Ege Denizi’nin ‘yılkıları’: Orkinoslar
Çeşme körfezinde endüstriyel kafeslerde tutulan, kâr getirdiği sürece beslenen orkinoslar, hastalandıkları an “yılkı atları” haline geliyor. Can çekişip yönünü şaşıran orkinoslar akıntıların etkisiyle kıyılara vurarak sahillerde ölüyor.
Özer Akdemir
[email protected]
İzmir – Anadolu’nun kadim coğrafyasında hüzünlü bir gelenek vardır: Yılkı atları. Mevsim kışa döndüğünde; yaşlanan, hastalanan ya da artık sahibine iş gücü ve kâr sağlamayan atlar, yem ve bakım maliyetlerinden kaçınmak amacıyla bozkırın dondurucu ayazına, yani doğanın insafına salınır. Kendi kaderlerine terk edilen bu canlılar ya hayatta kalmanın bir yolunu bulur ya da bozkırın ortasında sessizce can verip kurda kuşa yem olurlar. Bugün, bu eski bozkır trajedisinin sarsıcı bir benzeri, modern endüstrinin ve kapitalist üretim çarklarının gölgesinde Ege’nin mavi sularında sahneleniyor. Çeşme’nin kapalı körfezlerindeki endüstriyel kafeslerde tutulan, kâr getirdiği sürece yapay zekayla takip edilen ve tonlarca yemle beslenen mavi yüzgeçli orkinoslar, hastalandıkları an modern dünyanın yeni “yılkı atları” haline geliyor. İşte bu haber Ege Denizi’nin yılkı atları orkinosların ölümü ile ilgili.
Toplu balık ölümlerinin perde arkası
Çeşme ve Karaburun kıyılarında son dönemde yaşanan kitlesel orkinos ölümleri bölgede büyük bir endişe kaynağı haline geldi. Eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, bu ölümlerin arkasında yatan temel nedenin deniz kirliliği olduğunu belirtiyor. Kıyıya vuran balıkların kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Öztürk, halk sağlığı açısından ciddi risklerin oluşabileceğini dile getiriyor. Son yıllarda Çeşme sahillerinde binden fazla ölü orkinosun kıyıya vurmasıyla görünür olan bu felaket, deniz ekosistemindeki bozulmayı ve insan eliyle yaratılan kirliliğin boyutlarını gözler önüne seriyor.

Yapılan laboratuvar analizleri ve Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi uzmanlarının yürüttüğü bilimsel çalışmalar, orkinos ölümlerinin ardındaki biyolojik etkeni ortaya koyuyor. Araştırmacılar, ölümlere kapsüllü Lactococcus garvieae adlı bir bakterinin yol açtığını tespit ediyor. Bu bakteri, deniz suyu sıcaklığının yükselmesiyle birlikte balıklarda ağır bir enfeksiyona sebebiyet veriyor. Özellikle yaz aylarında su sıcaklığının yirmi iki ile yirmi beş derece arasına ulaşması bakterinin yayılımını hızlandırıyor. Balıkların bağışıklık sistemini çökerterek kalp, karaciğer ve dalak gibi iç organlarını tahrip eden bu hastalık, ilerleyen evrelerde deride yaralara ve pul dökülmelerine yol açıyor. Balıkların mukoza tabakasının zarar görmesi ise hastalığın son evresini oluşturuyor ve halsiz düşen canlılar yönlerini kaybederek kıyıya sürükleniyor.
Aşırı üretim baskısı
Bölgedeki çevre örgütleri, bakterinin bu denli ölümcül hale gelmesindeki asıl tetikleyici gücün denetimsiz üretim faaliyetleri ve deniz kirliliği olduğuna dikkat çekiyor. Çeşme’nin kuzey kıyılarında, özellikle Gerence ve Ildır gibi su sirkülasyonunun zayıf olduğu kapalı körfezlerde yoğunlaşan orkinos çiftlikleri, ekolojik taşıma kapasitesinin çok üzerinde çalıştırılıyor. Kafeslerdeki binlerce devasa balığın dışkıları, her gün denizlere dökülen tonlarca yem artığı ve organik atıklar zamanla körfezlerde büyük bir kirlilik yükü oluşturuyor. Çiftliklerden sızan ve esintiyle sahile doğru taşınan bu atıklar, deniz yüzeyinde ağır kokulu, yağlı bir kirlilik tabakası meydana getiriyor. Bu durum deniz dibindeki canlı yaşamını da yok olma noktasına getiriyor.
Masraftan kaçınma iddiası
Kapitalist kâr hırsı doğrultusunda hareket eden bazı işletmelerin, hastalanmış ve ölmek üzere olan orkinosları imha maliyetlerinden kaçınmak amacıyla kafeslerin dışına, yani açık denize saldığı iddiaları yerel balıkçılar tarafından sıklıkla dile getiriliyor. Çiftliklerde ölen balıkların lisanslı bertaraf firmalarına teslim edilerek imha edilmesi gerekirken, bu işlem ek masraf yarattığı için hastalıklı canlılar denize bırakılıyor. Açık denizde can çekişen ve yönünü şaşıran zayıf düşmüş orkinoslar da akıntıların etkisiyle kıyılara vurarak sahillerde ölüyor.
Bölgesel etkiler Sığacık ve Çeşme karşılaştırması
Yaşanan ölümlerin tüm Ege sahillerine eşit dağılmaması, kirliliğin bölgesel ve sistemsel olduğu yönündeki iddiaları güçlendiriyor. Türkiye genelindeki beş büyük orkinos çiftliğinin dördü Çeşme bölgesinde yer alırken, sadece bir tanesi Seferihisar Sığacık Körfezi kıyılarında bulunuyor. Sığacık bölgesindeki çiftlikte ve çevresindeki doğal sularda ölümlerin neredeyse hiç görülmemesi veya son derece sınırlı kalması dikkat çekiyor. Yapılan bilimsel ölçümler, Sığacık Körfezi’ndeki güçlü akıntılar ve açık deniz etkileri sayesinde su sirkülasyonunun yüksek olduğunu ve kirlilik riskinin düşük kaldığını gösteriyor. Buna karşılık Çeşme’nin dar ve sığ körfezlerinde aşırı üretim yapılması, doğanın kendisini yenileme gücünü elinden alıyor ve felaketi kaçınılmaz hale getiriyor.
Kıyıya vuran zehirli balıklara dokunmayın
Kıyıya vuran devasa orkinos ölüleri çevre kirliliğinin yanı sıra ciddi bir halk sağlığı riskini de beraberinde getiriyor. Bakteriyel bir hastalıktan ölen bu canlıların kesinlikle tüketilmemesi gerektiği, aksi halde insan vücudunda ciddi ve geri dönülemez sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceği belirtiliyor. Çeşme Yarımada Çevre Derneği yetkilileri ise Tarım ve Orman Bakanlığı ile İzmir İl Tarım Müdürlüğünün konuya sessiz kalmasını eleştiriyor. Son iki yıldır alınan numunelerin analiz sonuçlarının kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşılması, bağımsız bilim insanlarının denetim sürecine dahil edilmesi ve körfezlerdeki su kalitesinin düzenli olarak raporlanması talep ediliyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et