Üretim bandındaki mitoloji: Mağaradan market raflarına
Mitoloji, eski insanlar için "ne oldu?" sorusuna değil, "dünya nedir ve biz bu dünyada kimiz?" sorusuna bir cevap arama çabasıydı. Bugün ise kolektif bir anlam arayışından tüketilebilir bir içerik biçimine dönüştürüldü.
Fotoğraf: Pixabay
Burkay Rende
[email protected]
Bir zamanlar insan, gök gürlediğinde bir tanrının öfkelendiğini düşünürdü. Nehir taştığında bir ejderin uyandığını, mevsim değiştiğinde bir tanrıçanın yeraltına indiğini sanardı. Eski insan, dünyayı anlamlandırmak için mitolojiyi icat etti. Gündüz ve gecenin birbirini kovalaması, mevsimlerin dönüşü, ölümün kaçınılmazlığı, toplumsal düzenin gerekleri... Tüm bunlar, kolektif olarak yaşanan, ritüellerle pekiştirilen ve kuşaktan kuşağa aktarılan anlatılar aracılığıyla anlam kazanıyordu. O zamanlar bir anlatının muhattabı birbirinden habersiz tekil izleyiciler değil, bir toplumdu.
Endüstriyel sanat ve mitoloji
Bugün ise mitoloji, endüstriyel sanatın bir hammaddesine dönüştü. Marvel Sinematik Evreni, Star Wars, Yüzüklerin Efendisi uyarlamaları, Netflix'in Yunan tanrıları üzerine dizileri... hepsi, "mitolojik evrenler" inşa ederek milyarlarca dolarlık ticari çarklar oluşturuyor. Bu evrenlerin yaratıcıları, Joseph Campbell'ın “kahramanın yolculuğu” kavramını bir formül kitabı gibi kullanıyor: varoluş, dönüşüm, büyük sınav. Campbell'ın çalışması, dünyanın mitolojik geleneklerindeki ortak yapısal örüntüleri keşfetmekti ancak Hollywood, bu örüntüyü bir senaryo şablonuna dönüştürdü. Mitoloji, anlam üreten bir toplumsal pratikten, tüketilebilir bir içerik biçimine dönüştürüldü.
Hikayeler sınırları, çatışmaları ve çözülüş noktaları net anlatılarken mitoloji daha geniş ve daha derin bir işlevin karşılığıydı. Bir topluluğun dünyayla kurduğu ilişkinin, değerlerinin, yasalarının, tabularının ve arzularının toplamının ortalamasıydı. Kısacası mitoloji, eski insanlar için "Ne oldu?" sorusuna değil, "Dünya nedir ve biz bu dünyada kimiz?" sorusuna bir cevap arama çabası.
Endüstriyelleşmiş sanat, bu ayrımı çökerterek mitolojiyi toplumsal yaşam pratiğinden koparıp, izleyiciye sunulan, paketlenmiş bir hikayeler silsilesine dönüştürdü. Thor artık gök gürültüsünün ve savaşın tanrısı değil, Marvel'ın minik plastik figürlerini market raflarına dizdiği, çekiciyle poz veren bir süper kahraman. Odysseus'un yolculuğu artık eve dönmenin ve sadakatin bir sembolü değil, Hollywood'un "yolculuk" kalıbını heybetli görüntülerle doldurduğu bir yapboz şablonu. Mitolojiler artık ‘sanat’ tekellerinin fikri mülkiyet sınırları içine hapsoldu.
Kolektif inşadan bireysel tüketime
Hikaye ve mitoloji kavramlarının anlam farkının yok olması bize birkaç şey anlatıyor. Öncelikle bugünün sanat aklı, eski mitolojileri geri dönüştürmek zorunda. Çünkü yeni, yaşayan mitolojiler üretme yeteneğinden yoksun. Kapitalist toplumlar her geçen gün ve her alanda anlam üretme kapasitesini daha da yitiriyor. İkincisi, anlamın dönüşümü. Anlam artık kolektif bir inşa sürecinden, bireysel bir tüketim eylemine dönüştü. İzleyici, okuyucu, dinleyici ekran başında, paketlenmiş bir "deneyim" satın alıyor ve anlamın nereden temelleneceğine genellikle onu en çok neyin eğlendirdiği ve neleri duymak istediği yön veriyor. Yayın platformları, hangi hikayenin anlatılacağına artık izlenme verileriyle karar veriyor. Bir mitolojik uyarlamanın “tutması”, o anlatının kolektif olarak bilinçlerimizde ne kadar derin bir yer tuttuğuyla değil, benzer temaların geçmiş performans analizleriyle ölçülüyor. Bu üretim denklemi neyin gerçek olduğunu ve anlamın hangi “tercih edilen” gerçeklikten inşa edildiğini muğlaklaştıran bir döngü yaratıyor.
Evrensel'e Abone Ol
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et