Kastamonu Kös Dağı'nda şirketin kaçak sondajlarına 'ÇED olumlu' kılıfı
Kastamonu’nun Kös Dağı’nda, izin almadan yürütülen maden arama faaliyetleri halkın şikayetleriyle gün yüzüne çıktı. Tepkilere yol açan projeye Çevre Bakanlığı tarafından "ÇED olumlu" kararı verildi.
Fotoğraf: Özer Akdemir /Evrensel
Özer Akdemir
[email protected]
Kastamonu – Kastamonu'nun Tosya ilçesinde, Kös Dağı eteklerinde yer alan Karaköy ve Ortalıca köyleri mevkisinde Hekimhan Madencilik tarafından yapılmak istenen maden arama projesine 7 Ağustos 2026 tarihi itibarıyla "ÇED Olumlu" kararı verildi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına sunulan Proje Tanıtım Dosyasının (PTD) onaylanmasıyla, sahada yarma ve sondaj yöntemiyle maden aranmasının önü resmi olarak açılmış oldu. Ancak verilen bu onay, bölgede uzun süredir devam eden hukuksuzlukları meşrulaştırma adımı olarak değerlendiriliyor.
fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
ÇED kararı öncesi bölge delik deşik edildi
Şirketin bu ÇED kararını almadan çok daha önce bölgede fiili olarak sondaj çalışmalarına başladığı ve ormanlık alanlarda çok sayıda sondaj kuyusu açtığı ortaya çıktı. Yörede yaşayan emekli öğretmen Emin Çelik’in ısrarlı çabaları, sahada yaşanan bu yasadışı durumu gün yüzüne çıkardı.
Çelik ve bölge halkının durumu tespit edip ilgili resmi kurumlara defalarca dilekçe vererek şikayette bulunmasının ardından, şirket yürüttüğü faaliyetlere yasal bir zemin yaratmak amacıyla ÇED sürecini başlatmak zorunda kaldı. Üstelik, şirketin fiili olarak sondaj yaptığı ve tahrip ettiği mera alanları için ilgili kurumlardan alınmış herhangi bir izninin de bulunmadığı anlaşıldı.
Kös Dağı'nın ekolojik ve tarımsal önemi tehlike altında
Kös Dağı ve çevresi, Kastamonu'nun en zengin biyolojik çeşitliliğine sahip orman ekosistemlerini ve kritik su havzalarını barındırıyor. Özellikle Ortalıca ve Karaköy yöresi, yer altı ve yer üstü su kaynakları bakımından büyük bir öneme sahip olup, bölgedeki tarımsal üretimin can damarını oluşturuyor. Meşhur Tosya pirincinin yetiştiği çeltik tarlaları başta olmak üzere, bölgedeki sebze ve meyvecilik faaliyetleri tamamen bu su varlıklarına bağımlı durumda. İzinleri dahi olmadan fiili olarak başlatılan ve halkın itirazları sonrası resmileştirilen bu maden arama faaliyetleri, verimli topraklara ve su havzalarına doğrudan etki ederek yörenin tarımsal geleceği açısından ciddi riskler barındırıyor.
Fotoğraf: Özer Akdemir/Evrensel
Yarma ve sondaj faaliyetleri doğada onarılmaz yaralar açıyor
Sadece bir arama faaliyeti olarak masum gösterilmeye çalışılan yarma ve sondaj işlemleri, sanılanın aksine ormanlık alanlarda, meralarda ve su havzalarında ağır çevresel tahribatlara yol açıyor. Ağır iş makinelerinin doğal yaşam alanlarına girmesiyle başlayan süreç, bitki örtüsünün tıraşlanması, toprağın üst katmanının sıyrılması ve devasa yarma çukurlarının açılmasıyla devam ediyor. Bu durum orman ekosistemini parçalayarak yaban hayatını evsiz bırakırken, aynı zamanda erozyonu tetikleyerek tarım topraklarının ve meraların fakirleşmesine neden oluyor. Sondaj çalışmaları sırasında yer altı su damarlarının zarar görmesi veya yön değiştirmesi ihtimali ise, yöre halkının içme ve tarımsal sulama kaynaklarını tamamen kurumaya ve kirliliğe mahkum etme tehlikesi taşıyor.
Dayanışmaya çağrı!
31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.
Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi
İndir, Oku, Dinle...
Evrensel'i Takip Et