Dayak var, küfür var, hakaret var, başvuracak merci yok
MESEM adı altında gerçekleştirilen çocuk emeği sömürüsüne dair Antep’teki çocukların anlattıkları, durumun vahemetini gösteriyor: “Bakıyorum bir MESEM öğrencisi ölmüş diyorlar. 70-100 bin TL paralar konuşuluyor. Bir can bu kadar mı ucuz?”
Mesut Baylav
[email protected]
Gaziantep’te mesleki eğitim merkezi (MESEM) kapsamında çalışan çocuklar, çalıştıkları iş yerlerinde yaşadıkları hakaret, baskı ve fiziksel şiddeti anlattı. Öğrencilerden biri “Ağzımızdan burnumuzdan kan gelene kadar dayak yiyoruz” derken, bir başka öğrenci “Her eve geldiğimde bir yerim yaralanır, her eve geldiğimde bir yerim morarır” dedi. Çocukların en büyük sorunlarından biri de yaşadıklarını anlatabilecekleri bir başvuru merkezinin bulunmaması. Öğrencilerden biri bu durumu “Usta ‘Burada olanı niye anlatıyorsun?’ der, yine döver” diyerek anlatıyor. Çocuklar, MESEM’li öğrencilerin diğer haberlerini takip ettiklerini anlatırken “Haberlerde görüyorum. Bakıyorum bir MESEM öğrencisi ölmüş diyorlar. 70-100 bin TL paralar konuşuluyor. Bir can bu kadar mı ucuz?” diye sordu.
Mesleki eğitim merkezleri (MESEM) kapsamında iş yerlerinde çalışan çocukların anlattıkları, bazı iş yerlerinde “meslek öğrenme” sürecinin nasıl bir çalışma deneyimine dönüştüğünü ortaya koyuyor. Görüştüğümüz çocuklar; ustaları tarafından hakarete uğradıklarını, fiziksel şiddet gördüklerini, bütün angarya işlerin de kendilerine yaptırıldığını ifade ediyor. Gençlerin anlatımlarında dikkat çeken bir başka nokta ise yaşadıkları sorunlara karşı ses çıkarmakta zorlanmaları.
‘Süpürgeyi kenara bıraktım, bağırıp çağırdı, işten çıkardı’
Bir MESEM öğrencisi, iş yerinde temizlik yapmayı reddettiği için hakarete uğrayarak ustası tarafından işten çıkarıldığını anlattı: “İş yerinde kimse temizlik yapmıyor, ben niye yapayım deyip süpürgeyi kenara bıraktım. Bağırıp çağırdı, işten çıkardı. Ertesi gün okula gittim, usta okula ‘Bana küfür etti, ben de çıkardım’ demiş. Halbuki kendisi bana salak, geri zekalı diye bağırmıştı bütün işçilerin yanında. Ben hakkımı helal etmiyorum. Zoruna gidiyor insanın, küfür yiyoruz üstüne bir de suçlusu biz oluyoruz.”
‘Eline cetveli alıp bizi dövüyor’
Bir başka MESEM öğrencisi ise çalıştığı iş yerinde dayak yediğini ve kolunun morardığını ifade ediyor: “Ustanın bize seslenişi ‘geri zekalı, şerefsiz, hayvan’... Bunlar ve daha beterlerini de söylüyor. Bir şey sorduğumuzda da hep küfürlü cevaplar. İzin istediğimizde ‘... git’ diyor. Eline cetvel alıp bizi dövüyor. Ağzımızdan burnumuzdan kan gelen kadar dayak yediğim de oldu. En son koluma cetvelle vurdu, damara denk geldiği için kolum morardı”
Başka bir öğrenci ise iş yerinde meslek öğrenmek yerine temizlik ve çay işlerinin kendisine yaptırıldığını söyleyerek “Temizlik işlerini tek başıma yapıyorum. Bütün dükkanın çayıydı, temizlik vb. işleri ben yapıyorum. Ustanın 10 yaşındaki çocuğundan bile azar yiyoruz. Ses edemiyoruz...” diyor.
‘Hakaretler normal şeyler haline geldi’
Bir başka MESEM’li öğrenci, hakaretlerin zaman içerisinde iş yerindeki günlük konuşmanın parçası haline geldiğini söylüyor: “Salak, geri zekalı gibi sözler ben ve ustam arasında durduk yere konuşulan şeyler haline geldi. Adam da ustasından ne görmüş ise üstümde deniyor. Ama Allah var, bazen küfürden destan yazsa da yine yanına çağırıp ‘Bunu öğreneceksin’ der.”
‘Her eve geldiğimde bir yerim morarmış oluyor’
Tesisatçıda çalışan bir başka MESEM öğrencisi ise iş yerinde meslek öğrenmekten çok disiplin gördüğünü belirtiyor: “Abi, disiplinden başka bir şey öğrenmiyoruz. Sonra da gelir ‘İş öğrenmez’ der. İş böyle bir şey mi abi sen söyle. Her eve geldiğimde bir yerim yaralanmış her eve geldiğimde bir yerim morarmış... Sinirini bizden çıkarması iş midir abi? Müşterinin önünde azarlaması iş midir abi?’’
Ustasının bağırıp çağırması karşısında ne yapacağını şaşırdığını söyleyen öğrenci, “Ne mutlu olabiliyorum ne iş öğrenebiliyorum. Elim ayağım dolanıyor. Bağırıyor, çağırıyor. Ne yapacağımı şaşırıyorum. Haberlerde görüyorum. Bakıyorum bir MESEM öğrencisi ölmüş diyorlar. 70-100 bin TL paralar konuşuluyor. Bir can bu kadar mı ucuz?” ifadelerini kullanıyor.
‘Ustam bana bağırmasın, rezil etmesin, dövmesin’
Öğrenci, tek istediği şeyi şöyle tarif ediyor: ‘‘Biz de insanız. Hata yaparız, biz de insanız, yanlış yaparız. Benim tek istediğim şey ustam bana bağırmasın, rezil etmesin, dövmesin. Baksın nasıl değişiyorum. Görsün nasıl ileride nasıl usta oluyorum’’
MESEM’de 10. sınıfta olduğunu ve 6 yaşından beri tamir işleri yaptığını söyleyen öğrenci, yaşadığı baskının kendisini yorduğunu anlatıyor: “O kadar yordular ki beni, yaşım küçük, derdim büyük. Babama anlatmaya kalksam ustama söyleyeceğinden çekiniyorum. Usta da ‘Burada olanı niye evde anlatıyorsun?’ der, yine döver.’’
Başka bir MESEM öğrencisi ise bayan kuaföründe çalıştığını söyleyerek yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “İki usta var. Biri vuruyor ama her şeye sinirleniyor. Ama sert vurmuyor. Diğeri de dükkanın sahibi, bir sinir oluyor, çok da pis vuruyor. Kafa falan atıyor, kulaklarımdan havaya doğru kaldırıyor.”
Çocukların başvurabilecekleri mekanizmalar yok
Çocukların anlattıkları, MESEM kapsamında “meslek öğrenme” adı altında iş yerlerinde sürdürülen çalışma düzeninin hakaret, baskı, şiddet ile örüldüğünü gösteriyor. Ancak sorun yalnızca iş yerlerinde yaşananlarla sınırlı değil. Şiddete uğrayan, hakarete maruz kalan ya da çalıştırılma koşullarına itiraz eden çocukların başvurabilecekleri, başvurduklarında etkili biçimde korunabilecekleri ve sonuç alabilecekleri mekanizmaların olmaması. Bu durum çocukları yaşadıkları sorunlar karşısında daha da savunmasız bırakıyor. Kimi öğrencilerin yaşadıklarını ailesine dahi anlatmaktan çekinmesi, iş yerindeki güç ilişkilerinin çocuklar üzerindeki baskısını ortaya koyuyor.
Verilerle MESEM gerçeği
- 2016-2017 eğitim öğretim yılında 95 bin 667 olan mesleki eğitim merkezlerindeki (MESEM) öğrenci sayısı, 2024-2025 döneminde 421 bin 930’a yükseldi.
- 2025-2026 eğitim öğretim yılında MESEM’de 509 bin 85 çocuk yer aldı. Öğrencilerin 224 bini 346 işletmede çalıştı.
- 9-10-11. sınıf öğrencilerinin ücreti 8 bin 422 TL olurken, 12. sınıf öğrencilerinin ücreti 14 bin 37 TL. Üstelik çocukların bu ücretleri devlet tarafından karşılanıyor.
- Milli Eğitim Bakanlığı 2016 yılından haziran 2026’ya kadar MESEM kapsamında toplam 3 bin 80 iş kazası meydana geldiğini, bu kazaların 13’ünün ölümle sonuçlandığını açıkladı. Ancak İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi verilerine göre, MESEM’ler hayata geçtikten haziran 2026’ya kadar en az 20 MESEM öğrencisi çalışırken yaşamını yitirdi.
- Haftanın 4 günü sanayide 1 gün okulda olacağı söylenen MESEM’lilerin çoğu okul günlerinde, hatta hafta sonu, gece yarılarına kadar çalıştırılıyor. Çocukların haftalık çalışma süresi 50-60 saate varabiliyor.
- Bakanlık, gerekli önlemlerin alınması şartıyla öğrencilerin “tehlikeli ve çok tehlikeli” sınıfta yer alan iş yerlerinde de mesleki eğitim alabildiğini doğruladı.
- Mart 2026’da Diyalektik Araştırmalar Enstitüsü MESEM Çalışma Grubunun yaptığı ve MESEM’li 463 çocuğun (öğrenci) katıldığı ankete göre; çocukların yarısından fazlası günde ortalama 10-12 saat çalışıyor. Yarısı daha önce iş kazası geçirdiğini söylüyor ve herhangi bir iş sağlığı ve güvenliği eğitimi almadığını ifade ediyor.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et