Zara Larsson renklerimizi geri getirdi!
Bugün fazla düzenli ve tekdüze atmosferden sıkıldığımızda 2010’ları özlememiz normal. Zara Larsson ise renkli simli kıyafetleri ve takıları, pullu, parıltılı makyajlarıyla bizi resmen o renkli 2016’ya götürüyor.
Fotoğraf: Justin Higuchi
Zeynep ÖZKARA
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Son dönemde müzik endüstrisinin, sosyal medyanın resmen merkezine kurulan bir isim var: Zara Larsson. Tiktok’ta yunus fotoğraflarıyla ‘Symphony’ dinliyoruz, Instagram’da ‘Lush Life’ şarkısının koreografisini öğreniyoruz, Twitter’da kadınların attığı herhangi bir tweetten ‘Midnight Sun’ klibi izliyoruz. O canlı kliplerin, hareketli şarkıların, renkli kıyafetlerin ve simli makyajların yaratıcısı Zara Larsson;bugün resmen popüler kültürün başrollerinden biri olarak küresel bir rüzgâr haline geldi. Geçtiğimiz hafta Türkiye’de verdiği konserle buranın gündemine oturmayı da başardı. Konserin açılış sanatçısı ise ‘Bellydancing’ şarkısıyla tanınan Inji oldu. Daha sonra Zara sahneye çıktığı andan itibaren bitmek bilmeyen enerjisi, güçlü vokali, görsel şovları, danslarıyla izleyiciyi büyüledi. Manifest konserlerinden taşan kız neşesini Zara’yla tekrar yakaladık. İstanbul konserine özel kedili makyaj yaptığını da konserinde söyledi. Ayrıca dünyanın birçok yerinde verdiği konserlerinin her birine aynı özeni göstermesi, her konserinde sahneye bir hayranını çıkarıp onunla ‘Lush Life’ dansını yaparak o ‘ulaşılmaz popçu’ imajından kurtulması çokça takdir ediliyor. Türkiye’deki konserinde de konser kombinine binlerce lira verebilen infuencerlar yerine eşofman ve atletiyle çıkan, kendini ‘IT Boy’ olarak tanıtan Berkant’ın çıkması buradaki hayranları çok mutlu etti. Peki aylardır gündemden düşmeyen bu şarkıcı aslında kim?
Kim bu neşeli kız?
1997 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de doğan Zara Maria Larsson, müzik hayatına çok genç yaşta resmen çocukken başladı. Henüz 10 yaşındayken katıldığı İsveç’in Yetenek Sizsiniz yarışması olan “Talang”a katılıp tüm İsveç’in ilgisini üzerine çekti. Finalde söylediği ‘My Heart Will Go On’ ile yarışmayı birincilikle bitirdi. Zara bu sonucun ona sürpriz olmadığını, yarışmada dikkat çekeceğini bildiğini ve hemen sonrasında bir plak şirketiyle anlaşmayı beklediğini söylüyor. Birinci olması onu şaşırtmasa da bir şirketle anlaşma işi beklediği gibi gitmeyip dört yıl kadar sürmüş. Bu kadar uzun sürmesi ona ‘her şey bitti’ gibi hissettirse de 14 yaşına geldiğinde bir plak şirketiyle anlaşarak İsveç’te çok popüler olan ‘Uncover’ adlı parçasını yayınladı. Önce İsveç’te sonra diğer Kuzey Avrupa ülkelerinde çokça dinlendi. Buradaki popülaritesinin ardından uluslararası yapım şirketlerinin radarına girdi. Ardından henüz 17 yaşında yayınladığı ‘Lush Life’ ve peş peşe yayınladığı ‘Never Forget You’, ‘Ain’t My Fault’ ve ‘Symphony’ gibi şarkıları onun küresel çapta ünlenmesini sağladı. David Guetta, Clean Bandit ve BTS gibi isimlerle imza attığı eserlerle resmen bir ‘dünya starı’ oldu. Ancak Zara; plak şirketiyle arasında geçen bazı anlaşmazlıklar, müzik endüstrisinin çokça değişimesi gibi birçok nedenle bu ivmeyi biraz kaybetti. Belki üretmeye devam etti ama biz birkaç sene bunu göremedik. Eski popülaritesini biraz yitirmenin getirdiği bocalamanın ardından kendi şirketini kurdu. Ve 2025’te yayınladığı ‘Midnight Sun’ isimli şarkısıyla eski ivmesini tekrar yakaladı. Ve bugün onu her platformda görür olduk. Hatta belki bugün eskisinden bile daha çok konuşuluyor. Peki bu ‘hype’ neden oldu? Herkes sözleşmiş gibi nasıl Zara Larsson’ı hatırladı?
Onu diğerlerinden ayıran şey neydi?
Zara Larsson’ın şarkıları İsveç’in pop müziğindeki ‘Max Martin’ geleneğinin baskın rolüyle oluşuyor. Ayrıca şarkıları oldukça akılda kalıcı nakaratlara sahip. Güçlü bir vokale sahip olmasıyla, sosyal medyada ‘autotune’suz akımında performansları en çok paylaşılan ünlülerden biri. Müziği kadar danslarıyla da ön planda olan bi isimdir. İsveç Kraliyet Bale Okulunda eğitim aldığını düşündüğümüzde bu da tesadüf sayılmaz. Bütün bu özelliklerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan eserler tabii ki dinleyicinin çokça ilgisini çekiyor. Bunun yanında müziğinin karakteriyle ilgili de daha çok gençlik, bağımsızlık, özgüven gibi sözlerle ve kliplerle feminen bir enerji yansıtır. Aslında bu; Zara’nın sahnede, müzik videolarında, şarkılarında bir anda harikalar yaratmaya başlamasıyla olmadı. Zara yine aynı tarzda üretmeye devam ediyor. Bu daha çok günümüz popüler kültür estetiğinin geçirdiği kabuk değişimiyle yaşanmaya başladı. Son yıllarda yükselişe geçen ‘clean girl’, ‘old money’, ‘quiet luxury’ gibi akımların etkisiyle hayatımızın her alanının çok fazla sadeleştiğini görmeye başladık. Yalnızca moda da değil; evler, logolar, şehirler, müzik ve her şey renklerini kaybetti sanki. İnsanlar bir noktada sıkıldığımız bu kasvetli havayı dağıtmakve renkleri geri kazanmak için hepimizin hafızasında yer edinen 2016 yılının estetiğine geri döndü.
Bir zamanlar renkler vardı!
2016 yılı, popüler kültürün ve dijital yaşamın henüz o kadar filtrelenmediği bir eşikti. Rengarenk kıyafetler, makyajlar, klipler, gürültülü ve coşkulu müzikler, sınırsız danslar…Bugün bu fazla düzenli atmosferden sıkıldığımızda ise 2010’ları özlememiz normal. Zara bugün yine aynı şekilde renkli simli kıyafetler ve takılarla, pullu, parıltılı makyajlarla bizi resmen o renkli 2016’ya götürüyor. Son birkaç yıldır hayatımızın her alanında kendimizin kusursuz ve ‘temiz’ bir versiyonunu yaratmaya çalışıyoruz. Bir yanımız yulaf ve sütle kahvaltımızı yapıp matchamızı içip sabah yürüyüşüne çıktığımız sağlıklı ve sade bir hayat isterken diğer yanımız dağılmış bir makyaj ve simli eteğiyle kulüpten dönerken sabah yürüyüşüne çıkan bu kızla karşılaşmak istiyor olabilir. Yıllardır bastırdığımız bu yanımızın ortaya çıkması, Zara Larsson’ı bu kadar çekici bulmamızın nedenlerinden biri olabilir. Yalnızca 2016’yı ya da özlediğimiz renkli pop kültürünü gördüğümüz için değil, yıllardır çizdiğimiz sınırların sonunda dışına çıkmaya başladığımız için. Her şey bu kadar uyumlu ve sade gözükmediği zaman da güzelmiş. Onun temsil ettiği şey uzun zamandır kendimize biçtiğimiz ‘kusursuz görünme’ takıntısına karşın biraz dağılabilme, eğlenebilme. Ama aslında ikisi de biziz. Sağlıklı, düzenli ve temiz yaşamaya çalışan tarafımız da sabah altıda kulüpten çıkıp dokuzdaki yetişen taraf aynı kişinin içinde var olabilir. Belki de mesele artık hangisinin daha doğru veya daha ‘havalı’ olduğunu tartışmak değil. Sosyal medyanın bize sürekli bir yaşam biçimi, sürekli farklı bir filtre sunduğu bu dönemde;kendimizi tek bir estetik veya tek bir tip üzerinden tanımlamak zorunda olmadığımızı hatırlamalıyız. Belki de birini seçmemiz değil ikisine de yer açmamız gerekiyordur.
(Genç Hayat)
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et