10.08.2026 07:00

2018'den bu yana taşeron iki katına çıktı

İktidarın taşerona son verdiğini ilan ettiği 2018 yılından bu yana, kamudaki taşeron işçi sayısı iki katına çıktı.

2018'den bu yana taşeron iki katına çıktı

Fotoğraf: Barış Salık/Evrensel

Barış Salık
[email protected]


600 bini aşkın işçiyi ilgilendiren kamu sözleşmeleri yaklaşırken, iş yerlerinde taşeron işçilerin varlığı da sözleşmenin maddelerinden biri haline geldi. İktidarın taşerona son verdiğini ilan ettiği 2018 yılından bu yana, kamudaki taşeron işçi sayısı iki katına çıktı. İşçiler her türlü taşeron çalışmaya son verilmesini ve tüm işçilerin kadroya alınmasını istiyor.

2018 yılında yürürlüğe giren 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile genel ve özel bütçeli kamu kurumları ile yerel yönetimlerde çalışan yaklaşık 900 bin taşeron işçi sürekli işçi kadrolarına veya belediye şirketlerine geçirilirken, “Kamuda taşeron dönemi sona erdi” açıklamaları yapıldı. Ancak düzenleme, bazı özel bütçeli kuruluşlar ile danışmanlık, yapım işi ve çağrı merkezi gibi hizmet alımı kapsamında çalışan işçileri kapsamadı. O dönemde yaklaşık 70 bin olarak ifade edilen kapsam dışındaki işçi sayısının, emekli olan ya da işten ayrılan personelin yerine yeniden hizmet alımı yoluyla işçi istihdam edilmesi nedeniyle bugün yaklaşık 140 bine ulaştı.

Personel alımı sınırlandı, hizmet alımı büyüdü

Hazine ve Maliye Bakanlığının her yıl yayımladığı genel yatırım ve finansman programları, kamu işletmelerinin kadrolu personel alımlarına önemli sınırlamalar getiriyor. Mevcut düzenlemeye göre kamu işletmeleri emekli olan veya ayrılan personelin en fazla yüzde 75’i kadar yeni personel alabiliyor. Buna karşılık hizmet alımı bütçeleri her yıl belirli oranlarda artırılıyor ve kurumlara hizmet alımı tavanlarını yükseltme yetkisi veriliyor. Sendikalara göre bu uygulama taşeron sistemini geçici bir çözüm olmaktan çıkararak kamu işletmelerinin kalıcı personel politikalarından biri haline getiriyor. Yeni açılan kamu işletmelerinde de aynı modelin sürdürülmesi nedeniyle taşeron işçi sayısının yeniden yükseldiği belirtiliyor.

Okullar, ormanlar, şehir…

Kamudaki taşeron çalışma yalnızca kamu iktisadi teşebbüslerinde (KİT) sürmüyor. Milli Eğitim Bakanlığında büro ve destek hizmetlerinde, Tarım ve Orman Bakanlığında, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığında, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığında temizlik, yemek, güvenlik ve benzeri hizmetlerin önemli bir bölümü de hizmet alımı ihaleleriyle yürütülüyor. Sendikalar, bu uygulamanın birçok kurumda kalıcı bir istihdam modeline dönüştüğünü ve bazı alanlarda fiilen asıl işlerin de taşeron şirketler eliyle gördürüldüğünü söylüyor.

Karayolları

Karayolları Genel Müdürlüğünde yürütülen bazı ihaleler de uzun yıllardır sendikaların eleştirdiği uygulamalar arasında yer alıyor.

İş kolundaki sendikalardan edindiğimiz bilgilere göre Karayolları Genel Müdürlüğünde üç yılda bir yapılan yol bakım, onarım, asfalt, trafik güvenliği ve karla mücadele ihalelerinde çalışan binlerce işçi fiilen taşeron olarak çalışmasına rağmen, ihalelerin “yapım işi” kapsamında düzenlenmesi nedeniyle mevcut mevzuatta taşeron işçisi olarak değerlendirilmiyor. Sendikalara göre bu işler Karayolları Genel Müdürlüğünün asli faaliyetleri arasında yer almasına rağmen, ihale yöntemiyle gördürülüyor. Bu nedenle uygulamanın İş Kanunu’ndaki alt işveren hükümlerinin arkasından dolaşılarak sürdürüldüğü ve “muvazaalı çalışma” niteliği taşıdığı belirtiliyor. Sendikalar, bu yöntemle çalışan işçilerin kadro hakkı ile kamu toplu iş sözleşmelerinden doğan haklardan yararlanamadığını söylüyor.

Hastaneler

4857 sayılı İş Kanunu, yardımcı işlerde alt işveren çalıştırılmasına izin veriyor. Ancak sendikalar birçok kamu kurumunda yardımcı iş sınırının aşıldığını ve taşeron işçilerin fiilen kurumların asli faaliyetlerini yürüttüğünü savunuyor.

Sağlık alanında temizlik, yemek ve hasta hizmetlerinin doğrudan sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten görüştüğümüz sendikalar, buna rağmen bu alanlarda taşeron çalıştırılmasının iş güvencesini ortadan kaldırdığını ve hizmet kalitesini de olumsuz etkilediğini dile getiriyor. 2018 düzenlemesiyle belediyelerde çalışan çok sayıda taşeron işçi belediye şirketlerine geçirildi. Ancak sendikalara göre bu işçiler de sürekli kamu işçisi statüsüne sahip olmadıkları için tayin ve bazı özlük hakları bakımından farklı uygulamalara tabi tutuluyor.

Aynı işi yapıyorlar, aynı haklara sahip değiller

KİT’lerde ve diğer kamu kurumlarında çalışan taşeron işçiler, kadrolu kamu işçileriyle aynı üretim ve hizmet süreçlerinde görev almalarına rağmen farklı ücret ve sosyal haklara tabi tutuluyor. Taşeron işçiler kamu işçilerine ödenen 52 günlük ilave tediyeden yararlanamıyor. Kamu çerçeve protokolü ile belirlenen taban ücret, seyyanen zamlar, sözleşme ikramiyeleri ve birçok sosyal hak da taşeron işçilere uygulanmıyor. Banka promosyonları, servis imkanları, sosyal tesislerden yararlanma ve iş güvencesi gibi alanlarda da kadrolu ve taşeron işçiler arasında önemli farklılıklar bulunuyor. Sendikalara göre bu durum, “eşit işe eşit ücret” ilkesinin kamuda fiilen uygulanmaması sonucunu doğuruyor.

Örgütlenmenin önünde ihale engeli

Kamuda örgütlü sendikalar, taşeron sisteminde sendikal örgütlenmenin önündeki en büyük engellerden birinin kısa süreli hizmet alımı ihaleleri olduğunu belirtiyor. İşçiler aynı iş yerinde çalışmayı sürdürse de işveren değiştiği için sendikalar her ihale döneminde örgütlenme sürecine yeniden başlamak zorunda kalıyor. Bu nedenle birçok iş yerinde toplu iş sözleşmesi süreci tamamlanamıyor ve işçiler uzun yıllar düşük ücretlerle çalışmaya devam ediyor. Karayolları başta olmak üzere birçok iş kolunda faaliyet gösteren sendikalar, aynı şirketlerin uzun yıllardır kamu ihalelerini almasına rağmen sendikaların örgütlenme girişimlerinin çoğu zaman yargıya taşındığını belirtiyor. Davalar sonuçlanıncaya kadar ihale süresi sona erdiği için işçiler toplu iş sözleşmesi hakkından fiilen yararlanamıyor.

‘Kadro beklentisiyle yıllarca bu koşullara katlanıyorlar’

Çapa Tıp Fakültesinde direnişe öncülük eden DİSK/Gıda-İş’in Genel Başkanı Olcay Ozak, kamuda taşeronu bitirme iddiasıyla yola çıkılan sürecin tersine döndüğünü, yeni açılan kamu işletmelerinde aynı işlerin yeniden taşeron şirketlere verildiğini anlattı.

Hastanelerde ortak bir uygulama bile bulunmadığını belirten Ozak, bazı devlet hastaneleri ile üniversite hastanelerinde yemekhane hizmetlerinin kadroya geçen işçiler tarafından yürütüldüğünü, bazı kurumlarda ise taşeron şirketler eliyle sürdürüldüğünü söyledi. Çorlu Devlet Hastanesi, Trakya Üniversitesi ve Van Yüzüncü Yıl Üniversitesini örnek gösteren Ozak, bu kurumlarda gerekli belgeleri bulunan kadrolu sağlık işçilerinin yemekhane hizmeti verdiğini, buna karşın Elâzığ, Bingöl ve Tunceli çevresindeki bazı hastanelerde aynı işlerin hâlâ taşeron şirketler tarafından yürütüldüğünü aktardı.

Ozak, taşeron işçilerin yalnızca ücret bakımından değil çalışma yaşamında da çifte baskı altında olduğunu belirtti. İşçilerin hem çalıştıkları kamu kurumunun yöneticilerine hem de taşeron şirketlerin yöneticilerine karşı sorumlu hale getirildiğini belirten Ozak, bu nedenle kendilerini güvende hissedecekleri bir çalışma ortamının oluşmadığını ifade etti.

İşçilerin yıllardır “Devlette çalışıyoruz, kamudayız, bunlar illa ki bizi kadroya alacaklar” beklentisiyle çalışmayı sürdürdüğünü belirten Ozak, düşük ücretlere ve hak kayıplarına rağmen birçok işçinin “Sonuçta güvenceli bir işe kavuşacağız” umuduyla bu koşullara katlandığını söyledi. Ozak, 2026 yılına gelinmesine rağmen kamudaki taşeron işçilerin kadro sorununun hâlâ çözüme kavuşturulmadığını kaydetti.

En baştan kadroya alınmadılar

696 sayılı KHK ile genel ve özel bütçeli kamu kurumlarında çalışan taşeron işçiler kadroya alınırken, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bazı özel bütçeli kuruluşlar kapsam dışında bırakıldı. Bunun üzerine 2018 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu kararı ile KİT’lerde çalışan taşeron işçilere sınırlı bir kadro yolu açıldı. Ancak bu düzenlemede işçilere iki yıl kesintisiz çalışma şartı, sınav zorunluluğu ve ihale maliyetinin en az yüzde 70’inin personel giderinden oluşması gibi kriterler getirildi. Özellikle yapım işleri, bakım-onarım, çağrı merkezi, bilgi işlem ve ekipman ağırlıklı hizmet alımlarında çalışan binlerce işçi bu şartları sağlayamadığı gerekçesiyle kadroya geçirilmedi.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
10.08.2026 09:29 / Güncelleme: 10:56

Araç sahiplerine kötü haber: Zorunlu trafik sigortasında yeni primler belli oldu

SBM, Ağustos 2026 döneminde uygulanacak zorunlu trafik sigortası azami prim tutarlarını yayımladı. Yeni tarifeyle birlikte prim maliyetlerinde ortalama yüzde 4 artış yaşandı.

Araç sahiplerine kötü haber: Zorunlu trafik sigortasında yeni primler belli oldu

Fotoğraf: DHA

10.08.2026 09:48

Hindistan'da sellerde can kaybı 100'e yükseldi

Hindistan’ın Assam eyaletinde şiddetli yağışların yol açtığı sellerde hayatını kaybedenlerin sayısı 100’e çıktı. Seller, 25 bölgede 1,1 milyondan fazla kişiyi etkiledi.

Hindistan'da sellerde can kaybı 100'e yükseldi

Fotoğraf: DHA

10.08.2026 02:28

AYM’den, kadınların bağımsızlığını yok sayan karar: Kadının kaydının eşinin kütüğüne taşınmasında 'eşitlik ilkesine aykırılık görülmedi'

Anayasa Mahkemesi (AYM), evlendiğinde kaydının doğrudan erkek eşin nüfus kütüğüne aktarılmasını öngören kanun maddesini Anayasa'ya aykırı bulmadı. AYM’nin konuya ilişkin kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.

AYM’den, kadınların bağımsızlığını yok sayan karar: Kadının kaydının eşinin kütüğüne taşınmasında “eşitlik ilkesine aykırılık görülmedi”

Fotoğraf: ANKA

10.08.2026 10:46

İspanya ile İtalya arasında göç gerilimi: Karşılıklı sınır kontrolleri

Ceuta üzerinden yaşanan göç hareketliliğini gerekçe gösteren İtalya’nın İspanya’dan gelen yolculara sınır kontrolü uygulamasının ardından Madrid de İtalya’dan gelenlere yönelik kontroller başlattı.

İspanya ile İtalya arasında göç gerilimi: Karşılıklı sınır kontrolleri

Fotoğraf: AA

10.08.2026 10:27 / Güncelleme: 10:42

Mekke Anlaşması sonrası Hindistan'da Türkiye ve Suudi Arabistan'a boykot çağrısı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan ortak savunma anlaşmasının ardından Hindistan'da Türkiye ve Suudi Arabistan'a yönelik boykot çağrıları yapıldı.

Mekke Anlaşması sonrası Hindistan'da Türkiye ve Suudi Arabistan'a boykot çağrısı

Fotoğraf: ANKA

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!