Deniz işçileri, yüksek navlun için hurda gemilerle ölüm rotasında
Temmuz ayında en az 23 deniz işçisi öldü, 40’tan fazlası yaralandı. Deniz İşçileri Platformundan Kaptan Efecan Özcan ile deniz işçilerinin yaşadığı zorlukları konuştuk.
Fotoğraf: AA
Kavel Alpaslan
İzmir – Ukrayna-Rusya hattında ve Hürmüz Boğazı’nda savaş şiddetini arttırırken özellikle NATO’nun Ankara’daki toplantısıyla birlikte iki cephede de tansiyonun yükselmesi dikkat çekiyor. ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı yeni saldırı dalgasını Ankara’dan duyurmuştu. Ukrayna ise temmuz boyunca Rusya’nın çeşitli bölgelerine şiddetli dron saldırıları düzenledi.
Her iki savaşta da ticaret hatları artık çok daha sık hedef alınıyor. Kısa süre önce Ukrayna, Türkiye bandıralı bir ticaret gemisine dron saldırısı düzenledi. Bu saldırıda pek çok işçi ağır yaralanırken hayatını kaybedenler oldu. Görüldüğü üzere bu saldırılarda en büyük bedeli ödeyen deniz işçileri. Biz de savaş hattında deniz işçilerinin yaşadığı zorlukları Deniz İşçileri Platformundan Kaptan Efecan Özcan ile konuştuk.
"İki hafta içinde 150’den fazla gemi vuruldu"
Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların arttığını görüyoruz. Öncelikle bu güncel durum hakkında neler söyleyebiliriz?
Ukrayna savaşının 24 Şubat 2022’de başlamasından bu yana bölgedeki gemiler ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Önce mahsur kalan gemileri, limanlarda vurulan gemileri konuştuk. Tahıl koridoru anlaşmasının bozulmasıyla güvensiz ilerleyen gemileri tartıştık. Sonra serseri mayınların seyir trafiğini olumsuz etkilemesini... Fakat temmuz ayı itibarıyla, Ukrayna’nın Rusya’ya çalışan ticari gemileri askeri hedef olarak niteleyeceğini açıklaması üzerine, yanlış hatırlamıyorsam iki hafta içinde 150’den fazla gemi vuruldu. Bazısında sadece hasar oluştu, bazısında meslektaşlarımız yaşamını yitirdi ya da yaralandı.
Şunu açıkça söylemek istiyorum: Temmuz ayında gelişen saldırıların temelinde NATO toplantısının etkili olduğu kanaatindeyim. Özellikle 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşen toplantıdan sonra saldırıların arttığını gözlemliyorum.
"Biz bu savaşın tarafı değiliz"
Saldırıların artmasıyla NATO zirvesi arasında bir zamandaşlıktan söz ediyorsunuz sanırım değil mi?
Evet. Birebir bağ kurmak zor ama şunu görebiliriz: Rusya’ya uygulanan yaptırımların merkezinde hep AB, ABD ve NATO ülkeleri vardı. Ukrayna’nın dron kuvvetleri de doğrudan ABD ve İngiltere yönetiminde. Bizim Türk armatörler zaten Rusya’ya sık çalışıyor. Kara listede çok fazla Türk gemisi var. Bunu da kullanarak savaşı farklı noktalara çekme gayesi olduğunu düşünüyorum.
Ama bizim açımızdan bakınca; ister Hindistanlı, Filipinli, ister Türk, Ukraynalı, Gürcü fark etmez. Biz burada emeğimizin karşılığıyla çalışıyoruz. Bu savaşın tarafı değiliz. Tek gayemiz evimizi geçindirmek. Sırf bir limana gitmiş olmasından sebep bu gemilerin vurulması, insanların ölmesi kabul edilemez. Rusya da artık benzer açıklamalar yapıyor: “Bizimle ticaret yapan gemilere operasyon yaparsanız misilleme yaparız” diyor. Önü alınmazsa çok tehlikeli bir noktaya gidiyoruz.
"Saldırı tehlikesi savaş bölgesiyle sınırlı değil"
Sizin de görev güzergahınızdan biri Karadeniz. Hem kendi gözlemlerinizi hem de çalışma arkadaşlarınızdan işittiklerinizi aktarır mısınız?
Şu an çalıştığım gemide savaş bölgelerine gitmiyoruz. Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu (ITF) tarafından belirlenen savaş bölgesi, Karadeniz’in 45 derece kuzey enleminin kuzeyi. Buralara çalışmaya gönderilirken denizcinin rızasını almak zorundalar; bu sendikal hakkımız. Ama tehlike bununla sınırlı değil. Köstence’de, Sinop, Kastamonu, Kilyos açıklarında gemi vurulabiliyor. Türkiye kıyılarına insansız deniz aracı parçaları ya da serseri mayınlar vurabiliyor.
Biz bazen “İsrail’e de İran’a da Rusya’ya da gitmek istemiyorum” desek de gitmek zorunda kalıyoruz. Çünkü firmaların oralarla anlaşmaları olabiliyor, öngöremiyoruz. “Karadeniz’e çıkmayın” kampanyası başlattık. Kolay değil; evini geçindiren insana “çalışma” demek zor ama bir gündem oluşturmak gerekiyor.
Romanya’ya Bulgaristan’a giderken bile diken üstündeyiz. Romanya’da kaldığım günlerde hava kuvvetleri defalarca F-16 kaldırdı, hava sahasına giren dronlara angajman yapmak için. Gürültülerini duyuyorduk. 2017’de Mariupol ya da Berdyansk’a gittiğimde sıcak çatışma yoktu ama Donbas’taki hareketlilik oraya sirayet ediyordu. Karadeniz’deki savaş yeni değil, sadece hacmi büyüdü. Dünyanın ticaret yükünün yüzde 90’ını denizciler sırtlanıyor. Bugün Çin-Tayvan krizi patlarsa orada da biz etkileneceğiz.
"Hürmüz’den geçene ikramiye sunan şirketler var"
Hürmüz Boğazı’ndaki durumla ilgili neler söyleyebiliriz?
Ukrayna savaşının başında Dinyeper-Bug Haliç’i, Kerç Boğazı, Azak Denizi’ndeki limanlarda, Odesa, Yujni ve Lova’da bulunan gemiler aylarca mahsur kaldı. Nehir limanlarındakiler çok zorlandı çünkü harekat birden başladı. Yağmalanan gemiler bile oldu.
Hürmüz’ün kapanması da Basra Körfezi’ndeki gemilerin çıkamaması demek. Amerika veya İsrail menşeliyse zaten vuruluyorlar. Ama orada çalışan Hindistanlı, Filipinli, Türk, Azeri, Gürcü her ülkeden insan vuruluyor. Füceyre tarafındakiler oraya girmez, rota değiştirir ya da bekler. İçeride kalanlar uzun süre mahsur kaldı. Hâlâ geçişler sıkıntılı. Arkadaşlarımızdan kalanlar oldu; kimisi bir ay, kimisi iki ay kaldı. Dış işleri üzerinden bir şeyler yapılabilir mi diye düşündük ama o dönem Körfez ülkeleri de vuruluyordu, limanlar kapatıldı. Şu an mahsur kalan gemi pek kalmamıştır, ama geçişler sıkıntılı. Altı-yedi maaş ikramiye teklif eden şirketler var: “Hürmüz’den geç, altı-yedi maaş vereceğiz” diyorlar. Ama riskler çok fazla.
"Saldırı hedefleri belirsizleşti"
Savaş bölgesinde ya da yakınında seyreden gemilerde işçilerin çalışma koşullarında ne tür zorluklar oldu? Platforma ulaşan işçiler en çok neden şikayetçiydi?
İDA’lar (insansız deniz araçları) ile vurulan gemilerin çoğunda makine dairesi hedef alınıyordu. Geminin atıl kalması için. Bu da arkadaşlarımızı ciddi anlamda zorladı. Ama bu işi kestiremiyorsunuz. Armatörler gözden çıkarabilecekleri gemileri seçiyor: 40-45 yaşında, hurdaya gidecek gemileri yüksek navlun için çıkarıyorlar. Temmuza kadar sigorta da sorun değildi. Şimdi sigorta firmaları prim yükseltti; Hürmüz’de primler yüzde 1000 arttı. Epey bir sigorta firması bölge gemilerine sigorta yapmayı kabul etmiyor.
Geçmişte vurulup vurulmayacağını bilemediğimiz gemiler vardı; gidip geliyordu. Şimdi askeri hedef olarak konumlandırmaları işin rengini değiştirdi. Togo bayraklı, Panama, Liberya, Marshall Adaları, Türk bayraklı fark etmez; Taman’a, Tuapse’ye, Soçi’ye, Novorossiysk’e gidiyorsa “vur” diyor. Üstelik uluslararası kara sularda vuruyor. Savaş hukukuna tamamen aykırı. Rusya da liman vuruyor: Odesa, Yujne, İzmail... Cenk Boro’nun gemisi vuruldu mesela; Odesa Limanına füze düştü, onlara denk geldi. Ölüm olmadı ama bu tarz etkilenmeler yaşanıyor. Sonra armatörler seferleri kaldırdı. Armatörler Birliği “Rusya’ya Ukrayna’ya gitmeyin” açıklaması yaptı. Şu an İstanbul’da Kartal’dan Ambarlı’ya kadar her yer gemi dolu.
"Parçalı yapı sendikal mücadeleyi zayıflatıyor"
Denizcilerin sorunları ya bir gemi battığında ya da politik-askeri bir meselede gündem oluyor. Halbuki biz yıllardır yıpranma payı mücadelesi veriyoruz. Türkiye’deki gemilerin büyük çoğunluğu kötü gemiler sınıfında. Sendikal mücadelede çok zayıf bir iş koluyuz; parçalı yapımızdan kaynaklanıyor. Burası bir otomobil fabrikası gibi 40 bin işçinin bir arada olduğu bir yer değil. Her gemide on beş-yirmi kişiyiz ve bir araya gelemiyoruz.
Denizci arkadaşların birliğin ve örgütlenmenin önemini görmesini, platformumuzu desteklemesini canı gönülden istiyorum. Biz birlik olmadıkça, 2008’den bu yana yıpranma payımızı, sigorta hakkımızı, sendikal haklarımızı birer birer elimizden aldılar. O çok konuşulan yüksek maaşlar da sadece zabit kadroları için var; gemiciler için o da yok. Savaş bölgelerine gitmemek için karar alabilmenin, birlikte hareket edebilmenin önemini vurgulamak istiyorum.
Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et