Emek Gençliği İşçi Gençlik Anketi’nden izlenimler: Okul çantası alabilmek için çalışan çocukların ülkesi!
Bir okul çantası alabilmek ya da temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için başlayan erken yaşta çalışmaya başlamak, gençlerin eğitim ve sosyal hayatlarını sınırlayan sistematik bir soruna dönüşmüş durumda.
Yağmur DOĞAN ve Ebrar AKDENİZ
Sultangazi/İstanbul
Gazi Mahallesi’nde son yıllarda yoksulluk ve geleceksizliğin derinleşmesiyle gençler, okurken ya da okulu bırakıp çalışmak zorunda kalıyor. Atölyeler, sanayi siteleri ve küçük işletmeler genç ve çocuk işçilerle dolup taşıyor.
Gençlerin çalışma koşulları hakkında bilgi sahibi olmak ve bu sorunun toplum içerisinde yankı bulmasını sağlamak amacıyla işçi-gençlik anketi yapmak üzere yollara düştük.
Kendilerini yük gibi hissediyorlar
Karşılaştığımız gençlerin büyük bir kısmı, çalışanlarının işçiolduğu geniş ailelerde büyümüş. Kalabalık ve yoksul ailelerde büyümüş olmak, gençlere evin içerisinde bir ‘yük’ olduklarını hissettiriyor. Henüz lise çağına dahi ulaşmamış gençler, ev ekonomisine katkıda bulunmak için soluğu iş yerlerinde alıyor. Bir taraftan okumaya devam eden gençler,okul masraflarını ailelerine yük etmemek için kendileri karşılamaya çalışıyor. Tekstil atölyesinde karşılaştığımız bir örnekte 12 yaşında bir kız çocuğu, “okul çantası alabilmek için” atölyede çalışıyor. Bunlara tanıklık ederken ailelerin de bu duruma destekçi olduğunu görüyoruz. Destekleyen aileler çoğu zaman çocuklarını, tanıdıkları patronların yanına çalışmaya götürüyorlar. 18 yaş altı oldukları için başka iş bulamayan gençler, kayıtsız ve güvencesiz iş koşullarına sahip olan bu atölyelerde çalışmak zorunda kalıyor.11, 12 ve 13 yaşlarında üç kuzenin ailelerinin onları ellerinden tutup çalışmaya götürdüklerini öğreniyoruz.
Küçük yaşlarda çalışmaya başlayan gençlerin sosyal yaşamlarının büyük bir bölümü artık işyeri ve iş arkadaşları olmuş durumda. Eğitim hayatından tamamenkopan gençlerin sosyal yaşamları ise ev ve iş arasındaki sınırlarla çizili. Yaz tatillerinde ailelerinin yalnızca köye gittiğini söyleyen çocuklar, köyde sıkıldıkları için kendi yaşıtlarıyla birlikte çalıştıkları iş yerlerine geri dönmek istiyor. Parkta arkadaşlarıyla oturmak, bir kafeye gitmek, yeni hobiler edinmek gibi aktivitelere ise ne vakitleri var ne de durumları.
Göçmenlerin öğle molaları 15 dakika daha kısa
Gençler sosyalliklerini iş yerinde kurmalarına rağmen, çalıştıkları iş yerlerinin 12 saate varan uzun çalışma saatleri, adım atacak yeri olmayan fiziksel atölye koşulları, hijyenik olmayan öğle yemekleri gibi birçok neden sebebiyle işe gitmek istemiyor. Aynı zamanda girdiğimiz atölyelerin büyük çoğunluğunda Suriyeli gençler çalışıyordu. Suriyeli gençlerin çalışma koşulları daha da ağır. Diğer işçilerden daha uzun saatler çalışan gençler, diğer işçilerden 15 dakika daha kısa öğle molası yapıyorlar. Bunun sebebini sorduğumuzda “kalan işleri bitirmek” için olduğunu söylüyorlar.
Patronlar ise tutumlarını biz anket yaparken genç işçilerin cevaplarını kontrol ederek ve bizim yanımızda durmak istediklerini söyleyerek gösterdiler. Yine Suriyeli işçi gençlerin yoğunluklu olduğu atölyelerde gençlerin ‘sözde’ Türkçe bilmediklerini söyleyerek bizi gençlerle konuşamadan uzaklaştırdılar.
Hepsi farklı hayallerle o atölyelerde çalışıyor
18 yaş ve altında çalışan gençler sigorta ve yan hak gibi haklardan da habersizler. 2 yıldır tekstil atölyesinde çalışan 16 ve 18 yaşlarındaki iki kardeş yıllık izin kullanmadıklarını vesigortasız çalıştırıldıklarını söylüyorlar. Nasıl olsa tanıdıklarının iş yerinde çalıştıkları düşünülerek çocuklara bu güvencelerin sağlanması gerektiği de göz ardı ediliyor.
Asgari ücret ve altında ücretlere çalıştırılan genç işçiler maaşlarını ailelerine veriyor, kendilerine kalan cep harçlıklarıyla da hayalleri için birikim yapmaya çalışıyorlar.Bu hayaller de bir çantadan motosiklete ve gelecekte kendi işlerine sahip olmaya kadar uzanıyor. Gelecek hayalleri kurmaya çalışan gençler; kuaför, araba tamircisi, oto galeri, berber salonu açmak gibi hedeflerle bugün o atölyelerde çalışıyor.
Gazi Mahallesi’nde gerçekleştirmeyi sürdürdüğümüz bu anket; çocuk ve genç işçiliğin bireysel tercihlerden ziyade, ekonomik koşulların güçleştiği ve güvencesizliğin derinleştiği bir ortamda şekillendiğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Eğitimin, sosyal yaşamın ve çocukluk çağının yerini alan yoğun çalışma saatleri; kayıtsız ve güvencesiz çalışma koşullarıyla birleşince gençlerin geleceğe dair kuracağı yaşam alanları da giderek yok oluyor. Bir okul çantası alabilmek ya da temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için başlayan erken yaşta çalışmaya başlamak, gençlerin eğitim ve sosyal hayatlarını sınırlayan sistematik bir soruna dönüşmüş durumda. Bu tablo; çocukların ve gençlerin eğitimden, sosyal hayattan ve güvenli bir gelecekten koparılmadığı, sömürüsüz ve insanca koşullarda yaşadığımız bir düzenin aciliyetini bir kez daha gösteriyor.
(Genç Hayat)
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et