EMEP'li İskender Bayhan: 'L tipi cezaevinde fiili kuyu tipi rejimi mi uygulanıyor?'
EMEP Milletvekili İskender Bayhan, Marmara 6 No’lu L Tipi Cezaevinde açlık grevinde bulunan Cem Dursun’un 110 günü aşkın süredir tek kişilik hücrede tutulması ile Adalet Bakanı Akın Gürlek’e soru önergesi verdi.
Eylem Nazlıer
[email protected]
Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, ODTÜ Mimarlık Bölümü mezunu ve Grup Yorum emekçisi Cem Dursun’un Marmara 6 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda maruz bırakıldığı tecrit, sürekli gözetim ve kötü muamele uygulamalarını Meclis gündemine taşıdı.
Bayhan, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, 29 Nisan 2026’dan bu yana süresiz açlık grevinde olan Dursun’un 26 Ağustos itibarıyla eyleminin 120’nci gününe ulaşacağına dikkat çekti. Dursun’un yaklaşık iki yıl önce de yüz günü aşan bir açlık grevi gerçekleştirdiğini belirten Bayhan, mevcut durumun sağlık ve yaşam hakkı açısından geri dönüşsüz sonuçlar yaratabileceği uyarısında bulundu.
Hücre cezası yok, 110 gündür hücrede
Önergede, Cem Dursun ve aynı bölümde tutulan mahpusların ortak yaşam alanındaki 24 saat çalışan kameraların mahremiyetlerini ihlal etmesine karşı kameranın görüşünü kapatmalarının ardından dar hücrelere alındığı belirtildi. Mahpusların kameraya zarar vermediğine dikkat çekilirken, haklarında tebliğ edilmiş herhangi bir disiplin soruşturması veya hücre cezası bulunmadığı vurgulandı.
Buna rağmen Dursun’un 110 günü aşkın süredir yaklaşık 8 metrekarelik tek kişilik hücre koşullarında, günün yaklaşık 22 saatini kapalı geçirerek tutulduğunu belirten Bayhan, cezaevi idaresinin uygulamasının hukuki dayanağını sordu.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da “hücreye koyma” disiplin cezasının en fazla 20 gün uygulanabileceğini hatırlatan Bayhan, Bakan Gürlek’e, “Kanunun açıkça koyduğu süre sınırı bir cezaevi idaresinin idari kararıyla beş katından fazla aşılabiliyorsa bu yasal güvence mahpuslar açısından hangi somut anlamı taşımaktadır?” sorusunu yöneltti.
“L tipi cezaevinin içinde kuyu tipi rejim mi yaratıldı?”
Bayhan, Marmara 6 No’lu Cezaevinin resmî olarak L tipi olmasına rağmen koğuşların içine sonradan duvarlar örülerek yaklaşık 8 metrekarelik hücreler oluşturulduğuna ve mahpusların günün 22 saatini bu hücrelerde geçirmek zorunda bırakıldığına dikkat çekti.
Bu uygulamanın kamuoyunda “kuyu tipi” olarak bilinen ağır tecrit rejiminin L tipi cezaevlerinde de fiilen hayata geçirilmesi anlamına gelip gelmediğini soran Bayhan, sonradan yapılan hücrelerin hangi makamın kararıyla oluşturulduğunun ve insan sağlığı, gün ışığı, havalandırma ve yangın güvenliği bakımından denetlenip denetlenmediğinin açıklanmasını istedi.
Bayhan ayrıca Türkiye genelinde başka kaç L, T veya F tipi cezaevinde benzer şekilde sonradan oluşturulmuş hücreler bulunduğunu sordu.
“Mahremiyet hakkını istemek cezalandırma gerekçesi mi?”
Önergede Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün, banyo, tuvalet ve yatakhane gibi özel yaşam alanlarının kamerayla izlenmediğine ilişkin açıklaması da hatırlatıldı. Buna rağmen Dursun’un bulunduğu bölümdeki kameranın tuvalet alanını ve girişini görecek şekilde konumlandırıldığı belirtilirken Bayhan, “Bakanlığın kendi belirlediği sınırlara dahi uyulmayan bu uygulama hakkında herhangi bir inceleme başlatılmış mıdır?” diye sordu.
Mahpusların kameraya zarar vermeden yalnızca görüşünü kapatmalarının aylar süren hücresel tecritle karşılanmasına tepki gösteren Bayhan, “Mahremiyet hakkını talep etmek ceza infaz kurumlarında fiilen yeni bir cezalandırma gerekçesi hâline mi getirilmiştir?” sorusunu yöneltti.
Açlık grevinin ileri aşamasında fiziksel müdahale
Cem Dursun’un ailesiyle yaptığı son telefon görüşmesinde, cezaevi görevlilerinin hücre kapılarını açarak taleplerinin kabul edildiğini söylediği, ancak aynı gün akşam sayımında mahpusların yeniden zor kullanılarak hücrelere sokulmaya çalışıldığı aktarıldı. Açlık grevinin ileri aşamasında ciddi kas ve iskelet sistemi ağrıları yaşayan Dursun’a bu sırada fiziksel müdahalede bulunulduğunu belirten Bayhan, müdahale emrini kimin verdiğini ve olayın kamera kayıtlarının muhafaza altına alınıp alınmadığını sordu. Bayhan, aylar süren tecrit, 24 saat gözetim ve fiziksel müdahalenin işkence ve insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele yasağı kapsamında incelenip incelenmediğinin de açıklanmasını istedi.
Açlık grevindeki mahpuslara badana ve eşya taşıma
Önergede, açlık grevinin ileri aşamasındaki mahpusların bulunduğu bölümde tadilat ve badana yapıldığı, mahpuslara eşya taşıtıldığı ve boya ile kimyasal kokular nedeniyle Cem Dursun’un mide bulantısı ve baş ağrısı yaşadığı bilgisine de yer verildi. Bayhan, sağlıkları ciddi risk altında bulunan mahpusların hangi tıbbi değerlendirmeye dayanılarak bu koşullara maruz bırakıldığını ve sorumlular hakkında herhangi bir inceleme başlatılıp başlatılmadığını sordu.
“Geri dönüşsüz sonuçların sorumluluğunu kim üstlenecek?”
Bayhan, Bakanlıktan Marmara 6 No’lu Cezaevinde herhangi bir hücre cezası bulunmaksızın günde 20 saatten fazla hücrede tutulan mahpusların sayısını da açıklamasını istedi. Türkiye genelinde “idari tedbir”, “güvenlik” veya “gözlem” gibi adlar altında 20 günden uzun süre benzer tecrit koşullarında tutulan kaç mahpus bulunduğunu da soran Bayhan, önergesini şu soruyla tamamladı:
“Cem Dursun’un açlık grevinin 120’nci gününe ulaşmasına ve ailesinin yaşamından endişe duyduğunu defalarca bildirmesine rağmen tecrit koşullarının sürdürülmesinin gerekçesi nedir? Bakanlığınız, Dursun’un yaşamında veya sağlığında geri dönüşsüz bir sonuç ortaya çıkmadan hücre kapılarının açılması ve fiilî tecrit uygulamasının sonlandırılması için derhal işlem yapacak mıdır? Aksi durumda ortaya çıkabilecek sonuçların idari ve siyasi sorumluluğunu kim üstlenecektir?”
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et