22.08.2026 17:44

TTB ve İTO: Hekimleri ağır cezalarla karşı karşıya bırakan sağlık sistemi sürdürülemez!

TTB ve İTO yaptıkları ortak açıklamada yüksek tutarlı malpraktis tazminatlarının sağlık hizmetlerinin sunumunu ve hasta haklarını tehdit ettiğine dikkat çekerek: “Hekimleri ağır cezalarla karşı karşıya bırakan sağlık sistemi sürdürülemez” dedi.

TTB ve İTO: Hekimleri ağır cezalarla karşı karşıya bırakan sağlık sistemi sürdürülemez!

Fotoğraf: TTB

Mehmet Özer
[email protected]


Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve İstanbul Tabip Odası (İTO), hekimleri karşı karşıya bırakan yüksek tutarlı malpraktis tazminatlarının sağlık hizmetlerinin sunumunu ve hasta haklarını tehdit ettiğine dikkat çekti. Yapılan ortak basın açıklamasında, komplikasyon ile hekim hatasının birbirinden ayrılması gerektiği vurgulanırken, özel sektörde çalışan hekimleri de kapsayacak kamusal bir güvence mekanizmasının oluşturulması çağrısı yapıldı.

Basın açıklamasına TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip, İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Talat Kırış, Genel Sekreteri Dr. Irmak Saraç ile Yönetim Kurulu üyeleri Dr. Fikret Aydın ve Dr. Nadir Kalfazade katıldı.

"Hekimlerin yüksek tazminatlarla karşı karşıya bırakılması kabul edilemez"

İlk olarak söz alan İTO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Talat Kırış, son dönemde astronomik rakamlara ulaşan malpraktis davalarının hekimler arasında ciddi endişe yarattığını belirtti. Konunun yalnızca hekimleri değil, hastaları ve toplum sağlığını da ilgilendirdiğini söyleyen Kırış, hekimlerin mesleki yaklaşımının öncelikle “zarar vermeme” ilkesi üzerine kurulu olduğunu ifade etti. Buna rağmen tıbbi uygulamalarda komplikasyonların ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Kırış, hekimlerin çalışma hayatları boyunca kazandıkları gelirle dahi karşılayamayacakları miktarlarda tazminatlarla karşı karşıya bırakılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

"Hem hekimler hem de sağlık hizmetleri açısından önemli sonuçlar doğurdu"

TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Pınar Saip, yüksek tazminat kararlarının hem hekimler hem de sağlık hizmetleri açısından önemli sonuçlar doğurduğunu belirtti. Her olumsuz tıbbi sonucun doğrudan hekim hatası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Saip, bir tıbbi uygulama sonrasında ortaya çıkan sonucun hekimin kusurundan mı, işlemin doğası gereği ortaya çıkabilecek bir komplikasyondan mı yoksa sağlık kurumundaki yetersizliklerden mi kaynaklandığının ayrıştırılmasının kritik olduğunu ifade etti. Bu değerlendirmenin yapılmasında bağımsız meslek örgütlerinin önemli bir işlevi bulunduğunu belirten Saip, tabip odaları ve TTB bünyesindeki onur kurullarının bu ayrımı yapabilecek mesleki bilgiye sahip olduğunu, sağlık müdürlükleri ve mahkemelerin de bu tür konularda tabip odalarından görüş aldığını anlattı.

TTB’nin disiplin yönetmeliğinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini belirten Saip, yeni bir yasaya ihtiyaç olduğunu söyledi. Bunun için yeni bir yasa tasarısı hazırladıklarını, taslağın Sağlık Bakanlığı hukuk danışmanlarıyla da ele alındığını aktaran Saip, yasanın bir an önce çıkarılmasını beklediklerini ifade etti.

"Yüksek tazminatların hekimler tarafından karşılanması mümkün değil"

Yüksek tazminatların hekimler tarafından karşılanmasının mümkün olmadığını vurgulayan Saip, mevcut uygulamanın devam etmesi halinde hekimlerin defansif tıbba yönelmesinin kaçınılmaz hale gelebileceği uyarısında bulundu. Saip, hekimlerin her tıbbi işlemi gerçekleştirirken yüksek tazminat korkusuyla hareket etmesinin hastaların gerekli sağlık hizmetlerine erişimini de olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Saip, kamu hekimleri açısından belirli bir koruma mekanizması bulunmasına karşın özel sektörde çalışan hekimlerin aynı güvenceden yararlanamadığını ifade etti.

Malpraktis tazminatlarının kamusal bir fon aracılığıyla güvence altına alınması gerektiğini dile getiren Saip, kusurlu işlem varsa elbette gereğinin yapılması gerektiğini, ancak bu yaptırımların makul sınırlar içinde olması gerektiğini söyledi. Saip, TTB olarak hekimlerin yanında olduklarını vurguladı.

"Kamusal bir düzenin oluşturulması gerekiyor"

İTO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Fikret Aydın da hem hasta hem de hekim haklarını koruyan, toplumsal sağlığı ve toplumsal hakları gözeten kamusal bir düzenin oluşturulması gerektiğini belirtti. Aydın, İstanbul Tabip Odası olarak böyle bir düzenin kurulması için mücadele edeceklerini ifade etti.

İTO Yönetim Kurulu üyesi Dr. Nadir Kalfazade ise sağlık hizmetlerindeki ağır çalışma koşulları ve ekipman eksikliklerinin bazı komplikasyonların ortaya çıkmasında etkili olabileceğine dikkat çekti. Hekimlerin büyük bir özveriyle mevcut eksiklikleri gidermeye çalıştığını belirten Kalfazade, sağlık sistemindeki yapısal eksikliklerin sonuçlarının hekimlere tazminat olarak yüklenmesinin vicdana, akla ve bilime uygun olmadığını söyledi.

TTB ve İTO adına basın açıklamasını Dr. Irmak Saraç okudu.

Hekimleri ağır tazminat ve ceza tehdidi altında bırakan sağlık sistemi sürdürülemez!

Son dönemde hekimlere karşı açılan ve çok yüksek meblağlara ulaşan tazminat davaları ile ceza yargılamalarının, artık münferit uyuşmazlıklar olmaktan çıkıp; sağlık hizmetinin geleceğini, hekimlerin mesleki bağımsızlığını, hasta güvenliğini ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişimini tehdit eden yapısal bir sorun haline geldiğine dikkat çeken Saraç; “Son olarak, İstanbul’da özel bir sağlık kuruluşunda görev yapan bir çocuk hekimine karşı 50 milyon ABD doları tutarında tazminat talebiyle dava açıldığı kamuoyuna yansımıştır. Daha önce bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hakkında yaklaşık 78 milyon TL, bir kulak burun boğaz uzmanı hakkında ise 109 milyon TL tutarında tazminat kararlarının gündeme gelmesi; ayrıca hekimler hakkında ceza davaları, hapis cezaları ve gözaltı işlemlerinin uygulanması, mevcut sistemin hekimler bakımından öngörülemez ve ağır sonuçlar doğurduğunu göstermektedir” dedi.

“Sağlık hizmetinin bütününü tehdit ediyor”

Hekimleri ekonomik ve hukuki açıdan yıkıma uğratabilecek bir tazminat ve ceza sisteminin, yalnızca hekimleri değil, sağlık hizmetinin bütününü tehdit ettiğini vurgulayan saraç; “Böyle bir ortam, sağlık hizmeti sunumunda defansif tıp uygulamalarını artırmakta; hekimlerin riskli vakalara müdahale etmekten kaçınmasına, yüksek riskli uzmanlık alanlarının tercih edilmemesine ve sonuçta toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişiminin zayıflamasına yol açmaktadır” dedi.

“Sağlık hakkını koruyan adil ve sürdürülebilir bir yöntem değil”

Hasta haklarının korunmasının, sağlık hizmeti nedeniyle ortaya çıkan zararların giderilmesinin ve kusurlu tıbbi uygulamaların tespit edilmesinin vazgeçilmez olduğunun altını çizen Saraç; “Ancak sağlık hizmeti sunumunda karşılaşılan her olumsuz sonucun yalnızca hekimin kişisel kusuru olarak değerlendirilmesi ve hekimlerin ömür boyu çalışsalar dahi karşılayamayacakları tazminatlarla karşı karşıya bırakılması, hasta güvenliğini ve sağlık hakkını koruyan adil ve sürdürülebilir bir yöntem değildir” diye belirtti.

“Komplikasyonlarla karşılaşmak kaçınılmazdır”

Yapılan her girişimin, verilen her ilacın istenmeyen sonuçlar doğurabileceğine vurgu yapan saraç; “Altı yıllık tıp eğitimi, sonrasında yapılan 4-6 yıllık uzmanlık eğitimleri, yan dal eğitimleri, hekimlerin her yıl katıldıkları kongreler, kurslar, çevrimiçi etkinlikler hep bu istenmeyen sonuçları önlemek, hastalarına en doğru ve sağlıklı hizmeti vermek üzerinedir. Buna rağmen komplikasyonlarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Hiçbir insan aynı değildir. Anatomisinde, fizyolojisinde, hormonal sisteminde farklılıklar vardır. Aynı insanın dahi farklı yaşlardaki metabolizması farklıdır. Dolayısıyla her insanın uygulanacak tedaviye vereceği yanıt da aynı olmayabilir

Tıbbi uygulamalarda, tıbbın doğası gereği belirli riskler bulunmaktadır. Hastanın yaşı, mevcut hastalıkları, başvuru koşulları, sağlık kuruluşunun olanakları, çalışma koşulları, sağlık ekibinin yapısı, kullanılan tıbbi teknolojiler, başvuru ve sevk süreçleri ile hekimin sahip olduğu olanaklar birlikte değerlendirilmeden yalnızca sonuca bakılarak kusur tespit edilemez. Bu nedenle komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama birbirine karıştırılmamalıdır” ” ifadelerini kullandı.

“Hekim tek başına sağlık sistemi değildir”

Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama arasındaki ayrımın; bilimsel, tarafsız, bağımsız ve ilgili uzmanlık alanlarından oluşan kurullar tarafından, olayın tüm koşullarının değerlendirilerek yapılması gerektiğini ifade eden Saraç şunları söyledi; “Eksik personel, artan iş yükü, yoğun emek gerektiren çalışma biçimi, yetersiz muayene ve değerlendirme süreleri, yoğun nöbet yükü, sağlık kuruluşlarının organizasyon eksiklikleri, tıbbi cihaz ve altyapı sorunları, sevk zincirindeki aksaklıklar ve sağlık hizmetinin örgütlenme biçiminden kaynaklanan yapısal sorunların sonuçları yalnızca hekimin bireysel sorumluluğuna indirgenemez.

Hekim tek başına sağlık sistemi değildir. Amaç yalnızca bir kişiyi cezalandırmak değil; zararın nedenlerini ortaya çıkarmak, aynı zararın tekrarını önlemek, hastanın uğradığı zararı hızlı ve adil biçimde karşılamak ve sağlık hizmetinin güvenliğini geliştirmek olmalıdır.”

“Hekimler büyüyen hukuki ve ekonomik risklerle de karşı karşıyadır”

“Bugün çocuk sağlığı ve hastalıkları, kadın hastalıkları ve doğum, genel cerrahi, beyin cerrahisi, çocuk cerrahisi, kalp ve damar cerrahisi gibi yüksek riskli alanlarda çalışan hekimler, mesleki sorumluluğun yanı sıra giderek büyüyen hukuki ve ekonomik risklerle de karşı karşıyadır. Bu durum hekimlerin riskli branşlardan uzaklaşmasına, genç hekimlerin bu uzmanlıkları tercih etmemesine ve mevcut uzmanların çalışma koşullarının daha da ağırlaşmasına yol açmaktadır” diyen saraç, riskli dallarda hekim açığı derinleşirken, ilerleyen yıllarda hastaların tıbbi bakımını üstlenecek hekim bulunamaması riskinin de büyüdüğüne dikkat çekti..

Bu ortamın kaçınılmaz olarak defansif tıp uygulamalarını artıracağını vurgulayan saraç; “Hekimler, hastanın yararına olan en uygun tıbbi kararı vermek yerine, yalnızca hukuki riskten kaçınmak amacıyla gereksiz tetkik istemeye, gereksiz konsültasyon ve sevk yapmaya veya yüksek riskli hastalara müdahale etmekten kaçınmaya zorlanacaktır. Bunun bedelini yalnızca hekimler değil, tüm toplum ödeyecektir. Bir hekimin, “Yaptığım her tıbbi müdahale sonucunda hayatım boyunca karşılayamayacağım bir tazminatla karşılaşabilir miyim veya ceza alır mıyım?” kaygısıyla çalışması, ne hekimlik mesleğinin bilimsel gerekleriyle ne hasta güvenliğiyle ne de toplum yararı ile bağdaşır” dedi.

“Yeniden düzenleme gerekmektedir”

Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası olarak sağlık hizmetinden kaynaklanan zararların karşılanmasına karşı olmadıklarını belirten Saraç; “Aksine, zarar gören hastaların haklarının etkin biçimde korunmasını, zararların hızlı ve adil biçimde giderilmesini ve aynı zararların tekrarını önleyecek hasta güvenliği sistemlerinin kurulmasını savunmaktadır. Ancak bunun için mesleki sorumluluk rejiminin yalnızca bireysel cezalandırma ve yüksek tazminat baskısı üzerinden değil; bilimsel değerlendirme, kök neden analizi, kurumsal sorumluluk, hasta güvenliği ve kamusal güvence ilkeleri temelinde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir” diye belirtti.

Talepler

  • Sağlık hizmeti kaynaklı zararların bütüncül biçimde değerlendirilmesini sağlayacak yasal ve idari mekanizmalar oluşturulmalıdır.
  • Komplikasyon ile kusurlu tıbbi uygulama ayrımı bilimsel ölçütlerle ve olayın tüm koşulları dikkate alınarak yapılmalıdır.
  • Bilirkişi değerlendirmeleri bağımsız, tarafsız ve ilgili uzmanlık alanlarının bilimsel temsilcilerince gerçekleştirilmelidir.
  • Ceza ve tazminatların belirlenmesinde ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
  • Kamu ve özel sektörde çalışan hekimler arasındaki hukuki güvence farklılıklarını ortadan kaldıracak düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Zorunlu mesleki mali sorumluluk sigortası gerçekçi ve etkin bir güvenceye dönüştürülmeli; sigorta primlerinin işveren tarafından karşılanması sağlanmalıdır.
  • Sağlık hizmetinden kaynaklanan zararların nedenlerini araştıran ve aynı hataların tekrarını önlemeye yönelik düzeltici ve önleyici çalışmalar geliştiren hasta güvenliği sistemi oluşturulmalıdır.

"Kamusal bir fon kurulmalıdır"

Sağlık hizmetiyle ilişkili zararların hastalar açısından hızlı ve adil biçimde karşılanmasını, hekimlerin ise bireysel ekonomik yıkıma uğramadan ve malpraktis korkusu altında kalmadan tıbbi gereklilikler doğrultusunda mesleklerini sürdürebilmesini sağlayacak kamusal bir fon kurulmalıdır.

Bir hekimin ömrü boyunca elde edemeyeceği bir servetin tek bir tazminat talebi olarak önüne konulmasının, adalet duygusunu da sağlık hizmetinin geleceğini de zedelediği vurgulanan açıklamada Sağlık Bakanlığı’nı, Adalet Bakanlığı’nı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni göreve çağrılarak: “Sağlık hizmeti kaynaklı zararların hastalar açısından hızlı ve adil biçimde karşılanması, hekimlerin ise malpraktis korkusu altında kalmadan tıbbi gereklilikler doğrultusunda mesleklerini sürdürebilmesi için; bağımsız uzman heyetlerin bilimsel değerlendirmeleri doğrultusunda, hataların kök nedenlerini belirleyip önleyici ve düzeltici çalışmalar geliştiren, bütüncül bir kamusal mesleki sorumluluk sistemi derhal oluşturulmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca hekimlerin maddi varlığı değildir. Mesele, yarın hangi hekimin hangi branşı seçebileceği, hangi hekimin riskli bir hastaya müdahale etmekten çekinmeyeceği ve toplumun nitelikli sağlık hizmetine erişip erişemeyeceğidir.

Bugün hekimleri yıkıma uğratan tazminat ve ceza sistemi, yarın halkın sağlık hakkını da tehdit edecektir.

Türk Tabipleri Birliği ve İstanbul Tabip Odası olarak; hasta haklarının, hekim haklarının ve toplumun sağlık hakkının birlikte korunacağı bilimsel ve kamusal bir sistem kuruluncaya kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” denildi.

Evrensel'e Abone Ol

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
22.08.2026 14:18

Mazıdağı’nda köylülerden GES projesine karşı direniş: 'Toprağımız giderse göç etmek zorunda kalırız'

Balpınar Mahallesinde köylüler, GES'e karşı iş makinelerinin geçişine izin vermiyor. Maden ve demir yolu projeleriyle topraklarının daraldığını belirten halk, tek geçim kaynakları olan hayvancılığın biterse göç etmek zorunda kalacağını söylüyor

Mazıdağı’nda köylülerden GES projesine karşı direniş: "Toprağımız giderse göç etmek zorunda kalırız"
22.08.2026 09:30

İki ayda 18 lira zamlandı: Motorin 85 lirayı gördü

Motorinin litre fiyatına yapılan 2,92 liralık zam pompaya yansıdı. Son artışla birlikte fiyatlar İstanbul, Ankara ve İzmir’de 82 liranın üzerine çıkarken, bazı illerde 85,5 lirayı geçti.

İki ayda 18 lira zamlandı: Motorin 85 lirayı gördü

Fotoğraf: Marek Studzinski/Unsplash

22.08.2026 08:00

Resmi Gazete’de yayımlandı: 11 ilde acele kamulaştırma kararı

Elektrik ve doğal gaz hatları ile Erzurum’daki kentsel dönüşüm projesi kapsamında 11 ilde bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildi. Kararlar Resmi Gazete’de yayımlandı.

Resmi Gazete’de yayımlandı: 11 ilde acele kamulaştırma kararı

Resmi Gazete ekran görüntüsü.

22.08.2026 06:54

Meteorolojiden iki ayrı uyarı: Sağanak geliyor, sıcaklık 42 dereceye çıkıyor

Meteorolojiye göre yurdun büyük bölümünde sıcak ve açık hava etkisini sürdürecek. Kütahya ve Antalya'nın bazı kesimlerinde sağanak beklenirken, Güneydoğu'da sıcaklık 42 dereceye kadar çıkacak.

Meteorolojiden iki ayrı uyarı: Sağanak geliyor, sıcaklık 42 dereceye çıkıyor

Fotoğraf: AA

22.08.2026 10:09 / Güncelleme: 12:57

Çayırhan madeninde 1 işçinin öldüğü göçük: 9 kişiye gözaltı

Ankara’nın Beypazarı ilçesindeki Çayırhan Kömür İşletmeleri’nde meydana gelen göçükte 1 işçi yaşamını yitirdi, 24 işçi yaralandı. Kazaya ilişkin başlatılan soruşturma kapsamında maden sahasından sorumlu 9 kişi gözaltına alındı.

Çayırhan madeninde 1 işçinin öldüğü göçük: 9 kişiye gözaltı

Fotoğraf: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!