Çocuklar meslek lisesine, MESEM’e ya da işçiliğe mahkum ediliyor: 2026’nın ilk 7 ayında en az 40 çocuk yaşamını yitirdi
Maraş'ta 15 yaşındaki Mehmet Eltutan'ın ölümü, derinleşen çocuk işçiliği gerçeğini bir kez daha gösterdi. Bütçede çocukları korumaya ayrılan pay sıfırlanırken iktidar politikaları yüz binlerce çocuğu sanayiye ucuz iş gücü olarak sevk ediyor.
Ahmed Ziya Aydın
Barış Salık
[email protected]
Maraş’ın Pazarcık ilçesinde PVC imalatı yapan bir fabrikada çalışan 15 yaşındaki Mehmet Eltutan, akşam saatlerinde iş yerine ait seyir halindeki kamyonetin açık kasasında rüzgarın etkisiyle savrularak reklam panosuna çarptı ve asfalta düşerek yaşamını yitirdi. Mehmet, ne bu yıl ne de önceki yıllarda tezgah başında, kamyonet kasasında ya da sanayi sitelerinde iş cinayetinde hayatını kaybeden ilk çocuk.
2026’nın ilk yedi ayında en az 40 çocuk yaşamını yitirdi
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) Meclisi raporlarına göre çocuk işçi ölümleri münferit birer kaza değil, sistematik bir kıyım olarak sürdürülüyor. Türkiye’de çocuk işçi ölümleri 2020’de en az 67, 2021’de en az 62, 2022’de en az 64, 2023’te en az 54 olarak kaydedildi. 2024 ve 2025 yılları için ise sırasıyla 39’u kentlerde olmak üzere en az 71 ve 67’si kentlerde olmak üzere en az 94 çocuk işçi ölümü kayda geçti.
2026 yılının ilk yedi ayında ise Mehmet Eltutan ile birlikte en az 40 çocuk işçi çalışırken hayatını kaybetti. İSİG Meclisi verilerine göre; bu yıl iş cinayetlerinde hayatını kaybeden çocuk sayısı ocak ayında 4, mart ayında 8, nisan ayında 5, mayıs ayında 7, haziran ayında 6 ve temmuz ayından sonra en az 9 olarak kayda geçti. İSİG Meclisinin eğitim-öğretim yılı çıktılarına göre ise; son yıllarda ölümler ağırlıklı olarak kırsal tarım alanlarından kent merkezlerindeki sanayi ve inşaat sektörüne kaydı.
LGS ile adrese dayalı meslek lisesi
Diğer taraftan çocukları sanayiye iten süreç ortaokul sıralarındayken başladı. Milli Eğitim Bakanlığının yayımladığı 2026 LGS ilk yerleştirme sonuç raporu, sınavsız yerel yerleştirme mekanizmasının çocukları meslek liselerine yönlendirdiğini belgeledi. Yerel yerleştirme kapsamında bir liseye yerleşen 772 bin 849 öğrencinin yüzde 44.50’si, yani 343 bin 948’i mesleki ve teknik Anadolu liselerine yerleşti.
Yerel yerleştirmede meslek liselerine yerleşenlerin oranı 2023’te yüzde 39.40 iken bu oran 2024’te yüzde 42.24’e, 2025’te yüzde 43.91’e ve 2026’da yüzde 44.50’ye yükseldi. Yoksul mahallelerde yeterli fen ve Anadolu lisesi kontenjanı bulamayan binlerce çocuk, adrese dayalı yerleştirme ile doğrudan meslek liselerine sevk edildi.
MESEM ve MTAL aracılığıyla çocuk işçilik
2012-2013 eğitim öğretim yılında 2 milyon 269 bin 651 olan mesleki ve teknik lise öğrenci sayısı, 2024-2025 döneminde 1 milyon 259 bin 170’e geriledi. Aynı dönemde öğrenci sayısı yaklaşık yarı yarıya azalırken, 2016 yılında örgün ortaöğretim kapsamına alınan mesleki eğitim merkezlerinde (MESEM) ise tam tersi bir tablo ortaya çıktı. 2016-2017 eğitim öğretim yılında 95 bin 667 olan MESEM öğrenci sayısı, 2024-2025 döneminde 421 bin 930’a yükseldi.
Böylece son sekiz yılda MESEM’lerdeki öğrenci sayısı yaklaşık 4.5 kat arttı.
MESEM’lerdeki hızlı büyüme, iktidarın mesleki eğitime ilişkin politikalarıyla da örtüştü. Dönemin Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, 24 Mayıs 2023’te yaptığı açıklamada, “3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nda yapılan değişiklikle işveren üzerindeki maddi yük kaldırılarak çok cazip bir mekanizma oluşturuldu” ifadelerini kullandı. Özer’in ‘cazip mekanizması’ ise 9, 10 ve 11. sınıf öğrencilerine ödenen ücretler ile 12. sınıf öğrencilerine verilen ücretlerin tamamının devlet tarafından karşılanması, öğrencilerin iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sigortalandırılması ve MESEM’e kayıt için yaş sınırının bulunmaması oldu.
‘MESEM’ler patronlar açısından düşük maliyetli iş gücü’
Kanun değişikliğinin ardından “Hem işverenler hem de öğrenciler açısından çok ciddi talep geldiğini” belirten Özer, çırak ve kalfa sayısının yüzde 784 artarak 1 milyon 405 bine ulaştığını açıkladı. Raporlarda ise devlet tarafından karşılanan ücretler, işverenlere sağlanan teşvikler ve yaş sınırının kaldırılmasıyla birlikte MESEM’lerin patronlar açısından düşük maliyetli iş gücü kaynağına dönüştüğü, bunun da öğrenci sayısındaki hızlı artışın temel nedenlerinden biri olduğu değerlendirmesine yer veriliyor.
Derinleşen yoksulluk, eğitim giderlerinin artması, ailelerin çocuklarını daha erken yaşta gelir elde etmeye yöneltmesi, MESEM öğrencilerine ücret ve sigorta desteği sağlanması ile işletmelere verilen teşviklerin, çocukların meslek liseleri yerine MESEM’lere yönelmesinde etkili olduğu da görülüyor.
Son yıllardaki MEB verilerine bakıldığında da eğitim adı altında meşrulaştırılmaya çalışılan ucuz çocuk emeği, MESEM ve mesleki ve teknik Anadolu liseleri (MTAL) üzerinden büyütülmeye devam ediliyor.
MEB verilerine baktığımızda 2025-2026 eğitim öğretim yılı için 509 bin 85 MESEM öğrencisinin 224 bin 346 işletmede, 254 bin 60 MTAL öğrencisinin ise 111 bin 578 işletmede çalıştığı görülüyor. Yani toplamda 2 milyon öğrenciden 765 binden fazlası, eğitim adı altında işçi olarak çalıştırılıyor.
Her dört çocuktan biri iş gücüne katılıyor
İSİG Meclisi, 17 Ocak 2025’te yayımlanan yönetmelikle ortaokul düzeyindeki çocukların mesleki eğitime yönlendirilmesinin önünün açıldığına ve çocuk işçileştirme yaşının 10-11’e kadar çekildiğine dikkat çekiyor.
Bir diğer taraftan eğitim reformu girişimi (ERG), eğitim izleme raporu 2025’e göre Türkiye’de 15-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 24.9’u, yani her dört çocuktan biri iş gücüne katılıyor. Aynı verilere göre 2024-2025 eğitim-öğretim yılında 804 bin 250 çocuk, zorunlu eğitimde olması gerekirken örgün eğitimin dışında yer alıyor.
Diğer taraftan eğitim çağında olup açık öğretim liselerine yönlendirilen 273 bin 557 çocuk ile MESEM kapsamında haftanın büyük bölümünü işletmelerde geçiren 392 bin 887 öğrenci, fiilen okul dışı kalan çocukların toplam sayısını artırıyor.
Sermayeye milyarlar, çocuk işçiliği engellemeye 0 TL
Çocuk işçiliğin derinleşmesi bütçe verilerine de yansıyor. “Sanayinin ucuz iş gücü altyapısını besleyen” kurumların bütçeleri katlanarak artarken, çocuk işçiliği engellemeye ve çocukları korumaya ayrılan kaynak tamamen kesildi.
Mesleki ve teknik eğitim okulları bütçesi 2024’te 135.3 milyar TL, 2025’te 172.9 milyar TL iken 2026’da 232.7 milyar TL’ye yükseldi.
Özel eğitim okul ve kurumları bütçesi 2024’te 25.1 milyar TL, 2025’te 37.6 milyar TL iken 2026’da 55.1 milyar TL oldu.
2026 yılında Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne 384.5 milyon TL, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne 63.5 milyar TL, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne 163.3 milyon TL bütçe ayrılırken, dini ve mesleki eğitime ayrılan toplam kaynak 182.4 milyar TL seviyesini buldu.
Buna karşın “Çocukların korunması ve gelişiminin sağlanması” programına 2023’te 40 milyon 999 bin TL harcanmışken 2024 yılında ayrılan bütçe 28 milyon TL oldu.
2025 yılında sembolik olarak 1000 TL ayrılan bu program, 2026 yılında 0 TL’ye indirilerek bütçeden tamamen çıkarıldı.
Ulaşılması hedeflenen çocuk sayısının 30 bin olarak sabit tutulmasına rağmen kaynağın sıfırlanması çelişkiyi büyütürken, iş sağlığı ve güvenliği denetim faaliyetleri de geriledi. 2024’te 1131 olan faaliyet sayısı 2025’te 872’ye düştü, 2026 hedefi sadece 879 olarak belirlendi.
Derinleşen çocuk yoksulluğu
Çocukları eğitimden koparıp ölümle burun buruna getiren bu çarkın en büyük sürükleyicisi ise derinleşen yoksulluk olarak önümüze çıkıyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı verilerine göre ailesinin yanında temel ihtiyaçları karşılanamadığı için alınma riski bulunan çocuk sayısı 2018’de 122 bin 489 iken, yüzde 40.33 artışla 2025’in ilk altı ayında 171 bin 895’e yükselmişti.
TÜİK verilerine göre 0-17 yaş grubundaki çocukların yüzde 36.8’i, yani 7 milyon 860 bin çocuk yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Türkiye, çocuk yoksulluğu oranında OECD ülkeleri arasında Kosta Rika’nın ardından 2. sırada yer alıyor. Aynı araştırma çıktılarına göre 15 yaş altı 6.7 milyon çocuk günde bir öğün protein kaynağına (et, tavuk, balık, yumurta) erişemiyor.
Çocukların yaşam hakkı çarklara terk ediliyor
Son 10 yıllık süreç özetlenecek olursa; iktidar izlediği politikalarla, meslek liselerinden tam vazgeçmeden niteliksizleştirip geriye çekerken, piyasa odaklı çıraklık modelini (MESEM) örgün eğitimin ana omurgası haline getirmeye çalışıyor.
Bu politikalar çocukların eğitim hakkından mahrum bırakılarak erken yaşta güvencesiz, ucuz ve esnek iş gücü olarak piyasaya sürülmesi politikasıdır. MESEM’lerdeki öğrenci sayılarının artışı, Türkiye’de “çocuk işçiliğin” engellenmek bir yana, bizzat devlet eliyle kurumsallaştırıldığının ve yasal bir kılıfa büründürüldüğünün somut göstergesidir.
LGS tercih sistemiyle adrese dayalı olarak meslek liselerine yönlendirilen, MESEM’ler aracılığıyla ucuz iş gücü olarak sanayiye sunulan çocuklar, denetimsiz ve güvencesiz çalışma koşullarında can vermeye devam ediyor. Bütçeden çocuk işçiliğiyle mücadeleye 0 TL ayıran iktidar, patronlara teşviki artırırken; Maraş’ta kamyonet kasasından düşen 15 yaşındaki Mehmet Eltutan’ın ölümünde olduğu gibi, çocukların yaşam hakkını sermayenin ve denetimsizliğin çarklarına terk ediyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et