AKP'nin 25 yılı: Sermayeye hizmet, halka yoksulluk, hukuk rehin!
AKP’nin "3 Y ile mücadele" vaadiyle başlayan 25 yıllık iktidarı; ekonomik kriz, derinleşen yoksulluk ve askıya alınan hukuk düzeniyle noktalanıyor.
Dilan Temiz
[email protected]
Kuruluşunun 25. yılına giren AKP iktidarı, "3 Y ile mücadele" (Yoksulluk, Yolsuzluk, Yasaklar) vaadiyle başladığı yürüyüşte Türkiye'yi derin bir ekonomik kriz, sınırsız yetkili tek adam rejimi ve fiilen askıya alınmış bir hukuk düzeniyle baş başa bıraktı. Ortaya çıkan tablo; sermayeye aktarılan kaynakları, vesayetle mücadele söylemi altında yargının iktidar aracına dönüştürülmesini ve hukukun çöküşünü gözler önüne seriyor.
AKP'nin üç devri: Neoliberal uyumdan tek adam rejimine
14 Ağustos 2001'de kurulan ve 2002 yılı sonunda iktidara gelen AKP’nin çeyrek asra yaklaşan dönemi, üç ana devire bölebiliriz:
2002–2010: "AB reformları", "demokrasi" ve "vesayetle mücadele" makyajı altında neoliberal politikaların hız kazandığı, özelleştirmelerin rekor kırdığı ve sermaye gruplarının büyütüldüğü dönem.
2011–2018: Otoriterleşmenin belirginleştiği, Gezi Direnişi sonrası toplumsal muhalefete yönelik baskıların arttığı, yargının cemaat ve iktidar blokları arasında bir çatışma ve paylaşım alanına dönüştüğü süreç.
2018 ve sonrası: 15 Temmuz sonrası OHAL şartlarında geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile "Tek Adam Rejimi"nin kurumsallaştığı; ekonomik kriz, yüksek enflasyon, kontrolsüz dış borç dönemi.
"3 Y" vaadinden yoksulluk ve yolsuzluk düzenine
"Yoksulluğu, yolsuzluğu ve yasakları bitireceğiz" iddiasıyla iktidara gelen AKP’nin 25 yıllık bilançosu, vaatlerin tam tersine döndüğünü kanıtlıyor:
• Sermayeye hizmet, emekçiye yoksulluk: AKP döneminde işçilerin milli gelirden aldığı pay yarı yarıya eridi. Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarında çalışan işçilerin GSYH’den aldığı pay yüzde 3’lerden yüzde 1,5’e kadar geriledi. 25 yılllık iktidarda dış borç 124 milyar dolardan 500 milyar doların üzerine çıkarken, halk yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı altında ezildi.
• İş cinayetleri ve grev yasakları: İSİG Meclisi verilerine göre AKP iktidarında en az 33 bin işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Hak arayan emekçilerin karşısına ise her defasında yasak mekanizmaları çıkarıldı; 25 yılda 23 grev "milli güvenlik" gerekçesiyle ertelenerek fiilen yasaklandı.
• Kamu ihaleleri ve yolsuzluk çarkı: Kamu İhale Kanunu yüzlerce kez değiştirilerek pazarlık usulü (21/b) ihalelerle kamu kaynakları belirli yandaş şirketlere aktarıldı, Sayıştay raporları ve yolsuzluk iddiaları cezasızlıkla örtüldü.
Hukuktaki çöküş
AKP iktidarının çeyrek asırlık bilançosunun en ağır tahribat yarattığı alanlardan biri kuşkusuz yargı ve hukuk sistemi oldu. "Yargı bağımsızlığı" söylemiyle başlanan yolda hukuk; muhalefeti bastırmanın, patronları korumanın ve rejimi tahkim etmenin bir aracı haline getirildi.
Yargının iktidara tabi kılınması
2010 Anayasa Referandumu ile HSYK’nin yapısı değiştirilerek yargı önce cemaat kadrolarına teslim edildi, ardından 15 Temmuz sonrası yaşanan tasfiyelerle iktidarın doğrudan kontrolüne girdi. Hukuk güvenliği ortadan kaldırılırken, yargıç ve savcı atamalarında mülakat sistemiyle iktidar partisine yakın isimler yargı mekanizmasının kilit noktalarına getirildi.
AİHM ve AYM kararlarının çiğnenmesi
Türkiye, Anayasa'nın 90. maddesini açıkça ihlal ederek Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarını uygulamayan bir ülke haline geldi. Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Can Atalay örneklerinde görüldüğü üzere, yerel mahkemelerin ve Yargıtay’ın üst mahkeme kararlarını tanımaması, Anayasal düzenin fiilen askıya alındığını gösterdi.
Patronlara cezasızzlık, emekçiye ağır cezalar
Soma’da 301 işçinin yaşamını yitirdiği katliam davasında patronların ödül gibi cezalarla tahliye edilmesi, Ermenek ve Hendek gibi iş cinayeti davalarında sorumluların cezasız kalması yargının sınıfsal karakterini özetledi. Patronlar için işleyen cezasızlık zırhı; hak arayan işçilere, sendikacılara ve hak savunucularına karşı ağır hapis cezaları, şafak baskınları ve gözaltılar olarak uygulandı.
"Cumhurbaşkanına Hakaret" sopası ve düşünce suçu
Son 25 yılda 200 binden fazla kişi hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasıyla soruşturma açıldı, tensip zaptı dahi düzenlenmeden binlerce yurttaş, gazeteci, öğrenci ve siyasetçi cezaevine gönderildi. Düşünce ve ifade özgürlüğü, RTÜK ve Basın İlan Kurumu cezaları, internet erişim engelleri ve kayyım politikaları ile tamamen sınırlandırıldı.
AKP’nin 25 yıllık serüveni; sermayenin çıkarlarını korumak uğruna işçi haklarının yok edildiği, "3 Y" ile mücadele vaadinin yerini yoksulluk, yolsuzluk ve yasaklar rejimine bıraktığı bir süreç olarak tarihe geçiyor. Yargının araçsallaştırıldığı, anayasal güvencelerin ortadan kaldırıldığı bu tablo karşısında sokakta ve işyerlerinde süren mücadele, eşitlik, özgürlük ve gerçek bir adalet arayışının tek seçeneği olarak öne çıkıyor.
Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et