'Yılın bir haftası tatili hak ediyoruz'
Kimi için birkaç gün denize girmek, kimi için arkadaşlarla sahilde oturmak, kimi için ailesiyle vakit geçirmek, kimi içinse yoğun çalışma temposundan uzaklaşabilmek tatil anlamına geliyor. Ama tatil yapmak için hem boş zaman hempara gerekiyor.
Haluk Deniz
Küçükçekmece/İstanbul
Yaz tatili biz gençler için dinlenmek, arkadaşlarımızla vakit geçirmek ve okulun yoğunluğundan uzaklaşmak anlamına geliyor. Ancak ekonomik koşullar, özellikle çalışan ve meslek lisesinde okuyan gençlerin tatil yapmasını zorlaştırıyor. Kimi genç yazı çalışarak geçiriyor, kimi kendi şehrindeki sahil ve parklarda vakit geçiriyor, kimi ise tatili ailesinin yanında geçirebiliyor. Gençlerin ortaklaştığı noktalardan biri ise tatilin bir ihtiyaç olduğu ancak herkes için ulaşılabilir olmadığı. Kanarya Sahili’nde sohbet ettiğimiz gençlere yaz tatilini nasıl geçirdiklerini, tatilin onlar için ne ifade ettiğini ve bugünkü olanaklarıyla tatile çıkıp çıkamayacaklarını sorduk.
Tatil sizin için ne anlama geliyor?
15 yaşındaki bir lise öğrencisi yaz tatilini çalışmadan, gezerek ve dinlenerek geçirdiğini söylüyor. Ona göre tatil gençler için gerekli. Bunu “Bu tatil olmasa herkes ‘bıktık artık, okulu kapatın’ der.” diyerek ifade ediyor. Çalışan arkadaşlarının da bu ihtiyaca sahip olduğunu belirten genç, bu yaz herhangi bir yere gitmediğini ve daha çok bulunduğu yerde vakit geçirdiğini anlatıyor. Ancak herkes için yaz tatili dinlenmek anlamına gelmiyor. 14-15 yaşlarındaki üç genç kadınla konuştuğumuzda, tatilin ekonomik koşullarla doğrudan bağlantılı olduğu görülüyor. Meslek lisesinde okuyan gençlerden biri bu yaz tatile gidememesinin nedenini tatil fiyatlarının çok pahalı olmasıyla açıklıyor. Zamanının çoğunu arkadaşlarıyla kamusal alanlarda, örneğin Kanarya sahilinde geçiriyor. Bir hafta sonra ilk kez çalışmaya başlayacağını söylerken, bir gencin kendi parasıyla tatil yapmasının mümkün olmadığını düşünüyor. Hayalindeki tatili sorduğumuzdaysa havuzlu, bungalov tarzı, kafa dinleyebileceği ve serinleyebileceği bir yer tarif ediyor.
Yanındaki gençlerden biri ise tekstil atölyesinde çalışıyormuş. Atölyedeki koku, ses ve boyaya maruz kalma gibi koşullardan söz eden genç; haftada beş, bazen beş buçuk gün olmak üzere günde yaklaşık 11 saat çalıştığını anlatıyor. Eve gittiğinde dinlenmek yerine yemek yiyip arkadaşlarıyla dışarı çıkmak istediğini söylüyor. Okuldan ayrılmasının ardından çalışmaya başladığını belirten bu genç için tatil, yalnızca bir yere gitmekten ibaret değil; yoğun çalışma temposunun ardından dinlenebilmek anlamına geliyor.
Bir diğer genç ise lise eğitimini bırakmış ve abisinin parfüm atölyesinde çalışıyor. Üç genç de devletin kamusal alanlar ve uygun fiyatlı tatil imkânları oluşturması halinde bunun kendileri için önemli olacağını söylüyor.
Tatil bir lüks mü, yoksa ihtiyaç mı?
Gençlerden biri tatilin ihtiyaç mı, lüks mü olduğu sorusunun kişinin yaşam koşullarına göre değiştiğini düşünüyor: “Beşiktaş’taki birine sorsan lüks der çünkü istediği zaman yapabiliyor. Başka bir yerdeki gence sorsan bu değişir.” Yıl boyunca çalışmanın ardından insanların birkaç gün dinlenmeyi hak ettiğini söyleyen genç, “Köpek gibi eziliyoruz, yılın bir haftası tatili hak ediyoruz. Onun için çalışıyoruz” diyor. Tatil denince aklına Bodrum, sıcak hava, deniz ve bütün gün kahve içerek oturmak geldiğini söyleyen genç, tatilin maddiyatla doğrudan bağlantılı olduğunu düşündüğünü açıkça ifade ediyor. Ona göre çok zengin insanlar için tatil sıradanlaşırken, düşük gelirli gençler için birkaç günlük tatil ihtiyaç olsa bile önemli bir ekonomik yük haline gelmiş durumda.
Bir başka 14 yaşındaki genç ise yaz boyunca bir muhallebicide çalıştığını ve hiç tatile gitmediğini anlatıyor. İşe kendi isteğiyle başladığını söyleyen genç, yazın neredeyse bütün zamanını işyerinde geçirdiğini belirtiyor. Dört aydır çalıştığını ve izin gününde parka gelebildiğini anlatıyor. “Ben sadece yaşamak istiyorum” diyen genç, okulun son ayında çalışmaya başladığını söyleyip ailesini görememekten yakınıyor. Part-time çalışan olmasına rağmen ayda 280 saate kadar çalıştığını, bazı günler 15.00-23.00 arasında çalıştığını söylüyor. Onun hayalindeki tatil ise lüks bir otel ya da uzak bir ülke değil. “Ailemle vakit geçirmek istiyorum.” diyor.
Tatile çıkmak ancak “yerine göre” mümkün
15 yaşındaki başka bir genç ise tatilini Tekirdağ’daki yazlıklarında geçirdiğini söylüyor. Onun için tatil bir ihtiyaç ve tatil denince aklına gezmek geliyor. Ancak tatil yerlerinin daha ekonomik olması gerektiğini düşünüyor. Kasım ayında babasıyla Londra'ya gideceğini söyleyen genç, devletin gençlerin kullanabileceği tatil alanları oluşturması gerektiğini savunuyor.
MESEM öğrencisi iki erkek genç de tatilin ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Yaptıkları tek tatilin memleketlerine gitmek olduğunu söyleyen gençler, kendi paralarıyla tatil yapmanın mümkün olmadığını belirtiyor. Sadece şehir dışına çıkmanın değil, kendi yaşadıkları şehirde bir yere gitmenin bile ulaşım ücretleri nedeniyle zorlaştığını söylüyorlar.
18-19 yaşlarındaki iki genç de üniversite tercihlerinin ardından çalışmaya devam ettiklerini anlatıyor. Gençlerden biri kimya fabrikasında haftada beş gün, sabah 7'den akşam 5'e kadar çalışıyor. Tatil yapmak istediklerini ancak çalışmanın ve üniversite masraflarının bunu zorlaştırdığını anlatıyor. Kendi şehirlerinde zaman zaman sahil ve açık alanlarda vakit geçirebildiklerini söylüyor. Ona göre bir gencin tatile çıkması “yerine göre” mümkün. Aile desteği varsa kolaylaşırken tek başına olunca giderek zorlaşıyor.
Tatil ihtiyaç ama ulaşılamıyor
Gençlerin tüm bu anlattıkları tatilin yalnızca deniz, otel ya da başka bir şehre gitmek olmadığını gösteriyor. Kimi için birkaç gün denize girmek, kimi için arkadaşlarla sahilde oturmak, kimi için ailesiyle vakit geçirmek, kimi içinse yoğun çalışma temposundan uzaklaşabilmek tatil anlamına geliyor. Ancak ortak bir sorun öne çıkıyor: Tatil yapmak için boş zaman kadar para da gerekiyor. Bu noktada tatil bir ihtiyaç olarak görülse de buna ulaşmak mümkün olmayabiliyor. Çalışan gençler zaman bulamıyor, çalışmayanlar ise ekonomik nedenlerle gidemiyor. Bir biçimde tatil hakkımızı elimizden alan bu düzenin içerisinde bu ihtiyaçta ortaklaşıyorsak bunu ancak birlikte mücadele ederek değiştirebiliriz.
(Genç Hayat)
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et