Merkez Çarşı’dan 100. Yıl’a: Kentsel dönüşüm neyi dönüştürüyor?
Ankara’da 100. Yıl Mahallesi’ndeki kapatılan Merkez Çarşı ODTÜ öğrencilerinin de uğrak yeri, topluluk buluşmalarının da yapıldığı ortak bir mekandı. ODTÜ öğrencileri bir araya gelebildikleri bir mekanın daha yok edilmesine tepkili.
Fotoğraf: Evrensel
Ali Baran Dengiz
Eylül Naz Çoban
Ankara – Yıllardır 100. Yıl Mahallesi’nde yaşayanların ve çoğunlukla Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencilerinin uğrak yeri olan Merkez Çarşı’nın dükkanları birer birer kapanıyor. Burası, yalnızca alışveriş yapılan bir yer değil; öğrencilerin ve mahallelinin karşılaştığı, arkadaşlarıyla oturduğu, topluluk buluşmalarının ve etkinlik sonrası buluşmaların yapıldığı ortak bir mekandı. Bu yüzden son dönemde Merkez Çarşı’ya “veda etme” isteğinin yaygınlaşmasını yalnızca nostaljiyle açıklayamayız. Ortada daha temel bir kaygı var: Birlikte oturduğumuz, vakit geçirdiğimiz, görece erişilebilir bu alan ortadan kalktığında yerine ne gelecek? 100. Yıl’da yeniden böyle bir mekan kurulabilecek mi?
Tam da bu noktada Merkez Çarşı’nın kapanmasını kentsel dönüşümün daha geniş sonuçlarıyla birlikte düşünmek gerekiyor. Kentsel dönüşüm çoğu zaman yalnızca “Eski ve riskli yapıların yıkılıp yerine daha güvenli binaların yapılması” gibi teknik bir süreç olarak anlatılıyor. Oysa 100. Yıl gibi zaten yoğun sosyal ilişkilere sahip bir mahallede kentsel dönüşüm, gündelik hayatı ve mekanın kim tarafından kullanılacağını değiştirir. Yani mesele sadece yapıların yenilenmesi değil; mahallenin kimin için yaşanabilir kalacağı meselesidir.
fotoğraf: Evrensel
Artan fiyatlar, azalan seçenekler
100. Yıl’da olası bir kentsel dönüşüm, ODTÜ’ye yakınlık ve merkezi konum nedeniyle bölgeyi daha da cazip hale getirir. Bir zamanlar mahallenin gündelik ihtiyaçlarına göre biçimlenen alanlar, arsanın ve yapının değişim değerinin yükselmesiyle sermaye açısından başka türlü değerlendirilebilir hale gelir. Bu cazibe ilk bakışta olumlu görünse de, pratikte en büyük baskıyı kiralar üzerinden yaratır. Arsa değeri yükseldikçe ev sahipleri ve yatırımcılar için “daha yüksek getiri” beklentisi oluşur ve bu da hem konut hem de dükkan kiralarına doğrudan yansır. Bugün öğrencilerin ve uzun süredir mahallede yaşayanların görece erişebildiği evler, kısa sürede daha yüksek gelir gruplarına hitap eden bir piyasaya dönüşebilir. Merkez Çarşı’nın kapanmasının hemen ardından çevredeki kimi işletmelerin fiyatlarını artırması da aslında bunun gündelik hayattaki somut bir karşılığını gösteriyor. Bu durumda alternatifler azalır, alternatif azaldıkça da hem sosyal hem ekonomik hareket alanı daralır. İnsanlar sadece daha pahalı seçeneklere değil, aynı zamanda daha az seçeneğe mahkum kalır.
Mahallenin sınıfsal dokusu dönüşecek
Bu yüzden 100. Yıl’daki kentsel dönüşüm, yalnızca “yenileme” olarak düşünülmemeli. Çünkü bu süreç, teknik bir iyileştirme gibi sunulsa da, aslında mekanın sınıfsal yeniden üretimidir. “Modernleşme” söylemi altında işleyen dönüşüm, mahalleyi daha yaşanabilir kılmaktan çok, onu belirli bir gelir grubuna göre yeniden düzenler ve böylece mekansal dışlamayı kurumsallaştırır. Kiraların artmasıyla öğrencilerin ve düşük gelirli grupların mahalleden kopması, sadece bireysel bir barınma sorunu değil; mahallenin sınıfsal dokusunun çözülmesi ve yerinden edilmenin gündelik bir mekanizmaya dönüşmesidir.
Bu nedenle mesele yine “Eski mi kalsın, yenisi mi yapılsın” ikiliğine sıkıştırılamaz. 100. Yıl’da kentsel dönüşüm gerçekleşecekse, bunda mahalleyi sadece fiziksel olarak değil, sınıfsal yapısını da koruyup korumadığı belirleyici olmalıdır. Aksi halde Merkez Çarşı gibi alanların kaybı, tekil bir kapanma değil; işçi sınıfının kent içindeki varlığının geri çekilmesiyle karakterize olabilecek daha geniş bir sınıfsal dönüşümün habercisi olur.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et