Temmuz zammının ardından hastaneden izlenimler
Kış aylarında indirimli ve taksitli olarak ayarladığımız tatillere bile artık gidemiyoruz. “Bırakın tatili, aç karnımızı bile zor doyuruyoruz” diyen arkadaşlarımız var.
Sağlık emekçisi
Ankara
Aylardır tüm memurlar gibi biz sağlık emekçilerinin de beklediği temmuz ayı zammı belirlendi. Ancak sonuç hepimiz için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Çalışanlar arasında yüzde 13.5’lik zammın adeta bizimle dalga geçmek olduğu konuşuluyor. Zamla maaşlarımızda 9-13 bin lira arasında bir artış oldu. Oysa gıdadan elektriğe, sudan temizlik malzemelerine, giysiden daha birçok temel ihtiyaca kadar her şeye kat kat zam geldi.
Biz sağlık emekçileri 12 ay boyunca zor çalışma koşullarında, eksik personelle çalışıyoruz. Çoğu zaman dört kişinin yapması gereken işi bir sağlık emekçisi yapmak zorunda kalıyor. Kış aylarından indirimli ve taksitli olarak ayarladığımız tatillere bile artık gidemiyoruz. “Bırakın tatili, aç karnımızı bile zor doyuruyoruz” diyen arkadaşlarımız var. Bu şartlarda birçok sağlık emekçisi ek iş yapmak zorunda kalıyor. Kimi küçük bahçesinde yetiştirdiği, belki kendisine bile ancak yetecek sebzeleri satıyor. Kimi el emeğiyle yaptığı ürünleri satarak gelir elde etmeye çalışıyor. Kimi e-ticaret işleri yapıyor. Mesai sonrasında kafede çalışan da var, araba yıkayan da… Bu liste uzayıp gidiyor. Çünkü herkes gibi sağlık emekçisi de artık zar zor geçiniyor.
Çocuklarımız söz konusu olduğunda da durum farklı değil. Üç aylık okul tatilini ekonomik açıdan bir fırsat olarak görmek zorunda kalanlarımız var. Çocuğunu memleketine, anneannesinin ya da babaannesinin yanına gönderen, “Hiç değilse üç ay kurs ücreti vermiyoruz” diyenlerimiz var. Oysa kim ister üç ay boyunca çocuğundan ayrı kalmayı? Bir de okullar kapalıyken kendisi çalışmaya devam ettiği için çocuğuna bakacak kimseyi bulamayan ve mecburen kurslara astronomik ücretler ödeyen sağlık emekçileri var.
Tatil anlayışımız da ekonomik koşullara göre değişti. Bazı sağlık çalışanları daha ekonomik olsun diye ortak bir yazlık tutup iki-üç aile birlikte tatil yapıyor. Bazılarımız ise memlekette ailesinin yanına gidiyor hem birkaç gün orada kalıyor hem de kışlık hazırlıklarını yapıp dönüyor. Tatilini bu şekilde değerlendiren sağlık emekçilerinin sayısı da az değil.
Hastanede çalışırken çevreme baktığımda artık bunların tek tek insanların yaşadığı istisnai durumlar olmadığını görüyorum. Aynı koridorlarda çalışan, aynı nöbetleri tutan, aynı yoğunluğu yaşayan sağlık emekçilerinin ortak gündemi geçinebilmek. Aylarca beklediğimiz zamdan sonra bile konuştuğumuz şey dinlenmek ya da tatil yapmak değil; hangi masraftan kısacağımız, çocukların yaz aylarını nasıl geçireceği ve mesai sonrasında hangi ek işi yapabileceğimiz. Oysa biz, en temel ihtiyaçlarımızı bile tam olarak karşılayamadığımız bu koşulları değil; insanca yaşayabileceğimiz bir ücreti, dinlenebileceğimiz bir tatili, çocuklarımızla kaygı duymadan zaman geçirebilmeyi, mesai sonrasında başka bir işte çalışmak zorunda kalmadan hayatımızı sürdürebilmeyi istiyoruz.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et