Ukrayna: ‘Ulusal bağımsızlık’ iddiasından Batı'ya bağımlılığa
Kiev yönetimi, Avrupalı müttefikleriyle ‘Bağımsızlık Günü’ töreni düzenliyor. 24 Ağustos 1991'de SSCB'den bağımsızlığını ilan eden Ukrayna, Rusya ile savaş nedeniyle Batılı emperyalistlerin sömürgesi haline geldi. Savaş uzadıkça bağımlılık artıyor.
Yücel Özdemir
[email protected]
Bugün Ukrayna’nın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği’nden (SSCB) ayrılmasının yıl dönümü ve Zelenskiy yönetimi ile Avrupalı müttefikleri tarafından “bağımsızlık günü” olarak kutlanıyor.
Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, SSCB'nin en önemli ve stratejik ikinci cumhuriyeti konumundaydı. Nüfusu, sanayisi, tarımı ve coğrafi konumuyla birliğin hem “ekonomik ve askeri kalbi” hem de “tahıl ambarı” kabul ediliyordu. Ukrayna’nın verimli arazilerinde yetiştirilen buğday, şeker pancarı, ayçiçeği ve mısır üretimi, SSCB açısından büyük önem taşıyordu.
Keza bugün savaşın hüküm sürdüğü Donbas bölgesi de kömür ve çelik üretiminin merkeziydi. Krivoy Rog kentindeki demir cevheri yatakları ve fabrikalar, Sovyet ağır sanayisini besleyen temel kaynaktı. Yine SSCB’nin en gelişmiş savunma sanayi tesisleri de Ukrayna’daydı. Dnipro’daki Yuzhmash fabrikası kıtalararası balistik füzeleri, Harkiv’deki fabrikalar ise Sovyet tanklarını üretiyordu. Antonov uçak tasarım bürosu da Kiev merkezliydi. Dinyeper Hidroelektrik Santrali gibi devasa enerji projelerinin yanı sıra Çernobil de dahil olmak üzere kritik nükleer santrallere ev sahipliği yapıyordu. Daha önce Ukrayna’nın parçası olan Kırım’daki Sivastopol limanı, Sovyetlerin Karadeniz Filosu’nun ana üssü konumundaydı.
Bütün bunlar ve daha fazlası, bundan tam 35 yıl önce, 24 Ağustos 1991’de SSCB’nin dağılma sürecinde bağımsızlığını ilan eden Ukrayna’nın, SSCB dönemi ve sonrasında ne denli büyük imkanlara ve potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.
Turuncu Devrim’den bugüne
Bağımsızlıktan sonra uzun yıllar Rusya ile dostluk ilişkileri sürdüren Ukrayna, sahip olduğu stratejik konum, doğal kaynaklar ve geniş verimli araziler nedeniyle hem Avrupa’nın hem de ABD’nin hedefindeydi. Bir tarafta Ukrayna’ya sahip olma, diğer tarafta Ukrayna’nın ele geçirilerek Rusya’nın Batı’dan kuşatmasını sağlama adına yıllara yayılan ekonomik-siyasi “yatırımlar” Batı açısından ilk olarak Kasım 2004’te “Turuncu Devrimi” ile kendisini gösterdi ve sonuç getirdi. AB ve ABD’nin desteklediği kesimler, iptal edilen seçimleri kazanarak iktidarı devraldı.
Denilebilir ki, Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan etmesinden yaklaşık 10 yıl sonra Rusya yanlıları ile AB-ABD yanlıları arasında baş gösteren mücadele, aşamalı olarak Ukrayna’yı bugünkü savaş enkazı durumuna getirdi. Bağımsız kalma ve komşularıyla iyi ilişkiler yerine AB ve ABD’nin etkisine girme yönünde sarf edilen çaba, iç çelişkileri ve çatışmaları derinleştirdi. SSCB’nin dağılmasından sonra sahip olduğu devasa kaynaklar sayesinde Ukrayna halkının görece refah içinde yaşamasını sağlayan koşullar olmasına rağmen, kamuya ait kaynakların özelleştirilmesi sayesinde kısa zamanda işsizlik ve yoksulluk artmaya başladı. Bolca sözü edilen “ulusal bağımsızlık” zamanla Batı’ya bağımlılığa dönüştü.
Ukrayna bugün bağımsız mı?
AB ve ABD’nin ülkedeki etkisi arttıkça, Ukrayna Rusya’ya karşı bir kalkana dönüştürüldü. 24 Şubat 2022’de Rusya’nın “Batı tehdidini savurma” adına başlattığı savaş dört buçuk yıldır devam ediyor. Kısa sürede bitecek gibi de görünmüyor.
Bugün 10 milyondan fazla Ukraynalı, savaş nedeniyle Avrupa ülkelerinde sığınmacı olarak yaşıyor. İşsizlik ve yoksulluk kol geziyor. Demokratik hak ve özgürlükler yok edildi. İlerici, savaş karşıtı, antifaşist ve komünist örgütler yasaklandı. Savaş nedeniyle seçim sandığı da kaldırıldı. SSCB döneminde faşizme karşı mücadele eden kahramanların yarattığı değerler yok edilirken, Alman faşistlerin işbirlikçisi Stepan Bandera “ulusal kahraman” haline getirildi. Ülke kaynaklarının önemli bir bölümü savaşa ayrılırken, savaşı sürdürmesinin tek yolu Batı’ya daha fazla bağımlı hale gelmekten geçiyor. Savaş uzadıkça bağımlılık derinleşiyor.
Bu nedenle, bugün Avrupalı NATO üyelerinden oluşan “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”, 34 ülkeden katılımcılarla düzenlenen “Bağımsızlık Günü” kutlamasında sarf edilecek sözlerin önemli bir bölümü asıl olarak Ukrayna’yı bundan sonra askeri, ekonomik ve siyasi olarak Batı’ya daha fazla bağımlı hale getirmeyi hedefliyor. Bu aynı zamanda sahip olduğu kaynaklara el koymayı da beraberinde getiriyor. Zengin nadir elementlerin önemli bir bölümüne ABD Başkanı Donald Trump, Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’e tehdit ve şantajla imzalattığı anlaşmayla zaten el koymuştu.
35 yıl önce SSCB’den ilan edilen bağımsızlıktan Batı’ya bağımlılığa uzanan yolculukta asıl olarak kaybeden ise Ukraynalı işçiler, emekçiler, gençler, kadınlar, antifaşistler ve ilericiler oldu. Bu makus talihin değişmesi ancak gerçek bir bağımsızlık mücadelesinden geçiyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et