Bilim insanlarından Nepal açıklaması: Deprem değil, iklim temelli buzul çöküşü
Nepal-Tibet sınırındaki sel ve heyelan felaketinin depremden değil, devasa bir buzul ve kaya kütlesinin çöküşünden kaynaklandığını belirten bilim insanları, iklim değişikliğiyle yüksek dağlık bölgelerde artan afet risklerine dikkat çekti.
Fotoğraf: AA
Özer Akdemir
[email protected]
Çanakkale — Nepal ile Tibet sınır bölgesinde meydana gelen yıkıcı sel ve heyelan felaketi, bölgede ağır bir bilançoya yol açtı. İlk raporlarda 4,4 büyüklüğündeki bir depremin çığı tetiklediği öne sürülse de ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu ve uzmanlar olayın aslında devasa bir buzul çöküşünden kaynaklandığını duyurdu. Yaşanan afeti değerlendiren bilim insanları, yüksek dağlık bölgelerde iklim değişikliğiyle birlikte artan risk zincirlerine dikkat çekti.
Felaketin arkasındaki gerçek: Devasa buzul çöküşü
İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tolga Görüm, Langtang Lirung zirvesinden kopan kaya ve buzul kütlesinin kama kayması şeklinde vadiye düştüğünü belirtti. Kütlenin vadi tabanındaki ince malzemeyle birleşerek serbest düşüş etkisi yarattığını aktaran Görüm, kuru sıvılaşma sonucunda devasa bir kaya çığının geliştiğini bildirdi.
Bu akıntının akarsuyu tıkadığını ve kısa süreli bir set gölü oluşturduğunu kaydeden uzman, gölün patlamasıyla moloz akmasının sele dönüştüğünü ifade etti. Planetary Science Institute bünyesinde çalışan bilim insanı Jeffrey Kargel ise sel dalgasının 22 kilometrelik mesafeyi saatte yaklaşık 193 kilometre hızla katettiğini ve vadideki yerleşimleri kısa sürede etkisi altına aldığını vurguladı.
Prof. Dr. Tolga Görüm
Sismik sinyaller tektonik bir depremden kaynaklanmadı
18 Mart Üniversitesi Coğrafya Bölümünden emekli olan meteoroloji uzmanı Prof. Dr. Murat Türkeş, yerel sismometrelerde kaydedilen 5,2 büyüklüğündeki sismik sinyalin tektonik bir depremi yansıtmadığını açıkladı. Sismik hareketin buzul ve kaya kütlesinin ani çöküşü sırasında açığa çıkan enerjiden kaynaklandığını belirten Türkeş, jeomorfolojik süreçlerin doğru analiz edilmesinin önemine değindi. Benzer şekilde Prof. Dr. Tolga Görüm de ana şokun ardından beklenen artçı sarsıntıların yaşanmadığına işaret ederek, tektonik bir depremin söz konusu olmadığını ve yere uygulanan basıncın sinyal ürettiğini ekledi.
Hazırlayan: Doç. Dr. Abdullah Akbaş
İklim değişikliği dağ kütlelerindeki dengeleri bozuyor
Bilim insanları, eriyen buzulların dağ kütleleri üzerindeki baskıyı azaltarak zamanla çatlaklara yol açtığını ve duyarsızlık yarattığını dile getirdi. Birleşmiş Milletler verilerine göre Nepal dağlarının son 30 yılda buzlarının yaklaşık üçte birini kaybettiği ve erimenin son on yılda hızlandığı aktarıldı. Prof. Dr. Murat Türkeş, iklim senaryolarının yüzyılın sonlarında Alpin dağ buzullarının çoğunun eriyeceğini ve ani sellerin artacağını gösterdiğini vurguladı. Doç. Dr. Abdullah Akbaş tarafından hazırlanan sıcaklık serisi analizleri de bölgedeki ısınma eğilimini ortaya koydu.
Prof. Dr. Murat Türkeş
Erken uyarı sistemleri ve bölgesel risk değerlendirmesi
Afet risklerini azaltmak için erken uyarı sistemlerinin kritik bir rol oynadığını ifade eden Prof. Dr. Tolga Görüm, GEOFON adı verilen deprem izleme sistemleriyle bu tür kütle hareketlerinin tespit edilebileceğini söyledi. Geçmişte Hindistan'ın Chamoli bölgesinde ve 1840 yılında Ağrı Dağı'ndaki Ahura Vadisi'nde benzer faciaların yaşandığını hatırlatan Görüm, benzer mekanizmaların gelecekte de görülebileceğini bildirdi. Türkiye'deki risk alanlarına da değinen Görüm; Erzurum, Artvin, Kars ve Hakkari gibi dağlık bölgelerde dikkatli olunması gerektiğini belirtti.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et