Enerjide özelleştirmede gelinen nokta: İcradan satılık termik santral
Özelleştirme Türkiye’nin en büyük termik santrallerinden biri olan Soma B’yi durma noktasına getirirken santralın sahibi Konya Şeker istediği kadar kâr etmediği için yatırım yapmazken borcunu da ödemedi.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Emine Uyar
Özelleştirme sonucu 2015 yılında, bir çiftçi kooperatifi olan Konya Şeker’e (Torku) satılan Soma B Termik Santrali, 11 yılın sonunda TKİ’ye olan 20 milyar dolayındaki kömür borcu nedeni ile icradan satışa çıkarıldı. Eylül ayında yapılacak olan satışla ilgili şartnamenin hazırlanması beklenirken bu yılın ilk aylarında Soma’daki kömür işletmelerinde ve santralde sık sık duruşlar, ücret ödememeleri gündeme gelmiş, işçiler yaptıkları eylemlerle haklarını alabilmişti.
Soma’da çıkan kömürün en önemli alıcısı durumundaki santralin geleceğinin belirsizliği nedeniyle hem santral işçileri, hem madenlerde çalışan işçiler hem de Soma esnafı ve halkı huzursuz. Konya Şeker, aldığı santralde kullandığı kömürün parasını ödemediği gibi herhangi bir yatırım ve iyileştirme de yapmadı. Şirket baca gazı filtrelerini faaliyete geçirmediği için devasa bir kamu zararının yanında çevre ve halk sağlığı açısından da ciddi risk oluşturdu. Baca gazı filtrelerinin olmaması nedeni ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 2024 yılında şirkete 1.3 milyon lira ceza kesti. Fakat aynı yıl şirketin 232 milyon lira teşvik aldığı ortaya çıktı.
Türkiye’de elektrik üretiminde en çok pay fosil yakıtlara ait
Santral halen 1200 işçi ile üretime devam ederken, satılıp satılmayacağı, satıldığında üretime devam edip etmeyeceği, kömürden elektrik üretiminin kârlı olup olmadığı, uluslararası anlaşmalar gereği 10 yıl içinde kömürden enerji üretiminden çıkılıp çıkılmayacağı gibi pek çok konu da tartışılmaya devam ediliyor.
Türkiye’de 2025 yılına ait verilere göre halen elektrik üretiminde ağırlıklı pay yüzde 33.5 ile termik santrallere ait. Bunu yüzde 23 pay ile doğal gaz izliyor.
Termik santrallerde kullanılan kömürün yüzde 37’si Türkiye’de çıkarılıyor. İthal kömür kullanımı ise yüzde 67 ile neredeyse yerli kömürün iki katı. Bu verilere göre elektrik üretiminde termik santraller hâlâ önemli bir yer tutuyor. Termik santralleri işleten şirketler ise “Kâr edemiyoruz” diyor.
Konu ile ilgili olarak görüştüğümüz Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) İzmir Şube Başkanı Mahir Ulutaş, termik santrallerin kâr edememesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, kârın bekledikleri kadar olmaması gibi bir durumun söz konusu olabildiğini dile getirdi.
Ülkedeki enerji politikalarının çok rasyonel olmadığını ve farklı lobilerin etkisi altında olduğunu belirten Ulutaş, örneğin Enerji Bakanlığının bir dönem kömür santrallerine, başka bir dönem rüzgar santrallerine teşvikler, garantiler verdiğini dile getirdi.
İkamesi olmayan bir üründen zarar edilemeyeceğine dikkat çeken Ulutaş, “Soma B Santralinin büyüklüğünü düşünürsek, devreye girdiği dönemde enerji üretim birim maliyeti düşüktü. Çalışıp ürettiğinde Türkiye enerji sistemine girmemesi mümkün değildi. Elektrik Üretim Anonim Şirketi (EÜAŞ) da zaman zaman pahalıya alıp ucuza satıyor elektriği. Süper kârlara alışmış olan sermaye bu alanda beklediği kadar kâr elde edemeyebiliyor” dedi.
Özelleştirilen santrallerde yatırımları kamu karşılıyor
Özelleştirme ile kamuya ait santrallerin adeta kaderine terk edildiğini dile getiren Ulutaş, “Santrallerin yenilenmeleri büyük maliyet gerektiriyor ancak 40-50 yıl gibi sürelerle işletme hakkı devredilerek özelleştirildikleri için alan işletme yatırım yaptığında maliyetini kamudan karşılayabiliyor. Ama yenileme sırasında üretimde düşme vs. yaşanacağı için tercih etmiyorlar” dedi.
Santral özelleştirmelerinde kamu kaynaklarının özel sektöre peşkeş çekilmesinin söz konusu olduğunu belirten Ulutaş, “emre amadelik” uygulamasından bahsederek, “Sizin ürettiğiniz elektriğe ihtiyaç duymasa bile size para ödüyor. O yüzden Soma B Santralinin zarar etme olasılığı yok” dedi.
Enerji alanının merkezi bir plan gerektirdiğini, depolama ile ilgili teknik yenilikler olsa da üretilen kadar tüketilmesinin zorunlu olduğunu belirten Ulutaş, “Enerji, aynı zamanda en temel insan hakkı ve altyapı hizmeti. Enerji pahalılığı vb. kesintiler, gerekli bakım onarım olmadığı için meydana gelen orman yangınları vb. gibi bugün yaşanan sorunlar doğrudan bu alanda çok aktörün olmasından, her aktörün kendi kârını düşünmesinden kaynaklanıyor. Üretim, iletim ve dağıtımın demokratik bir kamu eli ile yapılması zorunlu. Üretimde yerli kaynak, ithal zorunluluğu vs. bunların hepsinin belli bir plan dâhilinde olması gerekir” dedi.
Enerji özel sektörün insafına bırakılamaz
Ulutaş, enerji sektörünün neden özel sektörün insafına bırakılmayacağına ilişkin de bir örnek vererek, “Devlet özel sektöre ‘istediğiniz kaynağa göre santral yapın’ dediği için ’90’lı yıllarda peş peşe doğal gaz santralleri açıldı. Sonra doğal gaz fiyatlarındaki dalgalanmalardan kaynaklı eskisi kadar kârlı gelmeyince sistemden çıktılar ve 2000’li yılların başında geniş çaplı elektrik kesintileri yaşadık” dedi.
Kömürden elektrik üretiminden uluslararası anlaşmalar gereği vb. nedeni ile 10 yıla kadar vazgeçileceğine ilişkin söylentilerle ilgili olarak da Maden Mühendisleri Odası Genel Sekreteri Necmi Ergin, sadece Soma’da 800 milyon ton dolayında rezerv bulunduğunu belirterek, “Soma havzası linyit kömürü açısından değerli. Tunçbilek, Seyitömer, Afşin Elbistan’daki linyit düşük, buradaki yüksek kalorili. Bundan vazgeçmeleri mümkün olmadığı gibi bir de kömür ithal ediliyor. İklim zirvelerinde alınan kararlar, yapılan anlaşmalar, karbon vergisi çıkarma planları vb. var ama enerji krizi arttıkça bu tür şeyleri öteliyorlar” dedi.
Soma B Termik Santralinin özelleştirilmesinin hangi koşullarda yapıldığının sorgulanmasının gerekli olduğunu ama ticari sır vs. ile de bu bilgilere ulaşılamadığını dile getiren Ergin, “Bu firma neden yatırım yapmadı? Hem TKİ’ye hem de özel firmalara borcu var. Santrale çivi çakmamış. Neden bunları yapmadı, TKİ’ye borcunu neden yıllarca ödemedi? TKİ’ye borç bir yılda oluşmadı. Bugüne kadar TKİ tarafından istenmedi mi, önlem alınmadı mı, alındı ise ne yapıldı? Gelinen durumdan hem santral hem de maden işçileri etkilenecek” dedi.
İşsizlikle korkutulan işçi huzursuz
Soma’da doğup büyüyen, babası kamuda madenden emekli olan bir termik santral işçisi de 10 yıldır santralde çalıştığını dile getirerek, son üç yıldır “Kapatırız” söylemi ile işçilerin korkutulduğunu belirtti. “İşçi hep tedirgin ve huzursuz. İşsizlikle korkutulup, tehdit ediliyorlar. Ölümü gösterip sıtmaya razı ediyorlar. Soma Santrali biterse herkes biter” diyen işçi santralin devlette iken rekorlar kırdığını, teşekkür, takdir belgeleri aldığını dile getirdi. “Bu iş yeri muazzam bir teknolojiye sahip fakat şu anda, bakımsızlıktan, yatırım yapılmamasından kaynaklı bir çöküş yaşıyor. Torku yetkilileri diyor ki ‘Biz buradan zarar ediyoruz’. Ben teknik personelim. Arabanın yağını, suyunu koymazsan araba motor yakar” diyen işçi santralin bu noktaya gelmesinin en büyük sebebinin özelleştirme olduğunu vurguladı.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et