09.08.2026 00:26

‘Gülistan Doku dosyasında karanlık ilişki ağı ortaya çıktı’

Gülistan Doku cinayetine dair soruşturma sürerken “karanlık ilişkiler ağı” ortaya çıkmaya devam ediyor. Doku Ailesi Avukatı Ali Çimen soruşturmanın detaylarını anlattı.

‘Gülistan Doku dosyasında karanlık ilişki ağı ortaya çıktı’

Elif Turgut
[email protected]


Gülistan Doku’nun kaybolmasının üzerinden altı yıl geçerken soruşturma kapsamında 2026 yılının nisan ayından bu yana peş peşe operasyonlar gerçekleştirildi. Dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in de tutuklandığı soruşturmada emniyet, sağlık ve siber faaliyetler üzerinden yürütüldüğü öne sürülen örtbas ağına ilişkin çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Doku ailesinin avukatı Ali Çimen, soruşturmanın altı yıl boyunca sistematik bir örtbas faaliyetiyle sürüncemede bırakıldığını belirterek, son operasyonlarla birlikte “karanlık bir ilişki ağının” ortaya çıktığını söylüyor. Çimen ile soruşturmada gelinen aşamaya dair konuştuk.

Doku soruşturmasında neler olmuştu?

Pek çok operasyon gerçekleşti nisan ayından beri. Çok sayıda kişi gözaltına alındı bunlar arasında sağlıkçılar, polisler, bilişim uzmanları, dalgıçlar, korucular dahil olmak üzere pek çok şüpheli vardı. Biraz açabilir misiniz? Siz 108 kişilik bir şüpheli listesi verdiğinizi belirttiniz yaptığınız açıklamalarda. Bu 108 kişi soruşturma açısından nereye oturuyorlar?

Gülistan Doku soruşturması dosyası 6 Ocak 2020 tarihinde ailenin şikayeti üzerinde başlatıldı. Ağustos 2024'e kadar geçen süreyi biz, sistematik olarak gerçekleşmiş bir örtbas faaliyeti olarak değerlendirdik. Bu örtbas faaliyeti; delillerin karartılması, yeni deliller uydurulmak suretiyle dosyanın intihara yönlendirilmesinin yanı sıra, dosyaya sahip çıkan kişilere yönelik olarak da sindirme şeklinde gerçekleşti. Gülistan Doku'nun ailesi ve Dersim Kadın Platformu öncülüğünde gelişen kadın direnişi, dosyanın kapatılmasına engel oldu. Yürüyüşler gerçekleştirildi, sosyal medyada yoğun bir şekilde “Gülistan Doku nerede?” diye paylaşımlar yapıldı ve o sırada baş şüphelimiz konumunda olan Zaynal Abarakov dönemin valisi tarafından yurt dışına çıkarılmıştı. BU sırada dönemin İl Emniyet Müdürü ve İl Asayiş Şube Müdürü tarafından kendisine soruşturulmama güvencesi verildiği iddia ediliyor. Dosyanın tek şüphelisi yurt dışındaydı ve elimizde başka kimse yoktu. Dersim Kadın Platformunun direnişi sayesinde Zaynal'ı yurt dışından getirmek zorunda kaldılar ve bize bir hedef verdiler. Biz de o anki delil durumuna göre Zaynal ve ailesine yüklendik. Onlar da son yapılan operasyonla aslında neler olduğunu bize açıkladılar.

2024 yılının Ağustos ayında başsavcı değişikliği ile beraber dosyada etkili bir soruşturma yapılmaya başlandı. Aslında biz 24 Ocak 2024’te dosyaya dönemin valisi Tuncay Sonel'in şüpheli olarak eklenmesine yönelik yazılı talebimizi yapmıştık. Bununla beraber dosyaya gizlilik gelmişti. “Ceset olmazsa cinayet olmaz” şeklinde gereksiz bir tartışma yürütüldü, ta ki 2026 yılı Nisan ayına kadar. 14 Nisan’da ilk dalga operasyon yapıldı. Bu operasyonda 17 kişi gözaltına alındı, 12 tutuklama gerçekleşti. Dosyadaki delil durumuna göre dönemin valisinin de suça karıştığı anlaşıldığı için, onun yargılama usulü, bağlı bulunduğu yere en yakın Bölge Adliye Mahkemesinin bağlı bulunduğu Başsavcılık tarafından yürütüldü. Erzurum'da 17 Nisan’da dönemin valisi Tuncay Sonel’in gözaltı işlemleri yapıldı. O da tutuklandı ve soruşturmanın ilk dalgası o şekilde sonuçlandı. 21 Temmuz’da ikinci dalga operasyon yapıldı. Bu operasyonda dönemin valisinin eşi ve siber çetenin Ankara ayağı gözaltına alındı. Aynı zamanda Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı örtbasın sağlık ayağına yönelik bir operasyon yaptı, 10 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlardan sadece üç kişi hakkında aslında talepte bulunmuştuk. Bir mağduriyetin olmasına da izin veremeyiz. Sadece bir evrağı götüren memurun gözaltına alınmasını doğru bulmayız. Çünkü sağlık yönüne ilişkin örtbasın, Akgün firmasının yazılı cevabına göre SİSO firması ile bağlantılı olduğu anlaşılıyor. Dolayısıyla o yönde bir operasyon yapılması gerekiyordu. Onu da belirttik biz.

23 Temmuz’da 5 kişi hakkında işlem yapıldı. Bu 5 kişiden 3’ü zaten tutuluydu: Şükrü Eroğlu, Gökhan Ertok ve Tuncay Sonel. Diğer iki kişi, Ankara'daki siber çetenin iddia edilen üyeleriydi ve bunlardan biri daha tutuklandı. Operasyonun konusu, Tuncay Sonel’in cep telefonunda ele geçirilen ve soruşturmanın konusuyla ilgili olmayan buluntu delillerdi. Tuncay Sonel’in Ordu Valisi olduğu dönemde kendisine eleştiri tweeti atan bir kişiyi Ankara’da faaliyet gösteren siber çete elemanlarına bildirerek, o kişinin sahte bir operasyonla derdest edilip işkence edilmesi ve teşhir edilmesi sağlandı. Ayrıca Tuncay Sonel ile çekilmiş fotoğraflarının gönderilmesi ve gittikleri eve böcek yerleştirilmesi gibi eylemler gerçekleştirildi. Operasyonun onayının da bizzat Tuncay Sonel tarafından verildiği ispatlandı. Erzurum Başsavcılığı bu kişilerin tutuklamaya sevk yazısında, “karanlık bir ilişki ağından” ve “kamu gücünün mutlak bir kanunsuzlukla kullanılmasından” bahsetti. Bu da bize neyi çağrıştırıyor ceza hukuku anlamında? Suç örgütü kavramını.

27 Temmuz’da örtbasın asıl ayağı olan emniyet boyutunda, Tunceli Emniyeti’ne yönelik operasyon yapıldı. Operasyonda dönemin İl Asayiş Şube Müdürü ve altındaki bazı kişiler gözaltına alındı. 19 kişi hakkında işlem başlatıldı, bunlardan 12’si tutuklandı. Bunu, örtbasın emniyet ayağına ilişkin ilk dalga olarak nitelendirebiliriz. Çünkü bizim 108 kişilik bir listemiz var ve bunların en az 30’u hakkında kesin olarak işlem yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunlar arasında dönemin İl Emniyet Müdürü de var. Hâlen aktif görevde.

‘Kenti izleyen kameralar kör edildi’

Kendisi sadece tanık olarak dosyaya eklendi diye biliyoruz. Gidip ifade vermesi istenmişti.

Tuncay Sonel’e ilişkin yürütülen soruşturmada, Erzurum Başsavcılığı tarafından ilk aşamada tanık olarak dinlendi. Ancak bizim sunduğumuz listeye göre soruşturmaya dahil edilmesi gereken kişiler arasında yer alıyor. Çünkü “K kameraları” olarak adlandırılan ve Dersim ilini yüksek kalitede izleyen kameralar bulunuyor. Bu kameraların herhangi bir şubeye bağlı olmaksızın doğrudan Emniyet Müdürü’ne bağlı olduğu söyleniyor. Bu kameralarda 7 Ocak 2020 tarihinde bir değişiklik yapılıyor.

O gün kenti gören kameralar kör ediliyor. Aselsan’a yazılan yazıda, böyle bir bakımının olmadığı, bir çalışmanın olmadığı ve o kentte bulunanların tasarrufu şeklinde yapıldığı anlaşılıyor. Zaynal Abarakov’un yurt dışına kaçmasıyla ilgili olarak da o dönemin İl Emniyet Müdürünün adı geçiyor. Diyoruz ki soruşturmaya dahil edilip hakkında gerekli işlem yapılsın. Eğer suçluysa cezalandırılır. Suçsuzsa aklanma imkanı tanınır.

Birinci amacımız Gülistan Doku’ya ulaşmak. Gülistan’a nasıl ulaşılabileceğine ilişkin dosyamızda Gizli Tanık Şubat’ın anlatımları var. Sonrasında, Gizli Tanık Duman da geldi ve o da olayı anlattı. Aslında Gülistan Doku’nun yerini bilenlerin kim olduğu dosyada belli. Bunlara ilişkin ceza mahkemesi işlemleri yapılır ve bu süreç kararlı bir şekilde uygulanırsa, bu kişilerin Gülistan Doku’nun yerini söylememesi mümkün değil.

Çok ciddi bir mal varlığına da ulaşıldı. Tuncay Sonel’in eşi emekli öğretmen, aylık gelirini 900 bin TL olarak belirtti. Korkunç bir gayrimenkul ve taşınmaz varlığı söz konusu. Mesela 15 yıllık polis memuru Şükrü Eroğlu adına 16 tane taşınmaz var. Tuncay Sonel, İstanbul’da bir projeye giriyor. Orası Şükrü Eroğlu adına yapılıyor, ardından Sonel ailesine geçiyor. Yani araya bir kişi konularak, gayrimeşru yoldan elde edilen paranın aklanması amacıyla bir aracının kullanıldığı görülüyor. Dolayısıyla el koyma kararları da dosyamızda olacak.

Delillere siber çete müdahalesi

Dosyada şüpheli olan Aca Bilişim’in sahibi Mehmet Aca aynı zamanda başka illerin valileri, milletvekilleri, eski bakanlar da dahil olmak üzere üst düzey yetkililerle de yakınlıkları var. Savcılık bu bağlantıları da araştırıyor mu?

Yani bizim soruşturmamızın konusu Tuncay Sonel ve Tuncay Sonel’e bağlı alt birimlerdir. Mehmet Aca’nın da Tuncay Sonel’in siber faaliyetlerini yürüttüğüne dair dosyada çok ciddi deliller var. Zaten tutuklandı.

Gökhan Ertok üzerinden delillere müdahale edildi. Maktul ile katili yan yana getirebileceğimiz tüm verilere dijital ortamda müdahale edildi. Instagram’da bazı hesaplardan çıkışlar yapıldı.

Gülistan 5 Ocak’ta kaybettirildi. 18 Ocak 2020’ye kadar siber çetenin işini bitirmesi beklendi. Siber çetenin işi bittikten sonra Gökhan Ertok raporlandırmasını yaptı ve 18 Ocak’ta savcılık tarafından ilk defa maktulün sosyal medyasına ilişkin inceleme kararı verildi. Burada nasıl organize bir örtbas yapıldığı, birbirini tamamlayan adımlarla hareket edildiği görülüyor.

7 Ocak 2020’de baraj gölünde aramalar başlatıldı. Aileye ısrarlı bir şekilde, “Kızınız intihar etti, kızınız burada. Biz de çalışmaları burada yapıyoruz, kızınızı size vereceğiz” denildi. Aynı zamanda K kameralarına müdahale edildi. Ardından Elazığ Emniyeti’nden gelen kurbağa adamlar, dalgıçlar suya girdi. Suyun 14 metre altında, Gülistan Doku’ya ait el yazısıyla yazılmış bir kâğıt sağlam bir şekilde çıkarıldı. Gülistan Doku’nun köprüdeki “son görüntüsü” yüzünün görünmediği, çömelmiş vaziyette olduğu görüntü, Hüseyin Temel isimli kişinin aracına ait kamera görüntüsü olarak servis edildi. Gülistan saat 12.24’te çömelmiş görünüyordu. On saniye sonra bir vatandaşın dosyadaki beyanında Gülistan’ın çömelmediği, ayağa kalktığı ifade edildi. Ardından 15-20 saniye sonra suya düşen bir nesne izlenimi yaratılarak Gülistan’ın suya düştüğü algısı oluşturuldu. Sonrasında kurbağa adamlar gidip notu buldu.

Bunlar sıralı bir şekilde değerlendirildiğinde, gerçekten profesyonelce işlenmiş bir örtbas olduğunu görüyoruz. Ancak ne kadar denerlerse denesinler, ailenin Gülistan’ın intihar etmediğine dair inancını kıramadılar. 2025 yılında Gizli Tanık Şubat gelip her şeyi anlattı. Bu anlatımlar, dosyada karanlıkta kalan noktaları anlamlandırmamızı sağladı. Şu an tutuklu olan Gökhan Ertok, bize ulaştı. Kendisinin siber çetenin elemanı olduğunu ve Gülistan Doku’nun örtbasında görev aldığını söyledi. Ancak Gülistan Doku’nun örtbasının, işlenen diğer suçların yanında çok daha az bir konu olduğunu ifade etti. Gerçekten de kirli bir ilişki ağı görünüyor.

Peki bir iddianame yakın zamanda bekliyor musunuz yoksa soruşturma daha ilerledikten sonra mı iddianamenin hazırlanmasını öngörüyorsunuz?

İki ayrı Başsavcılık tarafından soruşturma yürütülüyor. Tunceli Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada firari şahıslar bulunuyor. Firari şahısların bulunduğu dosyalarda, özellikle olayın oluşumuyla ilgili ciddi bilgilere sahip kişiler söz konusuysa, Yargıtay’ın bazı bozma kararları var. Burada da firari olan Umut Altaş. Muhtemelen onu bir süre bekleyeceklerdir. Erzurum Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma ise 17 Nisan 2026’da başladı. Soruşturma henüz erken aşamada.

Bizim açımızdan önemli olan, zaman aşımı tehlikesi bulunan suçlar yönünden gerekli işlemlerin yapılması. Özellikle görev suçları gibi zaman aşımı tehlikesi bulunan suçlar açısından dosyada ayırma yapılabilir.

Şüpheli noktalarda zaman zaman aramalar yapılıyor

Şu an kentte arama çalışmaları yapılıyor mu? Soruşturmanın ilerlemesiyle birlikte gözaltına alınan şüphelilerden edinilen daha detaylı bilgiler üzerinden mi ilerlenecek?

Aslında Gizli Tanık Şubat var. Bize Gülistan’ın yerini söyledi ama geç kalmıştı. Gülistan’ın yerinin değiştirildiğine yönelik bir rapor da vardı. “Ceset olmazsa cinayet olmaz” şeklindeki değerlendirmeler, Gülistan’a geç ulaşmamıza neden oldu. Soruşturmanın erken aşamasında bu adımlar atılmış olsaydı, Şubat Gülistan Doku’nun yerini bize söylemişti ve çok rahat bir şekilde ona ulaşacaktık. Şüphelilerin baz verilerine bakılıyor ve onların gittiği şüpheli bulunan yerlerde JAK ve JASAT ekipleri zaman zaman arama yapıyor.

Soruşturmalarla sindirme çabası

6 yıl boyunca Doku ailesi, kadın platformları, üniversite öğrencileri pek çok eylem yaptı. Gülistan Doku’ya ne olduğunu soran öğrenciler ve Doku ailesi hakkında çeşitli soruşturmalar başlatıldı. Siz bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gülistan Doku dosyası özelinde örtbasın bir sindirme boyutu da var. Örneğin Gülistan’ın annesi Bedriye Doku, sadece barışçıl bir gösteriye katıldığı için hakkında para cezaları verildi. Aynı şekilde Aygül Doku’ya da başşüpheli Zaynal Abarakov’un üvey babası Engin Yüceer’in evinin DNA incelemesi yapılmadan alelacele boşaltılıp götürülmesine tepki gösterdiği sırada yaşanan arbededen dolayı ceza verildi.

Üniversite öğrencileri, Gülistan’ın kaybolmasının “kaybettirilme vakası” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek barışçıl bir eylem yaptı. Beş öğrenci yurttan atıldı ve eğitimlerine ara vermek zorunda kaldı. Yürüyüşlerde Gülistan pankartı taşıyanlara yönelik cezalandırma ve soruşturma tehditleri oldu. Dosyayı yürüten avukat olarak ben de sadece “Suya düşen nesne yok, intihar tezi çöktü” dediğim için hakkımda soruşturmalar devam ediyor. Amaç, Gülistan Doku soruşturmasındaki örtbas karşısında duran kişileri sindirmekti, konunun basında yer almasını engellemekti.

Gülistan Doku dosyasının en kritik noktası, dosyanın kamuoyuna mal olmasıydı. Belli bir aşamadan sonra üstünün örtülmesi mümkün olmadı. Burada en temel mücadele de kadın kurumlarının mücadelesiydi.

Gülistan Doku soruşturması Türkiye’ye yayıldı

Gülistan Doku soruşturması kapsamında gerçekleştirilen operasyonlar çok sayıda ile yayıldı. Doku’nun kaybolmasının üzerinden geçen 6 yılın ardından, suç faaliyetlerine ilişkin şüphelilerin farklı illere dağıldığı, kamu görevlilerinin ise farklı görevlere atandığı, bazılarının terfi ettiği görüldü.

Dersim, Ankara, İstanbul, Elazığ, Malatya, İzmir, Antalya, Bursa, Eskişehir, Kayseri, Aydın, Diyarbakır, Erzincan, Çanakkale, Ordu, Isparta, Bilecik ve Nevşehir’de farklı tarihlerde operasyonlar gerçekleştirildi. Operasyonlarda polisler, sağlık çalışanları, bilişim uzmanları ve korucuların da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Dayanışmaya çağrı!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
08.08.2026 15:15 / Güncelleme: 16:50

8 Ağustos Dünya Kedi Günü: Evlerimizin minik kaplanlarını ne kadar tanıyoruz?

8 Ağustos Dünya Kedi Günü, kedilerin yaşam koşullarına ve insanlarla kurdukları bağa dikkat çekiyor. Peki evlerimizi ve sokaklarımızı paylaştığımız kedileri ne kadar tanıyoruz? İşte kediler hakkında 5 dikkat çekici özellik...

8 Ağustos Dünya Kedi Günü: Evlerimizin minik kaplanlarını ne kadar tanıyoruz?

Fotoğraf: Evrensel 

08.08.2026 12:14 / Güncelleme: 12:51

Bakan Gürlek'ten 2 faili meçhul cinayete ilişkin açıklama

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucu Van ve Afyonkarahisar'da intihar ve kaza süsü verilen iki ölüm olayının aydınlatıldığını açıkladı.

Bakan Gürlek'ten 2 faili meçhul cinayete ilişkin açıklama

Fotoğraf: Adalet Bakanlığı

08.08.2026 14:08

Yunanistan'daki orman yangınlarının bilançosu: 111 bin 732 dönüm alan kül oldu

Yunanistan'ın Attiki ve Voiotia bölgelerinde 31 Temmuz'da başlayan ve 4 Ağustos'ta kontrol altına alınan yangında 111 bin 732 dönüm alan kül oldu.

Yunanistan'daki orman yangınlarının bilançosu: 111 bin 732 dönüm alan kül oldu

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!