Eti Bakır tesislerinin ortasında kalan Şemika Mahallesi: 'Ne hayvan besleyebiliyoruz ne tarla ekebiliyoruz'
Mardin’in Mazıdağı ilçesindeki Şemika Mahallesi sakinleri, Eti Bakır’ın faaliyetleri nedeniyle tarım ve hayvancılık yapamadıklarını, tesislerden yayıldığını belirttikleri toz ve kokunun günlük yaşamlarını da etkilediğini söyledi.
Fotoğraf: MA
Mardin — Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı kırsal Şemika Mahallesi, Eti Bakır’a ait tesislerin çalışma alanlarının ortasında kaldı. Mahalle sakinleri, çevredeki arazilerin bir bölümünde maden faaliyetleri yürütüldüğünü, bir bölümünün döküm sahası, bir bölümünün ise güneş enerjisi panelleri için kullanıldığını belirterek, geçmişte tarım ve hayvancılık yaptıkları alanları artık kullanamadıklarını söyledi.
Mahalle sakinleri, tesislerden yayıldığını belirttikleri toz, duman ve yoğun kokunun günlük yaşamlarını da etkilediğini ifade etti. Evlerinin pencerelerini dahi açamadıklarını, yaz aylarında damlarda yatamadıklarını aktaran mahalleliler, özellikle sabah saatlerinde mahallede yoğun bir koku oluştuğunu dile getirdi.
63 yaşındaki Şemika Mahallesi Muhtarı Veysi Önen, dedelerinden bu yana aynı yerde yaşadıklarını belirterek, mahallenin geçmişte tarım ve hayvancılıkla geçindiğini söyledi. Mahallenin çevresinin yıllar içerisinde tamamen değiştiğini ifade eden Önen, “Eskiden etrafımız hep açıktı ve yeşillikti. Tarlalarımızı, ekip biçtiğimiz alanlarımız ve hayvanlarımızı otlattığımız meralarımız vardı. Ancak şu anda Eti Bakır her yeri kazımış durumda. Oradaki madeni çıkarıyorlar” dedi.
Geçmişte mahallede 6-7 bin küçükbaş ve yaklaşık 300 büyükbaş hayvan bulunduğunu aktaran Önen, bugün ise hayvancılığın neredeyse tamamen ortadan kalktığını kaydetti. Önen, “Şu anda sadece kendi ihtiyacımız için köyde ortalama 300 küçükbaş hayvan var. Büyükbaş hayvan da 20-30 tane ya kalmış ya kalmamış” ifadelerini kullandı.
Hayvanlar yem yiyemiyor
Hayvanlarda daha önce karşılaşmadıkları sorunlar gördüklerini kaydeden Önen, bunun nedenini bilmediklerini vurgulayarak, “Fabrikanın dumanından mı, bıraktığı asitten mi bilmiyoruz ama hayvanlarımızın alt ve üst dişleri uzayıp birbirine kenetleniyordu. Böyle olunca yemlerini yiyemiyor ve kilo veriyorlardı. Biz de ya kesmek ya da çok uygun fiyatlara elimizden çıkarmak zorunda kaldık” diye belirtti.
Ellerinde kalan hayvanları da artık meraya çıkarmadıklarına dikkat çeken Önen, hayvanları kapalı alanlarda hazır yemle beslemenin de ekonomik olarak kendilerini zorladığını söyledi.
“Gece gündüz çalışma ve toz içindeyiz”
Mahallenin dört tarafının tesisin farklı çalışma alanlarıyla çevrildiğini dile getiren Önen, şöyle devam etti: “Şu anda siz de görüyorsunuz. Köyün dört bir yanını fabrika kendisine döküm sahası yapmış. Bir ada gibi ortada kalmışız. Köyün bir tarafını tamamen güneş panelleri yapmışlar, bir tarafında çalışma var, diğer iki tarafı da döküm yeri olarak kullanılıyor. Bu alanların hiçbirini kullanamıyoruz, bir tane hayvanımızı dahi otlatamıyoruz. Gece gündüz çalışma ve toz içindeyiz.”
Çalışma alanlarında tozu bastırmak amacıyla su kullanıldığını ifade eden Önen, kullanılan suyun içeriğini bilmediklerini söyleyerek, “Arada toz için su döküyorlar ancak o suda ne var bilmiyoruz. Asit mi var, başka bir şey mi bilmiyoruz. Su döküldükten sonra yerde farklı bir iz bırakıyor. Adeta tuz izi gibi bir iz kalıyor ve orda hiçbir şey yetişmiyor. Yeşillik denilen bir şey kalmamış” dedi.
“Nefes alamayacak duruma geliyoruz”
Tesislerin etkisinin yalnızca tarım ve hayvancılıkla sınırlı olmadığını aktaran Önen, günlük yaşamlarının da değiştiğini vurguladı. Geçmişte yaz aylarında evlerin damlarında uyuduklarını hatırlatan Önen, “Şu anda damda uyuyamıyoruz. Hep içeride yatıyoruz. Elektrik varsa klimayı çalıştırıyoruz, yoksa pencereyi dahi açamıyoruz. Sabah namazına uyandığımız zaman etrafta sanki bir tüpten gaz sızmış gibi bir koku oluyor. Nefes alamayacak duruma geliyoruz” diye konuştu.
Toz ve diğer etkilerin sonuçlarının ilerleyen yıllarda daha da artacağından kaygı duyduklarını ifade eden Önen, “Belki şu anda saçılan şeylerin ne kadar etkili olduğunun farkında değiliz. Ama ileride bunun acısını çok çekeceğiz. Biz çekmezsek bizden sonraki nesil çekecek” diye kaydetti.
“Eti Bakır adını söyleyince kapılar kapanıyor”
Önen, yaşanan sorunları daha önce birçok kuruma taşıdıklarını ancak sonuç alamadıklarını belirterek “Hemen hemen bütün kurumlar bu durumun farkında. Ancak gittiğimiz her yerde Eti Bakır'ın adını kullandığımız zaman kapılar kapanıyor. Çünkü Eti Bakır burada adeta bir nevi devletin kendisi gibi hareket ediyor” ifadelerini kullandı.
Arazi sorunları nedeniyle hukuki girişimlerde de bulunduklarını aktaran Önen, “Daha önce tarlalarımız ve arazilerimiz için kaç avukat tuttuk. Ancak daha sonra o avukatlar bir şekilde ya davadan çekildi ya da ayrılmak zorunda kaldı. Evet ne yazık ki şu an topraklarımızın çoğu tapusuz. Fakat 1980'lerde tapulu olduğunu biliyoruz. Ancak nasıl olmuşsa dedelerimizden, babalarımızdan aldıklarını söylüyorlar. Ya da Çevre Şehircilik veya Orman Bakanlığı üzerinden ‘mera’ adı altında topraklarımız alınıyor” şeklinde konuştu.
Mahallenin eski haline dönmesinin artık mümkün olmadığını düşündüğünü dile getiren Önen, yetkililerden çözüm talep ederek, “Eskisi gibi olamayacağını biliyoruz ama burada yaşamımız kalmamış. En azından bize yaşayabileceğimiz bir yer tahsis edebilirler” dedi.
“Etrafa saçılan zehir bizi yavaş yavaş öldürüyor”
Mahalle sakinlerinden 61 yaşındaki Faysal Akkuş da tarım ve hayvancılık yapamaz hale geldiklerini belirtti. Fabrikanın toz ve dumanının bitkileri etkilediğini söyleyen Akkuş, “Etrafa saçılan zehir bizi yavaş yavaş öldürüyor. Fabrikanın tozu ve dumanından hiçbir bitki yetişmiyor, hepsi yanıyor. Fakat ne yapsak bunların önüne geçemiyoruz. Mahallede ki geçim kaynağımız bu şekilde ortadan kalktı. Ben kendim sadece emekli aylığımda köyde geçimimi sağlamak zorunda kalıyorum. Şu an köyümüzü yıksalar bile hakkımızı vermedikleri gibi nereye gideceğimizi de bilmiyoruz. Çok özür dilerim, adeta fabrikanın ortasında bir hayvan gibi yaşıyoruz. Çünkü ne hayvan ne de bitki yetiştirebiliyoruz” diye konuştu.
“Evlerimizi havalandıramıyoruz”
Mahalle sakinlerinden Sultan Akkuş ise tesislerden geldiğini belirttiği toz ve kokunun evlerin içerisine kadar ulaştığını aktardı. Ev temizliğinin dahi zorlaştığını ifade eden Sultan Akkuş, “Fabrikanın tozundan kaynaklı ne evimizi temizleyebiliyoruz ne de başka bir şey yapabiliyoruz. Ne kadar temizlemeye çalışsak da hep bir koku kalıyor. Pencerelerimizi açıp evimizi havalandıramıyoruz. Eskiden yaz kış temizlik için yorganlarımızı damda sererdik. Şimdi bunu yapamıyoruz çünkü hepsi kokuyor." ifadelerine yer verdi.
Sultan Akkuş, tesis çevresindeki yoğun işçi hareketliliğinin de mahalledeki gündelik yaşamlarını etkilediğini belirterek, artık dışarı çıkıp evlerinin önünde oturmak dahi istemediklerini söyledi.
(MA)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et