Veliden para, şirkete veri, okula turnike
Okul saldırılarının ardından çözüm olarak turnike sistemi konulması uygun görüldü. Bu durum velilerden para toplanması ve çocukların verilerinin üçüncü şahıslara açılması gerekçesiyle tepki çekiyor. Eğitim sendikaları “vitrin uygulaması” diyor.
Ahmed Ziya Aydın
Maraş ve Urfa’da geçtiğimiz nisan ayında gerçekleşen okul saldırılarında 10 kişinin hayatını kaybetmesi ve 32 kişinin yaralanması sonrası okulların güvenliği konusu en önemli tartışmalardan biri oldu. Ancak bu ‘güvenlik’ konusu okul girişlerine X-Ray cihazları koyma, güvenlik personelini artırma ya da turnike sistemi kurmayla sınırlı kaldı. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün; okullarda turnike sistemi kurulumu yapan ‘Okulyo Okul Turnike Sistemi’ girişimi ile geçtiğimiz aylarda yaptığı protokol; bakanlığın güvenlik sorununa bulduğu “çözüm” oldu. Ancak eğitim sendikaları şiddetin turnikelerden geçerek okula girmediğini belirterek sorunun yapısal olduğunu söyledi.
Çocuklar banka müşterisi oluyor
Okulyo sistemi okullara turnike kurulumu gerçekleştiriyor. Sosyal medyada birçok paylaşımda okul yönetimlerinin turnike sistemi kurulumu için velilerden para topladığı ve bu miktarların da 500 TL ile 2 bin TL arasında değiştiği biliniyor.
Turnike sistemleri devamsızlık takibi yaparak velileri anlık fotoğraflarla haberdar ederken, bu durum aynı zamanda turnike ve kamera sistemleri aracılığıyla öğrencilerin kişisel verilerinin üçüncü kişiler tarafından toplanmasını ve çeşitli riskleri beraberinde getiriyor.
Bunun yanı sıra okula giriş için kullanılan ön ödemeli TROY kartlarla öğrencilerin kantin gibi yerlerden alışveriş yapabilmesi, Okulyo CEO’sunun açıklamalarındaki “18 yaş altı kitlenin bankacılık ve finansal okuryazarlık işlemleri anlamında Türkiye’de lider platform olmak istiyoruz” söylemiyle birleşince binlerce 18 yaş altı çocuğu henüz bu yaşta birer “banka müşterisi” haline getiriyor.
Çok fazla detay bulunmasa da internet sitesinde verilen bilgilere göre Okulyo üzerinden okul aile birliği veya yönetimi olarak farklı sektörlerden gelir de elde edilebiliyor. Yine sitelerindeki bilgilere göre güncelde 600 okul yönetimi, 360 bin öğrenci ve 700 bin veliyi kapsayan geniş bir ağ kurulmuş durumda.
Öğrenci değil müşteri
Okulyo kurucu ortağı Emre Çekiç’le yaptığımız görüşmede şu ifadeleri kullandı: “Turnike vasıtasıyla ebeveynleri bilgilendiriyoruz. Bunun ötesinde turnike sistemine kullandıkları kartlarla okul içinde; kantinde, yemekhanede veya okul dışında işte kırtasiyede, BİM, A101 gibi marketlerde POS cihazlarında alışveriş yapabiliyorlar. Yerli ve milli ödeme altyapısı TROY’un da entegrasyonuyla bakanlığın, il millî eğitim müdürlüklerinin yönlendirdiği proje. ‘maarif eğitim modeli’nde finansal okuryazarlık tarafına da destek veren bir proje bu.”
Bu alanda ticari anlamda büyük değer gördüklerini söyleyen Çekiç, birçok bankanın da 18 yaş altı kitleyi küçük yaşta kazanıp “yaşam boyu” (lifetime) bir müşteri haline getirmek istediği belirtiyor. Devamında “Bugün bir bankanın 18 yaş altındaki bir öğrenci kazanım maliyeti 10 bin liraları buluyor. Yani onun önüne reklam çıkarması, kartı göndermesi, uygulaması kullandırması, kargosu, dijital pazarlaması gibi bir sürü parametre var. Ama bunu Okulyo’yla yaptığı zaman çok uyguna geliyor. Çünkü bizde turnikede kullandıkları kart gibi bir avantajları var” ifadelerini kullanıyor.
Okulyo kimin?
Okulyo uygulamasının geliştiricisi, Saha Bilişim teknolojileri, tam adıyla ise Saha Geçiş Kontrol ve Bilişim Teknolojileri AŞ. Şirket 2022’de Emre Çekiç, Murat Ayrancı, Mustafa Soysal ve Yavuz Altun tarafından kuruldu. Ticaret sicil kayıtlarına göre 2025’te Kittybot Teknoloji ve Yazılım Şirketi de şirkette beşte bir pay sahibi haline geldi. Yine 2025 yılının sonunda Albaraka Portföy yatırım sonu da şirkette beşte bir pay sahibi haline geldi.
Kittybot Teknoloji de 2022’de Sara Naghavian ve Behzad Dadgar tarafından kuruldu. Ancak şirketin internet sitesine ulaşılamadığından mevcut projelerine ilişkin bilgi edinilemiyor.
Saha Robotik’in yatırımcıları arasında Coşkunöz Holdingin yatırım portföyü CVentures de bulunuyor.
Saha Geçiş Sistemleri’nin vergi levhası sorgulandığında son 3 senedir matrahsız olduğu (vergi vermediği), Soho Robotik’in ise yine son iki senedir matrahsız olduğu görülüyor.
Çocuklar okulda güvende hissetmiyor
Eğitim İş sendikasının Haziran 2026 tarihinde yayınladığı “Eğitimde Şiddetle Mücadele: Güvenli okullar nasıl mümkün olabilir?” raporunda yer alan PISA 2022 sonuçlarına göre, Türkiye'deki öğrencilerin %18,4'ü okula giderken kendisini güvende hissetmediğini belirtmiştir. Aynı raporda öğrencilerin %13,4’ü sınıfta kendisini güvende hissetmediği, %25,7’si okulunda silah veya bıçak taşıyan bir öğrenci gördüğü verileri yer almakta.
Türkiye’de çocukların okullara dair hissettiği güvensizliğe dair veriler ışığında güvenlik önlemi olarak turnike koyulması da tartışma konusu olmaya devam ediyor. Bu uygulamanın okuldaki şiddet olayları açısından nasıl bir etkisi olacağını gazetemize değerlendiren Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay, şiddetin turnikelerden geçerek okula girmediğini belirterek “Şiddet; çocukların içinde büyüdüğü toplumsal iklimle birlikte okula gelir. Okul, toplumdan bağımsız bir ada değildir. Toplumda büyüyen adaletsizlik, liyakatsizlik, yoksulluk, kutuplaştırıcı dil, hukuka duyulan güvensizlik, öğretmenin itibarsızlaştırılması ve çocukların geleceksiz bırakılması eninde sonunda okulun kapısından da içeri girer. Okullarda bugün tanık olduğumuz şiddet, yıllardır uygulanan yanlış eğitim ve kamu politikalarının eğitim sistemine yansımasından başka bir şey değildir” dedi.
Şiddetin gerçek nedenlerini kabul etmenin aynı zamanda bu tablonun siyasi sorumluluğunu da kabul etmeyi gerektirdiğini belirten Özbay, turnike uygulamasını bu nedenlerle yüzleşmek yerine yapısal sorunların üzerini örten, “bir şey yapılıyor” algısı oluşturan ve sorumluluğu görünmez kılmaya çalışan bir vitrin uygulaması olarak tanımlıyor. Okulda yaşanan şiddetin bireysel bir mesele değil, siyasal ve toplumsal tercihlerin eğitim sistemine yansıması olduğunu söyleyen Özbay, “Şiddetin mikro nedenleri kadar makro nedenleri de vardır. Aile içindeki sorunlar, akran ilişkileri, okul iklimi ve psikososyal destek eksikliği kadar; toplumdaki adaletsizlik, liyakatsizlik, yoksulluk, cezasızlık kültürü, umutsuzluk ve geleceksizlik de şiddeti beslemektedir” ifadelerini kullandı.
“Bugün öğretmenin mesleki itibarı sistemli biçimde aşındırılmış, liyakat yerine sadakat eğitim yönetiminin temel ölçütü hâline getirilmiş, rehber öğretmen ve psikolojik danışman eksikliği kronikleşmiş, okullar yardımcı personelsiz bırakılmış, sınıflar kalabalıklaştırılmış, sanat ve spor eğitim sisteminin kenarına itilmiş, milyonlarca çocuk eğitimden ve okuldan uzaklaşmıştır” şeklinde değerlendirmesine devam eden Özbay, okullarda şiddetin öngörülebilir bir olgu olduğunu, öngörülebilir her şeyin önlenebilir, önlenmeyen her olayın da siyasi ve idari sorumluluğu beraberinde getirdiğini vurguluyor.
Turnike uygulaması için velilerden talep edilen ücretlere ilişkin güvenlik ve eğitimin satın alınacak hizmetler olmadığını, devletin anayasal sorumluluğu olduğunu belirten Özbay kişisel verilerin toplanması konusunda da “Çocukların fotoğraflarının çekilmesi, giriş-çıkış bilgilerinin özel şirketlerin sistemlerinde işlenmesi son derece hassas bir konudur. Bu verilerin hangi hukuki güvenceyle toplandığı, nasıl saklandığı, kimlerin erişimine açık olduğu ve nasıl denetlendiği konusunda kamuoyu açık biçimde bilgilendirilmelidir. Çocukların güvenliği de kişisel verileri de ticari şirketlerin insafına bırakılamaz” ifadelerini kullandı.
Sorunu halının altına süpürmek
Eğitim Sen Merkez Yürütme Kurulu’ndan İzzet İldeş de konu hakkında görüşlerini gazetemizle paylaştı. Turnike, X-Ray, biyometrik takip ve benzeri uygulamaların tarihsel olarak cezaevleri, adliyeler, yüksek güvenlikli kamu binaları, havaalanları ya da olağanüstü risk taşıdığı varsayılan mekânlar için geliştirilmiş güvenlik araçları olduğunu hatırlatan İldeş, “Çocuğun kendisini ait, özgür ve güvende hissetmesi gereken okulun giderek bu mekânların güvenlik mimarisine benzetilmesi, yalnızca giriş çıkış düzenini değil, eğitimin anlamını da değiştirmektedir. Okulun kapısında öğrenciye verilen ilk mesaj merak, güven ve aidiyet değil; şüphe, kontrol ve gözetim olmaktadır” dedi.
“Öğrencinin okul kapısından geçerken fotoğrafının çekilmesi, hareketlerinin kayıt altına alınması ve bu bilgilerin üçüncü kişilere aktarılması, okulun niteliğini doğrudan değiştirir. Çocuk, eğitim hakkının öznesi olmaktan çıkarılıp sürekli izlenmesi gereken bir nesneye dönüştürülür. Okul, öğrenmenin, gelişmenin ve birlikte yaşamanın alanı olmaktan uzaklaşır; takip, kayıt ve denetim mekânına dönüşür” şeklinde değerlendirmesine devam eden İldeş, güven duygusunun turnikeyle kurulamayacağını, bir çocuğun daha fazla izlendiğinde değil, kendisini değerli, eşit ve korunmuş hissettiğinde güvende hissedeceğini vurguladı.
Şiddeti yoksulluğun derinleştiği, eğitim bütçesinin yetersiz bırakıldığı, rehberlik hizmetlerinin zayıflatıldığı, okul binalarının bakımsızlığa terk edildiği ve eğitim emekçilerinin ağır çalışma koşulları altında yalnızlaştırıldığı bir düzenin ürünü olarak tanımlayan İldeş, şiddeti üreten toplumsal koşullara dokunmadan okul kapısını elektronik sistemlerle donatmanın, sorunu çözmek yerine halının altına süpürmek olduğunu belirtti.
Eğitimde şiddetin önlenmesinin eğitime değer, eğitimciye itibarla, eğitimde eşitsizliği büyüten piyasacı politikalardan vazgeçmekle, eğitimin yalnızca kağıt üzerinde değil, fiilen kamusal ve eşit bir hak haline getirmekle gerçekleşeceğini söyleyen İldeş, sözlerini “Mesele girişleri kontrol etmek değil, şiddeti ve eşitsizliği üreten koşulları ortadan kaldırmaktır. Okul kapısına turnike koymak, eğitimdeki ağır sorunların üzerini örtemez. Veliden para toplayan, öğrenciyi izleyen ve teknolojik denetimi “güvenlik” olarak sunan bir anlayışın okulları güvenli hale getirmesi mümkün değildir. Güvenli okul; eşit, kamusal, aydınlık ve çocukların kendisini tehdit altında hissetmediği okuldur” şeklinde sonlandırdı.
'Finansal okuryazarlık yerine yoksulluk ciddi sorun'
Meselenin bankacılık boyutu hakkında fikirlerini bizimle paylaşan Dr. Ali Alper Alemdar ise finansal okuryazarlık kavramının finans sermayesinin kendi hegemonyasını meşru kılması ve finansallaşmanın daha kolay yayılması için kullanıldığını belirterek, "Bu kadar popüler bir kavram olmasına karşın, bu kavramı pompalayanların temel bankacılık prensiplerini ne kadar bildikleri de tartışılır. Bununla beraber, bu tarz ve neredeyse tekel olan bir uygulamanın finansal okuryazarlığa dair çok bir şey öğreteceğini düşünmüyorum" dedi.
"Aksine, ülkedeki gelir eşitsizliğinden ve ücretli emekçilerin ciddi bir kesiminin kredilerle hayatını idame ettiğini göz önüne aldıkça, bu uygulamanın, halihazırda temel hak ve devlet tarafından karşılanması gereken beslenmenin, tamamen özel sermayenin egemenliğine bırakıldığını görüyoruz. Bu uygulama yerine, her gün kantinde öğrencilere sunulacak ücretsiz yemeklerin yer aldığı bir uygulama çok daha isabetli olurdu" şeklinde değerlendirmesine devam eden Alemdar, Türkiye'de finansal okuryazarlık yerine yoksulluğun ciddi bir sorun olduğunu, olmayan bir sorun üzerinden çözüm üretip satmak yerine gerçek sorunlara eğilinmesi gerektiğini vurguladı.
Bakan Çiftçi: 30 bin görevli alınacak
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi geçtiğimiz günlerde okullara güvenlik personeli alımları ile ilgili bir açıklama yaptı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Cumhurbaşkanı ile de görüştüğünü açıklayan Çiftçi, okullara geçtiğimiz dönem sonu verilen 25 bin personelin çok “sürdürülebilir” olmadığını belirtti ve bunun yerine 30 bin “bahçe görevlisi” alımı yapacaklarını söyledi.
Alımların İŞKUR üzerinden yapılacağını belirten Çiftçi, bu personelin okullarda istihdam edileceğini vurguladı. Okullardaki güvenliği bu noktadan arttırmak istediklerini söyleyen Çiftçi, bu 30 bin bahçe görevlisinin yeni eğitim öğretim yılına yetişeceğini belirtti. Çiftçi, bu alımlara rağmen yine emniyet ve jandarma olarak okulların etrafında, civarında güvenlik tedbirleri almaya devam edeceklerini söyledi.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et