'Çerçeve yasa'nın gerçek çerçevesini belirleyecek olan işçiler ne yapmalı?
Kayseri’de TES iş üyesi bir işçi iş yerinde işçilerle yaptığı röportajla iktidarın çerçeve yasa hamlesinin nasıl tartışıldığını aktardı.
Tes İş üyesi bir işçi
Kayseri
Sizlere geçtiğimiz hafta boyunca Mecliste, sokakta ve iş yerlerinde sert tartışmalara neden olan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” olarak adlandırılan 12 maddelik ‘çerçeve yasa’ bir kamu iş yerinde nasıl konuşuluyor paylaşmak istedim.
Anadolu’nun bağrında bir kentte uzun yıllardır milliyetçilik ve muhafazakarlık kıskacında kalmış bir grup işçinin böylesi kritik bir süreçte ne söylediğinin kıymetli olduğunu düşünmekteyim. Çünkü bu iş yerinden daha önce hem Kürt meselesine ilişkin hem de başka meseleler hakkında çeşitli izlenim mektuplar paylaştım. Bu iş yerinin çoğunluğu milliyetçi ve muhafazakar geleneğe sahip genç işçilerden oluştuğunu belirtmek istiyorum. Genç işçilerin gelenekten bağlı olduğu siyaset anlayışı aileleriyle paralel olmakla birlikte daha keskin bir çizgide olanlar mevcut. Fakat genç işçilerin ailelerinin çoğunluğu AKP’ye oy vermiş ve son seçimde tercihlerinin daha ırkçı, faşizan partilere yöneldiğini söyleyebilirim. Bu verileri açıklamadan paylaşım yapılırsa hata olacağını düşünmekteyim.
‘Erdoğan iktidarını sağlamlaştırmak istiyor’
25 yaşında ve beş yıllık bir işçi: “Son seçimde oy kullanmadım. Böylesi bir yasayı kabul etmiyorum. Türk devleti nasıl olur da terör örgütüyle uzlaşabilir. Bu yasanın içeriğinde PKK’lı teröristleri affetmekten başka bir şey yok. Erdoğan iktidarını sağlamlaştırmak için Kürtlerin nabzına göre şerbet veriyor. Benim gözümde bu saatten sonra AKP-MHP-PKK hepsi birbirine eşittir. Bundan sonra Zafer Partisinden başka parti tanımam.”
‘Önce ayrıştır sonra dış güçler karşısında bütünleşme de’
27 yaşında ve 7 yıllık bir işçi: “Son seçimde Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Bu yasayı şimdiye kadar neden gizlediklerini şimdi anladım. Erdoğan önce Kılıçdaroğlu’na operasyon çekti sonrasında da kendi koltuğunu sağlamlaştırmak üzere tüm tuşlara bastı. Erdoğan kadar tehlikeli bir lider görmedim ve duymadım. Ülkede çeyrek asırdır iktidarda kalan bir lider her planını önceden halkına açıklamalıdır. Zaten bu halkın çoğunluğu AKP iktidarını son seçime kadar yüzde 51’le onayladı. Erdoğan da biliyor ki bu toplumun zayıf noktasının Kürt sorunu karşısında aldığı tutum ve tavırdır. Ama Erdoğan kurnazlık yapıp toplumu önce ayrıştırıp, kutuplaştırıp sonrasında da dış güçlerin saldırısı karşısında bütünleştirme bahanesiyle Kürtleri yanına almadan yapamayacağını bilmektedir.”
‘Erdoğan’a oy verdim ama yasaya hayır diyorum’
33 yaşında ve 4 yıllık bir işçi: “Son seçimde Erdoğan’a oy verdim. Fakat böylesi bir yasaya hayır diyorum. Çünkü bir devlet hiçbir zaman eğilmez, bükülmez ve taviz vermez. Ama gelelim ki Erdoğan liderliğinde bir devlet ne yazık ki taviz vermektedir. Taviz vermesinin tek sebebi iktidarını bir çeyrek asır daha devam ettirmekten başka bir şey değildir. Türk devletleri geleneğinde, savaş sonrası yenilgi sonrası hiçbir zaman masaya otururken böylesi bir taviz verme durumu yoktur. Bu örgüt uzun yıllardır on binlerce askerimizi şehit etmiştir. Bu durumda yasanın içeriğinin asıl muhataplarının bile haberi yokken bizim kabul etmemiz mümkün değildir. Benim için bu vakitten sonra devlet bitmiştir, AKP bitmiştir.”
‘Tek dertleri koltukları’
48 yaşında 21 yıllık bir işçi: “Son seçimde ilk turda Sinan Oğan’a oy verdim. İkinci turda Erdoğan’a yeter artık gitsin diye Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Bu yasanın benim için hiçbir geçerliliği yoktur. Hangi parti ne oy veriyorsa versin umurumda değildir. Çünkü ben gerçek bir milliyetçiyim. Devlet Bahçeli bana göre tam bir piyondur. Erdoğan da ABD’nin uşağıdır. Böylesi bir denklemde tek dertleri koltuklarıdır. Çünkü attıkları her adım bunu ortaya çıkarmaktadır” diye ifade etti.
‘Bu mesele yarım asırdır tankla, topla çözülemedi’
31 yaşında 8 yıllık bir işçi; “Son seçimde Kılıçdardoğlu’na oy verdim. 3.5 yıl sözleşmeli er olarak görev yapan birisiyim. Bunların her türlü kirli tezgahını tüm çıplaklığıyla bizzat gördüm. Bence bu süreci devlet gizli yürütmeliydi. Çünkü ırkçı, faşist partiler ve bundan prim yapmaktadır. Gerçekten demokratik bir devlet geleneği olsaydı süreç daha farklı işleyebilirdi. Ama ne yazık ki Erdoğan iktidarı kendi geleceğini garanti altına almak üzere hareket etmektedir. Özgür Özel’in çıkışı da Erdoğan’ın işini bozdu diyebilirim. Bu mesele yarım asırdır tankla, topla ve tüfekle çözülememiş. Bence bu mesele artık çözülmeli. Çünkü çözülemediği her gün biz emekçilerin sırtında bir küfedir.”
30 yaşında 6 yıllık bir işçi: “Son seçimde Kılıçdaroğlu’na oy verdim. Butlan sonrası Yeni Partiye yönelmiş bir vatandaşım. Özgür Özel iyi bir taktik izledi. Çünkü Erdoğan’ın oyununu bozmak için evet oyu vermeliydi. Bu süreçte ne olduğunu anlamak gerçekten imkansız. Çünkü devlet 467 evet oyu ile yasayı onayladı. Çoğunluğun evet oyu vermesi tabanda bu meselenin çözülme isteğinin karşılığıdır diye düşünmekteyim. Çünkü AKP iktidarı hiçbir zaman karşılığı olmayan bir süreç yönetmemiştir. Özgür Özel bu sürecin kazananı olmuştur. Bu nedenle ülkede böylesi bir meselenin çözümünde taktiksel bir rol üstlenmek olası bir iktidar değişikliği için kolaylaştırıcı olacaktır” dedi.
Ortak kader, ortak sömürü
Tüm paylaştıklarım neticesinde işçi arkadaşların tutumu, ne yazık ki sorunun çözümü konusunda olumlu değil. Geleneğinin dışına çıkmayan işçi arkadaşlar, yüzyıllık demokrasi sorunu karşısında emekçilerin sömürüsünün de katmerlendiği bir yüzyıla giderken aldığı tutum ülkenin demokratikleşmesinin önünde büyük bir engeldir. Yarım asırdır savaşla çözülemeyen bir sorun elbette tarafların şeffaf bir şekilde tüm süreçte bu ülkenin gerçek sahiplerinin de içinde olduğu bir yasal zemin oluşturulmalıdır. Ama ne yazık ki ülkenin kapitalistleriyle birlikte bir süreç inşa edilmektedir. Ülkenin doğu ve güneydoğusunu Ortadoğu’nun ucuz iş gücü deposuna çevirmek için el ovuşturan patronlar aslında bir süredir Urfa, Malatya, Antep gibi illerde tekstil fabrikalarında katmerli bir sömürü düzeni inşa ettiler. Yani anlayacağınız ülkenin batısında da doğusunda da işçiler ve emekçiler bu sömürü çarkında çalışırken, ülkenin yüzyıllık demokratikleşme sorunu karşısında net tutum almalıdır. Kürt, Türk tüm uluslar aslında günü kurtarmak üzere adım atmaktadır. Tüm ulusların kaderi ortaktır. Ortak olan kaderini de sermaye sınıfı yüzyıldır çeşitli biçimlerde ayrıştırmaktadır. Bugünden yarına hem sömürü çarkının dişlileri arasında ezilmemek, hem de demokratik bir düzen inşa etmek için birlikte mücadele etmeliyiz.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et