27.08.2026 22:25 / Güncelleme: 22:27

29. Antifaşist, Antiemperyalist Gençlik Yaz Kampı Deklarasyonu

Üniversitelerden iş yerlerine, sokaklardan mahallelere kadar örgütlü gençlik; uluslararası dayanışma, barış, halkların kendi kaderini tayin hakkı ve demokratik haklar mücadelesinin en büyük gücü olduğunu göstermeye devam ediyor.

29. Antifaşist, Antiemperyalist Gençlik Yaz Kampı Deklarasyonu

Fotoğraf: Evrensel

29. Antifaşist Antiemperyalist GYK Kamp Komitesi

 

Geçtiğimiz günlerde Amerika, Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarındaki 21 ülkeden 900 genç, 29. Antifaşist, Anti-Emperyalist Gençlik Kampı’nda bir araya geldi. Bu buluşmada hep beraber dayanışmayı, dostluğu ve yoldaşlığı deneyimledik. Sınırlar, diller ve farklı kültürler bizi ayırsa da birleştiren ortak bağların çok daha güçlü olduğunu gördük. On gün boyunca yürüttüğümüz tartışmalar, farklı coğrafyalarda yaşasak da benzer sorunlarla yüz yüze olduğumuz gerçeğini kavramamızı sağladı.

 

Sermaye düzeninin yarattığı eğitime erişememe krizi ve güvencesizlik

Gençlik, mevcut sistemde en çok sömürülen ve ezilen kesimlerin başında geliyor. Düşük ücretler, güvencesiz işler ve barınma krizi hayatımızı kuşatıyor. Sistemin kâr hırsı yaşamımızın önüne geçerek insanca bir gelecek kurmayı zorlaştırıyor. Nitelikli barınma imkânından yoksun 1,6 milyar insanın varlığı, bir avuç azınlığın kâr hırsının temel hakların üzerinde tutulduğunu gösteriyor. Eğitim hakkı da benzer bir saldırı altında. En yoksul ülkelerde gençlerin yalnızca yaklaşık %15’i yükseköğretime erişebilirken, gelişmiş kapitalist ülkelerde dahi birçok öğrenci masraflarını karşılayamadığı için eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalıyor. Okullar ve üniversitelerde bütçe kesintileri, yetersiz koşullar ve piyasalaşma ile karşı karşıya kalıyoruz. İş gücü piyasasında da tablo değişmiyor. Dünya genelinde 262 milyon genç ne eğitimde ne de istihdamda yer alıyor. Çalışabilen gençlerin yaklaşık %60’ı -en yoksul ülkelerde ise %90’dan fazlası- hiçbir sosyal güvencesi olmadan kayıt dışı sektörlerde çalıştırılıyor.

 

Kadınlara yönelik baskı ve şiddet dünya çapında artıyor

Kadınlar güncel ekonomik ve toplumsal krizlerin yükünü omuzlarında çok daha ağır bir şekilde hissederek yaşıyor. Bütçe kesintileri, güvencesiz çalışma koşulları ve koruma mekanizmalarının işletilmemesi; kadınlara yönelik baskıyı daha da artırıyor. Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet dünya çapında artarken, çeşitli ülkelerdeki hükümetler kendi siyasi programları doğrultusunda geleneksel cinsiyet rollerini pekiştiriyor. Kadınlar giderek daha fazla ev içine itiliyor ve bu ortamda şiddete karşı çok daha savunmasız bırakılıyor. Buna karşı acil ihtiyacımız; sosyal kesintilere, kadınlara yönelik baskıya, ırkçılığa ve savaşa karşı ortak ve örgütlü bir mücadeledir.

 

Kazanmanın anahtarı örgütlü mücadele

Bu kampta şunu bir kez daha gördük: Örgütlendiğimizde bugünkü gerçekliğimizi değiştirebiliriz. Örneğin, Brezilya’da öğrenciler boykot yaparak okullardaki beslenmenin olanaksızlığıyla mücadele etmek için öğrenci yemekhanelerinin kurulmasını sağladı. Bolivya’da işçiler, yaşamı daha pahalı hale getiren neoliberal reformlara karşı sokaklara döküldü. Sırbistan’da yolsuzluğa son verilmesini ve eğitime daha fazla bütçe ayrılmasını talep eden kitlesel bir öğrenci hareketi ortaya çıktı. Hindistan’da gençler, eğitimdeki yozlaşmaya karşı güçlü bir hareket oluşturdu ve protestolarla sokakları doldurdu. İspanya ve Meksika’da gençler, herkes için uygun ve insanca barınma imkânı sağlamak amacıyla örgütleniyor. Bu mücadeleler bize dünyanın bugünkü haliyle kalmak zorunda olmadığını, kitleler örgütlenip birlikte mücadele ettiğinde değişimin pekâlâ mümkün olduğunu gösteriyor.

 

Faşizm yükseliyor, krizin faturası halka kesiliyor

Faşist ve gerici hareketler, insanların karşı karşıya olduğu hiçbir somut sorunu çözmüyor; aksine biriken toplumsal öfkeyi işçi sınıfının kendisine, özellikle de göçmenlere, kadınlara, LGBTİ’lere ve diğer ezilen gruplara yöneltmeye çalışıyor. Faşizmin kurumsallaştırılmaya çalışıldığı Türkiye’de, Erdoğan yönetiminin demokratik haklara ve muhalefete yönelik baskıları daha da derinleşiyor. Ancak öğrenciler üniversitelerde boykotlar düzenleyerek ve ülke çapında protestolar örgütleyerek bu baskı politikalarına doğrudan yanıt veriyorlar. Tunus’ta işçi örgütleri, gençler ve demokratik güçler hakları için mücadelelerini kararlılıkla sürdürüyor. Burkina Faso’da gençlik, sendikalar ve demokratik güçler; halk egemenliği ve tam bağımsızlık için örgütlenmeye devam ediyor.

Faşizm farklı ülkelerde farklı biçimler alsa da temel hedefi aynı kalıyor: Emekçilerin kazanımlarını gasp etmek, örgütlü yapıları dağıtmak ve krizlerin faturasını halka ödetmek. Bu doğrultuda güvenlik aygıtlarının ve paramiliter yapıların güçlendirilmesi, doğrudan yaşam alanlarımıza dönük bir saldırıdır. Bunun somut bir örneği olarak, Dünya Kupası hazırlıkları sürecinde Meksika’nın Oaxaca kentinde yoldaşımız Juan José Cruz Padilla katledildi. Bu cinayetlerin, neoliberal politikalara karşı yükselen direnişi bastırma amacını taşıdığı açıktır.

 

Savaşların karşısında halkların direnişi var!

Kapitalizmin genel krizinin en açık tezahürlerinden biri; ABD emperyalizmi tarafından kışkırtılan savaşların, emperyalist saldırıların ve soykırımların artmasıdır. Filistin halkına karşı yürütülen soykırım, bu sistemin yarattığı vahşeti tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırıları sürerken, ABD ve İsrail de İran, Yemen ve Lübnan’a yönelik saldırılarını sürdürüyor. Pazar alanları ve enerji kaynakları üzerindeki egemenlik mücadelesi toplumları militaristleştiriyor, göç politikalarını sertleştiriyor ve zorunlu askerlik tartışmalarını yeniden gündeme getiriyor. Küba’ya uygulanan abluka ve Venezuela’ya dönük müdahaleler de bu hegemonya yarışının parçasıdır. Bu küresel çatışmada ABD, Almanya, İngiltere ve Fransa gibi NATO güçlerinin yanı sıra Rusya ve Çin de kendi emperyal çıkarları doğrultusunda konumlanmaktadır.

Bu karanlık tablo karşısında dünya gençliği hiçbir zaman seyirci kalmadı. İtalya’da İsrail ile suç ortaklığına karşı 700 bin kişinin katıldığı genel boykota öncülük edildi, İngiltere’de soykırım karşıtı kitlesel tepkiler siyasi dengeleri sarstı. Almanya’da 50 bin öğrenci zorunlu askerliğe karşı alanlara çıkarken; Latin Amerika’da Küba ve Venezuela’nın egemenliği savunuldu, ABD’de ise öğrenci kitleleri birleşerek göçmenlerle dayanışma ağları kurdu.

 

Doğanın talanına karşı yaşamı savunmak

Kâr hırsının insan hayatından ve gezegenin geleceğinden üstün tutulması nedeniyle doğa da benzeri görülmemiş bir saldırı altında. İklim krizi geleceğimizi tehdit ediyor ve dünyanın birçok bölgesinde ekolojik yıkım artık günümüzün bir gerçekliği haline gelmiş durumda. Dominik Cumhuriyeti’ndeki GoldQuest madencilik projesine karşı gösterilen direniş gibi örnekler, bize örgütlü yerel toplulukların gücünü gösteriyor. Topluluklar, işçiler, öğrenciler ve köylüler bir araya geldiklerinde, çevrelerini ve geçim kaynaklarını yok eden talan projelerini durdurabileceklerini ya da geri püskürtebileceklerini ortaya koyuyor.

 

Daha iyi bir gelecek için işçi sınıfı ile omuz omuza yürüyeceğiz!

Bugün gençler, daha iyi bir dünyayı var etmek için mücadele etmek zorunda. Bu mücadeleler birbirinden bağımsız ya da yalıtılmış değildir; aksine hepsi kapitalizme, savaşa, militarizme, emperyalizme ve faşizme karşı yürütülen aynı tarihsel direnişin farklı uğraklarıdır. Üniversitelerden iş yerlerine, sokaklardan mahallelere kadar örgütlü gençlik; uluslararası dayanışma, barış, halkların kendi kaderini tayin hakkı ve demokratik haklar mücadelesinin gücünü göstermeye devam ediyor. Fakat gençliğin mücadelesi ana akım medyalar tarafından çoğu zaman görmezden geliniyor; yaşanan eylemler, boykotlar, grevler ve hareketler kamuoyuna yansıtılmıyor. Ama biz burada, başka bir gelecek için örgütlenen, mücadele veren ve direnen gençlerin gerçek deneyimlerini dinledik. Gençliğin tek başına nihai bir zafer kazanamayacağını elbette biliyoruz. Taleplerimiz ancak toplumu her gün emeğiyle ayakta tutan işçi sınıfıyla birleştiğinde kalıcı bir kazanıma dönüşebilir. Bizi birleştiren şey, ortak sınıfsal çıkarlarımızdır.

Çevremizdeki pek çok gencin koşulların değişebileceğine dair umudunu yitirdiğini de biliyoruz. Birçok genç, bireyi yalnızlaştıran ve sadece kendisinden sorumlu olduğunu söyleyen bu düzende tek başına hayatta kalma savaşı veriyor. En temel görevimiz bu algıyı kırmaktır. Bunu başarmak için direnişi gençlerin bulunduğu her alana; liselere, üniversite amfilerine, atölyelere ve fabrikalara taşıyacağız. Savaşlar yayılırken, yoksulluk derinleşirken ve faşist odaklar mevzi kazanırken bu alanlar asla sessiz kalamaz; buralar direnişin, tartışmanın, öğrenmenin ve birlikte örgütlenmenin mevzileri haline gelmelidir. Bu bilinçle; kampta biriktirdiğimiz deneyimleri, dostlukları ve tartışmalarımızdan çıkardığımız sonuçları kendi yaşam alanlarımıza taşıma hedefiyle yenilenen inancımızla kamp alanından ayrılıp 21 farklı ülkeye dağılıyoruz. Yaşadığımız, okuduğumuz ve çalıştığımız her yerde örgütlenelim. Mücadeleyi sınırların ötesine yayarak dünya çapında çok daha güçlü, militan ve kitlesel bir gençlik hareketini hep birlikte kuralım!

 

Kazanmamız gereken bir dünya var.

Emperyalist savaşlara hayır!

Yaşasın uluslararası dayanışma!

Yaşasın işçi sınıfının ve halkların mücadelesi!

 

 

(Genç Hayat)

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
27.08.2026 16:50 / Güncelleme: 17:42

Ayların isimleri nereden geliyor? Ocak'tan Aralık'a 12 ayın şaşırtıcı hikayesi

Türkçede kullanılan 12 ayın isimleri Mezopotamya, Roma ve nice faeklı geleneklere uzanan binlerce yıllık hikayeler taşıyor. 1945'teki düzenlemeyle bugünkü halini alan ay adlarının kökenleri ve ilginç anlamları dikkat çekiyor.

Ayların isimleri nereden geliyor? Ocak'tan Aralık'a 12 ayın şaşırtıcı hikayesi

Fotoğraf: Ralf1403/Pixabay

27.08.2026 18:08 / Güncelleme: 18:29

Boyun Eğmeyen Fransa Milletvekili Delogu gözaltına alındı

Fransa'daki Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) Milletvekili Sébastien Delogu, hafta başında sivil polislerle yaşadığı tartışma gerekçesiyle ifade vermek için gittiği karakolda gözaltına alındı.

Boyun Eğmeyen Fransa Milletvekili Delogu gözaltına alındı

Fotoğraf: AN2303/Wikimedia Commons CC0

27.08.2026 12:13

Türkiye’den F-35'ler için lobi hamlesi: Trump’a yakın Ballard Partners ile sözleşme imzalandı

Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye'nin F-35 programına geri dönmesi ve S-400 yaptırımlarının kaldırılması amacıyla Donald Trump’a yakınlığıyla tanınan Ballard Partners lobi şirketiyle 2,4 milyon dolar değerinde 1 yıllık sözleşme imzaladı.

Türkiye’den F-35'ler için lobi hamlesi: Trump’a yakın Ballard Partners ile sözleşme imzalandı
27.08.2026 15:10

DEM Partili Demir Meclise taşıdı: Ağrı'da bir yurttaşın tapulu arazisine giden yol kamulaştırıldı

Ağrı’da 32 dönümlük tapulu tarlası, sonradan kamulaştırılan Şeker Fabrikası arazisi ve askeri alan arasında kalan Ahmet Karagöz, 34 yıldır arazisine adım atamıyor.

DEM Partili Demir Meclise taşıdı: Ağrı'da bir yurttaşın tapulu arazisine giden yol kamulaştırıldı

Fotoğraf: DEM Parti 

27.08.2026 18:26

Êzidî aile 'belge olmadığı' gerekçesiyle birbirleriyle görüştürülmüyor

Duhok'tan çocuğunu tedavi ettirmek için Avrupa'ya gitmek isterken İzmir'de tutuklanan Êzîdî Araz Rasho Qoto, "aile olduklarına dair belge olmadığı" gerekçesiyle eşi ve çocuklarıyla görüştürülmüyor.

Êzidî aile 'belge olmadığı' gerekçesiyle birbirleriyle görüştürülmüyor

Fotoğraf: MA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!