Madencilerin yüzü ne işçilikte güldü ne emeklilikte: ‘Sıka sıka ağzımda diş kalmadı'
Emekli olduktan sonra Bartın, Tekirdağ ve farklı bölgelerdeki madenlerde yeniden işe başlayan Doruk Madencilik işçileri, hak mücadelelerine katılabilmek için çalıştıkları yerlerden izin alarak Ankara’ya geldiklerini söylüyor.
Fotoğraf: Evrensel
Kübra Kırımlı
[email protected]
Ankara – Yıldızlar SSS Holdinge bağlı Doruk Madencilikten alacakları için direnişlerini sürdüren Türkiye Maden İşçileri Sendikasına üye işçilerin büyük bölümü emekli olmalarına rağmen halen çalışmaya mahkumlar. Madenciler Hüseyin Erkut, Hüseyin Kara, Mustafa Bay, Muhammed Özsoy ve Mehmet Bozkurt ne işçilikte ne de emeklilikte yüzlerinin güldüğünden dert yandı.
Mehmet Bozkurt adlı işçi, “Utanıyorum ağzımı açmaya. Ağzımda diş kalmadı sıka sıka. Paramı alırsam tedavi olacağım” derken; Bilal Demirel adlı işçi ise holdingle yaşadığı sıkıntılı sürecinde işe giren eşini kalp krizinden kaybettiğini söyledi: “Çalışmıyorum, iki çocuğum var, onlara bakıyorum. Bartın’dan kalktım geldim, oturarak olmuyor, eylemle, direnişle hakkımı alayım dedim.”
“Emekli olmuş bir madencinin yerin altında ne işi var?” diye soruyorum işçilere. Aslında bu soruyu Tüm Emeklilerin Sendikası Ankara Şubeler Platformu madencileri ziyaret ettikleri sırada sormuştu. Tabii cevap zor yerden gelmiyor. Herkesin bildiği gibi, evlerinde dinmeyen bir ıstırabı tarif ediyor madenciler; yani geçim sıkıntısını.
‘İznimi hak arama mücadelesinde kullanıyorum’
Hüseyin Erkut
Emekli olduktan sonra geçim sıkıntısı nedeniyle yeniden çalışmaya başlayan 40 yaşındaki 3 çocuk babası Hüseyin Erkut, aldığı 29 bin liralık emekli aylığının yetersiz kaldığını anlattı: “Üç çocuğum var ikisi okula gidiyorlar. Şimdi Bartın Amasra’da bir maden ocağındayım. Bir yıl kadar oldu yeniden çalışmaya başlayalı. 10 yıl emek verdim Doruk Madencilik’e. Ama halimiz ortada. Alacaklarımız duruyor. İzin isteyerek geldim buraya. İznimi hak arama mücadelesinde kullanıyorum. Yıllarca emek verip emekliliğe hak kazanıyoruz ama karşılığında alınan ücretle geçinmek mümkün değil. Hiçbir şeyin değeri kalmadığı gibi paranın da bir değeri kalmadı. Emekliye reva görülen maaş ancak köyde bir başına yaşayan insanlara yeter sanırım. Şehirde üç çocuk 29 bin lira ile okutulmaz.”
‘Veterinerlik okuyan kızıma para gönderemiyorum’
Hüseyin Kara
Emekli olalı 3 seneyi geçen Hüseyin Kara’nın ne kıdemi ne ihbarı ne de alacaklarının tamamı ödenmiş. Tazminatını ise 3 sene önceki hesaplamadan almış: “220 bin lira aldım, içeride 600-700 bin lira daha var. Bu şirket bizi mağdur etti. Bir kızım var, İstanbul’da veterinerlik okuyor. Haklarımızı alamadığımızda benim kızım hem okuyup hem de çalışmak zorunda. Çünkü çocuğuma yeterli harçlığı gönderemiyorum. Elektrik işlerinden anlıyordum. Emekli olduktan sonra dışarıda elektrik işlerine gidiyorum. Aylık 30-35 bin kadar kazanıyorum. Yine de yetmiyor. Ben tek çocukla evi zor çeviriyorum, Allah üç çocuğu olana sabır versin, başka ne diyeyim.” Borcu olduğunu belirten Kara, hakkını alabilirse borcunu kapatacağını, çalışmaya da devam edeceğini söyledi.
‘Ekmek için her işi yaparız’
Mustafa Bay (sağda)
2023 yılında şirketi bırakan ve emekli olan Mustafa Bay da “Mahkemeye verdik. Mahkeme yoluyla da alamadık. İcra davaları açıldı, icra davalarından da bir sonuç elde edemedik. Son çare direniş. Almadan dönmeyeceğiz.” dedi. “Madencilerin elektrik işinden bu denli iyi anladığının bilmiyordum” dediğimde Bay, “Mesleğimiz elektrik. Çalıştığımız maden mekanizma madeniydi. Aslına bakarsanız hayatımızı idame ettirecek şekilde ne iş olsa yaparız biz, ekmek için her işi yaparız” diye yanıt verdi.
‘Madenin kokusu burnumda tütüyor’
Sohbet sırasında bir işçi araya girip; “16 senemi verdim. Daha bir kuruş alamadım. Sadece 1 milyon liranın üzerinde kıdem tazminatı alacağım var. Diğerlerini saymıyorum bile. Soruyorsunuz, ‘Emekli olduktan sonra neden tekrar maden?’ diye. Yeniden madeni tercih ediyoruz evet çünkü işimiz bu. Ne kadar zor da olsa bizim mesleğimiz bu. Seviyoruz bu mesleği” diye ekledi.
Hemen sonra daha önceki sohbetlerden tanıdığım, emekli olduktan sonra fırınlarda gündelik işe gittiğini bildiğim bir başka işçi anlattı: “Her madenin önünden geçerken, gözlerim doluyor. Kokusu burnumda tütüyor. Nasıl güzel kokuyor. Maden zordur ama sevdim ben madeni. Bu gördüklerinle çalışma arkadaşı değiliz, kardeşiz. Girdiğimiz maden ocağından bir gün çıkmanın mümkün olmadığını bilerek o madene giriyoruz birlikte. O yüzden kardeşiz. Şimdi yaş ilerleyince madene almıyorlar bizi. Çok az madenci yeniden madene girebiliyor. Tercih etmiyorlar yaştan dolayı.”
‘Geldiğim madende benim gibi mağdur en az 15 işçi var’
Muhammed Özsoy
Doruk Madencilik’in devralınmasının ardından ücretsiz izne çıkarılan Muhammed Özsoy, hukuk mücadelesini kazanmasına rağmen 13 yıllık tazminatını alamadığını ifade etti: “1 milyona yakın alacağım var. Emekli olalı 2 yıl oldu. Şu an Tekirdağ’da VERO Maden’de çalışıyorum. Mecburum çalışmaya, okuyan üç çocuğum var. Allah’tan evim kira değil, kira olsa, zır gittim, zır gittim anladınız mı? Yaş 45’i geçti. Kim bizi nereye alsın! Mecbur bildiğimiz işten devam. Çalıştığım yerden izin alarak geldim ben de. Geldiğim madende benim gibi mağdur en az 15 işçi kardeşim var. Onlar için de buradayım. İznini alan buraya, hakkını almaya geliyor.”
‘Gücüm yetene kadar çalışmak zorundayım’
Mehmet Bozkurt
Üç sene önce emekli olan 50 yaşındaki Mehmet Bozkurt da hâlâ madende çalışıyor. Kıdem ve ihbar hakkı için direnişte: “Süründürüyor bu adam bizi. Canlı canlı mezara koyuyor. Aldığım emekli aylığı 25 bin yetmiyor. Dört çocuğum var, üçü okuyor. İmkan yok, başka yapacağımız iş yok. Bu işe alıştık.”
“Senin bu hesaba göre daha çok çalışman gerek, doğru mu?” dediğim Bozkurt, “Öyle valla daha okuyorlar, sonra evlenecekler, bir sürü ihtiyaç… Bana görünen gücüm yettiği kadar çalışmak. Zorundayım aslında. Bu ülkede hiçbir şey kolay değil; işçi olmak da zor emekli olmak da. Hayat zor hayat! Canlı canlı mezara koyuyorlar derken şaka yapmadım. 300 metre yerin altından bir gün çıkılacağının garantisi yok. Arasalar cesedimiz bulunmaz” dedi.
“Bir fotoğrafını çekeyim” dediğim Bozkurt, “Çek ama gülemem. Utanıyorum ağzımı açmaya, ağzımda diş kalmadı sıka sıka.” diye cevap verdi. Bozkurt sohbetin devamında, alacağı ile yarım kalan diş tedavisini yaptıracağını söyledi. Bunun üzerine bir başka işçi lafa girip, “Türk-İş Başkanı Ergün Atalay da bana söz verdi geçen ziyaretinde. ‘Türkiye Maden-İş senin dişlerini yaptırmazsa ben yaptıracağım’ dedi bana.” diyerek ekledi.
‘Evde oturmadım eylem paramı alırım dedim’
Bilal Demirel
Konuştuğumuz Bilal Demirel adlı işçi ise tazminatı ödenmeden işten atılıyor. Bu süreçte eşini kaybeden Demirel anlattı: “2010-2023 yılları arası bu şirkette çalıştım. 2023’ün 9.’uncu ayında şirket 500 işçi varsa 100’e düşüreceğini, küçülmeye gideceğini söyledi. 400 kişi işten çıkmak istedi, şirket de tazminatını ödeyeceği sözünü verdi. Fakat benim de aralarında bulunduğum bir grup işçinin tazminatı yatırılmadı. Mahkemeye verdim. İcra takibi başladı. 9 ay oldu hâlâ para yok. Bak elimde belge var, bu belgede diyor ki ‘Sebahattin Yıldız, üçüncü şahıs. Sorumluluğu yoktur.’ Avukatım icra takibinde olduğunu, sıra beklediğimizi söyledi. Buradan başka gördüğüm bir şeyi söyleyeyim. Biz burada Bağımsız Maden İş bakanlık önünde direniyor. Kim gözaltına alınırsa şirket onlara ödeme yapıyor. Ben Bartın’da yaşıyorum. Baktım madenciler direniyor, evde oturmadım kalktım geldim. Mahkemeyle alamadım, eylemle paramı alırım diye düşündüm.”
İçeride 1 milyon alacağı olduğunu söyleyen Demirel, artık çalışmıyor. Çünkü iki çocuğunun bakım yükü var. “Bu şirket Doruk’a devredilince bize maaş yatırmamaya başladılar. Benim hanım para yetmeyince çalışmak istedi. Kiradaydık bir de. Ben de kabul ettim. Kısa sürede bir yere girdi, girdiği iş yerinde kalp krizi geçirdi. 2023’ün 6. ayında kaybettim eşimi. Eşim öldükten sonra çalışmadım. Çocuklarım var, onlara bakıyorum” dedi.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et