09.08.2026 00:08

İmalat sanayisinde kayıtlı kadın işçi sayısında düşüş, sendikalaşma diplerde

Kadın istihdamının arttığına ilişkin resmi söylemin aksine, kayıtlı kadın işçi sayısı geriliyor. İşçi kadınların sendikalılık oranları artıyor gibi görünse de gün geçtikçe sendikalı kadın sayısı düşüyor.

İmalat sanayisinde kayıtlı kadın işçi sayısında düşüş, sendikalaşma diplerde

Fotoğraf: Evrensel

Laçin Barış
Sıla Altun
[email protected]


TÜİK verilerine göre, “Türkiye’de 15 ve daha yukarı yaştaki kadınlarda işsizlik oranı, haziranda yüzde 9.8’e gerileyerek son 166 ayın en düşük seviyesine indi. Kadınlarda iş gücü haziranda 12 milyon 2 bin olarak hesaplanırken, bunun 10 milyon 831 bini istihdam edildi.”

Bu söylem birçok haber portalının merkezine oturdu, manşetlere taşındı. Öncelikle şunu hatırlatmakta yarar var: TÜİK’in istihdam tanımı; referans haftası içinde kâr, yevmiye, ücret veya ücretsiz aile işçisi olarak en az bir saat gelir getirici bir işte çalışmış olan ya da bir işi olduğu halde geçici olarak işinden uzak bulunan 15 yaş üstü kişileri kapsar. Ayrıca kayıt dışı çalışanlar (SGK kaydı olmayanlar) da TÜİK tarafından istihdama dahil sayılır.

Bu hatırlatmanın ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yayımladığı iş gücü verilerine göz gezdirdik.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ocak 2025 ve ocak 2026 verileri yan yana konulduğunda, Türkiye’de kadın işçi sayısının son bir yılda geçirdiği dönüşüm net biçimde ortaya çıkıyor. Ancak verileri biraz daha geriye sararak incelemeye çalıştık.

Sayısal verilere bakıldığında; ocak 2025’te 16 milyon 864 bin 733 olan işçi sayısı, temmuz 2025’te 17 milyon 326 bin 143’e çıkıyor. Bu sayı 2026 ocak ayında 16 milyon 699 bine geriliyor. Kadın işçi sayısında da bir artış söz konusu: Ocak 2025’te 5 milyon 353 bin 868 olan kadın işçi sayısı, temmuz 2025’te 5 milyon 441 bin 187’ye yükseliyor. Ancak kısa dönemli dalgalanmalar yerine iktidarın türlü projelerle “Kadın istihdamını artırdığını” iddia ettiği son bir yıl bütüncül olarak baz alındığında; toplam kadın işçi sayısı ocak 2025 yılında 5 milyon 353 binken ocak 2026’da 5 milyon 344 bine geriliyor. Sektörler arasındaki ciddi değişkenlik ve sendikal örgütlenmedeki belirgin kan kaybı ise dikkat çekiyor.

Tekstil ve metalde 88 bin kadın işçi kaybı

Son bir yıla sektörel bazda baktığımızda, en dikkat çekici düşüş Türkiye imalat sanayisinin önemli bir parçası olan tekstilde yaşanıyor. Dokuma, hazır giyim ve deri sektöründe kadın işçi sayısı bir yılda yüzde 14.53 azalarak 473 binden 404 bine geriledi. Yani tek bir sektörde 68 binin üzerinde kadın işçi işini kaybetti. Benzer şekilde metal sektöründe de kadın istihdamı yüzde 5.61 geriledi; kadın işçi sayısı 377 bin 816’dan 356 bin 636’ya düşerek 21 bin 180 kadın işçi sektörden koparıldı. Bu iki sektör, kadınların sendikalaşma oranının en düşük olduğu alanlar arasında yer alıyor. Ayrıca tarım ve ormancılık sektöründe de yüzde 5.24’lük düşüşle kadın istihdamı 49 bin 670’ten 47 bin 66’ya inmiş durumda. Petrokimya, enerji ve taşımacılık sektörlerinde de kadın işçi sayısı düşmüş vaziyette.

Kadın işçi sayısının arttığı sektörlerde ise iletişim, sağlık ve sosyal hizmetler, savunma ve güvenlik ile konaklama ve eğlence öne çıkıyor. Tele satış hizmetleri çalışanlarının da dahil edilmesiyle iletişim iş kolundaki kadın işçi sayısı 23 bin 411’den 104 bin 56’ya yükseldi. Sağlık ve sosyal hizmetlerde yüzde 57.87 artışla kadın işçi sayısı 303 bin 470’ten 479 bin 79’a ulaşmış durumda. Savunma ve güvenlikte yüzde 8,.41 artışla 41 bin 149 kadın işçi; konaklama ve eğlence sektöründe ise yüzde 7.47 artışla 468 bin 625 kadın işçi yer alıyor.

Bu rakamları iki yönlü okumakta yarar var: Birincisi, sektörel bazlı değişimler öne çıkarken sendikalı kadın işçi sayısındaki düşüş ciddi bir fark ortaya koyuyor. İkinci yönü ise iktidarın en çok kadın istihdamı sağladığını savunduğu imalat ve sanayide kayıtlı (SGK’ye bağlı) kadın işçi sayısında, iddia edilenin aksine düşüş yaşanıyor.

Sendikalı kadın işçi sayısı düşüyor

Bu süreçte aynı zamanda sendikalı kadın işçi sayısı da düşüyor. Veriler geçtiğimiz yıllara göre toplam sendikalı işçiler arasındaki kadın oranı ve kadınların sendikalılık oranlarında bir artış gösterse de sendikalı kadın sayısının azaldığı belirginleşiyor.

Örneğin, sendikalı kadın işçilerin toplam sendikalı işçilere oranı, ocak 2025’ten (yüzde 24.2) temmuz 2025’e (yüzde 24.7) artmış gibi görünüyor. Ancak aynı yıllar içinde sendikalı kadınların işçi kadınların tamamına oranı yüzde 11.38’den yüzde 11.04’e düşüyor. Bu düşüş sendikalı kadın işçi sayısında da görülüyor. Ocak 2025’te 609 bin 731 kadın işçi sendikalıyken bu sayı temmuz 2025’te 601 bin 177’ye geriliyor. Sendikalı kadınların toplam sendikalı işçilere oranının artışının nedeni ise ocak 2025 - temmuz 2025 arasında sendikalı erkek işçi sayısındaki düşüş oluyor.

Ocak 2026’da da sendikalı kadın sayısındaki düşüş sürüyor. Sendikalı kadın işçilerin toplam sendikalı işçi sayısına oranı temmuz 2025’ten ocak 2025’e bir puan artsa da sendikalı kadın sayısı 3 bin 19 azalıyor. Aynı şekilde sendikalı kadınların kadın işçilere oranı temmuz 2025’te 11.04’ten ocak 2026’da 11.19’a çıkıyor. Sendikalı kadın sayısı azalırken bu oranın artması bize kayıtlı çalışan kadın işçi sayısının düştüğünü gösteriyor.

Ocak 2025 - ocak 2026 döneminde yayımlanan verilere baktığımızda sektörel bazda önemli bir tablo ortaya çıkıyor: Sendikalı kadın işçi oranında gıda, madencilik, petrokimya ve tekstilde yüzde 20; metalde yaklaşık yüzde 10’luk düşüş yaşanırken; enerji, taşımacılık, inşaat, sağlık ve sosyal hizmetlerde kadın işçi sayısının 150 binden fazla artmasına rağmen sendikalaşma oranının düşmesi kadınların örgütlenmesinin önüne set çekildiğinin önemli bir göstergesi.

İktidar ezber bozmuyor

Öte yandan iktidarın, Aile Bakanlığı başta olmak üzere birçok kurumla yaptığı anlaşmaların “kadın istihdamına” görünüşte yaradığı; ancak iddia edilen imalat sanayisinde görünüşte bile işe yaramadığı gerçeği önümüzde duruyor. İş pozitif projesinden TÜİK’in kadın istihdamı kampanyalarına, TOBB’nin “sanayide kadın eli” projesine kadar hiçbir girişim ezber bozmuyor. Stajyer, MESEM’li, emekli, esnek çalışma biçimlerine mecbur bırakılan, kayıtsız ve dönemsel çalışmaya mahkum edilen kadınlar, patronların “kullan-at” modelinin bir parçası haline getiriliyor. Örgütlenmeleri türlü oyunlarla, çoğu zaman da baskı ve yıldırmayla engelleniyor. İşte böyle bir tabloda, “istihdam müjdesi” veren manşetlerin ardındaki gerçekler ortaya çıkıyor.

Sendikalaşma mücadelesi örneği olarak Digel Tekstil

Tekstil, özellikle yoğunlukla kadınların kayıt dışı ve sigortasız çalıştığı iş kolu olarak bilinir. Bu kayıt dışı çalışma yoğunluğuna rağmen Çalışma Bakanlığının verilerine baktığımızda sektörün yaklaşık yüzde 40’ını kadın işçiler oluşturuyor. Son bir yılda ise SGK’li kadın işçi sayısında ciddi bir düşüş var. Ocak 2025 - ocak 2026 arasında yaklaşık 69 bin kadın işçi kaybı gözlemlenirken kadınların sendikalaşma oranı da ciddi şekilde düşmüş vaziyette.

Ocak 2025’ten bu yana yaklaşık 570 gündür mücadele eden Digel Tekstil işçileri, aylarca sendikalı ve güvenceli bir iş yeri için mücadele etti ve kazanımlar elde etti. Digel Tekstil’deki sendikalaşma mücadelesinde yer alan işçilerden Rümeysa Kişi, bu süreçte kadın işçilerin direncine ve örgütlenmeye duyulan ihtiyaca dikkat çekiyor: “Fabrikanın yüzde 85’i kadınlardan oluşuyor. Mücadeleye başlamadan önce toplu bir şekilde patronun yanına gidip yüzde 10 zam talebinde bulunduk ama patron ‘Bağırıp bağırıp giderler’ diyerek bizi dikkate almadı. Sendikalaşmanın ve toplu iş sözleşmesi (TİS) süreçlerinin önemini o gün anladık ve hızlıca TEKSİF’te örgütlendik. Ancak bu süreç devam ederken patron, haksız yere sendikal mücadele verenleri işten çıkardı. Sektördeki en büyük korku zaten bu. Ama buna rağmen durmadık.”

"Mesele sadece ücret değildi"

Kişi, fabrikadaki çalışma koşullarını şöyle hatırlatıyor:

“Tuvalet molalarına kota getirilmesi ve saatlerce bunun üzerine toplantılar yapılması, mesainin son yarım saatinde tuvalete girmenin bile yasak olması, fabrikayı kadınların döndürmesine rağmen bırakın kreşi tek bir emzirme odasının bile bulunmaması, müdürlerin erkeklerden seçilmesi ve tacizlerin sonunun gelmediği, erkeklerin daha fazla ücret aldığı bir tabloda çalışıyorduk. Keza tacizlere dair TEKSİF sendikasının bizlerle birlikte hazırladığı taciz raporu da her şeyi ortaya koyuyordu. Baştaki talep ücret olsa da insanlık dışı çalışma koşulları bizleri mücadele etmeye ve değişimi sağlamaya itti.”

"Mücadele daha yeni başlıyor"

Günler süren mücadeleden sonra sendikal yetkiyi aldıklarını anlatan Kişi, TİS sürecinin devam ettiğini ve bunun henüz yolun başlangıcı olduğunu ifade ediyor: “Sendikalı olmak için çok mücadele verdik ve bir kısmımız artık işine dönemeyecek. Bireysel davalarımızı kazanmaya başladık ancak içerideki işçiler için asıl mücadele şimdi başlıyor. Bu mücadeleyi sürdürmek, sendikayı ve fabrikayı işçilerin yönettiği bir çalışma alanına dönüştürmek içerideki işçilerin sorumluluğundadır.”

"Petrokimyada sendikalaşmanın önünde engeller çok"

Petrokimya iş kolunda kadın işçi sayısında az da olsa bir düşüş yaşansa da hâlâ yaklaşık 153 bin kadın bu iş kolunda çalışıyor. Ancak ocak 2025 - ocak 2026 arasında sendikalaşma oranında yüzde 6.86’lık bir düşüş var.

Petrol-İş sendikasında örgütlü olan Gülşah Kaya, petrokimya sektöründe sendikalaşmanın zorluklarına dikkat çekiyor: “Petrokimya iş kolunda kadınların sendikalaşma düzeyi erkeklere kıyasla daha düşük. Bence bunun nedenlerinden biri kadın istihdamının sınırlı olması. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleri, güvence kaygısı ve bazı iş yerlerinde kadınların karar alma mekanizmalarında yeterince temsil edilmemesi de örgütlenmeyi olumsuz etkiliyor. Bana göre kadınların sendikalaşmasının önündeki en temel engel vardiyalı çalışma biçimi ve aile sorumlulukları.”

Sendikalaşmaya karşı yıldırma sopası

Kaya, bir diğer büyük engelin patronların yıldırma politikaları olduğunu söylüyor: “Patronlar genelde sendikal örgütlenmeyi engellemek amacıyla psikolojik baskı uyguluyor veya iş güvencesine ilişkin kaygıları artırabilecek uygulamalara başvuruyor. Kısacası işten atılma tehdidi en büyük engellerden biri. Bunu aşmak için bilinçlendirme çalışmalarına ve örgütlenmeye yönelik çağrılara devam etmeliyiz. Ayrıca kadınların sendika yönetimlerinde yer alabilmesi de son derece önemli bir noktada duruyor.”

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu: İnsanca yaşam için mücadeleye

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, kadınların sendikalaşmasına ilişkin Ekmek ve Gül’e yaptığı değerlendirmede önemli noktalara işaret ediyor: “28 Temmuz 2026 tarihinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının açıkladığı işçi sendikaları istatistikleri sonrası Konfederasyonumuzun Araştırma Merkezinin (DİSK-AR) yayımladığı sendikal haklar raporu, Türkiye’de sendikal hakların kullanımının gerçek görünümünü gözler önüne seriyor. Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye’de her 100 işçinin yalnızca 13’ü sendikalaşabiliyor; her 100 özel sektör işçisinin ise yalnızca 4’ü toplu iş sözleşmesi kapsamında yer alabiliyor.

Bu tablo içinde kadın işçilerin sendikalaşma oranı çok daha kötü durumda. Kadınlarda resmi sendikalaşma oranı yüzde 11.2 iken fiili sendikalaşma oranı yüzde 9.6’ya kadar geriliyor. Öte yandan sendika üyelerinin yüzde 75,2’sinin erkek, yalnızca yüzde 24,8’inin kadın olması; toplam işçilerin yüzde 32’sini oluşturan kadınların sendikaya üye olma konusunda erkek işçilerden daha fazla engelle karşılaştığını ortaya koyuyor.”

Her 5 kadından yalnızca 1’i kayıtlı çalışıyor

“Bu tablonun temelinde kadınların insana yakışır işe erişememesi yatıyor. Nitekim DİSK-AR tarafından yapılan hesaplamalara göre 2026’nın birinci çeyreği itibarıyla çalışabilir çağdaki her beş kadından yalnızca biri kayıtlı ve tam zamanlı istihdamda yer alabiliyor. İstihdamda ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak yer alan kadınların yüzde 13.6’sı ise kayıt dışı çalışmaya mahkum ediliyor.

Kuşkusuz kadınların kayıt dışı, düşük ücretli, güvencesiz ve sendikasız çalışmak zorunda kalması bir tesadüf değil; toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansımasıdır. Çocuk, yaşlı ve hasta bakımının kamusal bir sorumluluk olmaktan çıkarılıp kadınların omuzlarına yüklenmesi nedeniyle kadınlar iş gücünün tamamen dışına itilmekte ya da kayıt dışı, yarı zamanlı ve güvencesiz işlere mahkum edilmektedir. Güvencesiz ve süreksiz istihdam ilişkisi ise sendikal örgütlenmenin önündeki en temel engellerden biridir. Kadınların sendikal haklardan yoksun kalması; ücret, çalışma süresi ve iş güvencesi pazarlığı imkanını ortadan kaldırarak kayıt dışılığı kalıcı hale getiriyor.”

Çerkezoğlu; tüm bunlara karşı güvenceli çalışmanın, eşit işe eşit ücretin sağlanmasının, kadınların bakım yükünün kamusal politikalarla çözülmesinin ve ILO’nun 190 sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nin onaylanmasının hayati bir önem taşıdığını; bu talepler etrafında kadınların örgütlenmesi için mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
08.08.2026 15:04

Bilgesu Erenus, son yolculuğuna uğurlandı: 'Daima ezilenlerin, zorda olanın, mağdurların yanında oldu'

Senarist, oyun yazarı, müzisyen Bilgesu Erenus son yolculuğuna uğurlandı. Oğlu Ali Erenus "Bilgesu Erenus hayat yolculuğunda daima ezilenlerin, zorda olanın, mağdurların yanında oldun. Hiçbir menfaat uğruna görüşünü, duruşunu değiştirmedi" dedi.

Bilgesu Erenus, son yolculuğuna uğurlandı: "Daima ezilenlerin, zorda olanın, mağdurların yanında oldu"

Fotoğraf: ANKA

08.08.2026 08:00 / Güncelleme: 08:15

CHP'den Bandırma'da toplu istifa: Belediye Başkanı Mirza ve 16 meclis üyesi Yeni Parti'ye katıldı

Bandırma Belediye Başkanı Dursun Mirza ile 16 belediye meclis üyesi CHP'den istifa ederek Yeni Parti'ye katıldı. İstifaların ardından CHP'nin belediye meclisindeki üye sayısı 4'e düştü.

CHP'den Bandırma'da toplu istifa: Belediye Başkanı Mirza ve 16 meclis üyesi Yeni Parti'ye katıldı

Fotoğraf: Bandırma Belediyesi 

08.08.2026 12:14 / Güncelleme: 12:51

Bakan Gürlek'ten 2 faili meçhul cinayete ilişkin açıklama

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar sonucu Van ve Afyonkarahisar'da intihar ve kaza süsü verilen iki ölüm olayının aydınlatıldığını açıkladı.

Bakan Gürlek'ten 2 faili meçhul cinayete ilişkin açıklama

Fotoğraf: Adalet Bakanlığı

08.08.2026 13:07

Almanya'da askeri üs üzerinde iki 'şüpheli' drone görüldü

Almanya’da askeri tesisler üzerindeki "şüpheli" drone uçuşlarına bir yenisi daha eklendi. Kuzey Ren-Vestfalya eyaletindeki Mechernich kentindeki askeri üssün üzerinde iki şüpheli drone tespit edildi.

Almanya'da askeri üs üzerinde iki "şüpheli" drone görüldü

Fotoğraf: ANKA

08.08.2026 15:15 / Güncelleme: 15:28

8 Ağustos Dünya Kedi Günü: Evlerimizin minik kaplanlarını ne kadar tanıyoruz?

8 Ağustos Dünya Kedi Günü, kedilerin yaşam koşullarına ve insanlarla kurdukları bağa dikkat çekiyor. Peki evlerimizi ve sokaklarımızı paylaştığımız kedileri ne kadar tanıyoruz? İşte kediler hakkında 5 dikkat çekici özellik...

8 Ağustos Dünya Kedi Günü: Evlerimizin minik kaplanlarını ne kadar tanıyoruz?

Fotoğraf: Evrensel 

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!