07.08.2026 14:01 / Güncelleme: 15:13

Gazeteci Yusuf Karadaş: Hakiki çözüm iktidarın lütfuyla değil, mücadeleyle gelir

"Çerçeve yasa"ya ilişkin görüştüğümüz Yusuf Karadaş: "Muhatapları bu adımı bir başlangıç olarak gördüğü için ‘hayır’ dememek gerekiyor, fakat asıl güvence devletin lütfu değil, halkın birleşik ve örgütlü mücadelesidir.”

Elif Ekin Saltık
[email protected]


İki yıla yaklaşan süreç kapsamında Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası PKK’nin kendini feshetmesi ve Meclise bir komisyon kurulması sonrası iktidar cephesinden beklenen yasa tasarısı Salı günü AKP tarafından Meclise sunuldu. 12 maddeden oluşan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” siyasetin en sıcak gündemlerinden biri. Tasarıyı yeni bir aşama, demokratikleşme açısından bir ilk adım olarak değerlendirenler olduğu gibi; bu haliyle yeterli olmadığını söyleyip eleştirenler de var. Gazetemiz yazarı Yusuf Karadaş ile gelişmeleri, tasarının içeriğini ve bölgesel denklemleri konuştuk.

“Mesele elbette bir samimiyet meselesi değil”

Siz DTK’den 10 yıl 6 ay ceza almış, bugün sürgünde olan bir gazeteci ve siyasetçisiniz. Bu hatırlatmayı da yapmışken yasa tasarısını genel hatlarıyla nasıl değerlendiriyorsunuz? İktidarın Kürt sorununa yaklaşımındaki samimiyetini nasıl okursunuz?

Evet, yani mesele elbette bir samimiyet meselesi değil. Yani Türkiye’nin önünde duran önemli bir sorun ve toplumun, ülkenin ihtiyacı nedir sorusu bağlamında tartışmak lazım. Çerçeve yasayı konuşurken öncelikle aslında iktidarın bu yasayı ne zaman, hangi koşullar içinde gündeme getirdiğini hatırlamak sanırım biraz bugün olup biteni ve çizilen çerçeveyi anlamak bakımdan önemlidir diye düşünüyorum. Hatırlanırsa Bahçeli, 2024 ekim ayında Öcalan’a bir çağrı yapmıştı, silah bırakıldığını, örgütü feshettiğini açıklamasını ve bunu yapması halinde Umut hakkından yararlandırılmasından bahsetmişti süreci başlatırken. Şimdi bu ifadenin kendisi yani devletin süreç adına attığı adım, gündeme getirdiği çerçeve örgütün silah bırakması, kendini tasfiye etmesi, ondan sonra da Öcalan ya da siyasi tutsakların ya da o örgütle bağlantılı insanların kimi haklardan faydalanabileceği biçiminde bir çerçeve daha en başından çizilmişti.

Yani aslında sıkça vurgu yapılan terörsüz Türkiye vurgusu, Bahçeli’nin ilk açıklamasında burada çerçevenin sadece örgütün silah bırakılması üzerine inşa edildiğini ortaya koyuyordu. Öcalan bu çağrıya bildiğimiz gibi cevap verdi. Bunu barış ve demokratik toplumun inşası bakımından bir adım olacağı biçiminde bir değerlendirmesi oldu. Yani iki tarafın da birbirinden farklı beklentileri olduğu ortada duruyor. Ama çıkan çerçeveye baktığımızda hem bugünkü çerçeve yasadaki sürecin baştan sona iktidarın kontrolünde yürümesi boyutu bir tarafa; çizilen çerçevenin kendi de aslında kendini feshetme kararı almış PKK’nin bu fesih noktasında bütün bileşenlerini kapsayacak bir içeriğe bile sahip değil.

“Baktığımızda aslında bir rehin almaya dönüşüyor bu şeyin kendisi”

Yine kategorize var; 2005 tarihi öncesi olanları bir tarafa ya da öbür taraftan idamla yargılanmış ya da kasten öldürme diye bir ifade orada geçiyor. PKK zaten ülkede Kürt sorunundan kaynaklı ortaya çıkmış silahlı bir örgüt, bu örgütü tasfiye adına ortaya konan çerçevenin kendisi bile örgütün bileşenlerini baştan kategorize ederek bunu sınırlıyor ve her aşamasını devletin kontrolüne veriyor.

Siyaset yaptıkları için ceza almış ya da dağda, sürgünde bulunan insanlar ülkeye dönecekler. Burada 5 yıl veya 10 yıl ceza erteleme biçiminde iki kategori var. Cezasız ertelenenler siyaset yapabilmek için komisyonlara bireysel başvuru yapacaklar. Suriye’de SDG ile HTS arasındaki entegrasyon sürecinde de HTS, bireysel katılımı dayatıyordu. “Kolektif bir hareketin parçası olarak değil, kimliğinizi reddederek bana tabi olacaksınız” diyordu. Şimdi Türkiye’de de siyasetçiler bireysel başvuracak. O komisyonlar neye göre karar verecek? Türk iktidarının yargıyı bu kadar çok denetlediği bir süreçte tamamen her şey iktidarın kontrolünde. Binlerce insanın en az 5 ya da 10 yıllık yaşamları, yeni en ufak bir suçlamada yeniden yatacakları bir ceza ertelemesiyle denetleniyor. Baktığımızda aslında bir rehin almaya dönüşüyor bu şeyin kendisi.

“Demokrasinin filizleneceği yok bu yasada”

Bu yasanın muhatabı olan Kürt silahlı muhalefeti bunun bir başlangıç olabileceğini düşünüyor. Bunun muhatabı olan siyaset buna “evet” derken, ben en azından “hayır” dememek gerektiğini düşünüyorum. Ancak devamında şunu söylemek zorundayız, bu yasadan demokrasinin filizleneceği yok. Dönecek siyasetçinin siyaset yapabilmesinin koşulu da bunun devamında Türkiye’de demokratik hakların elde edilmesinin yolu da aslında halkın birleşik örgütlü mücadelesidir ancak. Çerçevenin kendisi iktidar tarafından zaten çizilmiş, iktidar zaten “bana bu kadarı lazım” diyor.

“Memlekette Anayasa Mahkemesinin kararını uygulamayan bir iktidar bloku var”

Devlet Bahçeli dün “Anadolu huzuru, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönecek kadar kararımız net” çıkışını tekrarladı. Ancak kayyımların çekilmesi, tutsakların bırakılması için yasaya ihtiyaç yok, AYM kararları işletilebilir. Bu durum bir çelişki yaratmıyor mu?

Bahçeli sürecin başından beri “Umut hakkı” ve özel statü gibi ifadeleri gündeme getirdi. Ama bugüne kadar iktidar hiçbirini yapmadı. İktidar bloku içinde herhangi bir problem gözükmüyor, gayet uyumlular ama Bahçeli her fırsatta beklenti yaratıyor. Memlekette Anayasa Mahkemesinin kararını uygulamayan bir iktidar bloku var, sen bu iktidarın ortağısın. Sonra işte cezaevinde Selahattin’in ahvalini, halini, hatırını soruyormuş. Yani böyle absürt, gerçekten de trajikomik bir şey söz konusu burada. Bu insanlar zaten siyasi nedenlerle cezaevine konmuş, AYM ve AİHM kararlarına rağmen durum böyle. Kayyumlar meselesinde iktidarın vazgeçeceğine dair en ufak bir işaret yok. Demokrasiye yönelik bir gidişat noktasında iktidar cephesinden işaret yok.

Bahçeli iki yıldır bunları söylüyor da ne oldu? İktidar bloku içinde çatışma mı çıktı? Bahçeli hala “Cumhur İttifakımız, memleketin iç cephesi” diyor. Bahçeli iyi polis, Erdoğan kötü polis değil mesele. İktidar blokunun baştan beri yaptığı bir iş bölümünün sonucu. Bahçeli beklenti yaratıyor, ama sınırları Erdoğan ve AKP belirliyor. NATO zirvesi döneminde insanların önlem adı altında toplanıp tutuklandığı bir süreçte Bahçeli’nin açıklamasından bir demokrasi çıkmayacağını görmek için fazlasıyla veri önümüzde duruyor.

“Siyaset yapma zemini bakımından aynı yasa duruyor”

Yasanın gerekçesinde “toplumsal barışın güçlendirilmesi” deniliyor. Tasarının olumlu yanı sürgündekiler için bir umut olması. Siz de sürgünde bir gazetecisiniz. Bu sınırlı adım demokratikleşme talepleri karşılanmadan bir barışı tesis eder mi?

Ben Emek Partisinin merkez ve bölge yöneticisi olarak Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi (DTK) toplantılarına katıldığım için 10.5 yıl ceza aldım. DTK’yi “terör örgütünün yasal uzantısı” sayarak, toplantıya katıldığım için beni de “terörist” ilan ettiler. Şimdi dönme tartışması yapıyoruz ya, bu süreç bakımından aynı yasa duruyor. Yani şimdi PKK kendini tasfiye ediyor ama benim bir Emek Partili olarak sadece Kürt sorununa dair söylediklerimden dolayı beni yargılayabiliyor bu bugünkü yasalar. Bu insanların yerine kayyum atanması, tutuklanması, 10 yıldır cezaevinde olmasının nedeni olan yasalar yerinde duruyor. Ama diyor ki “Siz geri dönün, kontrollü bir şekilde sizi sürece entegre edeceğiz.”

Eğer bu süreç gerçekten demokratik siyasete açılacaksa, herkesin siyaset yapabilmesi lazım. Zamanında “İnsinler düz ovada siyaset yapsınlar” deniyordu. Ama bu tasarı düz ovada siyaset de yaptırmıyor. Bireysel olarak başvuracaklar. Bu koşulların değişmediği şartlarda, demokratik siyasetin inşasının ancak mücadeleyle mümkün olduğu bir gerçeklikle karşı karşıyayız. İktidardan böyle bir beklentiye girerek yol almanın mümkün olmadığını görmek için sayısız örnek var.

“Kürtlerin bir şekilde gücünün sınırlanması ve bu merkezli rejimlere entegre edilmesi gerekiyordu”

Emek Partisi ve İHD tasarıya dair önerilerini sundular. Tasarının mevcut haliyle yasalaşması durumunda ortadaki denklemlere ve Kürt siyasetine yansıması ne olur? Gerçek ve kalıcı bir çözüm için bundan sonraki süreçte ne yapmalıyız?

Kürt hareketi bunun bir ilk adım olduğunu, mücadele bakımından bir olanağa dönüşebileceğini söylüyor. Bu yönüyle bir beklenti var ve dediğim gibi “hayır” demek doğru değil. Ama devamına dair çizdiğim çerçeveye baktığımızda; iktidarın “terörsüz Türkiye” adı altında örgütün kendini feshetmesini veya kademeli olarak entegre edilmesini dayattığı ortada. Dönecek insanların siyaset yapabilmesinin güvencesi de bu yasanın devamında demokratik adımlar atılacaksa bu ancak halkın 40 yıllık mücadele birikimi ve ortak mücadelesiyle olacaktır.

Bu süreç iki yıl sürdü ve gecikti. Neden? Türkiye’deki iktidar önce Suriye’de SDG’nin HTS yönetimine entegrasyonu sürecini bekledi. Bu sadece bir Türkiye planı değil, ABD planıyla da kesişiyor. ABD’nin bölgedeki temsilcisi HTS başa getirildikten sonra “Bizim artık Suriye’deki partnerimiz değişti” dedi. ABD, Ortadoğu’da kendisiyle iş birliği yapacak güçlü merkezi rejimler istiyor. Irak’ta da Kürtleri yeni hükümetle iş birliğine itiyorlar. Türkiye’deki rejim “Kürtler yeni bir statü elde ederse tehdit çıkar” diyerek süreci hızlandırdı. Erdoğan’ın ‘Türk-Kürt-Arap İttifakı’ diye tanımladığı şey, aslında bu güçlerin Orta Doğu’da ABD ekseninde birleşmesi olarak tanımlanıyor. Bunun için de Kürtlerin bir şekilde gücünün sınırlanması ve bu merkezli rejimlere entegre edilmesi gerekiyordu. Türkiye’deki rejim ABD ile uyumlu çalışabilmek için bu soruna çözüm bulmayı gerekli gördü.

“Mücadele varsa umut vardır diyeceğiz”

Erdoğan rejimi NATO’da yeni roller üstleniyor. Bu denklem içinde bölgenin yeniden dizayn ve İran’ın etkisinin kırılması var. ABD’nin çizdiği eksenle Erdoğan iktidarının siyaseti kesişiyor. Bu durum halkların kendi kaderlerini tayin edebileceği bir süreç için mücadele etmeyi zorunlu kılıyor. Bu güçlerden beklentiyle demokrasi çıkmayacağını gördük. Bu sürecin devamında bir umut olacaksa, bu devletin ya da ABD’nin atacağı adımlarla değil; halkın mücadele birikimiyle büyütülecektir. Devamının nasıl geleceğinin cevabı, iktidarın dayattığı bu çerçeve karşısında Türkiye’deki tüm demokratik güçlerin nasıl bir birleşik mücadele alacağıyla belirlenecek. Yani mücadele varsa umut vardır diyeceğiz. Umudun ancak mücadelenin büyütülmesinde olduğunu bilerek süreci değerlendirmek ve halkımızı beklentiye girmeme konusunda uyarmak da görevimizdir.

Evrensel seninle güçlü!

31 yıldır emeğin sesi olan Evrensel, gücünü sadece okurlarından alıyor. Emeğin sesinin daha gür çıkması için sen de güç ver.

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🚫
Reklamsız Deneyim Reklamlara takılmadan sadece habere odaklan.
ABONE OL Zaten abone misin? Giriş Yap

Dijital Evrensel uygulamamız güncellendi

İndir, Oku, Dinle...

📰
E-Gazete Her gün basılı gazeteyi dijital olarak oku...
🔊
Sesli Yazılar Köşe yazılarımızı sesli olarak dinle...
🔑
Şifresiz Giriş İmkanı E-posta adresinle şifresiz giriş yapabilirsin.
07.08.2026 14:18

Putin, Rusya’da altyapı tesislerinin korunmasını Güvenlik Konseyi'yle görüştü

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkedeki altyapı tesislerinin terör saldırılarına karşı korunması için alınabilecek ek önlemleri Güvenlik Konseyi üyeleriyle görüştü.

Putin, Rusya’da altyapı tesislerinin korunmasını Güvenlik Konseyi'yle görüştü

Fotoğraf: ANKA

07.08.2026 08:10

Petrolde fiyatlarında yükseliş sürüyor: Brent 83 doları aştı

İran ve Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndan gemi geçişlerine yönelik yeni düzenleme önerileri petrol fiyatlarını yukarı çekti. Brent petrol yüzde 1,2 artışla 83,48 dolara yükselirken, WTI 78,84 dolardan işlem gördü.

Petrolde fiyatlarında yükseliş sürüyor: Brent 83 doları aştı

Fotoğraf: jayjay13/Pexels

07.08.2026 10:26

Altınoluk'ta 5’inci Alevi Kültür ve Sanat Festivali başladı

Altınoluk'ta 5’inci Alevi Kültür ve Sanat Festivali başladı. 10 Ağustos'a kadar sürecek festivalde Alevi inancı ve kültürüne ilişkin söyleşi ve paneller yer alacak.

Altınoluk'ta 5’inci Alevi Kültür ve Sanat Festivali başladı

Fotoğraf: Evrensel 

Evrensel'i Takip Et

Bildirimleri aç

Bildirimler

Önemli haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak ister misiniz?

✓ Bildirimler başarıyla açıldı!