Ravive Kozmetik aileleri: 'Mal kaybı yaşanmış gibi iddianame düzenlenmesini kabul etmiyoruz'
Ravive Kozmetik'te yaşanan katliamda hayatını kaybedenlerin aileleri Gebze Adliyesi önünde bir araya geldi. Aileler, “Herhangi bir mal kaybı yaşanmış gibi iddianame düzenlenmesini kabul etmiyoruz” diyerek açıklama yaptı.
Fotoğraf: Evrensel
Hasret Gültekin Kozan
[email protected]
Dilovası Ravive Kozmetik'te 3'ü çocuk 7 işçinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından aileler adalet arayışına devam ediyor. Katliamda kamu görevlilerine ilişkin hazırlanan iddianameye itiraz eden aileler, çok sayıda Bakanlığın, birçok kamu kurumunun ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin soruşturma kapsamı dışında bırakıldığını vurguladı.
8 Eylül'de yine Kandıra’da görülecek dördüncü celsede sanık sıfatı ile sadece Dilovası Belediyesi’nin tutuklu ve tutuksuz haldeki sanıkları dinlenecek olmasının yeterli olmadığını söyleyen ailelere Gebze Adliyesi önündeki basın açıklamasına Birleşik Metal-İş, Petrol-İş, Tek-Gıda-İş, Nakliyat-İş, DGD-SEN, Hödlmayr Lojistik’in grevdeki işçileri, Emek Partisi ve CHP katılarak destek verdi.
"Bu iddianameyi kabul etmiyoruz"
Açıklama öncesi söz alan DGD-SEN Genel Başkanı Neslihan Acar, "Sanki 7 insan canını kaybetmemiş gibi çok teknik anlatımla iddianame hazırlandı. Gelinen noktada sadece Dilovası Belediyesi yargılanıyor. Herkes gördü. Bilmelerine rağmen ‘Görmedik, durmadık, bilmiyoruz’ diyorlar. Çalışma, Çevre ve Şehircilik, Sağlık Bakanlıkları, Valilik, Kaymakamlık, Kocaeli İl ve Dilovası İlçe Emniyet, itfaiye, muhtarlıklar doğrudan bu katliamın bizzat sorumlusu ve ortağıdır. Burada ne usulsüzlük varsa el birliğiyle örgütlemiştir. Bu katliamın gerçekleşmesinde ihmalleri vardır. Bu iddianameyi kabul etmiyoruz. 7 can hayatını kaybetti. Mal kaybı varmış gibi iddianame düzenlenmesini kabul etmiyoruz" dedi.
"İşçiler değil işverenler gözaltına alınmalı"
Gebze Sendikalar Birliği Dönem Sözcüsü ve Birleşik Metal-İş Gebze 2 No’lu Şube Başkanı Necmettin Aydın, Ankara’da hakları için mücadele eden madencilerin mücadelesini selamlayarak konuşmasına başladı. "Aslında işverenlerin gözaltına alınması gerekirken işçi arkadaşlarımız gözaltına alınıyor" diyen Aydın, "Ülkemizde temmuz ayı içinde en az 241 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. İş cinayetleri artık katliam boyutunu geldi. Devlet mekanizması var olan topluluğun hayatını kolaylaştırmak, varsa suç işleyenleri cezalandırmak, iyiyi gitmesine yönelik düzenlemeler yapması için var” dedi. Dilovası’nda Ravive Kozmetik Katliamı sonrası yaklaşık 10 aydır adalet mücadelesi verildiğini hatırlatan, ailelerin sorumluların cezalandırmasını istediğini kaydeden Aydın; davanın Kandıra’da görülmesini de eleştirip adaletin yerinden sağlanması için davanın Gebze'de görülmesi gerektiğini, dördüncü celseyi de yerinde destekleyeceklerini ve sorumlulara gereken cezanın verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
"10 aydır Adalet bekliyoruz!"
İşçi aileleri adına da Tuğba Taşdemir’in babası Şahin Taşdemir, Şengül Yılmaz’ın kardeşi Emine Bulut ve Nisa Taşdemir’in babası Vedat Taşdemir’in de aralarında bulunduğu üç aile üyesi söz alıp facia öncesi gereken önlemlerin alınmadığını hatırlattı. Tutuksuz yargılanan iki zabıta memurunun niye serbest bırakıldığını soran aileler, tüm sorumlulara en ağır ceza beklediklerini, davanın Kandıra’da değil Gebze’de görülmesini, zabıtaların denetim için geldiği fabrikadan parfümle ayrılıp akrabalarına dağıttığı iddialarını tekrarladı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’i göreve çağıran Vedat Taşdemir, "10 aydır bir arpa boyu yol kat etmedik. Bakanlar ve 600 vekilden adalet bekliyoruz. TBMM’de komisyon kurulup insanların hakkı aranmalı. Hiçbirinden ses çıkmıyor. Benim oyumla gittiler, aşağı da indirebilirim” dedi.
“Sorumluların tespitine ilişkin kayda değer hiçbir şey yok"
Dilovası İşçi Katliamı Aileleri’nin basın açıklaması faciada hayatını kaybeden 7 emekçiden biri olan Şengül Yılmaz’ın kızı Nur Aldeniz tarafından okundu. İşçilerin aileleri, "Sanıkların olası kast ile hareket ettikleri daha ne kadar açık olmak zorunda?" diye sordu.
“Açılan kamu görevlileri dosyasına ilişkin bir aydır savcılık ve mahkeme arasında dosyanın ve sorumluların tespitinin geliştirilmesiyle alakası olmayan, tamamen zaman kazanmaya ve göstermelik bir hukuka uygunluk kovalayan bir 'iddianamenin iadesi' süreci yaşanıyor” diyen Aldeniz açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“17 Ağustos 2026 Pazartesi günü itibariyle bu oyalamanın son bulduğunu, iddianamenin kabul edildiğini dosyaya giren evraklardan ancak tahmin edebiliyoruz. Mahkeme ve savcılık arasında yaşanan bu görüş ayrılığının dosyanın esasına ve sorumluların tespitine ilişkin kayda değer hiç bir yanı yoktur. Görüyoruz ki davada ve kabul edilen iddianamede sadece Dilovası Belediyesi yetkilileri sanık olarak yargılanıyor. Dilovası Belediye Başkanı (Ramazan Ömeroğlu) ve Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı (Tahir Büyükakın) davada sanık olarak yer almıyor. Dava için hazırlanan iddianamenin dayandığı bilirkişi raporu yetersiz. Sanık olarak yargılanan kamu görevlileri az. Soruyoruz; Bugüne kadar hiçbir önlem almamış, Akat’ların bin türlü usulsüzlükle çocuklarımız, eşlerimiz, annelerimiz, babalarımız üzerinden zenginleşmesine göz yummuş Bakanlıklar neden yargılanmıyor? Kocaeli Büyükşehir Belediyesi neden yargılamıyor? İşkur ve SGK neden yargılanmıyor?”
"Olası kast ile hareket ettikleri daha ne kadar açık olmak zorunda?"
Hazırlanan dava dosyasında Dilovası Belediyesi yetkililerinin bilinçli taksirle hareket ettikleri iddiası ile yargılandığını hatırlatan Aldeniz, “Kimyevi madde ile üretim yapan bir işyerinin hiçbir şekilde inceleme ve denetimden geçmemesi ve bu denetimsizlik sonunda, çıkan yangında yitip giden canlarımızın ölümünün bir değeri olmadığı anlamına gelmez mi? Sanıkların olası kast ile hareket ettikleri daha ne kadar açık olmak zorunda? Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı kendi görev ve sorumluluk alanlarında olan denetlemeleri yapmamış, işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili gerekli raporları düzenlememiş, önlemleri aldırmamıştır. Belediyelerin diğer kamu kurumları ile görev ve sorumluluk alanları içerisinde işbirliği yapmak gibi sorumlulukları söz konusu iken Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Dilovası Belediyesi arasında herhangi bir işbirliği yapılmamıştır” ifadelerini kullandı.
“Tüm sorumluları dosyaya dahil edin”
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Dilovası Belediyesi, işyerine ruhsat vermemesine rağmen işyeri faaliyetine göz yumulması, zabıta tarafından yapılan denetimlerde herhangi bir yaptırım uygulanmaması, yangın denetimi yapılmaması, itfaiye raporu alınması zorunluluğunun denetlenmemesi, ÇED raporu olup olmadığının araştırılmaması nedeniyle sorumludur ancak sadece birkaç yetkili yargılanmaktadır. Biz bunu kabul etmiyoruz! Yukarıda saydığımız bakanlıklar davada sanık olarak yer almamaktadır.
Aylardır süren adalet mücadelemizde en çok değindiğimiz nokta bu olmasına rağmen herhangi bir ilerleme kaydedilmediğini görüyoruz ve bunu kabul etmiyoruz. Bugün burada sorumluları bir kez daha haykırmaya geldik. Bizi oyalamayın. Tüm sorumluları dosyaya dâhil edin. Dosya üzerinden yapılacak tutuk incelemesi öncesi tekrardan söylüyoruz. Dilovası işçi Katliamı Aileleri olarak sevdiklerimiz için ve başka işçi katliamları olmaması için davamızdan asla vazgeçmeyeceğiz!”
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et