Neden daha niteliksiz çeviriler okuyoruz? | 'Güvencesizlik çevirmenleri sektör değiştirmeye zorluyor'
Çevirmenlerin güvencesiz çalışma koşullarından çevirinin niteliğini düşüren nedenlere kadar pek çok konuyu Elif Okan Gezmiş ile değerlendirdik: “Okurlar ödedikleri paranın karşılığını almak istiyor, yayınevlerine daha talepkar yaklaşıyorlar.”
Fotoğraf: Tim Wildsmith/Unsplash
Irmak Su Timur
[email protected]
İstanbul – Yayıncılıkta yapay zeka tartışmaları hız kazanırken, çevirmenlerin temel çalışma koşulları, telif sorunları ve sosyal güvence eksikliği de aynı hızla devam ediyor. Düşük telifler ve güvencesizlik nedeniyle sektör her geçen gün tecrübeli isimleri kaybederken, okuyucular ise haklı olarak nitelikli metinler talep ediyor. Dildeki tek tipleşme tehdidinden çevirmenlerin meslekte kalabilme mücadelesine kadar sektördeki sorunları Uzman Psikolog ve Çevirmen Elif Okan Gezmiş ile konuştuk.
Yayınevleri maliyetten kısmak için yapay zekaya yaptırılan ya da çevirmenlere düşük ücretler karşılığında hızla ürettirilen vasat çeviriyi tercih edebiliyor. Yayınevlerinin nitelikten bilinçli olarak feragat etmesi, hem mesleği hem de çevirmenin dile kattığı yaratıcılığı nasıl etkiliyor?
Kitap çevirilerinin yapay zekaya yaptırıldığı örnekler olsa da bunlar hâlâ istisna düzeyinde. Şu aşamada yayınevlerinin büyük kısmı böyle çalışmıyor; hatta pek çok bilindik yayınevi aksine çevirmen sözleşmelerine yapay zeka kullanılmamasına yönelik bir yaptırım maddesi ekliyor. Bu bir yana, yapay zekanın ürettiği metinler internette halihazırda dolaşıma girdiğinden dilde bir tek tipleşmeye yol açmakta olduğunu şimdiden görebiliyoruz. İlerde bu durum aşılabilir, yapay zeka da aynı insan gibi çeviri yapmaya başlayabilir mi? Belki. Fakat o zaman çeviri yayımlayan yayınevlerine gerek kalacak mı, ondan da emin değilim doğrusu.
Yayınevleri nitelikli çeviriyi gerçekten ne kadar önemsiyor? Yoksa piyasa, “Okur anlamaz, işi hızla rafa yetiştirelim” kolaycılığına teslim olmuş durumda mı?
Çevirinin niteliği başta olmak üzere kitabı her yönüyle en iyi haliyle sunmaya çalışan yayınevleri olduğu gibi üstünkörü bir iş çıkarmayı yeterli sayan yayınevleri de var. Alım gücü bu kadar düşmemişken okurlar sevdikleri yazarları okuyabilme hatırına özensizlikleri görmezden geliyorlardı belki ama artık haklı olarak ödedikleri paranın karşılığını almak istiyorlar, bu açıdan da yayınevlerine daha talepkar yaklaştıklarını düşünüyorum.
"Çevirmenlerin çoğu ek iş yapıyor"
Bir çevirmenin sadece bu işten geçinebilmesi mümkün mü, yoksa sektör çevirmenliği sadece “ek gelir” ya da “hobi” olarak gören bir yapıya mı dönüştü?
Çevirmenin yaşam tarzına, yani aylık ne kadar gideri olduğuna ve telifli ödeme aldığı çeviri sayısına, çevirilerinin ne sıklıkla yeni baskı yaptığına göre bu sorunun yanıtı değişecektir ama çevirmenlerin büyük çoğunluğunun çevirmenliğin yanı sıra başka işler de yaptığını söyleyebiliriz. Telif gelirleri ile geçinmenin güç olması bir yana, çevirmenlerin başka işlerde çalışmasının temel sebeplerinden biri de sosyal güvence… Yalnızca kitap çevirisi ile uğraşıyorsanız sağlık sigortanızı kendiniz ödemeniz gerekiyor; ayrıca çevirmenliğe ayrılan mesai emeklilik açısından herhangi bir prim gününe karşılık gelmiyor. Tüm bunlar dolayısıyla uzun vadede sektörde kalan çevirmen bulmak her geçen gün zorlaşıyor; diğer bir deyişle, tecrübeli çevirmenleri kaybediyoruz veya pek çok çevirmen o tecrübeyi kazanmadan başka alanlara yöneliyor. Niteliğe önem veren yayınevlerinin çevirmenlerin meslekte kalabilmesi için mümkün mertebe özen gösterdiğini düşünüyorum. Mesleği küçümseyen tavırlarla karşılaştığımız da olmuyor değil ne yazık ki.
"Çeviri de telife, hakka tabidir"
İyi, nitelikli bir çeviriyi yalnızca kelimeleri birebir aktarmaktan ayıran şey nedir? Bir çevirmenin metne kattığı asıl emek ve dildeki yaratıcılık nereden başlar? Nitelikli çeviri sizce nedir?
Çeviride esas olanın “Güzel söylemek” mi yoksa “Metne sadık kalmak” mı olduğu ezelden beri tartışma konusu olmakla birlikte iyi çevirinin bu ikisi arasındaki hassas dengeyi gözeten, bir anlamda ipte düşmeden yürüyen çeviriler olduğu söylenebilir sanırım. “Yazar bu kitabı Türkçe yazmış olsa bu cümleleri nasıl kurardı?” düsturuyla hareket ettiğinizde aslında metni o yazarın namına tekrar yazıyorsunuz, ki çeviri tam da bu nedenle telife tabi, yani çevirmen de metin üzerinde bir nevi yazarı gibi hak sahibi oluyor. Bir metni kendi dilinizde baştan yaratmak için de hem öncelikle iki dile de epey hakim olmanız hem de diller arası aktarımın zorlaştığı yerlerde kıvrak çözümler bulabilmeniz gerekiyor. Yaratıcılık kısmı esas buralarda önemli geliyor bana, ki yapay zeka da gördüğüm kadarıyla daha çok buralarda çuvallıyor.
"Ücret için bazen yıllarca bekleniyor"
Yayınevleri kağıt ve matbaa zamlarına karşı ilk önce çevirmenleri gözden çıkarıyor; maliyeti kısmak için işi çeviri yapmak olmayan kişilikleri ya da yapay zekayı tercih edebiliyor. Bu durum iş bulma süreçlerini nasıl vurdu?
Maliyetlerdeki artışta ilk çevirmenin telif gelirinden kısıldığı ne yazık ki doğru. Çevirmenler Meslek Birliği üyeleri olarak bu konuda ciddi bir mücadele verdik, veriyoruz; bu sayede büyük kayıpların önüne geçildi belki ama yine de bir miktar gerileme yaşandığını da kabul etmek gerekiyor. Piyasadaki çeviri eser arzı hâlâ çok yüksek olduğundan çevirmenler iş bulmakta büyük bir zorluk yaşamıyorlar ama emeklerinin karşılığını almaları güçleşiyor. Telif ücretlerinin düşürülmesinin yanı sıra bu ücreti alabilmek için aylarca, hatta bazen yıllarca beklemeleri gerekebiliyor.
Bir süredir çıkan yayınları nasıl değerlendiriyorsunuz? Mesela çeviri rezaleti dediğiniz işler var mı?
Her sıkı okur gibi ben de kitap alacağım zaman yayınevi ve çevirmene dikkat ettiğimden özensiz çevirilerle pek karşılaşmıyorum doğrusu ama bu tür bir durumda da hatayı çevirmenden ziyade yayınevinde buluyorum. Çevirinin özensizliği çevirmenin hatası olsa dahi o kitabın rafa ve oradan da bana ulaşmasının sorumluluğu yayınevinde ç
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et