Korkmaz Tedik: Bir neferin yaşayan mirası
“Beni en çok Gar Katliamı’nda kendisi de yaralıyken ‘Genç yoldaşlarımızla ilgilenin’ demiş olması etkiledi, o son anda bile gençliği düşünmüş olması. İşte bu yüzden Korkmaz Abi’yi dik duruşuyla, gözündeki kararlılıkla resmetmek istedim.”
Emre
Manisa
Her yaz gelecekten bir hafta çalıp Gençlik Yaz Kampı’nda bir araya geliyoruz. Bu kampın amacı yalnızca birlikte vakit geçirmek değil; birbirimizden öğrenmek, geçmişin mücadelesini bugüne taşımak ve bu mücadeleyi büyüterek geleceğe devretmek. Kampın sohbetleri ve atölyeleri sırasında dönüp baktığımız örnekler hep bir pusula oldu ve bu yılki kampta o pusulalardan biri Korkmaz Tedik’ti.
Korkmaz Tedik, 1983'te Malatya'da dünyaya geldi. Şakacı, sıcak ve adalet duygusu güçlü biriydi. Önce gençlik çalışmalarında yer aldı, sonra işçi sınıfının mücadelesine adadı kendini. Fabrika kapılarında, grev meydanlarında, barış mitinglerinde emekçilerin yanında oldu ve dokunduğu her insanda bir iz bıraktı.10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi’nde gerçekleştirilen bombalı saldırıda, daha 32 yaşındayken 103 kişiyle birlikte yaşamını yitirdi. Bu saldırı onu aramızdan alsa da bıraktığı iz silinmedi.
Bu kampta, Korkmaz Tedik’i hiç tanıma fırsatı bulamamış bir arkadaşımız onun suretini bir pankarta çizdi. Ardından bunu hep beraber ortak alana astık. Bu basit gibi gözüken güçlü an, kampın amacını da özetliyor aslında: Tanımadığımız ama izinden gittiğimiz insanların mücadelesini, elimizle, emeğimizle, birlikte bugüne taşımak. Korkmaz Tedik’in hikâyesi, bir kuşağın nasıl mücadele ettiğinin, nasıl sevdiğinin, nasıl paylaştığının somut bir örneği ve bu örnekteki gibi onu hiç tanımamış gençlerin elinde yeniden hayat buluyor. Pankartı çizen arkadaşımızla gerçekleştirdiğimiz sohbet Korkmaz Tedik’in mirasının kampımızda nasıl yaşadığını görmek için anlamlı bir pencere açıyor.
Korkmaz’la tanışma ve ilk izlenim
Korkmaz Tedik’le nasıl tanıştığını ve çizim sürecine nasıl başladığını sorduğumuzda Isparta’dan arkadaşımız Belinay’la “Kampta arkadaşım Deniz’le ‘Biz de bir pankart yapalım’ diye muhabbet ederken duydum ilk defa Korkmaz abinin adını. Beni en çok Gar Katliamı’nda kendisi de yaralıyken ‘Genç yoldaşlarımızla ilgilenin’ demiş olması etkiledi, o son anda bile gençliği düşünmüş olması. İşte bu yüzden Korkmaz Abi’yi dik duruşuyla, gözündeki kararlılıkla resmetmek istedim. Aramızdan ayrılışının üstünden ne kadar zaman geçerse geçsin onun direnci hâlâ bizimle beraber hayat buluyor. Onu çizmeye karar verdiğimde Gar Katliamı’nda kaybettiğimiz diğer yoldaşlarımızı da düşünüyordum. ‘Neden böyle bir olay yaşandı ve neden hâlâ aydınlatılmamış gerçekler var?’ sorusunu soruyordum. Bir yandan da onların bize bıraktıkları mirasa sahip çıkıyor olmamızın ne kadar değerli olduğunu kendime hatırlatıyordum.” diyerek çizime başlarken hissettiklerini bize aktardı.
Çizimi sürecinde daha önce tanış olmadığı birini çizmenin nasıl bir duygu olduğunu sorduğumuzda “Korkmaz abiyi tanıyanların anlattıklarını aklımdan çıkartmayarak onu resmetmeye çalıştım. Benim için karışık duygular vardı. Onu yeterince iyi çizebilecek miydim, onu tanıyanlar nasıl bir tepki verecekti endişesini yaşarken, Gar Katliamı’nın bizden götürdüklerinin hüznü ve onların mücadelesini yaşatmanın gururunu da taşıyordum. Tanıyan, tanımayan insanlar onu görsün istedim.” dedi. Pankartın asılma anının kendisini çok heyecanlandırdığını ve etkilediğini belirten arkadaşımız “Örgütlenmenin ve dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu tekrardan hatırlatan bir andı. Bir sürü kişinin aynı duyguyu hissetmesi bizi buluşturan şeydi.” diyerek bu hislerin birleştiriciliğine dikkat çekti.
Onun mirası artık bize emanet
“Dün bizimle aynı kavgayı paylaşan birileri vardı, bugün de varlar, yarın da var olmaya devam edecekler. Bugün sürdürdüğümüz mücadelenin ne kadar değerli olduğunu, “Bu dünyayı biz mi kurtaracağız?” sorusunun cevabının “Evet” olduğunu öğrenerek buradan ayrılıyorum. Bu kamp sonrasında çevremle daha ilişkili olmam gerektiğini, sorunlarımız için sürdürdüğümüz mücadeleye daha aktif katılmam gerektiğini, umudu ve inancımı kaybetmemem gerektiğinin net bir şekilde kavradım. Bugün Korkmaz abi de yanımızda olsa karşılaştığımız sorunlar için “Hallederiz” der, yanına bizleri de alıp mücadelenin en ön saflarında yerini alırdı diye düşünüyorum. Artık onun mücadelesi bizlere emanet. Onun bıraktığı yoldan kenetlenerek yürümeye devam etmeliyiz.” diyerek ekledi Belinay.
Ben de yoldaşlarıma umut bırakmak istiyorum
10 Ekim Ankara Katliamı’nı sorduğumuzda “Ben 10 Ekim'de 8 yaşındaydım ve olanlardan bihaberdim. Olayları o gün orada fiziksel hasar almaktan kılpayı kurtulmuş bir yoldaşımızın tanıdığından öğrenmiştim. Devletin her şeyi bilmesi ve buna rağmen önlem almamış olması patlamadan sonra sağlık müdahalesinin bilerek geciktirilmesi, yaralılara tomalarla su sıkılmasını ne o vakit ne de bugün anlamlandırabiliyorum. Ankara Katliamı’nda kaybettiğimiz 104 yoldaşımızın sorun ve talepleri ile bugün bizim sahip olduklarımız hala aynı. Bu mirasın canlı tutulması ve gençlerle paylaşılması bizleri kazanıma bir adım daha yaklaştıracak, kaybettiğimiz yoldaşlarımızın mücadelesini büyütmemize fayda sağlayacaktır.” dedi
Gelecek yıl kampa gelecek yoldaşlarıma en çok umut bırakmak istiyorum. Umutsuzluğun yayıldığı, insanların önemsizleştirildiği bugünlerde aslında ne kadar değerli olduğumuzun, düzenin bizler sayesinde değişebileceğinin umudunu bırakmak istiyorum. Mücadelemiz için son ana kadar dimdik ayakta olacağız.” Şeklinde cevap vererek mücadelenin önemini vurgulayarak sözlerine son verdi.
(Genç Hayat)Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et