17.08.2026 17:58

BİRTEK-SEN, Malatya'da kadın işçilerle bir araya geldi

BİRTEK-SEN’in Malatya’da düzenlediği etkinlikte bir araya gelen kadın işçiler ve milletvekili Sevda Karaca; çalışma hayatında kadın emeği sömürüsünü, mülakat baskılarını ve direniş deneyimlerini ele aldı.

BİRTEK-SEN, Malatya'da kadın işçilerle bir araya geldi

Fotoğraf: Evrensel

Kıvılcım Eftelya
[email protected]


Birleşik Tekstil Dokuma ve Deri İşçileri Sendikası (BİRTEK-SEN), Malatya’da düzenlediği etkinlikte kadın işçilerle bir araya geldi. Etkinlikte kadın işçilerin işyerinde ve evde karşılaştığı sorunlar, sömürünün kaynakları, sendikal anlayış ve işçi direnişlerindeki kadın deneyimleri ele alındı. Emek Partisi (EMEP) Milletvekili Sevda Karaca da bu etkinliğe konuşmacı olarak katıldı.

BİRTEK-SEN Malatya Temsilcisi Halime Sancak, kadın işçilerin fabrika içinde ve dışında yaşadıklarına ve aynı zamanda geçtiğimiz yıl BİRTEK-SEN’in yayınladığı Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Tekstil Sektöründe Kadın Emeği ve Sendikal Algı Raporu’na değindi.

Kadın ve erkek işçilere muamelenin çok farklı olduğundan bahseden Sancak, “Mesela ben tehdit edildim. Bana dediler ki ‘Senin çocuğun ateşlendi. Ama bu akşam mesaiye kalmazsan yarın çocuğunu hastaneye götüremezsin’ Bu direkt anneye yapılan bir şey, babaya çok yapılmaz” dedi.

“Mülakatta bayılan kadın biliyorum”

Fabrika mülakatlarında dahi kadın işçilere sorulan soruların erkeklere oranla daha farklı olduğunu söyleyen Sancak, “Hastalığını falan soruyor. Dizin ağrıyor mu, gözün görüyor mu? Evlenecek misin, yüzük gördüm evli misin? Çocuğunuz var mı, kaç tane? Okula gidecek misin, sen bak lise mezunusun da yaşın küçük. Üniversite düşünüyor musun? Bunların hepsi niye kadına soruluyor? Erkeğin tek bir sorunu var: Askerlik. Ama kadına o kadar çok soru soruyorlar ki ben mülakatta bayılan kadın biliyorum. Erkekler yine mülakata geldiklerinde 1-2 saat içerisinde fabrikadan çıkarken kadınlar bir gün, yarım gün çalıştırılıyor” diye konuştu.

Kadınların emeğinin sömürüldüğünü, aslında tamamen özgür olmadığını, şu şartlarda olamayacağını ifade eden Sancak, “Bu özgürlük dediğimiz şey aslında paranın kaynağının kendinde olması, çocuğunun masraflarını kendi karşılaması, bütün ev yükünü kendisinin üzerinden alması anlamına gelmiyor. Oradaki tek mevzu paylaşım olması. Kadının da bu işi yaparken erkeğin de yapıyor olması” dedi.

“Sovyetler Birliği’nde, bir işçi ailesinin neye ihtiyaç duyduğunu bilen devlet yapısı vardı”

EMEP Antep Milletvekili Sevda Karaca ise, sömürünün kaynağına ve kadın işçilerin sistem içerisindeki yerine dair konuştu. İşçi devletinde, ev içi işlerin kadının üzerine yüklenmediği, toplumsal bir organizasyonla halledilebilmesinin mümkün olduğunu söyleyen Karaca, “Bunların her biri bir iş ve o işi yapanların da işçi olduğu, emeklerinin karşılığını aldığı ama bütün toplumun o işin faydasını gördüğü bir düzen mümkün. O organizasyonu yapabilir işçi devleti. Ama kapitalist devlet bu sömürü düzeni, kadınların bunu zaten karşılıksız bir biçimde yapacağına ilişkin bizi eğittiği, donattığı, bizi öyle yetiştirdiği, bir suçlu aranacaksa da hep kadınlar yüzünden diye asıl sorumluları kenara atacağımızı bildiği için hiç tartışmaya girmiyor” dedi.

Karaca, “Çamaşırları alıp götürüyorsun eve, yemekler veriliyor insanlara, herkesin çocuk sayısı kadar ihtiyaç duyduğu metrekarede evi var, kreşler, çocuk bakım yurtları, huzur evleri, engelli bakım merkezleri var. Böyle bir devlet vardı arkadaşlar. Sovyetler Birliği. Sovyetler Birliği böyle bir devletti çünkü o devleti işçiler yönetiyordu. Bir işçi ailesinin toplumsal olarak neye ihtiyaç duyduğunu bilen buna karar veren, bunu organize edebilen bir devlet yapısı vardı” diye konuştu.

Kadınları ezen toplumsal ilişkilerden erkeklerin yararlandığını, konforlu geldiğini söyleyen Karaca, “Bizim örgütlü kadın işçiler olarak erkek işçilere şunu öğretmemiz lazım ‘Benim ezilmem, benim hor görülmem, benim sürekli aşağılanmam, benim bu işlerin üzerimde kalması dolayısıyla, ikinci planda kalmam bu sömürü düzeninin ayrılmaz bir parçası ve bu sömürü düzeni beni ezerek seni ezmenin koşullarını oluşturuyor’.Erkekler sadece bir avuç zengini daha zengin yaptığı için kadınların ezilmesine karşı çıkmak zorunda” dedi.

Fotoğraf: Evrensel

Fotoğraf: Evrensel

“Eşitsizliğin temelini sömürü düzeninin tam göbeğine yerleştirmek zorundayız”

Bu sorunun bir sınıf sorunu olduğunun altını çizen Karaca, “Kadın-erkek birlikte bu sömürü düzenine karşı mücadele etmedikçe kadınlar hiçbir zaman buradaki hayal ettiğimiz o toplumsal düzenin içerisinde yer alamayacaklar. O yüzden kadın-erkek eşitsizliğinin temelini sömürü düzeninin tam göbeğine yerleştirmek zorundayız. Böyle yapmazsak bu patronlar, sermaye sınıfı işin içinden çok güzel sıyrılıyor” diye konuştu.

“Kadınlar burada yine ön plana geçti”

Şık Makas işçisi Sündüz Akkan ise, 260 gün boyunca süren direnişlerine ve bu direnişte kadın işçilerin ön planda olduğuna değindi. Direnişe katılan kadın işçilerin, patronla beraber kendi ailelerinden ve çevrelerinden de baskı gördüğünü söyleyen Akkan, “Kalabalık bir şekildeydik. Yemek yapmak için iş bölümleri yaptık aramızda. Kadınlar burada yine ön plana geçti. Yemek yapmak, bulaşık için, temizlik için yine kadınlar ön plana çıktı. Daha sonra çadırımız kuruldu. Oraya geliş gidişler oldu. Bu sefer çevreden baskılar oldu, basına çıkmaya başladık biz. Basında çıkınca herkes duydu. Orada bir halay çektik. Kendi başımdan geçeni anlatayım. Benim abim köye gidiyor. Anneme diyor ki ‘Anne bak kızın grevde’ diyor anneme izletiyor onu. Annem ertesi gün bir telefon açtı. Biz çadırda oturuyoruz. ‘Ne yapıyorsun Sündüz sen?’ dedi. ‘Çadırdayım, grev yapıyoruz anne’ dedim. ‘Senin orada ne işin var?’ dedi” diye konuştu.

Bu kadar saldırıya ve baskıya maruz kalmadıklarında belki de bu kadar dirençli olmayacaklarını düşünen Akkan, “Haklı olduğumuzu biliyorduk. Zaten o yüzden hiç şüpheye düşmedik. Birbirimizi bırakmayarak, birlik olarak biz başardık. Birbirimizin sorunlarını dinledik. Beraber ağladık orada. Mesela bayramlar geldi. Arkadaşlar ‘Bayram hazırlığı yapacağız, gelemeyeceğim’ deyince, ‘Al dolmanı gel, biz burada kadınlar olarak hep beraber saralım’ dedik. Dolmamızı bile sardık. Beraber yemeklerimizi pişirdik. Bayramlaşmalarımızı orada yaptık” dedi.

Kendi haklı mücadelelerini tek tek esnafları dolaşarak anlattıklarını söyleyen Akkan, “Kapı kapı biz esnafları dolaştık. Herkese anlattık. Kimisinden sert tepki gördüğümüz oldu mesela. Ama elimizde bildirilerle tek tek dolaştık. Sonra miting yaptığımızda, ilk miting alanına gittiğimizde ‘Acaba gelen olacak mı, katılım olacak mı?’ diye bakıyoruz etrafımıza. Nasıl olacak diye merakla bekliyoruz. Sonra bir baktık böyle sağdan soldan herkes geliyor. Herkes böyle eşini dostunu getirmiş” diye konuştu.

“Birliğimizi bozmadık ve kazandık”

Son olarak Akkan, “Kazanamazsınız, yapamazsınız diyenler çok oldu bize. Boşuna uğraşıyorsunuz, onlardan güçlü değilsiniz diyenler oldu. Sonuna kadar bizi bölmeye çok uğraştılar. Son güne kadar tek tek aradılar, bölmeye çalıştılar ama biz birliğimizi kesinlikle bozmadık, birbirimize inandık, güvendik. Sonuçta da kazandık” diyerek sözlerini sonlandırdı.

“Mücadelenin ne olduğunu Özak direnişi bize öğretti”

Özak Tekstil Direnişi’nin işçi temsilcilerinden ve BİRTEK-SEN Urfa Temsilcisi Funda Bakış da direniş deneyimlerini aktardı. Bakış, “80 gün boyunca işçiler sendikal hakları için mücadele etti. Özak Tekstil Urfa’nın en büyük tekstillerinden birisi. En büyükler, çok fazla ezenler oluyor. Çok ezildik, yok sayıldık, hakarete uğradık, tacize uğradık, mobbinge uğradık. Doğu bölgesinde mücadelenin ne olduğunu Özak Direnişi bize öğretti” dedi.

“Bir hafta içerisinde 700 işçiden 500’ü Birtek-Sen’e üye oldu”

Fazla mesailerden kaynaklı kadın işçilerin bir isyanının olduğunu söyleyen Bakış, “ ‘Ya yeter, nereye kadar gidecek, işte tacize uğruyoruz, içerideki sendika sesini çıkarmıyor. Gece geç saatlere kadar çalışıyoruz, işssiz kalıyoruz, tazminatsız işten çıkarılıyoruz, ahlaksız kodlarla çıkarılıyoruz sesini çıkarmıyor. Bu nasıl bir sendika? Bu nasıl hakkımı koruyacak?’ Sürekli işçilerin bir araya gelip bir beyin fırtınası yapıp ‘Biz ne yapabiliriz, biz buna nasıl bir çözüm üretebiliriz?’ diyerek, 3-5 arkadaşımızın bir araya gelerek orada BİRTEK-SEN’le irtibat kurmasıyla birlikte biz içeride 700 işçiden 500’ümüz BİRTEK-SEN’e üye olduk. Yani çoğunluğu sağladık bir hafta içerisinde” diye konuştu.

Bu direnişten çıkan özellikle de kadın işçilerin şu anda üniversite okuduğunu söyleyen Bakış, “Hiçbir zaman o haklarını kazanamayan işçiler, sürekli okuyacağım deyip de okuyamayan kadın işçiler direnişten sonra kendi özgürlüğünü kazandı. Kendi özgürlüğünü kazandıktan sonra da şu an üniversitede okuyan, atanan ve farklı yerlerde çalışan ve bunlardan bir kısmı da organize sanayi bölgesinde çalışacak olsa dahi girdiği her ortamda haksızlığı kabul etmeyen, asla haksızlığa gelmeyen insanlar haline dönüştü” dedi.

“Mücadele ettiğin oranda kazanacaksın”

Mücadelenin değiştirdiğini söyleyen Bakış, “Emek verdiğin hiçbir şey boşa gitmez. Sen mücadelenden asla geri durma. Hayatının her alanında sadece fabrikada, tekstilde ya da başka bir yerde değil, hayatının her alanında mücadele ettiğin oranda kazanacaksın. Mücadele etmediğin oranda da kaybedersin” diye konuştu.

“Bu haklar, işçilerin mücadelesiyle kazanılmış haklar”

Sendika avukatı Esmer Özer ise; “Tazminat hakkı, 8 saat çalışma hakkı, haftasonu tatili, kreş hakkı gibi haklar, bunların hepsi bize hediye olarak verilmedi. Bunlar tarihsel olarak yine bizim gibi işçilerin mücadelesiyle kazanılmış haklar ve çok kanlı bir mücadele tarihi var. Greve çıkan işçilerin üzerine silahların sıkıldığı, işçilerin greve çıkmasının hayatını kaybetmesiyle eşdeğer olduğu dönemlerden bugün artık bu haklarımız var dediğimiz bir aşamaya geldik” dedi.

Burada geçmişte de sendika deneyimleri olan işçilerin bulunduğunu ifade eden Özer, “Sendika deyince aklımıza ilk gelen şey işe girdiğimizde E-devlet üzerinden zorla üye yaptırıldığımız, içeride ne olduğunu bilmediğimiz, ‘Bir sendika var aidat kesiyor ama sendika ne işe yarıyor’u bilmediğimiz, belki üzerine düşünmediğimiz deneyimimiz var ve orada gün sonunda o sorunların biriktiği ve patladığı noktada sendikanın sendika olmaktan kaynaklı görevlerini yerine getiremediğini fark ediyoruz” diye konuştu.

Özer, “Mesela Özak Tekstilde işçiler, işyerinde fazla mesai baskısına karşı direnirken sendika temsilcisine gittiğinde, buna dair bir şey yapalım dediğinde sendika temsilcisi şikayet eden işçiyi gidip patrona fişliyor. Ya da kendi sisteminde sendikadan istifa edenleri görüyor, istifa edenleri gördüğü için gidip oranın listesini patronlar alıyor. Ya da Şık Makas örneğinde olduğu gibi bizim bir günlük iznimiz var diyerek işçilere eyleme çıkarıp ertesi gün işçileri içeri girmeye ikna edecek bir şey haline geliyor” dedi.

Son olarak Özer, “Patron işbirlikçisi, patron tetikçisi sendikalar, patronun davetiyle iş yerlerine giderken gerçekten mücadele eden bir sendika o fabrikanın içine girsin diye aylarca grev yapmak, dövüşmek zorunda kalabiliyoruz” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
17.08.2026 13:42 / Güncelleme: 14:58

Karayip Korsanları 6 için hazırlık sürüyor: Hikayenin merkezinde Jack Sparrow olmayabilir

"Karayip Korsanları"nın yeni filmi için Johnny Depp'le görüşmeler yapıldı. Depp dönmesi halinde Jack Sparrow merkezde olmayacak. Margot Robbie'nin başrol olacağı projede, Depp'in yan karakter olarak yer alması kararlaştırıldı.

Karayip Korsanları 6 için hazırlık sürüyor: Hikayenin merkezinde Jack Sparrow olmayabilir

Fotoğraf: Author: NJM2010 Cropped by: Islam90/Wikimedia Commons CC BY-SA 4.0

17.08.2026 09:51

Rusya, Odessa ve İzmail limanlarındaki askeri hedefleri vurduklarını açıkladı

Rusya Savunma Bakanlığı, Ukrayna'nın Odessa ve İzmail limanlarında ordu tarafından kullanıldığını öne sürdüğü tesis ve gemilere İHA saldırıları düzenlediğini açıkladı.

Rusya, Odessa ve İzmail limanlarındaki askeri hedefleri vurduklarını açıkladı

Rusya Ukrayna

17.08.2026 16:19

Giresun’da sel sonrası arama çalışmaları devam etti

Giresun'da can kayıplarına yol açan selin ardından kayıp 2 kişi aranırken yaşanan yıkım, dere yataklarındaki yapılaşma ve altyapı yetersizliği sorunlarını yeniden gündeme taşıdı.

Giresun’da sel sonrası arama çalışmaları devam etti

Fotoğraf: AA

17.08.2026 11:25

İtalya'da Rönesans dönemine ait 4 eser çalındı

İtalya'nın Messina kentindeki Bölgesel Disiplinlerarası Müze'den, Rönesans ressamı Antonello da Messina'ya atfedilen San Gregorio Poliptiği'nin üç paneli ile Meryem ve Mesih'i tasvir eden çift taraflı bir panel çalındı.

İtalya'da Rönesans dönemine ait 4 eser çalındı

Fotoğraf: Antonello da Messina/Wikimedia Commons CC BY 4.0

17.08.2026 15:43

Boşandığı kadının eşini öldürdü sonra intihara kalkıştı

Kocaeli'nin İzmit ilçesinde R.A., boşandığı kadının eşi M.K.'yi sokak ortasında tabancayla vurarak öldürdü, ardından aynı silahla intihar girişiminde bulundu.

Boşandığı kadının eşini öldürdü sonra intihara kalkıştı

Fotoğraf: Evrensel

17.08.2026 12:09

Zeytinburnu'da kentsel dönüşüm yıkımı sırasında çökme: Arka tarafa düşseydi insanlar ölebilirdi

İstanbul Zeytinburnu'da kentsel dönüşüm kapsamında boşaltılan dört katlı bina, yıkım çalışmaları sırasında kontrolsüz şekilde çöktü. Ölen ya da yaralananın olmadığı olayda, mahallede kısa süreli panik yaşandı.

Zeytinburnu'da kentsel dönüşüm yıkımı sırasında çökme: Arka tarafa düşseydi insanlar ölebilirdi

Görseller: DHA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!