23. Gençlik Yaz Kampı Sonuç Bildirgesi
Liselerde, üniversitelerde, işyerlerinde gençliğin ortak talepleri etrafında daha güçlü örgütleneceğiz, mücadeleyi büyüteceğiz ve bu kampın ortaya çıkardığı birikimi gidilen her yere büyüterek taşıyacağız.
23. GYK Kamp Komitesi
Türkiye’nin dört bir yanından yüzlerce genç, “Geleceğin Peşinde, Emeğin İzinde, Savaşsız ve Sömürüsüz Bir Dünya Hedefiyle” sloganı etrafında 23. Gençlik Yaz Kampı’nda buluştu. Birlikte bir yaşamı var etmek için kimi zaman yemek dağıtırken kimi zaman atölyelerde birlikte tartışırken, yalnızlaştırıldığımız ve bireyselleştirildiğimiz koşulların karşısında tersinin mümkün olduğunu kanıtlayarak ve kolektif bir yaşamı kamp boyunca var ederek bir araya gelindi. Kamp; birlikte üretmenin, birlikte öğrenmenin ve birbiri için öğrenmenin merkezi oldu. Bu kolektif yaşam bu yıl 23. kez inşa edildi.
Gençliğin bütün kesimleri üzerinde geleceksizliğin, yoksulluğun, baskı ve saldırıların arttığı bu günlerde; bu kampı gerçekleştirebilmenin ayrı bir önemi bulunuyordu. Mevcut koşullar; gençliğin bir araya geldiği alanların dağıtılmaya çalışıldığı, öğrenci topluluklarının kapatıldığı, lise etkinliklerinin yasaklandığı, üniversitelerde faşist provokasyonlarla birlikteliklere saldırıldığı ve faşist baskılarla mücadelenin geriletilmeye çalışıldığı bir dönemi ortaya koyuyor. Bütün bunların karşısında kampın her günü; dayatılmış olan yalnızlığa, umutsuzluğa ve yılgınlığa karşı birlikteliği, mücadeleyi ve örgütlülüğü koymanın günü haline geldi. Bu koşullarla uzlaşılmadığında ve bu birliktelik talepler etrafında örüldüğünde, dayatmaların püskürtüldüğü örnekler kampın ana tartışma konusuydu. Kampın çıkardığı en önemli sonuçlardan biri, bugün açısından bu örneklerin sayısının artırılması gerektiğidir. Kampta forumlarda ve buluşmalarda paylaşılan deneyimlerin gösterdiği üzere, umut da kurtuluş da buradadır.
Bir haftalık kamp yaşamı nasıl geçti?
İlgi ve yeteneklere göre çeşit çeşit atölyede bir araya gelindi. Döndüğümüzde öğrendiklerimizi mücadeleyi büyütmenin bir aracı haline getirmek üzere; politik iktisattan Marksizme, evrim atölyesinden kadın çalışmalarına, tiyatrodan dansa yeni şeyler öğrenmenin, birbirine öğretmenin ve birlikte üretmenin imkânı yaratıldı. Kampın her bir görevi kolektif bir şekilde icra edildi ve bu görev paylaşımı sayesinde birlikte yaşanılan bir alanın yine birlikte sürdürülebilir kılınabileceği bir kez daha gösterilmiş oldu. Kampın pratik görevleri olduğu kadar tartışmaları birlikte sürdürmek, atölyelerin içeriklerini birlikte zenginleştirmek, sorular ve katkılarla panelleri derinleştirmek gibi politik görevler de vardı. 23. Gençlik Yaz Kampı bu anlamda gençliğin pratik ve politik görevlerini bir potada eriterek sürdürmenin, kararları birlikte alarak yaşamı sürdürmenin mümkün olduğunu kanıtlayan bir alan oldu.
Kamp boyunca gençliğin kurtuluşunun işçi sınıfının saflarında olduğu ortaya kondu. Gençliğin bütün bu sorunlara karşı verdiği mücadelenin işçi sınıfının mücadelesiyle ortaklığının ve ancak onunla birleştiği ölçüde hakiki bir çözüme varabileceğinin altı çizildi. Bu ortaklığın tescili ve teorik tartışmaları pratikle buluşturmak amacıyla da kamp katılımcılarıyla birlikte, anayasal haklarını isteyen işçileri yok sayan, fabrikayı kendi hobi bahçesi sanıp “Gerekirse batarım ama hak vermem” diyen patron zihniyetine karşı eğilmeyen Temel Conta işçilerine bir ziyaret gerçekleştirildi.
Buradan hangi sonuçlarla ayrılıyoruz?
Bugünün sorunlarıyla birlikte önümüzdeki dönemin nasıl şekilleneceği ve nasıl bir tablonun beklediği de ortaya kondu. Kamp boyunca çadır aralarında, toplantı ve buluşmalarda, panel ve forumlarda şu sonuçlara ulaşıldı:
Saray rejimi, emekçiler için hazırladığı programı onun genç kuşakları üzerinde de adım adım hayata geçiriyor. Bu program yalnızca ekonomik saldırılardan ibaret değil. Gençliği daha yoksul, daha güvencesiz bırakırken; aynı zamanda örgütsüz, yalnız ve umutsuz bırakmayı hedefliyor. Bir araya gelinen alanlara yönelik baskılar, öğrenci topluluklarına dönük engeller, gençliğin sözünü söyleyebildiği alanların daraltılması bunun bir parçasıdır. Forumda çıkan sonuçlar gösteriyor ki, birlikteliği geliştirecek biçimdeki örgütlenmelerle bu saldırı dalgası geriletilebiliyor. Bu dayanışma bulunulan her alanda büyütülecektir. 19 Mart'ın ardından ortaya çıkan mücadelenin kalıcılaşmasının yolu da kendiliğinden tepkilerden değil, örgütlü ve sürekli bir mücadeleden geçiyor. Oluşan umutsuzluk havası da ancak böyle bir mücadelenin ortaya çıkaracağı güçle dağılabilir.
Üniversitelerde GÜÇ-İŞKUR programlarıyla daha öğrenciyken ucuz işgücü haline getirilmeye çalışılıyoruz. Üniversitelerin son senesinin staj sömürüsüne ayrılması planlarıyla sömürü, gençliği daha amfilerdeyken kuşatmaya başlıyor. Üniversite-sermaye iş birliği, özellikle savunma sanayisi başta olmak üzere sermayenin ihtiyaçlarına göre yeniden şekillendiriliyor. Buna karşı bilimsel, demokratik ve özerk üniversite mücadelesi ve öğrencilerin söz ve karar hakkı büyütülecektir. MESEM cinayetleri, ihmaller sonucu hayatını kaybeden sıra arkadaşları ve Antep’teki saldırılar sonucu hayattan kopan liseliler... Liseli gençlik açısından Yusuf Tekin’in istifası talebinin geçerliliği ve aciliyeti ortadadır. Müfredatların günbegün içeriğinin boşaltılması, Maarif eğitim modeli ve zorunlu din dersi dayatmaları; lise gençliğinin laik ve bilimsel eğitim talebini yakıcı bir hale getiriyor. Liselerde artan kantin, yemekhane ve ulaşım ücretleri; eğitime erişimi her geçen gün daha da zorlaştırıyor. Parasız, bilimsel, demokratik eğitim için liselerde sınıf sınıf, okul okul örgütleneceğiz. Çocuk işçiliğin MESEM’ler üzerinden yaygınlaştırılması ve meşrulaştırılması, saray rejiminin temsilcisi olduğu sermayenin kâr iştahını çocuklardan karşılama arayışını sürdürüyor. Patronların insafında bir ücret, iş cinayetleri, baskı ve mobbing bu iştahın sonucu oluyor. MESEM programının iptal edilmesi için, nitelikli ve uygulamalı bir mesleki eğitim ve ihtiyacı olan her öğrenciye burs talebi etrafında birleşilecektir.
Antiemperyalist mücadele esas hedefimiz olmalı
Saray rejiminin emperyalistlerle kurduğu iş birliği, başta Ortadoğu'da büyüyen savaşlar ve NATO’nun bölge halklarına dayattığı politikalar birbirinden bağımsız değildir. ABD emperyalizminin pervasızlığı ve emperyalist çelişkilerin derinleşmesi; savaşların büyüdüğü, silahlanmanın hızlandığı, halkların birbirine düşman edilmeye çalışıldığı bir gidişatı biçimlendiriyor. İki emperyalist kutbun da gençliğe vaat ettiği sömürü, yoksulluk ve savaşlar düzenidir. Mücadele, bu düzenin kendisine karşıdır. Savaşlara karşı tutarlı bir antiemperyalist mücadele, bulunulan alanlardaki mücadele birikimiyle buluşturulacaktır. NATO Zirvesi’nin ortaya çıkardığı tablo da bu gözle değerlendirildi. Emperyalizmin savaş politikalarının Türkiye üzerindeki etkileri ve bunların gençliğin yaşamına nasıl yansıdığı ortaya kondu. Tüm bunların karşısında bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm mücadelesi büyütülmelidir. Bu tartışmaları kampın ardından da okullarda, işyerlerinde ve bulunulan her alanda sürdürme kararı alındı. Emperyalistlerin kâr hırsı doğayı talan ediyor. Maden yasası ile ülke emperyalistlere peşkeş çekiliyor. Ülkede yapılacak COP 31 fuarında bu anlayışla sürdürülecek iklim politikalarına karşı mücadele yükseltilecektir.
Saray rejimi, gençlik için hazırladığı programın karşısında örgütlü bir güç bulamadığı ölçüde ilerleyebiliyor. O halde görev açık: Liselerde, üniversitelerde, işyerlerinde gençliğin ortak talepleri etrafında daha güçlü örgütleneceğiz, mücadeleyi büyüteceğiz ve bu kampın ortaya çıkardığı birikimi gidilen her yere büyüterek taşıyacağız.
(Genç Hayat)Evrensel 31 yaşında!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et