamasıyla bu uzun ömürlü dizi, alışılmadık bir biçimde macerasını tamamladı.
20 yıl içinde fenomen haline gelen, ciddi bir seyirci kitlesi tarafından takip edilen, replikleriyle, sahneleriyle, işledikleri konularla popüler kültürde yerini alan, polisin toplumsal imajına yaptığı katkılar, suç temsili, televizyon-toplum ilişkisi üzerine yazılan akademik tezlerde örnek gösterilen Arka Sokaklar, böylece sessiz sedasız seyirciyle vedalaşmış oldu. Geriye de Türkiye'nin 20 yılda suçla ilişkisinin nasıl değiştiğini anlattığı devasa bir envanter bıraktı. İşte o envanter incelendiğinde 20 yılda Türkiye'nin suç haritasının nereden nereye geldiği de anlaşılıyor.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde kurulan özel asayiş biriminin suçla mücadelesini konu edinen dizi, adından da anlaşılacağı üzere suçun merkezden uzak, arka sokaklarda yaşandığı imasıyla 2006 yılında Kanal D ekranlarında yayın hayatına başlamıştı. Ama zamanla uyuşturucu, terör, cinayet, dolandırıcılık, erkek şiddeti, çocuk kaçırma, insan kaçakçılığı, organize suçlar gibi hemen hemen her türlü suçun Türkiye'de nasıl işlendiğini anlatan, suçun her an her yerde işlenebileceği gerçeğini bize gösteren bir dizi haline geldi.
AB hayali kuran bir ülkeye doğdu
Dizinin 31 Temmuz 2006'da ilk bölümünün yayınlandığı Türkiye bugünkünden oldukça farklıydı. AB ile tam üyelik müzakerelerine başlanmış, ülkedeki insanlar AB standartlarında yaşanacağına inanmıştı. Geleceğe iyimserlikle bakılan bir dönemdi. Sokaklarda suç vardı elbet ama bu suçlar AB hayalleriyle oluşan 'gelecek çok daha iyi olacak' iyimserliğin gölgesinde kalıyordu.
Polis teşkilatı da o dönem büyük bir “dönüşüm” eşiğindeydi: 2004'te Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde İnsan Hakları Başkanlığı kurulmuş, gözaltı süreleri kısaltılmış, karakollara kamera konmuş, işkenceye sıfır tolerans politikası benimsenmişti. Hatta tam da o yıl, 2006'da, Toplum Destekli Polislik Projesi için İstanbul ve Ankara pilot bölge seçilmişti. Polis korkulan değil, insanların güvenliğini gözeten bir aktör olarak yeniden tanımlanıyordu. Ki Arka Sokaklar da tam da bu yeni tanıma uygun tasarlanmış gibiydi.
Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2006 suç türleri verilerine göre o dönemde sokaklarda kapkaç ve hırsızlık gibi mülke yönelik suçlar baskındı. Silahlı şiddet görünür olsa da 'maganda' kategorisinde yer alıyordu. Organize suç halkın gündelik hayatına henüz bugünkü gibi girmemiş, uyuşturucu daha çok 'transit ülke' sorunu olarak algılanırken, aile içi şiddet yeni yeni kamusal bir mesele haline gelmişti. Arka Sokaklar'ın ana mekânı İstanbul ise dizi yayına girmeden sadece üç ay önce, 11 Nisan 2006'da Essen ve Pécs ile birlikte 2010 Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş, bu unvana layık olmak için kentte hazırlık çalışmaları çoktan başlamıştı.
Bay Sinema'nın son büyük eseri
Arka Sokaklar'ın arkasında önemli bir yapımcı, Türker İnanoğlu vardı. Yeşilçam'ın kurucu kuşağından olan, adı Bay Sinema'ya çıkan İnanoğlu, videoyu Türkiye'ye getiren, özel TV'ler açıldığında Yeşilçam mirasını TV'ye taşıyan önemli bir figürdü. Senarist Ahmet Yurdakul ise yine 'Sıcak Saatler' gibi polisiye diziler yazmış hatta 'Kurtlar Vadisi'nin senaryo ekibinde yer almış bir kalemdi. Dizinin yönetmen koltuğu ise Orhan Oğuz'a emanet edilmişti.
Dizide Rıza Baba'nın (Zafer Ergin) kurduğu ekip, İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı çalışıyor ve cinayetten narkotiğe, terörden organize suça kadar her türlü suçla mücadele ediyordu. Ekibin 1. sezondaki çekirdek kadrosunda, Özel Harekât kökenli tecrübeli komiser Mesut Güneri (Şevket Çoruh), başkomiser Hüsnü Çoban (Özgür Ozan), genç komiser Murat Ateş (Uğur Pektaş) ve ekibe çiçeği burnunda katılan komiser Zeynep Akyüz Ateş (Gamze Özçelik) vardı.
Dizi, ilk bölümünden itibaren İstanbul'daki suç çeşitliliğini de gösteriyordu. Dizi ekibi, bir limandaki kaçakçılık şebekesini takip etti. Emekliliğine az kalmış Başkomiser Osman'ın bir kuyumcu soygununda bıçaklanıp ölmesinin ardından meslektaşlarının katilini aradılar. Sahilde bulunan bir kadın cesedinin ardındaki 'telekız' cinayetleri serisini çözmeye, 16 yaşındaki bir genci uyuşturucu batağından çıkarırken arkasındaki şebekeyi (Hazım ve adamları) çökertmeye çalıştılar. Kendi oğlunu suça alet etmekten çekinmeyen bir anneyi (Hilal) yakaladılar, üvey babası tarafından dövülen bir çocuğu (Tunç) korumaya ve bir cinayet ve çocuk kaçırma vakasını aydınlatmaya çalıştılar.
Suç arka sokaklarda değil artık
2010'lu yıllara doğru ve sonrasında Türkiye artık AB'ye girme hayalleri kuran ülke olmaktan çıktı. Ergenekon ve Balyoz davaları, Hrant Dink'in öldürülmesi, 2010'daki Anayasa referandumu, 2013'teki Gezi Olayları, Çözüm Süreci ve sonrasında yaşananlar, MİT krizi, FETÖ olayı ve 2016'daki darbe girişimi, parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçilmesi, kur sistemini alt üst eden ekonomik kriz ülkeyi sürekli bir siyasi çalkantı dönemine soktu. Öte yandan Suriye'de başlayan savaş, bu savaşa öyle ya da böyle Türkiye'nin müdahil olması, sayıları milyonları bulan mültecilerin Türkiye'ye göç etmesi, IŞİD'in Türkiye'yi tehdit etmeye başlaması ve üst üste yaşanan patlamalar bu çalkantılı dönemde yaşanan sorunları daha da derinleştirdi.
Bu çalkantılı sürecin yansımaları, toplumsal güvenlik, emniyet, iç ve dış çatışmalar gibi 23 göstergeyi baz alarak ülkelerin ne kadar güvenilir ve barışçıl olduğunu araştıran Global Peace Index'in raporlarına da yansıdı. Türkiye 2009'da 144 ülke arasında 121. sıradayken, 2016'ya gelindiğinde 163 ülke arasında 145. sıraya geriledi, 2019'da ise 152. sıraya kadar düştü. (2026 raporuna göre ise, yine aynı 163 ülkelik kapsamda, 136. sırada.)

Tüm bu gerilimli süreç Türkiye'nin suç haritasına da yansıdı. Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü'nün Adalet İstatistikleri raporlarına göre, 2009'dan 2019'a Türkiye genelinde vücut dokunulmazlığına karşı suçlar (yaralama) yüzde 13,8, malvarlığına karşı suçlar yüzde 42,9, hürriyete karşı suçlar (tehdit, kaçırma, alıkoyma) yüzde 31,9 ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar yüzde 55 arttı; hayata karşı suçlar (öldürme) ise neredeyse yerinde saydı. Asıl patlama, uyuşturucu, kaçakçılık, göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti ile terör suçlarında oldu. Uyuşturucu cephesinde, kamu sağlığına karşı suçlar kategorisi yüzde 85,7 arttı.
Kaçakçılık cephesinde artış çok daha sertti: Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar yüzde 170,5 büyüdü. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti, 2011'de Suriye'de başlayan savaş ve ardından gelen kitlesel göç dalgasıyla birlikte, Türkiye'nin hukuk sisteminde daha görünür oldu: 10 yılda yüzde 96 arttı. Ama hepsinin önüne geçen, terörle mücadele kapsamındaki suçlardı: 2009'dan 2019'a yüzde 90,4 arttı.
Türkiye'deki suç türlerinin takipçisi
Özellikle bu dört kategoriye giren suçlar, Arka Sokaklar dizisinde de kendini gösterdi. Terör, dizide sürekli işlenen temalardan oldu. Özellikle 15 Temmuz darbe girişimi 409. bölümde işlendi. Sonrasında örneğin 704. bölümde bir terör örgütünün bombalı saldırısını önlemek için verilen mücadele konu edildi. Yine 726. bölümde bir otobüse ve bir emniyet aracına yerleştirilen bombaya karşı yürütülen operasyon anlatıldı. 750. bölümde ise bir stadyum çıkışında yaşanan bomba alarmı ve patlama üzerinden terörle mücadele ele alındı. Bu bölümlerde işlenen olaylar yaşanmış terör olaylarından ilhamla kurgulanmıştı.
Uyuşturucu çeteleriyle mücadele de tıpkı terör gibi, dizide sürekli işlenen temalar arasındaydı. Dikkat çekici olan, dizinin uyuşturucu meselesini bireysel bir suç olarak görmemesi, her seferinde organize bir çetenin, hatta bir örgütün parçası olarak kurgulamasıydı. 284. bölümde ekip sahte bir uyuşturucu şebekesi kurup gerçek şebekeyi çökertti. 524. bölümde uyuşturucu tacirlerinin terör örgütleriyle ilişkisi anlatıldı. 728. bölümde Sude adlı bir sivil, gençleri zehirleyen bir çeteyi çökertmek isteyen narkotik ekibine muhbirlik yapmayı kabul etti. 730. bölümde İstanbul'da piyasaya sürülen yeni bir uyuşturucu türünün ve onu dağıtan çetenin peşine düşüldü.

Daha erken bir dönemde, 11. bölümde, insan kaçakçılığı başlı başına bir konu olarak işlenmiş, yabancı uyruklu kadınları ve kaçak işçileri illegal yollarla ülkeye sokan bir şebekeye karşı büyük bir operasyon düzenlenmişti. Ama Suriye Savaşı sonrasında yaşanan ve resmi raporlara giren insan kaçakçılığı, ilerleyen yıllar içinde dizide farklı ana öykülerin içinde daha çok yan hikaye olarak kendine yer buldu. Göçmen bir karakterin kaçakçılığa karışması ya da bir çete liderinin emrindeki göçmenlerin çıkardığı olaylar gibi...
Yine organize suçlar, mafya ve çeteleşme de farklı bölümlerde sürekli işlenen temalar oldu: 26. bölümde ekip organize suç örgütü tarafından fuhuşa zorlanan iki genç kadını kurtarmaya çalıştı. 247. ve 348. bölümlerde iki ayrı fuhuş şebekesi çökertildi. 283. bölümde bir uyuşturucu mafyasıyla mücadele edildi. 608. bölümde yakalanan bir göçmen kaçakçısıyla, 642. bölümde ise organize suç örgütü lideri Sadullah'ın (Sado) emrindeki göçmenlerin çıkardığı olaylarla ekip mücadele etti.
Gerçek olayların anlatılması bir dizi geleneği
Arka Sokaklar'ın, gerçek hayattaki büyük suç olaylarını, kısa süre içinde diziye uyarlaması önemli bir özelliğiydi. En erken örnek Münevver Karabulut cinayetiydi. 2009'da cinayet gündemdeyken, dizi kısa süre sonra neredeyse birebir aynı unsurları taşıyan bir bölüm yayınladı. 362. bölümde ise Özgecan Aslan cinayetinin ardından ülke çapında patlak veren 'Katili Bulun' kampanyası ve kadın örgütlerinin sokak eylemleri, dizinin senaryosuna bir ay arayla taşındı. Ki böylece ülkede artan erkek şiddeti dizide kendine yer buldu.
Bu gelenek, dizinin son yıllarında daha da sıklaştı. 653. bölümde, tutuklanan Dilan ve Engin Polat çifti, kurgusal isimlerle parodiye dönüştürüldü; MASAK soruşturması ve kara para aklama iddiaları gibi gerçek ayrıntılar ekrana taşındı. Yazının girişinde anlatıldığı gibi Narin Güran soruşturması, Yasin karakteri üzerinden işlendi. 692. bölümde, kamuoyunu sarsan Yenidoğan çetesi skandalı anlatıldı; 2026'da yayınlanan bir bölümde ise, Mersin'de yaşanan ve "lavaş çetesi" olarak anılan gerçek bir haraç operasyonu, mizahi bir dille yeniden sahnelendi.
2010'lu yıllar, dizinin izleyicisiyle kurduğu bağın sınandığı bir dönemdi aynı zamanda. 2015 yılında dizi, dokuz yılın ardından 'maceranın sonu' diyerek final yaptı. Ama izleyicinin tepkisi o kadar güçlü oldu ki, dizi kaldığı yerden devam etme kararı aldı ve 20 Kasım 2015'te 377. bölümle ekranlara geri döndü. 20 yıllık macerada dizinin seyirciyle ikinci sınavı da 2022'de yaşandı. Yapımcı Türker İnanoğlu'nun kalça kemiğinin kırılması, 638. bölümün (18 Kasım 2022) ardından başlangıçta 45 gün olarak açıklanan aranın bir sezonluk kesintiye dönüşmesine neden oldu. Bu belirsizlik döneminde başrol oyuncusu Zafer Ergin diziden ayrıldı, yapım şirketi Erler Film'den D Media'ya geçti. Ancak Ergin daha sonra geri döndü ve dizi 18. sezondan itibaren yoluna devam etti. Seyirciler ise rahat bir nefes aldı.
Türkiye'nin değişen suç haritası
2020'li yıllara gelindiğinde Türkiye, 2006'daki AB hedefine ulaşmak isteyen ülke manzarasından çok çok uzaklaşılmıştı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yeni bir rejim inşa edilmiş, kronikleşen ekonomik krize çare bulunamamıştı. TÜRK-İş'in hesaplamalarına göre 2026 başında açlık sınırı 31.224 TL'ye ulaşırken, aynı dönemde belirlenen asgari ücret (28.075 TL) bu sınırın altında kalıyordu. Üstelik Ekrem İmamoğlu'nun 23 Mart 2025'te, CHP'nin onu cumhurbaşkanı adayı ilan ettiği gün tutuklanmasıyla başlayan ve diğer muhalif belediyelere de yayılan yargı operasyonları, siyasi ve kronikleşen ekonomik krizin yarattığı gerilimi iyice artırdı. Böylesi bir atmosferde yeni nesil organize çeteler, uyuşturucu, dolandırıcılık ve özellikle siber dolandırıcılık iyice artmış; güvenlik ise artık insanlar için gündelik hayatın merkezinde bir mesele olarak yerleşmişti.

Adalet Bakanlığı'nın Adalet İstatistikleri raporlarına göre 2019'dan 2025'e kamunun sağlığına karşı suçlar (uyuşturucu) yüzde 88,2, ateşli silahlar ve bıçaklarla ilgili suçlar yüzde 70,5 arttı. Aynı dönemde dolandırıcılık -ki bunun büyük kısmı artık siber dolandırıcılık- tek başına yüzde 264,6 büyüdü. Bu artışların arkasında, tek tek torbacılardan ya da dolandırıcılardan çok, organize suç çeteleri vardı. Zaten organize suç çeteleri cephesinde tablo alarm verir hale gelmişti. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2021'de açıkladığı verilere göre Türkiye genelinde 881 organize suç örgütü ve bu örgütlere bağlı 13.691 üye tespit edilmişti.
Güvensiz sokaklara çare çelik kapı
Güvenliğin ülkede ve toplumda nasıl ciddi bir sorun haline geldiği TÜİK'in, 2025 yılında ilk defa gerçekleştirdiği Türkiye Suç Mağduriyeti Araştırması'yla da anlaşıldı. Türkiye'de insanlar en çok taciz, cinsel taciz, siber dolandırıcılık, banka dolandırıcılığı, saldırı, hırsızlık ve rüşvet gibi suçlardan mağduriyet yaşadığını söylüyordu. İşin ilginç yanı (TÜİK'in Suç Mağduriyeti Araştırması verilerinden hesaplandığında) Türkiye'de suça maruz kalan kişilerin yüzde 66'sı yaşadığı olayı hiçbir resmi makama bildirmiyordu. Neden şikâyetçi olunmadığına dair araştırmada bir bulgu yok. Ama insanların suçtan korunmak için aldığı güvenlik önlemleri arasında, yüzde 70,7 oranıyla birinci sırada, evlerine çelik kapı yaptırmak vardı.
Tarikatlara dokundu, RTÜK devreye girdi
Çelik kapıların arkasındaki evlerinde insanlar kendilerini daha güvende hissederken, açtıkları televizyonda karşılarına çıkan her şey çok sıkı denetleniyordu. Çünkü RTÜK yeni rejimde sıkı bir denetim ve cezalandırma aracına dönüşmüştü.
Arka Sokaklar, yıllarca emniyet teşkilatının kendisi tarafından da sahiplenilmişti. Oyuncular ve ekip zaman zaman polis günlerine ve kurumsal etkinliklere davet ediliyordu. Bir kuşak polis olmaya bu dizi sayesinde karar vermişti. Vakti zamanında Emniyet Genel Müdürü Oğuz Kağan Köksal, dizinin oyuncularına bizzat plaket verip Arka Sokaklar'ın teşkilat ve kamuoyu tarafından çok beğenildiğini söylemişti.
Ama her şey Arka Sokaklar'ın 691. bölümüne kadardı. Bu bölümde bir tarikat liderinin çocuk istismarı ve tarikat içindeki çocukların zorla evlendirilme olayı anlatıldı. (RTÜK üyesi Tuncay Keser, daha sonra dizide anlatılanın Hiranur Vakfı'nda yaşanan sürecin drama hali olduğunu açıklayacaktı). Mesut Komiser'in tarikat liderine attığı tokat sahnesi sosyal medyada birden gündem oldu. HÜDA PAR dizinin durdurulmasını istedi; Yeni Akit ise "Arka Sokaklar'daki skandal Müslümanları ayağa kaldırdı! Siz kime hizmet ediyorsunuz?" başlığıyla RTÜK'ü harekete geçmeye çağırdı. Ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan bir grup toplantısında, isim vermeden diziyi hedef aldı ve "Son yıllarda filmlerin, dizilerin, televizyon programlarının aile ile birlikte dinî değerlerimizi, dindarları hedef aldığını da müşahede ediyoruz. Sarıklı, sakallı, başörtülü, çarşaflı, cüppeli vatandaşlarımıza ahlaksızca saldırılmakta, itibar suikastları düzenlenmektedir. Buna sessiz, tepkisiz kalmamız mümkün değildir" dedi. Sonrasında RTÜK devreye girdi, dizinin iki hafta yayını durduruldu.
Bu olay sonrasında dizi bir daha tarikatları gündemine almadı. Terör, organize çeteler, insan kaçırma/rehin alma ve yasa dışı bahis gibi suç türlerini işleyen 60 bölüm daha yayınlandı ve 2026 haziran ayında sezon finali yapıldı denilerek ekranlara veda etti. Temmuz ortasında anlaşıldı ki dizi aslında bitirilmiş.

Değişen Türkiye'nin değişmeyen dizisi
Arka Sokaklar 20 yıl boyunca polisiye bir dizi olduğu için başta cinayet, terör, uyuşturucu, örgütlü suç, hırsızlık ve dolandırıcılık gibi suçları öne çıkardı. Türkiye'nin 20 yılı kapsayan (2006 verileri sınırlı olsa da 2009'dan itibaren düzenli olarak bu veriler tutuluyor) suç haritası incelendiğinde bu suç türleri toplumsal güvenliğin en önemli sorunları olarak öne çıktılar.
Ama Arka Sokaklar, adını taşıdığı o 'arka sokak' imgesiyle başlamıştı: 2006'da suç, merkezin ötesinde, adeta bizim yaşamadığımız uzak bir mahallede işleniyordu. 20 yıl sonra, dizi ekranlara veda ettiğinde geride bıraktığı Türkiye, bu ayrımın ortadan kalktığı bir ülkeydi. Organize suç çetelerinin üyeleri 10 bini aşmıştı; TÜİK'in Ceza İnfaz Kurumu İstatistikleri rakamlarına göre hüküm giyip hapishaneye giren her 10 kişiden biri uyuşturucu, biri hırsızlık, biri de kasten yaralama yüzünden içeri girmişti; dolandırıcılık ise artık bir sokak köşesinde değil bir telefon ekranında karşılaşılan bir tehdit haline gelmişti. Dizinin senaryosu da bu değişime ayak uydurdu: Bazen gerçek bir cinayeti haftalar içinde canlandıracak kadar hızlı davrandı, bazen bir suça karşı toplumsal tepkileri doğrudan ekrana taşıdı, bazen de bir çetenin haftalarca, hatta yıllarca peşinden koştu. Ancak her zaman, suça ve suçluya karşı ekranda taviz verilmediği duygusunu seyircisine verdi.
20 yılda Türkiye'de rejim, sistem, yöneticiler, siyasiler, ülkenin hayalleri, hedefleri yani çok şey değişti. Aynı kalan çok az şey vardıysa onlardan biri de Arka Sokaklar dizisi ve bu dizi ekibinin suç ve suçlularla mücadele kararlılığıydı... Ama artık onlar da yok!
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et