Yeni Parti’nin üslenmiş ve cafcaflı burjuva siyaseti
Muhalefetin etkisiz olduğundan dem vuruyorsa ve kurtuluşun yeni olan-olmayan siyasetçilerden gelmeyeceğini görüyorsak okuduğumuz okullarda ve çalıştığımız atölyelerde kendi taleplerimizle, kendi sözümüzü söylediğimiz bir siyaseti kurmalıyız!
Fotoğraf: Yeni Parti
Adil Şafak DİNÇER
ODTÜ
Türkiye’nin siyasal gündemi “yeni” bir hareketin doğuşuyla çalkalanıyor. Yeni Parti’nin genel başkanı Özgür Özel, yaptığı açıklamalarda Türkiye’yi çoklu kriz ortamından kurtarmak için “yeni” bir yürüyüş başlattığından ve “yeni” bir siyasi anlayış ortaya koyduğundan bahsediyor. Peki gerçekten Yeni Parti’nin önüne koyduğu siyasal anlayış “yeni” mi? Yeni Parti; Saray rejiminin geliştirdiği emperyalist bağımlılık ilişkilerine, işçi ve emekçilerin gerçek sorunlarına “yeni” olarak ne çözüm sunuyor?
Toplumsal muhalefetin ve gençliğin yeni bir yol arayışı
CHP’nin mutlak butlan kararı sonrası atanmış ve seçilmiş olarak ikiye ayrılması muhalif kesimler içinde büyük bir kriz yaratmakla birlikte azımsanmayacak bir tepkiyi de beraberinde getirdi. Atanmışlara karşı tepkiler büyürken, Özgür Özel ve çevresindeki seçilmişlere duyulan güven ve verilen destek bu atmosfer içinde pekişti.
Gençlik açısından butlan kararı ve sonrasındaki gelişmeler farklı eğilimlere yol açtı. 19 Mart’ta kitlesel eylemlerle Türkiye gündemini sarsan gençliğin; eylemlerinin sonuçsuz kaldığı algısından, her sabah başka bir muhalif belediyeye operasyon yapılmasından ve buna karşı etkisiz bir muhalefet yapıldığından dolayı bireysel kurtuluşa yöneldiğini görüyoruz. Yurt dışına çıkmanın bu düzenden kurtulmanın tek yolu olduğu eğilimi oldukça yaygın. Bunu göz önünde bulundurduğumuzda Yeni Parti’nin kurulması, gençlik içerisinde Kılıçdaroğlu’na ve atanmışlara duyulan öfkeden dolayı olumlu bir biçimde karşılansa da meydanlarda bu desteğin somutlaştığını görememekteyiz.
Yeni olmayan bağımlılık ilişkileri ve ekonomik programlar
Bu siyasal atmosferin içinde Özel ve destekçisi siyasetçilerin butlan kararı sonrası açıklamaları “yeni” olmayan vizyonlarını gün yüzüne çıkarttı: “Siz bu ülkenin hukuk sistemini çökertirseniz, yabancı sermaye kaçar.” veya “Biz bu kararla dünyaya ‘Türkiye’de mülkiyet ve hukuk güvencesi yoktur’ mesajı vermiş olduk. Bu ayıbı temizlemeden hiçbir yabancı fon kapımızı çalmaz.” gibi sözlerden Yeni Parti’nin saray rejiminin derinleştirdiği bağımlılık ilişkilerine “yeni” bir soluk katarak devralacağı ve zaten yabancı sermayenin kapı çalmak yerine kapı baca demeden her yerden girerek madenlerle talan yerine çevirdiği günümüz Türkiye’sinden farklı bir tablo çizmediğini görüyoruz.
Özel'in daha önce de yabancı medya organlarına verdiği demeçlerde saray rejiminden daha iyi NATO'culuk yapacağı mesaji vermesi, Yeni Parti'nin programında da kendini gösteriyor. Dış politikaya dair ilgili bölümde Türkiye'nin AB'ye üye olma sürecinin hızlanacağı ve uluslararası savaş ve suç örgütü olan NATO'daki etkinliğinin arttırılacağından bahsediliyor.
Bu politikaların Türkiye işçi ve emekçileri, kadınları, gençleri ve ezilen tüm kesimleri için ne anlama geldiği; sermayenin dilediğince sömürüsüne bırakılmış ucuz emek rejiminden tutalım sermayeye teşvik adı altında ayrılan devasa bütçelere, maden talan yasalarından tutalım sermayecilerin “ürküp kaçmaması” için uygulanan baskı ve yasaklara kadar halihazırda yaşıyoruz. Bir yanda saray rejimi tüm aygıtlarını seferber ederek iktidarını sağlamlaştırıyor, iç cephe politikası adı altında muhalif belediyelere, gazetecilere, siyasetçilere operasyon düzenliyor; yabancı sermaye ve emperyalistlerden destek alarak baskı ve yasaklara meşruiyet zemini oluşturuyor. Bir yanda da kendini “yeni” ve tarihin doğru tarafında olmakla niteleyen muhalefet, yabancı sermayeye göz kırpıyor; kendi iktidarının onlara çok daha güvenli bir yatırım alanı açacağından bahsediyor. Bu politikaların hepsi gençlerin, işçilerin, emekçilerin, kadınların ve ezilen tüm kesimlerin sorunlarına çözüm olmamakla beraber yoksulluğu, geleceksizliği, güvencesizliği derinleştirecek politikalardır.
O halde geleceğimizi kurtaracak çözümü nerede aramalıyız?
Bugün iktidar butlan kararlarıyla, muhalif belediyelere düzenlediği operasyon ve tutuklamalarla ve elindeki diğer tüm araçlarla kendine tehdit gördüğü her unsuru yok etmeye çalışırken elinden gelini ardına koymuyor, faşizmin inşasına hız veriyor. Gidişat bu yöndeyken mevcut durumu değiştirmek için sandığı beklemenin bir çözüm olmayacağı aşikâr. Bu nedenle burjuva siyasetçilerin “biz yapalım siz bizi destekleyin” tutumuna uymayı reddedip geleceğimiz için mücadeleye koyulmamız gerek. Muhalefetin etkisiz olduğundan sürekli dem vuruyorsak, onu eleştiriyorsak, her gün bu ülkenin daha da karanlığa gittiğinden ve kurtuluşun yeni olan-olmayan siyasetçilerden gelmeyeceğini görüyorsak okuduğumuz okullarda ve çalıştığımız atölyelerde kendi taleplerimizle, kendi sözümüzü söylediğimiz bir siyaseti kurmalıyız. Okullarımızda ve atölyelerimizde en geniş kesimlerle bir araya gelebileceğimiz talepleri sahiplenerek demokratik mekanizmaları kurmanın yollarını bulmalıyız. Burjuva muhalefet ve onu çizdiği ekonomik-siyasal programlardan çıkışın tek yolu sınıfımızın safında siyaset yapmaktan geçer. Nerede okuyorsak veya çalışıyorsak oralarda taleplerimizde birleşerek mücadeleyi büyütmeli ve mücadelemizi üreten sınıfın, işçi sınıfının safında vermeliyiz.
(Genç Hayat)Evrensel seninle güçlü!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et