Yeni Partili Özgür Karabat'tan üretim uyarısı: Sıcak paraya dayalı modelin bedeli çok ağır olur
Özgür Karabat, uygulanan yüksek faiz, sıkı kredi ve Türk lirası politikasının sanayi üretimini zayıflattığını belirterek, “Türkiye bilinçli biçimde üretimden çıkarılıyor. Bunun yalnızca ekonomiye değil, ülkemize de bedeli çok ağır olur” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat
Duygu Ayber Gültekin
[email protected]
Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, Türkiye ekonomisindeki üretim, dış ticaret ve cari açık verilerini değerlendirdi. Ekonominin yüksek faiz ve sıkı kredi politikalarıyla soğutulmasına rağmen dış dengede beklenen iyileşmenin sağlanamadığına dikkat çeken Karabat, Haziran ayında cari açığın 4,2 milyar dolar, yıllıklandırılmış cari açığın ise 38,9 milyar dolar olduğunu açıkladı.
Mevcut ekonomi programının dış ticaret dengesi ve büyüme dinamikleri üzerindeki etkilerini değerlendiren Karabat, 2026 yılının ilk altı ayında ihracatın 136,1 milyar dolar, ithalatın ise 189,2 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirtti. İhracatta yüzde 3,6’lık bir artış görülürken ithalatın yüzde 4,6 oranında yükseldiğine dikkat çeken Karabat, Türkiye’nin yılın ilk yarısında 53 milyar doların üzerinde dış ticaret açığı verdiğini ifade etti.
"Sanayi üretimi geriliyor"
Ekonomi programının yüksek faiz, kredi kısıtlamaları ve Türk lirasının reel değerlenmesi üzerine kurulu olduğunu aktaran Karabat; politika faizinin yüzde 37, para piyasası faizlerinin ise yüzde 40 seviyesinde seyrettiğini, kredi büyümesinin ise şubat sonundaki yüzde 34,6 düzeyinden yüzde 25 bandına gerilediğini kaydetti. İç talebin ve sanayi üretiminin yavaşladığı bir ortamda dış dengede beklenen iyileşmenin sağlanamadığını savunan Karabat, “Sanayi üretimi geriliyor, kredi büyümesi yavaşlıyor, iç talebin dezenflasyonist seviyeye geldiğini bizzat Merkez Bankası söylüyor. Ekonominin bu kadar soğutulduğu bir dönemde dış dengede çok daha güçlü bir iyileşme görülmesi gerekirdi” değerlendirmesinde bulundu.
Haziran ayında sanayi üretiminin yıllık bazda yüzde 1,4 gerilemesine karşın ithalatın ihracattan daha hızlı artış kaydetmesinin dış ticaret dengesi açısından risk oluşturduğunu dile getiren Karabat, TÜFE bazlı Reel Efektif Döviz Kuru Endeksi’nin temmuz ayında 105,96’ya yükseldiğini anımsattı. Kur artışının enflasyonun gerisinde kalmasının ithal malları görece ucuzlattığını, yurt içi maliyetleri ise döviz bazında artırarak ihraç ürünlerinin dış pazarlardaki fiyat rekabetini olumsuz etkilediğini belirten Karabat, “İthal mallar yerli üretime göre görece ucuzlarken Türkiye’nin üretim maliyetleri döviz bazında yükseliyor. Ardından bütün sorumluluk ‘Katma değerli üretim yapılmıyor’ denilerek sanayicinin üzerine bırakılıyor” ifadelerini kullandı.
"İhracattan kazanılan kalıcı dövizin alternatifi değildir"
Türkiye ekonomisinin üretim yerine tüketim, hizmetler ve sıcak para girişleriyle dengelenmeye çalışıldığını öne süren Karabat, yüksek faiz ve değerli TL ortamının carry trade işlemlerini teşvik ettiğini ve dış açığın kısa vadeli sermaye hareketleriyle finanse edildiğini söyledi. Karabat, “Sıcak para ve dış borçla sağlanan döviz, üretimden ve ihracattan kazanılan kalıcı dövizin alternatifi değildir. Küresel risk iştahındaki veya sermaye hareketlerindeki her değişim, ekonomideki kırılganlığı yeniden ortaya çıkarır” dedi.
TCMB’nin 2026 yılı enflasyon tahminini yüzde 28’e yükselttiğini de hatırlatan Karabat, dış açığın sıcak para yerine sürdürülebilir ihracat ve üretim kapasitesiyle finanse edilmesi gerektiğini vurgulayarak açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“AKP bu düzeni dış finansman desteğiyle ayakta tutmaya çalışıyor, bunun karşılığında diplomatik tavizler veriliyor ve Türkiye’de otoriter bir sistem inşa ediliyor. Ant olsun ki bu düzeni değiştireceğiz.”
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et