18.08.2026 00:10

Çöküşün eşiğinde baskı rejiminin ekonomisi

2016’dan sonra rejimin baskının şiddetini artırması ile demokratik kazanımlar ve ücretler el ele kötüleşmeye doğru adeta koşmaya başlamıştı. Ücretlerin düşüşünün garanti edilmesi, demokrasiyle pek ilgilenmeyen patronlarımız için bulunmaz nimet.

Çöküşün eşiğinde baskı rejiminin ekonomisi

Fotoğraf: AA

Erhan Bilgin
[email protected]


 

Türkiye ekonomisinin pek çok göstergesine, mesela en büyük 500 büyük sanayi firmasının verilerine (1) kısa bir bakış bile, ekonominin ağır bir kriz içinde, çöküşe (crash) doğru sürüklendiğini ortaya koyuyor.

AKP’nin baskıcı rejiminin varlığı ile ekonomik krizin ağırlaşması arasında kuvvetli bağ var. Çelişkilerin derinleşmesi ve krizin ağırlaşması, ekonominin ve toplumun yönetilmesinin güçleştiğini de gösteriyor ki bu durum baskıcı rejimin meşruiyetinin sarsılmakta olduğu anlamına da geliyor.

Krizin başlıca göstergeleri

500 firma verilerini içeren tablomuz, başlıca iktisadi olguların istihdam hariç 15 yılda, keskin biçimde kötüleştiğini ortaya koyuyor. Mesela toplam hasıla 15 yılda yüzde 54, toplam sermaye yüzde 35, kâr tutarı (artı değer) yüzde 64, verimlilik yüzde 69 oranında azalmış... Artan tek şey istihdam.

500 Firma temel ekonomik göstergeleri (Sabit fiyatlarla)

Endeks 2010=100

 

Toplam Gelir (hasıla)

Toplam sermaye (1)

Artı değer (kâr)

Gerçek kâr oranı yüzde (2)

Net işletme sermayesi (3)

Verimlilik (4)

Toplam İstihdam

2010

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

100,0

2014

86,5

104,3

84,4

80,8

95,0

74,5

116,1

2016

104,2

121,7

101,2

87,7

109,0

86,6

120,3

2017

107,6

121,8

107,3

98,0

116,8

87,9

122,4

2018

89,0

118,1

101,1

100,8

108,9

71,0

125,4

2019

91,6

119,7

91,4

87,2

110,6

72,5

126,5

2020

92,0

118,7

94,4

98,2

126,5

70,7

130,1

2021

75,4

108,4

84,4

104,1

113,2

54,8

137,4

2022

70,6

87,1

73,3

95,5

84,0

49,3

143,1

2023

58,3

100,7

60,1

53,0

69,4

40,0

145,9

2024

50,2

79,2

38,7

40,8

52,4

33,6

149,6

2025

45,8

65,5

35,5

46,5

39,7

31,4

145,9

(1) Net aktifler (2) Gerçek sıfatını, vülger iktisadın kâr tanımlarından Marx’ın kâr oranı kavramının farklılığını vurgulamak için kullanıyoruz. (3) Firmaların kısa vadeli borçları düşüldükten sonra ellerinde kalan nakit (para) sermaye (4) İşçi başına yaratılan brüt hasıla (5) İşçi başına ücret.

İstihdam artışının rolü

1982’dan 2010’a uzanan 29 yılda 500 büyük firmanın istihdamı hemen hemen aynı seviyede kalmış. Fakat 2010’den sonra sanayici patronlarımız, daha fazla işçi çalıştırma hevesine kapılmışlar, öyle ki 2025’e geldiğimizde istihdam 2010’a göre yüzde 45 oranında artmış bulunuyor.

Belki de güzide patronlarımız işçi severliğe kapıldılar! Fakat kâra aşık patron sınıfımızı istihdamı artırmaya, “düşük ücret”ten yararlanma imkanından başka hiçbir şey yöneltemezdi. Ücretlerin 15 yılda yüzde 53 oranında azalması aşklarını alevlendirmiş olmalı. (2) Böylece şirket başına işçi sayısı 2010 yılına kadar 1200 civarında iken 2025 yılında 1600’e sıçramıştır. (Aynı dönemde Türkiye toplam sanayi istihdamı yüzde 33 oranında artarak 6. milyona ulaşmıştır.)

Zaten çelişkiler giderilemeyecek ölçüde derinleştiği ve kriz ağırlaştığı halde, çöküşle sonuçlanmamasının (Başka çelişkiler meydana getirse de) başlıca nedeni 500 firma istihdamının genişlemesinden başka bir şey değildir.

Sanayi işçi sayısının artması, sınıf mücadelesi imkanlarını da genişletir. Ama istihdam artarken, sabit sermaye miktarı eş zamanlı artmazsa, sanayide verimliliğinin düşmesine neden olur. Böylece çelişkiler derinleşir. (3)

Derinleşen çelişkiler

Artan istihdam en başta makine donanımının (sabit sermaye) nispi eksikliğini ikame etmiştir. Fakat istihdam aşırı genişlerken, toplam hasıla gerileyince verimlilik de 15 yılda yüzde 69 gibi feci bir oranda düşmüştür.

Verimliliğin düşmesiyle birlikte, 15 yılın sonunda kâr hacmi yüzde 64 ve gerçek kâr oranı yüzde 52 oranında gerilemiş en sonunda sermaye birikimi yüzde 34 oranında azalarak (4) tıkanmıştır.

Bir başka çelişki, toplam ücretin hâlâ 2 katından fazla olmakla birlikte, toplam kâr hacminin makine donanımını genişletecek ölçüde büyüyememesidir. (5) Böylece aşırı sömürüye rağmen, üretimin ve yatırımın genişlemesi imkanı sınırlanmış oluyor. Bu nedenle patronlarımız, makine yatırımlarını eksik yapmakta veya ertelemekte, krediye (para sermaye) şiddetle ihtiyaç duymakta, ama faizlerin yüksekliği nedeniyle elde edememektedir.

Baskı ortamının sonuçları

2016’dan sonra gerici rejimin baskısının şiddetini artırması ile demokratik kazanımlar ve ücretler el ele vermişcesine kötüleşmeye doğru adeta koşmaya başlamıştı. Ücretlerin düşüşünün garanti (Asgari ücretin sınırlanması ve yaygınlaştırılması) edilmesi, demokrasiyle pek ilgilenmeyen patronlarımız için bulunmaz bir nimet. Zaten patronlarımızın, baskıcı rejime açık veya dolaylı desteğinin gerekçelerinden biri, bu geçindiremeyen ücret siyaseti.

Ama AKP iktidarı siyasi demokrasiyi sınırlamışken, ciddi hiçbir tepki görmeden bütçeyi usulsüz ve verimsizce kullandığı gibi, kendisine yakın sermaye gruplarına kamu kaynaklarını neredeyse faizsiz aktarabildi. Ayrıca kuralsızca karşılıksız para basarak enflasyonu körükledi. Böylece sanayi sektörünün yararlanabileceği kaynakları (para sermaye) sınırlamış oldu.

Daha vahimi, hükümetin faiz hadlerini yükseltmesi ile, sabit sermaye yatırımı için para-sermayeye susamış sanayicilerin, bankalar sistemi kredilerine erişmekten de mahrum kalmasıdır.

Sonuç

Analizimizin AKP rejiminin şiddete vardırdığı baskıcı rejiminde ücretlerin aşırı ölçüde düşürülmesine rağmen, krizin üstesinden gelemediğini ortaya koyduğunu sanıyorum.

Baskı koşullarında kriz ağırlaşmış, ekonomi yönetilemez hale gelmiştir.

Fakat krizin şimdilik sert bir çöküşe evrilmemesinin başlıca nedeni, ücretlerin sürekli düşme eğilimidir. Düşük ücret, sermaye birikiminin tıkanmasına rağmen, sömürünün ve dolayısıyla kârlılığın gerileyen hızını yavaşlatmak gibi, paha biçilmez bir işlev görüyor. Bir diğer neden, işçi mücadelesinin geriye çekilmesi ile çalışma koşullarının kötüleşmesinin sömürüyü ve emek yoğunluğunu artırma imkanıdır.

Rejimin ve patronların en büyük güvencesi, işçi sınıfının dağınıklığı milyonlarca kişiden oluşan yedek işçi (işsiz) ordusu ve mevcut sendika bürokrasisinin baskıcı rejimle ettiği iş birliği. O halde diyalektik biçimde düğümü çözecek yegane gücün de işçi sınıfı olduğu anlaşılıyor.

(1) 500 sanayi firmasının ekonominin temel unsurlarını (miktar ve tekel gücüyle) belirlediği dikkate alınırsa verilerin ekonominin genel eğilimini ortaya koyduğunu kabul edebiliriz.

(2) Ücret düşüşü çoğunlukla istihdamı teşvik etmekle birlikte bu bir genel kural oluşturmaz.

(3) Burjuva veya burjuva-sol iktisatçıların sığ analizlerinin başlıca nedeni, R. Luksemburg’un belirttiği gibi ekonominin sınıflar mücadelesinin alanı olduğunu görmezden gelmeleridir.

(4) Ücret düşüklüğü, kâr hacmindeki ve sermaye birikimindeki gerilemeyi telafi ettikçe “sermayenin organik bileşimi” (500 firmada olduğu gibi) durağan kalabilir. Bu paradoks ücretin aşırı düşük olduğunu da kanıtlıyor. (Sermayenin organik bileşimi, makine donanımının ücrete göre düzeyini tanımlar)

(5) 500 firmanın toplam sermayesinin (2010-2025 Ortalaması) yüzde 58’i borçlardan yüzde 42’si öz sermayeden oluştuğuna göre, kârın önemli bir kısmı borç geri ödemeye ayrılmaktadır.

Evrensel 31 yaşında!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
17.08.2026 12:28 / Güncelleme: 14:58

AKOM tarih verip uyardı: İstanbul'da hava sıcaklığı 36 dereceye kadar çıkacak

AKOM, İstanbul'un Afrika ve Basra kaynaklı sıcak hava dalgasının etkisine girdiğini belirterek, perşembe günü sıcaklığın 36 dereceyi bulacağını ve bunaltıcı havanın 7-10 gün süreceğini duyurdu.

AKOM tarih verip uyardı: İstanbul'da hava sıcaklığı 36 dereceye kadar çıkacak

Fotoğraf: AA

17.08.2026 10:05

Gram altın haftaya yükselişle başladı: Çeyrek ne kadar oldu, fiyatlarda son durum ne?

Gram altın, haftanın ilk işlem gününe yükselişle başlayarak 6 bin 768 liradan satılıyor. Peki, cumhuriyet altını ve çeyrek ne kadar oldu?

Gram altın haftaya yükselişle başladı: Çeyrek ne kadar oldu, fiyatlarda son durum ne?

Fotoğraf: ANKA

17.08.2026 13:48

Zimbabve’de feribot kazası: Yaşamını yitirenlerin sayısı 80’e yükseldi

Zimbabve’de Kariba Gölü’nde 11 Ağustos’ta yolcu feribotunun alabora olması sonucu yaşamını yitirenlerin sayısı 80’e yükseldi. En az 18 çocuğun hayatını kaybettiği kazada arama çalışmaları sürüyor.

Zimbabve’de feribot kazası: Yaşamını yitirenlerin sayısı 80’e yükseldi

Fotoğraf: AA

17.08.2026 09:46 / Güncelleme: 09:58

Rusya: Ukrayna'nın füze saldırısında Belgorod'da 6 kişi öldü, 4 kişi yaralandı

Rusya, Ukrayna ordusunun Belgorod bölgesindeki Koloskovo köyüne düzenlediği füze saldırısında 6 kişinin hayatını kaybettiğini, biri çocuk 4 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Rusya: Ukrayna'nın füze saldırısında Belgorod'da 6 kişi öldü, 4 kişi yaralandı
17.08.2026 11:44

Soma B Termik Santrali icradan satışa çıkıyor: İlk açık artırma 7 Eylül’de

TKİ’ye 20 milyar TL’yi aşkın borcu bulunan Konya Şeker’e ait Soma B Termik Santrali’nin icradan satış takvimi belli oldu. 13,8 milyar TL değer biçilen santral için ilk açık artırma 7 Eylül’de yapılacak.

Soma B Termik Santrali icradan satışa çıkıyor: İlk açık artırma 7 Eylül’de

Soma Termik

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!