20.08.2026 17:05

Dilek Kaya İmamoğlu: Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz

ADA’nın 42. buluşmasında Silivri'de konuşan Dilek Kaya İmamoğlu, “Adalet ve hukuk, herkesin en temel ihtiyacı; toplumsal huzur ve barışın dayanak noktalarıdır. Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz” dedi.

Dilek Kaya İmamoğlu: Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz

Fotoğraf: ANKA

İstanbul - 19 Mart operasyonunun mağdur yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 42’nci buluşmada Silivri Duruşma Salonları’nın önünde bir araya geldi. Buluşmaya, Yeni Parti Genel Başkan Yardımcısı Utku Çakırözer, Yeni Parti İstanbul Milletvekili Ali Gökçek, Yeni Parti İstanbul Kurucu Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun, Y Yeni Parti İstanbul Kurucu Gençlik Kolları Başkanı Erdem Kara, Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün, tutuklu yakınları, kitle örgütü temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

“Beklentilerimiz, demokrasinin ve insan haklarının gerektirdiklerinden daha fazlası değil”

Bir yılı aşkın süredir Silivri’de tutuklu bulunun İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu, yaptığı konuşmada “Türkiye’de yaşanan hukuksuzlukların artık bir simgesi hâline gelen Silivri’de yine sevdiklerimizin yanında, adaletin peşindeyiz. 8 Temmuz’da, İBB Davası’nın 1. Celsesi; İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı, milyonların Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun savunmasına izin verilmeden tamamlanmıştı. Bir ayı aşkın aranın ardından ikinci celse başladı. Bu celsede de yaşanan hukuksuzlukların ve hak ihlallerinin devam ettiğini üzülerek görüyoruz" dedi.

Ailelerin yaklaşık 2 yıla yakın bir süredir büyük bir bekleyiş, belirsizlik ve adalet arayışı içerisinde olduğunu ifade eden İmamoğlu; “Oysa talep ve beklentilerimiz, demokrasinin ve insan haklarının gerektirdiklerinden daha fazlası değil. Savunma hakkı, masumiyet karinesi ve tutuksuz yargılama gibi hukukun en temel ilkelerini konuşuyoruz. 2026 Türkiye’sinde hala bu kavramları konuşmak ve savunmak zorunda kaldığımız için ülkemiz adına büyük bir acı duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Aylardır ayrı kaldıkları yakınlarını görebilmek için duruşmayı dürbünle takip etmek zorunda kalan aileler var”

Duruşmaya özel olarak cezaevi kompleksinin hemen yanında yeni bir duruşma salonu inşa edilmesinin bile aslında içinde bulunan durumu çok iyi anlattığına işaret eden İmamoğlu şuhları söyledi; “Duruşma salonunun içine girdiğinizdeyse fotoğraf daha da netleşiyor. İddia makamının, mahkeme heyetiyle birlikte kürsüde ve daha yüksekte oturduğu bir mahkeme salonundan söz ediyoruz. Tam bir kuyu tipi duruşma salonu yani. Oysa, hukukun üstünlüğünün esas olduğu demokratik ülkelerde duruşma salonları, adil yargılanma hakkını güvence altına alacak şekilde düzenlenir. Bir ülkenin gelişmişlik düzeyi, inşa ettiği devasa yapılarla değil; demokrasisinin niteliği, adalet anlayışı ve insan haklarına verdiği değerle ölçülür. Bu yapıların tasarımı yalnızca mimari tercihler değildir; aynı zamanda ülkenin adalet anlayışını ve gelecek vizyonunu da yansıtır. Savunmanın müvekkiliyle sağlıklı iletişim kurabilmesi, basının yargılamayı takip edebilmesi ve taraflar arasındaki eşitliğin korunması çağdaş bir hukuk devletinin temel standartlarıdır. Biz ise bugün, dünyanın en büyük duruşma salonlarından biri olduğu söylenen bu salonda tam tersini yaşıyoruz. Avukatlar müvekkilleriyle aralarındaki mesafe nedeniyle iletişim kurmakta zorlanıyor. Kamuoyunu bilgilendiren basın mensupları mahkeme heyetini ve savunma yapanları görmekte, duymakta güçlük çekiyor. Aileler sevdiklerini göremeyecek kadar uzakta oturuyor. Aylardır ayrı kaldıkları yakınlarını görebilmek için duruşmayı dürbünle takip etmek zorunda kalan aileler var.”

“Tutuksuz yargılama esas olmalıdır”

Adaletin dünyanın en büyük, en gösterişli duruşma salonlarını yapmakla sağlanamayacağını belirten İmamoğlu; “Adalet; ancak savunma hakkının eksiksiz kullanılabildiği, masumiyet karinesinin korunduğu, hukukun herkes için eşit işlediği bir yargı düzeniyle sağlanabilir. Her zaman söylediğimiz gibi, elbette herkes yargılanabilir. Kamu adına hizmet veren herkes için hesap verebilirlik temel bir sorumluluktur. Yargılamanın devam etmesinden hiçbir çekincemiz yok. Aksine biz varsa bütün delillerin ortaya konmasını, bütün iddiaların araştırılmasını ve herkesin özgürce savunma yapmasını talep ediyoruz. Biz adil, eşit ve tarafsız bir yargılama istiyoruz. Tutuklu yargılamanın peşinen cezalandırma yöntemi olarak kullanılmasına artık bir son verilmeli; tutuksuz yargılama esas olmalıdır. Bu mesele yalnızca Ekrem İmamoğlu ve yol arkadaşlarının meselesi değildir. Bu bir hak, hukuk, adalet meselesidir” dedi.

“’Hak, hukuk, adalet’ demekten asla vazgeçmeyeceğiz”

Adaletin ve hukukun, herkesin en temel ihtiyacı; toplumsal huzur ve barışın dayanak noktaları olduğunun altını çizen İmamoğlu şunlharı söyledi; “Bir ülkede barış, tüm vatandaşlara ait bir kavramdır. Toplumsal barış ve huzur tüm vatandaşların hukuk önünde eşit olduğu takdirde sağlanabilir. Toplumun bir kısmına düşman hukuku uygulayarak barışı tesis edemezsiniz. Bir taraftan yapıp bir taraftan yıkarak huzur sağlayamazsınız. 86 milyonu eşit şekilde kucaklamadan, herkesin hak ve hukukunu korumadan Türkiye’de barıştan söz etmek mümkün değildir. İnsanların hiçbir somut delil olmadan yıllarca tutsak edildiği bir toplumda; barış da adalet de demokrasi de tutsaktır. Aile Dayanışma Ağı olarak sevdiklerimize kavuşana, tutuksuz yargılama esas olana, hukukun herkes için eşit ve eksiksiz işlediği bir Türkiye’ye ulaşana kadar dayanışmamızı sürdüreceğiz. Hak, hukuk, adalet demekten asla vazgeçmeyeceğiz. Bu yolda bizimle birlikte olan, desteklerini sunan ve dayanışmamıza güç katan herkese sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum"

Ardından söz alan Tekirdağ Baro Başkanı Egemen Gürcün de şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada yine bir duruşma salonunun önünde toplandık. Az önce Sayın Dilek Hanım'ın ifade ettiği adalet çağrısını büyütmek için bir aradayız. Tıpkı Çorlu'da ailelerini, evlatlarını kaybedenlerin adalet arayışında olduğu gibi; tıpkı Amasra maden faciasında ailelerini kaybedenler gibi; tıpkı ebeveynlerin hukukunu savunan avukatlarla bir arada bulunduğumuz adliye önünde olduğumuz gibi; tıpkı Narin gibi yavrularımızın, kadın cinayetlerinde yaşamını yitiren kadınların hukukunu savunmak, yurttaşlarımızın adalet inancını büyütmek için nasıl bir aradaysak; Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı, seçilmiş Hatay Milletvekili Can Atalay için Silivri Cezaevi önünde bulunduğumuz gibi bugün de İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturması kapsamında hakları, hukukları haleldar edilen vatandaşlarımızın, seçilmiş belediye başkanlarının, bürokratların ve onların adalet mücadelesini büyüten ailelerin yanındayız.”

“Tutukluluğun bir istisna olduğunu asla hatırdan çıkartmamamız gerekiyor”

Lekelenmeme hakkıyla beraber Türkiye'de aslında masumiyet karinesinin yerle bir edildiğini, bu yargılamalarda nasıl basın yoluyla yurttaşların, yargılanan bireylerin aleniyetinin ya da hukuklarının haleldar edildiğinin görüldüğünü ifade eden Gürcün; “Bu bakımdan yargılanmak başka, cezalandırmak başkadır. Bu bakımdan herkesin bu süreçlere çok özenli davranması gerekiyor. Hepimizin bildiği gibi Kafka romanındaki karekterin hikayesinde, adaletin içine girdikçe aslında kendisinin küçüldüğü ve çözemediği bir adalet anlayışı içerisinde yok olduğu romanı hepimiz biliyoruz. Bugün de benzer bir şey yüz yıl sonra Silivri'de, Türkiye'nin değişik yerlerinde yaşanmakta. Bu bakımdan tutukluluğun bir istisna olduğunu asla hatırdan çıkartmamamız gerekiyor. Eğer seçilmiş belediye başkanlarının bir sabah evlerinden gözaltına alınmalarını olağan karşılayacaksak burası bir hukuk devleti asla olamaz. Çünkü burada bahsettiğimiz şey; kişilerin lekelenmeme hakkının yanında aslında, özellikle seçilmiş belediye başkanları bakımından da yurttaşların onlara vermiş olduğu güç ve yetkinin demokratik, işlevsel anlamda kullanılmasından geçer” ifadelerini kullandı.

“Meslektaşımız Mehmet Pehlivan, yaptığı avukatlık hizmetlerinin karşılığında bugün ne yazık ki cezaevinde”

Demokratik temsil boyutunun asla hafızalardan çıkartılmaması gerektiğine işaret eden Gürcün şunları söyledi; “Tutukluluk incelemelerinde her yeni durumda, her incelemede bir önceki incelemeyi ortadan kaldırabilecek veya yeni gelişmelerin eklenmesi gerekir. Ancak Türkiye'de ve bu yargı pratiğinde tutukluluk incelemesi artık sıradanlaştırılmış, adeta yerine getirilmesi gereken bir prosedüre indirgenmiştir. Bunu da biz hukukçular olarak kabul etmemiz, bir baro başkanı olarak kabul etmek çok zordur; kabul edemeyiz. Elbette buradan tutukluluğa değinmişken halen içeride 14 aydır tutuklu bulunan, sadece avukatlık yaptığı için tutuklu bulunan meslektaşımız Avukat Mehmet Pehlivan'ı da anmak gerekmekte. Değerli meslektaşımız Mehmet Pehlivan, yaptığı avukatlık hizmetlerinin karşılığında bugün ne yazık ki cezaevinde. Burada Mehmet ile ilgili özel bir durum var. Yine bazı sanıkların da durumuna benzeşiyor; hatta biliyorsunuz, cezalandırma boyutuna varan tutukluluklardan bahsediyoruz. Mehmet ile ilgili de 14 ayı aştı. Zaten CMK 102/2'ye göre maksimum süresi 18 ay; Mehmet bunun 14 ayını ne yazık ki cezaevinde geçiriyor. Aksine bu Mehmet'e yapılan, sadece Mehmet ile sınırlı değil, savunma makamına yönelmiş gerçekten olumsuz bir durumdur. Buradan da Mehmet'in bir an önce serbest bırakılmasını; tıpkı diğer tutuklular gibi delillerin değerlendirilmesini, somut gerekçelere dayandırılarak bu incelemelerin gerçekleştirilmesi gerektiğini ifade ediyorum”

Konuşmaların ardından çekilen toplu anı fotoğrafıyla Aile Dayanışma Ağı’nın 42’nci buluşması sonlandı.

(ANKA)

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
20.08.2026 12:00 / Güncelleme: 13:11

Dünyanın en iyi forvetleri listesi açıklandı: Türkiye'den Galatasaray'ın oyuncusu Victor Osimhen var

Küresel spor yayıncılarından ESPN, 2025-2026 sezonunun en iyi santrforlarını sıraladı. Türkiye'den sadece Galatasaraylı Osimhen'in yer aldığı listenin zirvesine Harry Kane oturdu.

Dünyanın en iyi forvetleri listesi açıklandı: Türkiye'den Galatasaray'ın oyuncusu Victor Osimhen var

Fotoğraf: Andrés Velandia/Pexels

20.08.2026 09:51

Galatasaray'da Torreira ile birlikte Lemina da ayrılabilir

Galatasaray'da Lucas Torreira'nın Fiorentina'ya transferi gündeme geldi. İtalyan ekibi, deneyimli savunmacıyla prensip anlaşmasına varırken, sarı-kırmızılılar bir vedanın daha eşiğine gelindi.

Galatasaray'da Torreira ile birlikte Lemina da ayrılabilir

Fotoğraf: Galatasaray

20.08.2026 12:59 / Güncelleme: 13:06

EMEP'li Sevda Karaca, sendika yöneticisine yönelik müdahaleye ilişkin önerge verdi: ‘Üstenci ve baskıcı bir tavır kabul edilemez’

Gaziantep İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu’nda sendika temsilcisine yönelik müdahale TBMM’ye taşındı. EMEP Milletvekili Sevda Karaca, Vali Yardımcısı Yakup Kılınçoğlu’nun tutumunu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a sordu.

EMEP'li Sevda Karaca, sendika yöneticisine yönelik müdahaleye ilişkin önerge verdi: ‘Üstenci ve baskıcı bir tavır kabul edilemez’

Fotoğraf: EMEP

20.08.2026 12:36

Boynunun üstüne düşüp ağır yaralanmıştı: Milli jimnastikçi Bahadır Çimen’in durumu iyiye gidiyor

Bolu'da antrenman yaparken boynunun üzerine düşüp ağır yaralanan milli cimnastikçi Bahadır Çimen’in durumunun iyiye gittiği öğrenildi.

Boynunun üstüne düşüp ağır yaralanmıştı: Milli jimnastikçi Bahadır Çimen’in durumu iyiye gidiyor

Fotoğraf: DHA

20.08.2026 09:33 / Güncelleme: 09:49

Almanya'da oyuncak silaha gerçek kurşun: Havalı tabanca taşıyan Türkiyeli göçmen çocuk, polis tarafından vuruldu

Münih'te elindeki havalı tabancayı gerçek sanan polis, 14 yaşındaki Türkiyeli göçmen çocuğu silahla yaraladı. Ameliyata alınan çocuk yaşam mücadelesi verirken, savcılık ateş eden polisi "tanık", vurulan çocuğu tehdit iddiasıyla "şüpheli" yaptı.

Almanya'da oyuncak silaha gerçek kurşun: Havalı tabanca taşıyan Türkiyeli göçmen çocuk, polis tarafından vuruldu

Fotoğraf: ANKA

20.08.2026 13:16 / Güncelleme: 13:19

Fransa'da yolsuzluktan suçlu bulunan eski Başbakan Fillon'un onur nişanı geri alındı

Fransa'da yolsuzluktan hüküm giyen eski Başbakan François Fillon, ülkeye hizmetleri gerekçesiyle verilen onur nişanını (Légion d'honneur) kaybetti.

Fransa'da yolsuzluktan suçlu bulunan eski Başbakan Fillon'un onur nişanı geri alındı

Fotoğraf: Remi Jouan/Wikimedia Commons CC BY-SA 3.0

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!