Gebze’den bir işçi maden işçilerine seslendi: İş başına
Unutmayalım ki işçiler olarak dertlerimizi, sıkıntılarımızı, acılarımızı, sevinçlerimizi, önemser bir ve birlikte olabilirsek kazanabiliriz.
Fotoğraf: Evrensel
Gebze’den bir işçi
Doruk Madencilik işçilerine;
İnsan belli bir yaş olgunluğuna gelmeden bilemiyor bazı sözcüklerin değerini. Alınteri ne demek, emek ne demek. Ama zaman geçtikçe. sorumluluklarımız arttıkça biz de değişiyoruz. Dün de kalan o gördüğü her şeyi isteyen çocuk olmaktan çıkıyoruz. Kursağımız dan geçen helal ekmeğin nereden geldiğini, nasıl kazanıldığını yaşayarak öğreniyoruz. Yaşamak elbette zor zanaat hele ki madenlerde, inşaatlarda, çelik fabrikalarında. Hele bir de ekmek kavgasına erken atılmak zorunda kaldıysak en temel insani ihtiyaçlarımızı karşılamanın zorluğunu görüyoruz. Kimi zaman ilkokulda bizlere sorulan büyüyünce ne olacaksın soruları geliyor aklımıza. Ezberletilmiş gibi çoğumuz ya öğretmen (gerçi şimdi öğretmenlerde atanamayarak işsizlik cenderesindeler olsa da) ya doktor ya da buna benzer popüler meslekleri söylemişizdir. Zor zanaat değil mi kardeşler işçi olmak?
Dertlerimiz aynı, sorunlarımız ortak. İş garantisi istiyoruz, bizim için işsizlik açlık demektir. İşten atmaların yasaklanmasını istiyoruz. İnsanca yaşayacak bir ücret istiyoruz, her gün her şeye yapılan zamlar karşısında zaten düşük olan ücretlerimiz sürekli eriyor. Barınma, sağlık, çocuklarımızın eğitim hakkının temel erişebilir bir hak olmasını istiyoruz. Çalışma koşullarının iyileştirilmesini istiyoruz, çünkü her yıl binlerce miz sakat kalıyor, meslek hastalıklarına yakalanıyor, işçi cinayetlerinde yaşamlarımızı yitiriyoruz. Çalışırken ölmek, ölene kadar çalışmak istemiyoruz. Çalışma sürelerinin kısaltılmasını istiyoruz, çünkü kendimize ve ailemize daha fazla zaman ayırmak istiyoruz.
Biz sürekli çalışan makina parçası değiliz. İnsanız. Sosyal haklar istiyoruz, çünkü yıllarca ödediğimiz prim ve vergilerin karşılığını almak, patronlara ucuz kredi olmasını istemiyoruz. İşsizlik fonunun yağmalanmasına hayır diyoruz. Mezarda emekli olmak istemiyoruz, insanca yaşayacak bir emekli, vergiden muaf bir asgari ücret istiyoruz. Ücretlerimizden yapılan vergi kesintilerinde adalet istiyoruz. Sendikalaşma hakkımızın önündeki engellerin kaldırılmasını, sendikal baraj ve grev yasaklarına hayır diyoruz.
Aynı koşullarda yaşıyor, birlikte üretiyoruz. Alın teri nasıl dönüşür kana, preste kalan parmaklardan nasıl olur da akar oluk oluk kan makinaya. Dul kadınlar, yetim çocuklar ekmek getirmek için madene yolladıkları eşlerinin babalarının ölüsüne bile hasret kalmadılar mı maden ocaklarında. Bu kadar az misafir kaldığımız şu dünyada yok pahasına çalışmak da nedir? Ekmek için sakat kalmak hatta ölmek nedir? Şu hayatta onurdan ötesi, alın teriyle kazanılmış ekmekten güzeli var mıdır? Tan ağarırken kalktığımız yataklardan erkenden düşeriz fabrika yollarına. Hepimizin aklında ve yüreğinde dir helal ekmek kavgası. Bizlerin kursağından geçmez haram ekmek. Unutmayalım ki işçiler olarak dertlerimizi, sıkıntılarımızı, acılarımızı, sevinçlerimizi, önemser bir ve birlikte olabilirsek kazanabiliriz. Ekmek direnişle, direniş dayanışma ile kazanılır. O zaman birleşmek için iş başına.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et